KIRIM TATAR MİLLÎ MATBUAT TARİHİ

Doç. Dr. Leniyara Celilova,

Kırım Tatar Millî Matbuat Tarihi,

İstanbul: Akademi Titiz Yayınları, 2017,

117 sayfa. 

 

Ufuk AYKOL

Leniyara Celilova’nın Kırım Tatar Millî Matbuat Tarihi adlı kitabı 2017 senesinde Akademi Titiz Yayınları tarafından neşredilmişti.  Kırım Tatarca’dan Türkçe’ye aktarımı ise Ömer Küçükmehmetoğlu tarafından yapılmıştı. 8 bölümden oluşan bu çalışmanın sonunda ek olarak Kırım Tatar matbuatının tarihini gösteren bir tablo bulunmaktadır. 106 süreli yayının künyesinin bulunduğunu bu tablo 1858-2009 senelerini kapsamaktadır.

Bu çalışmada Leniyara Celilova, Kırım dışındaki Kırım Tatar matbuatını da kapsadığını belirtiyor. Fakat bu kısmen doğru. Çünkü Kırım’dan sonra Özbekistan’daki Kırım Tatar matbuatı dâhil edilmesine rağmen Türkiye’de çıkan matbuata hiç değinilmemiştir. Vilnius’ta 1858’te neşredilen Risale-i Tatar-ı Leh adlı risale bu çalışmada yer alıyor ve hatta yazarın “Giriş” bölümünde bulunan “Araştırmanın Zorluğu” kısmında sadece bu eserin teminindeki zorluktan bahsediliyor. Buna karşın 1908’de İstanbul’da başlayan Kırım Tatar matbuatı ve 1930’da Pazarcık’ta (Romanya) neşredilen Emel dergisi bu çalışmada yer almamaktadır. Hem İstanbul’da başlayan ve günümüze kadar devam eden Türkiye’deki matbuatın hem de Romanya’da yayın hayatına başlayıp Türkiye’de devam eden Emel’in bu çalışmada yer almaması, kitabın isminin vaadini gerçekleştiremediğini göstermektedir. Çalışmanın kapsam alanı kitabın adından sonra parantez içerisinde ya da altbaşlık olarak verilse doğru olurdu.

Kitabın “Giriş” bölümünde Kırım Tatar halkına ve matbuatına dair kısa bir tarihçe denemesi var. Burada çalışmanın sınırları belirtildikten sonra tarihçe kısmına geçilmiştir. Bu tarihçe kısmında ise İsmail Bey Gaspıralı’nın adının geçmemesi çok büyük bir eksiklik. Kırım Tatarlarında “millî şuurun” uyanmaya başlamasına değinildiği zaman muhakkak İsmail Bey Gaspıralı’nın ve sonrasında Yaş Tatarların adının zikredilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte tarihçe kısmında bir takvim birliğinden bahsedemeyiz. Kimi yerde Jülyen kimi yerde ise Gregoryen tarihler verilmiştir. Nitekim Birinci Kırım Tatar Millî Kurultayı, kitapta not düşüldüğü gibi 9 Ekim değil, 9 Aralık 1917’de toplanmıştır. 26 Haziran 1991’de toplanan ve bugün “Kırım Tatar Millî Bayrak Günü” olarak kutlanan II. Kırım Tatar Millî Kurultayı’ndan ise hiç bahsedilmemiştir.

Metnin Kırım Tatarca aslını görmediğim için dili hakkında kesin bir şey söylemek doğru olmaz ancak Türkçe’ye aktarımından yola çıkarsak ümitvar değilim. Çünkü aktarımda da imla hataları ve anlatım bozuklukları mevcut. Bununla birlikte “Türk-Tatarca” gibi garip bir tabirden bahsediliyor: “İsmail Gaspıralı Türk-Tatarca gazete neşretme fikrinden vazgeçmeyip Tiflis’te taş basması ile bir dizi risaleler bastırdı.” (s. 21) Burada hangi Tatarca’dan hangi Türkçe’den bahsedilmektedir? Türk-Tatarca adıyla bir lisan veya lehçe var mıdır? İsmail Bey Gaspıralı’nın Tercüman’da kullandığı dilin Kırım Tatarca serpiştirilmiş bir Osmanlı Türkçesi olduğu biliniyor. Muhtemelen “Türk-Tatarca” denilerek bu kastedilmeye çalışıldı. Bu tabiri yazarın mı yoksa kitabı Türkçe’ye aktaranın mı kullandığı ise belli değil.

“Rus Çarlığı Zamanında Kırım Tatar Matbuatı” başlıklı ikinci bölümde, 1917 senesine kadar çıkan süreli yayınlar yer almaktadır. Burada yazarın (yahut aktaranın), Tercüman’ın dili konusunda kafasının karışık olduğu aşikâr. Çünkü 22. sayfada “bütünüyle Türkçe yayınlanan” diye bahsedilen gazeteden bir sayfa sonra dilinin “Türk-Tatarca” olduğu belirtilmektedir. Bununla birlikte yazarın Tercüman’ı okuyup okumadığından da emin değiliz. Çünkü gazetenin diline ve Gaspıralı’ya dair yaptığı birkaç paragraflık tahlilde Tercüman’a değil, ikincil kaynaklara atıf yapmıştır. Ayrıca takvim konusundaki anlaşılmazlık devam etmektedir. Yazar, Tercüman’ın 10 Şubat 1918’de yayın hayatına son verdiğini kaydeder ancak günümüzde kullandığımız milâdî takvime göre bu tarih 23 Şubat 1918’e tekabül etmektedir. Bununla birlikte Tercüman’ın yayın hayatına 22 Nisan 1883 tarihinde başladığı bilgisi yer almamaktadır.

Birinci bölümde, Yaş Tatarların öncüsü Abdürreşîd Mehdî’nin Karasubazar’da neşrettiği Vatan Hâdimi adındaki gazetenin “Kırım milliyetçisi” (s. 29) olduğu belirtilmektedir. “Kırım milliyetçisi” olarak kastedilen hususun “Kırım Tatar milliyetçisi” olmak olduğunu varsaymaktayız. Çünkü milliyetçi olmak hususunda ülke veya vatan adı değil, millet adı kullanılır.

Üçüncü bölüm olan “1917 Ekim İhtilali Sonrası Kırım Tatar Matbuatı”, 1917’den 1941 senesindeki Nazi işgaline kadar olan süreçteki süreli yayınları ihtiva ediyor. Burada 1918’deki ilk Bolşevik işgaline kadar Kırım Tatar millî gazeteleri dikkat çekmektedir. Daha sonra ise Sovyetler Birliği’nin propaganda amaçlı çıkardığı neşriyatlar bulunmaktadır. Celilova, bu bölümde de kısa süreli yayınlar hakkında kısa malumatlar vermektedir. “1942-1944 Yıllarında Kırım Tatar Matbuatı” başlığındaki üç sayfalık dördüncü bölümde ise Alman işgali döneminde çıkan iki gazeteden bahsedilmektedir. Tek sayfadan ibaret olan “Sürgün Dönemi Matbuatı: 1944-1957 Yasaklı Yıllar” adlı beşinci bölümde, Kırım Tatarlarına uygulanan yayın yasağından bahsedilmiş ve vatanlarına dönmelerinin engellendiği belirtilmiştir.

“Sürgün Yıllarında Kırım Tatar Matbuatı”  başlıklı beşinci bölüm, 1957-1989 seneleri arasında Özbekistan’da sürgünlükte neşredilen gazeteleri kapsıyor. Celilova bu bölümde yer alan matbuatın Kırım Tatar Millî Hareketi’ne faydasına ve desteğine değiniyor. Burada 1883’te Tercüman gazetesinin neşrinden itibaren Kırım Tatar Millî Hareketi’nin millî matbuat ile ilerlediğini ve geliştiğini belirtilmesi gerekirdi. Yedinci bölümde ise “1989 Yılından Günümüze Kadar Kırım Tatar Matbuatı” başlığı altında vatana dönüşten sonraki matbuat yer almaktadır.

Sekizinci ve son bölüm olan “Son Söz”de Leniyara Celilova, Kırım Tatar matbuat tarihinin bir değerlendirmesini yapmamaktadır. Burada 1883’ten günümüze kadar seyreden millî matbuatın, millî hareket ile birlikte nasıl ilerlediğine ve etkisine değinilmeliydi. Bununla birlikte Sovyetler Birliği dönemindeki propaganda amaçlı matbuatın etkisinin yahut çalışmalarının bir tahlili olması uygun olurdu. Buna karşın Celilova, Kırım Tatarlarının okuma-yazma oranı hakkında istatiksel bilgiler vermiş ve bunun matbuat ile geliştiğine değinmekle yetinmiştir.

Çalışmanın sonunda yer alan “Kırım Tatar Matbuatı” başlıklı tablo ise kitapta yer alan süreli yayınların “ad-yayın yılı-dil-tiraj-konu-yayımlandığı şehir” başlıklarında listelemektedir. Kitabının hususen akademik araştırmalara yardımcı olacağı kısım da bu yayınların listelenmesi olmuştur. Çünkü kitapta Kırım Tatar Millî Matbuatı’na dair bir tahlil yahut inceleme bulunmamaktadır.

Emel Dergisi 269, Ekim-Kasım-Aralık 2019. Sayfa .

TAVSİYELER

Kırım Tatar Sürgün ve Soykırımının 76. Yılında

Kırım Tatar Sürgün ve Soykırımının 76. Yılında, 18 Mayıs’ta başlayıp yıllar boyu devam eden felaketler …