DOBRUCA’DA BİR HALK HADİMİ : AHMET-NACİ CAFER ALİ

Ahmet-Naci Cafer Ali, XX. yüzyılın ikinci yarısında Dobruca Türklerinin kültür ve eğitim hayatında çok önemli rolü olan, halkımıza büyük hizmetleri dokunmuş tarihi bir şahsiyettir. Birçok aydının yetişmesinde emeği geçen vatansever bir aydın olan babası Cafer Ali’den aldığı ilim, irfan ve hizmet bayrağını daha da yükseltmiştir. Eğitimci, etnograf, halk bilimcisi, okul kitapları editörü, yazar ve çevirmendir. Ahmet-Naci Cafer Mecidiye’de, Hafız Cafer Efendi ve Kadriye Hanımın çocukları olarak 1 Aralık 1924’te dünyaya geldi.. Kırım Savaşı yüzbinlerce Kırım Türkü gibi onun ailesinin de geleceğini etkilemiştir. Dedesi Ali ailesiyle birlikte, Kırım Savaşı’ndan sonra, 16 yaşında iken Kırım’dan Osmanlı Dobrucası’na göç etmiş ve Mecidiye’ye yerleşmiştir. Evlenip üç oğlu olmuş, oğullarıyla birlikte at ve koyun yetiştiriciliyle uğraşmışlardır. Oğullardan Cafer Ali’yi yeteneği ve başarısı üzerine Babadağ medresesine göndermiş ve O da daha 14 yaşında iken hafız derecesini elde etmiştir. Başarılı tahsilini İstanbul’da sürdüren Cafer Ali, öğretmen ve din adamı olarak yetişmiştir. Evlendiği Kadriye Hanım bir Kazan Tatar ailesinin yetim kalan kızı olup bir Rumeli Türkü olan Ümmühan ablanın evlâtlığı idi. Bu Ümmühan abla da Hafız Cafer ailesinin bir ferdi olarak yanlarında kalacak ve küçük Ahmet-Naci’ye ve diğer üç kardeşine Türk masallarını o anlatacak, türkülerini o söyleyecektir. Ahmet-Naci’nin babası olan Hafız Cafer efendi (1879-1942) ateşli bir milletsever olarak evinin duvarına astığı kendi eliyle çizdiği ata yurdunun haritasına baka baka, Kırım hayaliyle yaşamış, milletinin yeniden tarih sahnesine zuhur etmesi için çalışmıştır. İlkin, Dobruca köylerinde Kırım Tatar çocuklarına öğretmenlik yapmıştır. Sonraları, Kırım’da Numan Çelebi Cihan yolbaşçılığındaki Kurultay hükûmetinin çağrısı üzerine, şair Mehmet Niyazi gibi, genç Müstecib Hacı Fazıl gibi, eğitimci Fevzi Altuğ gibi, Şevki Bektöre gibi, büyük bir aşkla sevgiyle, heyecanla idealist münevverlerin saflarına katılmak üzere Kırım’a gitmiştir. Üç yıl boyunca vatan Kırım’ın köylerinde öğretmenlik yapmıştır. 1922 yılında Romanya’ya dönüp gelmiş, şair Mehmet Niyazi’nin ev komşusu ve meslektaşı olarak ömrünün sonuna kadar Mecidiye Medresesinde görev almıştır. Tahsin İbrahim’in, Mehmet Vani’nin, İsmail Ziyaeddin’in, kendi oğlu Ahmet-Naci’nin, Prof. Dr. Kemal Karpat’ın ve daha nice hoca, öğretmen ve çeşitli mesleklerden aydınların da mürşidi olmuştur. Kendisi hakkında öğretmen, din adamı ve yazar Mehmet Vani Yurtsever hatıralarında şunları yazar: “Hafız Cafer zeki ve vazifesĭn menimsegen, bütün yüregimen ders bergen bir hoca edi. Talimge son derece diqqat etti. Üç ay “Sübhaneke”ni tekrarlağanımıznı hatırlayman. Az zamanda Qur’an oquvımıznı deñiştirdi. Bu hoca bizge talim ve tecvit oqutmaqman iktifa etmedi; Quran’dan birköp ayetlerni belletip manaların ayta ve bunlardan ileride imam ve hatip gibi aytacaq vaz-u nasihatlarımızda faydalanmamıznı tavsiye ete edi; bir ğayesi bar edi: Halq üşün hazırlıqlı hocalar yetiştirmek!” 1998 yılında Karadeniz gazetesinin muharriri Aci-Amet Cemal’in kendisiyle yaptığı bir mülâkatta, Ahmet-Naci Bey hayatında en çok etkilendiği kişilerin babası Hafız Cafer efendi ile şair Mehmet Niyazi olduğunu söyleyecektir. İşte böyle bir babanın oğlu olan Ahmet-Naci Cafer, ilkokulu öğleden evvel Romen okulunda, öğleden sonra da Türk okuluna devam ederek okumuştur. 1936 yılında Mecidiye Medresesi’ne girmiş, sekiz yıl boyunca sınıf birincisi olarak 1944 yılında mezun olmuştur. Babası gibi, kuvvetli bir hafızası, çok yönlü, ansiklopedik bilgilere merakı ve sonsuz bir ana dili sevgisi vardı. Çocukluğunda ve gençlik yıllarında, katıldığı oyun, talaka, tepreş ve düğünlerde millî ve dinî âdetlerimizi yakından tanımış, yüzlerce türkü ezberlemiş, binlerce çıñlar, maneler, söz ve deyimler, atasözleri toplayıp kaydetmiştir. Musurat, Köstel köyleri ve Mecidiye’de 4 yıl Türkçe öğretmenliğinin ardından, okullar bakanlık kararıyla, Türk ve Tatar olarak ikiye ayrılınca, Mecidiye’de açıldıktan sonra Köstence’ye nakledilen Türk-Tatar Öğretmen Okulu’nun müdürlüğüne getirilmiş, ardından da Bükreş’e, merkeze alınıp Türk okulları müfettişliğine atanmıştır. Tahsili ve yetenekleri sayesinde, yaşı itibariyle de 1930-1940 yıllarının Emelcilik hareketiyle ilgili olarak Emniyet fişlerinde adının geçmemesi üzerine, bu önemli görevlere getirilmişti. Böylece Naci Cafer Ali müfettiş olarak, teftişleri sırasında bir yandan Türk-Tatar okullarının durumunu, sorun ve imkânlarını yakından öğrenirken, diğer yandan da içinden çıkıp geldiği halkımızın yeni şartlardaki hayatını inceler, eski devirlerden bugünlere kadar sinesinde taşıyıp getirdiği manevî değerlerini, dilini, folklorunu araştırıp toplar. Bulunduğu mevkilerde çalışmak bir bakıma bir “sırat köprüsü”nden geçmek gibi idi. 1944 yılından itibaren Romanya’ya hâkim olmaya başlayan komünist rejimde önemli bir görevde bulunmak için liyakatten ziyade, “Partinin adamı” olmak yeterli iken, Naci Cafer, bütün çalışma hayatında sürekli olarak kendini yetiştirmiş, gerçek insan ve öz milletinin hadimi hüviyetini korumasını bilmiştir. Değişen şartlara uyum ve kendini sürekli yenileme arzusu ile, 1947’de Köstence “Mircea cel Bătrân” lisesini dışarıdan, 1954 yılında üç yıllık Eğitim Yüksek Okulunun gece bölümünü, 1959’da Biyoloji-Coğrafya fakültesini, 1967’de Parti Üniversitesinin iki yıllık tarih bölümünü ve 1975’te 51 yaşında iken, dört yıllık Basın-Yayın Fakültesini bitirmiştir. Türk ve Tatar okul kitaplarının hazırlanmasında yazıları, çevirileriyle bizzat yer almış, yazı heyetlerinin koordinatörlüğünü yapmıştır. Bu kitapları hazırlayabilecek ehliyetli kimselerin bulunmadığı bir devirde Kırım Tatar okulları için, Ahmet-Naci Cafer ile İsmail Ziyaeddin, Eğitim Bakanlığına, vaktiyle Kırım’da, Kırım lehçesiyle yazılmış kitapların getirtilmesini teklif etmişlerdir. Kesin bir retle karşılaşmışlardır. Buna karşılık, dönemin Romen hükûmetinden, çoğunlukla Kırım’dan gelen Türklerin anavatanlarıyla ve ana dilleriyle ilgilerini kesmek maksadıyla Tataristan’dan Kazan Tatarcasıyla, Kiril harfleriyle yazılmış okul kitaplarının getirtilmesi kararı çıkmış ve uygulanmıştır. Herhangi bir gerçekçilik ve ilmî dayanaktan yoksun bu karar, değil öğrencilerin, öğretmenlerin bile rahatça anlayamadığı Kazan Tatarca kitapların resmen kullandırılması Tatar okullarını büyük bir çıkmaza sürüklemiştir. Yine Ahmet-Naci Cafer ve yakın mesai arkadaşları Dobruca Kırım Tatar lehçesiyle ve Latin harflerle yerli kitaplar hazırlanması teklifiyle gelirler. Romanya Bilimler Akademisi ile Dilbilgisi Enstitüsü’nün kılavuzluğunda, Dobruca’da yapılan ilmî gezilerden elde edilen verilerle bir alfabe hazırlanır, fakat gerekli okul kitaplarını hazırlayabilecek ehliyetli kimseler ya hapiste, ya da hapisten henüz çıkmış olduklarından rejimin yasaklıları arasındadırlar, dolayısıyla kültür işlerinde çalışamazlar. Ahmet-Naci Cafer bu yasaklılara çalışma izni verilmesini teklif eder. Uzun tartışma ve arayışlardan sonra, yasaklılara yazılarında imzaları olmaması kaydıyla, gerekli izinler verilir. 1952–1957 yıllarında Türkçe ve Kırım Tatarca 20’den fazla dilbilgisi ve okuma konularında okul kitabı basılır. Ayrıca Türk okulları için Romence okutulagelen fen ve sosyal bilgiler kitapları tercüme edilir. Bu çalışmaların yanı sıra, Romence-Tatarca ve Tatarca-Romence olmak üzere, bir sözlük çalışması grubu kurulur. Grubun üyeleri şunlardır: baş redaktör İsmail Ziyaeddin, yardımcı redaktör Ahmet-Naci Cafer Ali, üyeler Bükreş’teki üniversite profesörlerinden Muratça Seyit Abdullah, Ablay Mehmet, Mehmet Ali Ekrem, Köstence Tatar okulları profesörlerinden Tahsin İbrahim, Mehmet Halim Vani, Ekrem Menlibay. 1959 yılında bütün azınlık okulları kapatılır. Tatar okulları için hazırlanan kitaplar elde kalıp, birer hatıralık ve kitap nadiratı olmaya mahkûm kılınır. Sözlük çalışmasının sözleşmesi Eğitim Bakanlığı Yayınevi’nce iptal edilir. Birinci cildin % 40’ı kadar tutan daktilo edilmiş metin ile kutu kutu fişler çalışma grubu tarafından Ahmet-Naci Cafer Bey’e emanet edilir. 1989 yılındaki Romanya halk devriminin getirdiği özgürlük ve iyimserlik ortamında, 1996 yılında yazar ve gazeteci Kerim Altay bir Tatarca-Türkçe-Romence sözlük bastıracaktır. Bu eserin basılmasından evvel Kriterion yayınevi editörü İsmail Ziyaeddin ve Ahmet-Naci Cafer Beylerden de bir görüş rica eder. Ahmet-Naci Cafer Bey, İsmail Ziyaeddin Bey’in de muvafakatini verdiği bir referat hazırlar. Eserin birçok eksiklerine ve kusurlarına işaret eder, fakat halkımızın bir temel ihtiyacına bir an evvel bir cevap verilmesi gerektiğini düşünerek basılmasını uygun görür. Kerim Altay Bey’in kendisine de düşüncelerini açıklar. Ondan bir yeni baskı için, eseri üzerinde tekrar çalışmasını ister. İsmail Ziyaeddin Bey’in onayı ile 1957–1959 yıllarından beri elinde emanette bekleyen sözlük çalışmasının materyalini de Kerim Altay Bey’e verir. Ne yazık ki ömrü vefa etmeyip, Kerim Altay 2006 yılında Hakkın rahmetine kavuşmuştur. 1970 yılından sonra Türk okulları tekrar faaliyete geçirilir. Bu okullarda 1971–1998 yıllarında Ahmet-Naci Cafer ve Mehmet Mustafa Ali Beylerin hazırladığı Türkçe gramer ve okuma kitapları kullanılır. 2000 yılından sonra İsmail Ziyaeddin, Mehmet Vani Yurtsever ve Tahsin İbrahim Efendilerin yazılarının kitap halinde basılması söz konusu olduğu vakit, 1956–1959 yıllarının okul kitaplarında yer almış birçok yazının aidiyeti ancak Ahmet-Naci Cafer’in yardımı ile tespit edilebilmiştir. Ahmet-Naci Cafer Bey çocukluğunda, gençliğinde ve çalışma hayatında Dobruca Türk-Tatar folklorunu yakından tanımıştır. Zengin folklor malzemelerini toplamış, kaybolmaktan kurtarmıştır. Denilebilir ki, onun bu sahadaki hizmetleri Finlandiyalı büyük folklorcu Elias Lönnrot’un çabalarını andırır. 1958 yılında Ahmet-Naci Cafer Romanya Doğu Bilimleri Enstitüsü’nün kurucu üyeleri arasında yer almıştır. Enstitünün yayını Studia et Acta Orientalia’da yazıları yayınlanmıştır* Ahmet-Naci Cafer Bey 1972 yılından evvel, Tuna üzerindeki Demirkapı Barajı’nın suları altında kalacak olan tarihî Türk adası Adakale’den kurtarılması gerekli mirasla ilgili olarak kurulan Türk Kültürel Değerlerini Kurtarma Komisyonu’nda yer almıştır. Dobruca’da 120 kadar Türk ve Tatar şarkısını Romen Akademisi’nin arşivi için plâklara okumuştur. 1980 yılında Dobruca Kırım Tatar folkloruyla ilgili bir derleme olan “Boztorgay kitabını, 1998 yılında da Dobruca Türk folkloruyla ilgili bir derleme olan “Unutma Beni kitabını çıkarmıştır. 1990 yılında Müslüman Türk-Tatar Demokrat Birliği’nin kurucuları arasında Ahmet-Naci Cafer Bey de bulunmuş, faaliyetlerinin omuzdaşı olmuştur. Örgütün yayın organı olan Karadeniz gazetesinde etnografya, eğitim ve dilbilgisi konularında halkımıza yazılarıyla hitap etmiştir. 1992 yılında şair ve yazar klâsiğimiz İsmail Ziyaeddin’in bazı şiirlerini “Toy” kitabında toplayıp halkımızın istifadesine sunmuştur. 2004 yılında ise, Saim Osman Karahan’la birlikte, yine İsmail Ziyaeddin’in (1912-1996), kendi arşivini tarayarak hazırladığı, iki ciltlik “Saylama Eserler”ini yayınlatmak üzere Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokrat Birliği’ne teslim etmiştir. Bu çalışması R.M.T.T. Birliği’nce yayınlanmak üzere ilgi ve sırasını beklemektedir.


* Naci A. Cafer ve Vladimir Drîmba, “Quelques problèmes relatifs à la formation culturelle de la population tatare de Roumanie”, Studia et Acta Orientalia … I, 1958; Ali Cafer Naci, “Notes concernant les coutumes et le folklore de la population tatare de la Rėpublique populaire roumaine”, Studia et Acta Orientalia … IV, 1962, ve Studia et Acta Orientalia … VIII, 1971.

TAVSİYELER

KIRIMOĞLU, BİR HALKIN MÜCADELESİ kitabı çıktı!

Emel Kırım Vakfı Başkanımız Zafer Karatay’ın yazdığı “Kırımoğlu, Bir Halkın Mücadelesi” kitabı ilk defa 23 …