Dr. Ahmet Özenbaşlı

Kırım İstiklâl Davasına gönül verenler için sembol isimlerden birisi olan Dr. Ahmet Özenbaşlı’yı 40 yıl önce 1958 yılında kaybetmiştik.
 
Vatan Kırım’ın Çarlık hakimiyeti altına girmesiyle, bir asır boyunca hayat kaynakları kurumuş ve çölleşmiş, bu hakimiyet altında hemen hiç bir yazılı ürün verememiş Kırım Tatar medeniyet tarlasını sabırla süren, bu çölleşmiş tarlaya özenle ve umutla tohumlar eken ve bu tohumları gece gündüz alın teriyle, gözlerinin nuruyla sulayan büyük fikir adamımız İsmail Bey Gaspıralı’nın açtığı yoldan yetişmiş nadide şahsiyetlerden birisidir Ahmet Özenbaşlı.
 
Genç yaşta sevdalandığı milleti ve vatanı için, sevdanın yetmediğini bilen Özenbaşlı, Kırım İstiklâl Davası’nın en ön saflarında mücadeleye atılmış, vatan sevdasını ve inancını, çile ve işkencelere, ihanet ve zulümlere, sürgün ve hapislere rağmen asla kaybetmemiş bir yiğit insan olarak Tacikistan’da Vatan’ından kilometrelerce uzakta hayata gözlerini yumdu.
 
Dr. Ahmet Özenbaşlı’nın naaşı, ölümünden tam 35 yıl sonra Vatan Kırım’a getirilebildi. Kendisi gibi Kırım sevdalısı kızı Meryem Özenbaşlı’nın gayretleri ve Kırım Tatar Millî Meclisinin desteğiyle Kırım’a getirilen Dr. Ahmet Özenbaşlı’nın naaşı, 8 Ağustos 1993’de, yani doğumunun 100. yılında, Bahçesaray’daki Han Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra Zincirli Medresenin bahçesinde, İsmail Bey Gaspıralı’nın yanına defnedildi.
 
TRT için hazırladığım “Kırım Belgeseli”nin son görüntüleri bu cenaze töreninde çektiğimiz görüntüler olmuştu. Hansaray’dan Zincirli Medreseye kadar Dr. Ahmet Özenbaşlı’nın kemiklerini omuzlarında taşıyarak götüren Kırımoğlu ve Kırım Tatarlarının yürüyüşü çok düşündürücüydü. Bu, unutturulmak istenen bir tarihe sahip çıkıştı. Bu, Vatan Kırım’ın tarihî başşehrinde yönetim merkezi Hansaray’dan, tarihî ilim ve irfan yuvası Zincirli Medreseye giden yolda, tarihin kucaklanarak omuzlarda taşınması, Vatan Kırım’ın geleceğine doğru kararlı bir yürüyüştü.
 
Kırım Türklerinin Hansarayı’nın avlusunda, Han Camii’nin önünde kılınan cenaze namazından sonra, birer konuşma yapan Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı Kırımoğlu’nu ve Doç. Dr. Hakan Kırımlı’yı dinlerken, bu tarihî mekânda, geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman birleşti. Kırım Hanlığı’nın şanlı dönemleri… Mengli Geray, Kırım Geray, İslâm Geray ve diğer Geraylar… Zaferler, kahraman askerler, kutlamalar, toylar… Hansaray’ın yakılışı, işgal, acı, mecburî göçler… Rus İmparatoriçesi II. Yekaterina bu saraya gelirken Kırım Tatarlarının yaşadığı acı… İsmail Bey Gaspıralı, I. Kırım Tatar Millî Kurultayı, sürgün, mücadele… Emel dergisi, Muhacerette yürütülen millî mücadele, bizlerin genç birer insan olarak ve yürekten inanarak bu mücadeleye katılışımız, uykusuz geceler, yaşadıklarımız, Vatan Kırım’ı ilk ziyaretim, efsanevî Kırımoğlu ve efsanevî mücadelemizin kahramanlarıyla tanışma… İnanç, sevgi, fedakârlık, azim, kararlılık, önümdeki tabutta kemikleri duran Ahmet Özenbaşlı ve onun gibi inançlı vatanseverlerin yaşadığı, heyecanlar, sevinçler, hayal kırıklıkları, acı ve üzüntüler, umut ve umutsuzluk… Vatan uğrunda, millet uğrunda yaşananları, herşeyi sanki bir anda yaşadım. Hakan Kırımlı’nın sesindeki heyecan beni, 1917 yılına, yine bu mekâna götürüyor. Karşımda kalpağını giymiş Antlı Kurban, Millî Şehidimiz Noman Çelebi Cihan Kırım Tatarlarına hitap ediyor:
 
“Millet! Bizler şanlı ecdadımızın harabeleri içindeyiz.O ecdad ki mert idi, âdil idi, yüksek idi. Dirileri yaşatan ölülerdir, ölülerin eserleridir. Bizler ölmüş dedelerimizin şanla, şerefle kazandıkları millî serveti iyi kullanmaya karar verdik. Bunun için de millî müzeyi açmaya karar verdik, teşebbüs ettik. Bu millî eski eserler müessesesine bir yurt olmak üzere en mukaddes kâşanemiz olan Hansarayı’nı zapt ettik. Biz ecdadımızın, şanla, şerefle, şevketle etrafında bıraktığı ne kadar eser varsa hepsini toplayıp oraya koymaya karar verdik.
 
Evet, siyasîlerimizin doğurduğu Kurultay’ı da onun içinde bulundurmaya karar verdik. Bir zamanlar cihanın her tarafında, karada, denizde şanla ve şerefle, şevketle ve adaletle sâyebân olup bir buçuk asırdan beri mahkûm ve mahbus halde bulunan millî Gökbayrağımızı da onun üzerine dikmeye ant ettik.”
 
Nur içinde yatsın. Dr. Ahmet Özenbaşlı da ant etmişti. Antına sâdık yaşadı ve sâdık öldü. Onunla aynı ideali paylaşanlar, aynı antı yapanlar şimdi, 8 Ağustos 1993 günü onun için dua ediyorlardı.
 
Merhumun kızı Meryem Özenbaşlı ve kıymetli bilim adamı İsmail Kerim, 1993 yılında başladıkları ve onun seçme eserlerini topladıkları Qınm Faciası adlı kitabı ancak 1997 yılında neşrettirebildiler. 253 sayfalık bu kitapta, İsmail Kerim, Meryem Özenbaşlı ve Eldar Seyitbekir’in Ahmet Özenbaşlı’nın hayatı ve faaliyetlerine dair makalelerinden sonra, onun çeşitli tarihlerde çeşitli yerlerde basılmış üç Rusça makalesi, Kırım Tatar Türkçesiyle 1926 yılında Akmescit’te Arap harfleriyle neşredilen ve bir klasik eser mahiyetindeki Çarlık Hakimiyetinde Kırım Faciası yahut Tatar Hicretleri adlı kitabı, 1925 yılında Oquv İşleri mecmuasının 2. sayısında neşredilen “Keçen Devrimize Tenkidli Bir Baqış Tecribesi”, 1927 yılında İleri dergisinin 10. sayısında basılan “Qurultaycılıq ve Oktyabr İnqılâbı” ve 22 Ocak 1927 tarihli Yaş Quvvet gazetesinde basılan “Amdi Giraybay’nın Son Şiiri Münasebetile” makaleleriyle, “Dünümüzün Canlı Levhaları” başlığını taşıyan ve ömrünün son yıllarında çalışma kamplarında yazmaya başladığı lâkin tamamlayamadığı romanından bir parça yer alıyor. Eserin sonuna, Çarlık Hakimiyetinde Kırım Faciası yahut Tatar Hicretleri kitabının orijinalinde yer alan Kırım Hanlığı’nın bir haritası da koyulmuş.
 
Qırım Faciası, Kırım Tatarlarının Millî Mücadelesine gönül vermiş olan herkesin okuması gereken bir eserdir. Noman Çelebi Cihanın, Cafer Seydahmet Kırımer’in en yakın arkadaşlarından birisi olan bu büyük vatanseveri tanımak, İsmail Bey Gaspıralı’nın ruhunu ve idealini, 1917’de Kırım’da İstiklâl’i sağlayan kadronun ruhunu, kısaca Kırım İstiklâl Davası’nın ruhunu tanımak demektir.
 
Dr. Ahmet Özenbaşlı’yı anmak, onu ve onun faaliyetlerini tanıtmak için bu yıl 24-25 Nisan 1998 tarihleri arasında Akmescit’de milletlerarası bir konferans yapıldı. Açılışını Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı ve Ukrayna Parlamentosu milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun yaptığı bu konferansı tertip edenleri, onun eserine emeği geçenleri başta Millî Meclis âzâsı kızı Meryem Özenbaşlı olmak üzere yürekten tebrik etmek ve onlara şükran duymak gerekir.
 
Meryem Özenbaşlı’nın tanıtmaya çalıştığı insan sadece kendi babası değildir. Meryem Hanım, totaliter rejim döneminde unutturulmaya çalışılan hepimizin manevî babalarından birini ve halkımızın bu büyük yolbaşçısını tanıtmakla büyük bir hizmeti yerine getirmektedir. Sürgünden büyük mücadelelerle geri dönen Kırım Tatarlarının unutturulan bu geçmişle tanışmaya büyük ihtiyaçları vardır. Günümüzdeki Millî Hareket’imizin mensuplarının, millî kimliğimizin bir asırlık esaretten sonra canlanıp şekillendiği bu dönemi bilmeleri ve o devrin ruhunu, prensiplerini, o devirdeki büyük yolbaşçılarımızın sahip olduğu idealleri idrak etmeleri gereklidir. Kırım’da içinde bulunduğumuz bu ortamda Millî Hareket’imizin geleceğinde, geçmişimizin bu büyük meşalelerinin yolumuzu aydınlatmasına şiddetle ihtiyaç vardır.

TAVSİYELER

CENGİZ DAĞCI, İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİNDE ANILDI

Cengiz Dağcı, doğumunun 100. yılı vesilesiyle İstanbul Kültür Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü tarafından …