Kırım Tatarları

Ukrayna’nın bağımsızlığını kazanmasından hemen sonra Kırım’daki politik karışıklıklar bölgede sıkıntılar doğurmaya başladı. Kırım Muhtar Cumhuriyeti’ndeki Rus nüfusunun Ukrayna kanunlarına karşı uzlaşmaz tavrı, milletlerarası kamuoyunun dikkatini yarımadaya odakladı. Diğer taraftan yarımadadaki Kırım Tatarları, kendi haklarını yeniden kazanmak için sürgünde edindikleri tecrübeler ışığında Ukrayna’ya milletlerarası kamuoyunda destek vermektedir.

Kırım’da cereyan eden olaylar yine sadece bölgesel bir yankı uyandırıyor. Son zamanlarda Kırım Tatarlarının Kırım Parlamentosu önünde yaptığı protestolar Kiev’de ve dünya kamuoyunda büyük gelişmeler doğurdu. Rus televizyonu Kırım Tatar liderlere de değinerek, Ukrayna’nın azınlık haklarına karşı kayıtsız kalmasını eleştiren Kırım Tatarlarını ekrana getirdi. Ayrıca Ukrayna hükûmeti Ruslarla etnik bir grup olan Kırım Tatarlarını aynı statüye koyma yanılgısına düşüyor.

“İlginç olan şudur ki, eğer Rus millî şairi Aleksandr Puşkin ‘Bahçesaray Çeşmesi’ şiirini yazmamış olsaydı, Sovyetler Hansaray’ı da yıkarlardı.” Kırım Yeniden Doğuş Vakfı Başkanı Lütfi Osman, bunları Kırım Tatarlarının başşehri Bahçesaray’da Kırım Hanlarına ait ayakta kalabilmiş az sayıdaki tarihî yapılardan biri olan Hansaray’ı gezdirirken söylüyordu. Lütfi Osman’a göre II. Dünya Savaşı’ndan sonra Kırım Tatarlarının sürülmesi, Stalin’in bütün Ukrayna halkını sürgün etme planı için bir provaymış.

Kırım’daki Kırım Tatar kültürüne ait bir çok anı ve anıtlar Sovyetler tarafından her fırsatta yok edilmeye çalışılmıştır. Yerleşim yerlerinin isimleri değiştirildi, Kırım Tatarcası yasaklandı ve gelenek görenekler yok edilmeye çalışıldı. Sert ve acımasız kanunlarıyla Sovyetler Kırım Tatarlarının geçmişini yok etmeye çalıştılar. Bu baskılar istenilen sonucu vermeyince, 18-20 Mayıs 1944’de Sovyetler yarımadadaki Kırım Tatar halkının tamamını Orta Asya’ya sürdüler. Kesin rakamlarla belli olmamakla beraber, bu zulüm esnasında yaklaşık 50.000-100.000 Kırım Tatarı hayatını kaybetti.

Sovyetler Birliği’nin çöküş süreci içinde enerjilerini toplayan Kırım Tatarları anavatanları Kırım’a dönüş yolculuğuna çıktılar. Bugüne kadar çoğunluğu Özbekistan’dan olmak üzere en az çeyrek milyon Kırım Tatarı anavatanına döndü. Ne yazık ki, Ukrayna egemenliğinde olan Kırım’a dönen Kırım Tatarlarından büyük bir çoğunluğu Ukrayna vatandaşlığına geçemedi . En az 250.000 kişilik Kırım Tatar nüfusunun sadece 100.000’i Mart 1998 seçimlerinde oy kullanabilme hakkına sahipti. Lütfi Osman’a göre Kırım Tatar oyları seçimler için öylesine önemliydi ki, Kırım’ın Rusya’ya bağlanması taraftarı olan Moskova Belediye Başkanı Yuriy Lujkov seçimleri izlemek üzere Akyar’a (Sevastopol) geldi.

Kırım Tatarlarının oy hakkı önündeki engeller açıktır: Özbek vatandaşlığını terk etmek için Özbekistan hükümetince talep edilen caydırıcı fiyat (100 Amerikan Doları), Kırım’da iskân müsaadesi almanın zorluğu ve Kırım’daki resmî atâlet. Bununla birlikte, çoğu kişi Ukrayna parlamentosunun yani Verhovna Rada’nın vatandaşlık verme hususunda zamanında gerekli tedbirleri almaktaki basiretsizliğini suçlamaktadır. 24 Mart’daki son Meclis oturumunda bu olay şiddetle eleştirildi. Bu arada Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu Ruh Partisi’nin listesinde aday gösterildi. Fakat Rada üyeleri bu durumun Ruh’un seçmen gücünü fazla arttıracağını düşünmüyor. Bir zamanların politik mahkûmu Kırımoğlu’na destek veremeyecek olan çoğu Kırım Tatarı bu durum için çok üzgünler.

Aynı zamanda merkezî hükümet, Kırım Tatarlarının yerleşimiyle sorumlu Azınlıklar ve Göçlerden Sorumlu Bakanlığı’nın çalışmalarını da yavaşlatıyor. Kırım Tatarları vatanlarına göçlerini gayet istekli olarak sürdürürken, o yerlerdeki mahallî güçler ve daha da büyük nüfusa sahip diğer azınlıklar tarafından istenmediler. Mahallî idareler Kırım Tatarlarının yeni evlerini yerle bir ettiler.

Bütün bu olanlara rağmen, Kırım Tatar Millî Meclisi yeniden yerleşimin barışcıl olmasından yanadır. Kırım Tatar gençlik teşkilatı “Yaşlıq”ın başkanı Ayder Seytosman “Biz Çeçenler gibi gecenin bir yarısı gelip Rusları evlerinden çıkarmayacağız” demektedir. Mustafa Kırımoğlu da yeniden yerleşim süresince karşılaşılacak zorluklar karşısında barışçıl tutumdan uzaklaşılmamasını öğütlüyor .Onun hâlen Ruh partisinden Ukrayna parlamentosunda milletvekili olması Kırım Tatar nüfusunun orada bir sesi olması açısından önemli bir gelişmedir. Bilindiği üzere Kırım Tatar Millî Meclisi merkezî hükümet tarafından tanınmayan gayri resmî bir kuruluştur.

Bütün bunlara rağmen, yeniden yerleşim zorluklarla da olsa sürüyor. Vatanına yeniden dönenlerin çoğu evlerinin sadece temelini bitirebiliyorlar. 1992 enflasyon kriziyle beraber, yatırımlar değerini kaybetti, imarda bir duraklama yaşandı.

Bu günlerde bir çok yeni yerleşimci güç şartlar altında hayatını sürdürmeye çalışıyor. Yerleşim yerleri III. Dünya ülkelerinde görülen gecekonduları andırmaktadır. tipik Kırım tatar evinin elektriği ve suyu yoktur ve çok kötü ısıtılabilen bu döküntü evlere ancak çamurlar içindeki yollarla ulaşabilmek mümkündür.

Her evin misafirperverâne klasik karşılaması yeşil çay ve çibörek iledir. Ev sahipleri bu göçlerin yeniden yerleşim değil, basit bir geri dönüş olduğunu açıklıyorlar. Sürgündeyken Özbekistan’daki hayatlarının geçici olduğunu biliyorlarmış. Büyükleri sürekli Kırım’da bir evleri olduğunu ve bir gün oraya tekrar geri dönüleceğini söylüyorlarmış. Ev sahibimiz bize “Buraya gelmeden önce gerçekten güzel bir evim vardı. Buraya gelmek için her şeyimi sattım. Ve bu basit çatı altında ailemden sadece bir oy çıkabilecek” dedi.

Misafirperverlikleri, yerleşimcilerin çoğunun sağlıksız şartlarda bulunduklarını gizleyemiyor. Bu şartlar yüzünden bir çok bulaşıcı hastalık ortaya çıkmış. Kırım sağlık personelinin verilerine göre, bölgedeki uygunsuz şartların neticelerinin özellikle çocuklarda sonradan ortaya çıkmasından endişe ediliyor. “Evlâd” Lösemili Çocuklara Yardım Vakfı Sözcüsü Refat Memetov’un açıklamalarına göre, aileler pahalı yapı malzemeleri yerine ucuz taş, briket ve askerî malzeme kullanıyorlar. Askerî malzemelerin çoğunluğu da tatbikat yapılan yerlerden toplanmış. Bazı ucuz yapılı binaların yapısında da asbest madde bulunmasından şüphe ediliyor.

Refat Memetov’a göre halk da kullandığı yapı malzemelerinin kaynağını söylemiyor. Onlar için ucuz ve kolay bulunur olması yeterli oluyor. Bunların sonucunda da küçük çocuklar arasında lösemili olanların sayısı 1995 yılı verilerine göre 10000 kişide 0,25 iken 0,45 civarına yükselmiştir. Hematoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Valentin Usaçenko’ya göre, bu artışın yeni yerleşimci Kırım Tatar halkıyla doğrudan ilişkisi vardır. Meselâ, Akmescit’de çocuklar arasındaki lösemili hasta sayısı 1991-1995 yılları arasında iki katına çıkmıştır.

Evlâd Vakfı’na göre çocukların tedavisinde hematoloji bilim dalına büyük görevler düşüyor. Tıbbî malzemelerin çoğu Türkiye ve Polonya’da bulunan Kırım Tatarları tarafından karşılanıyor. Bir çok hallerde, insanlar bizzat Mustafa Kırımoğlu’nun elinde taşıyarak yurtdışından Kırım’a getirdiği ilaçlara muhtaçtırlar. Kırım tatar ebeveynleri sadece kırım Tatar çocuklarını gözetmiyorlar. Evlâd Vakfı’nın tedavisini yaptırdığı 80 çocuktan sadece 36’sı Kırım Tatarı’dır. Memetov’un dediği gibi, “Rus ebeveynlerin bizim yerleşmemize karşı çıktıkları haller oluyordu – ta ki çocukları hasta olana kadar!”

Aynı zamanda Kırım’da Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Sağlık Teşkilatı (UNHCR), Milletlerarası Mülteciler Komisyonu gibi milletlerarası teşkilatlar da Kırım’da faaliyet göstermeye başladılar. Şu an Akmescit’de Milletlerarası Mülteciler Komisyonu’nun bir bürosu bulunmaktadır. Fakat yerli kuruluşlara göre milletlerarası bu kuruluşlar gerekli yardımın sadece küçük bir parçasını görebiliyorlar. Bölge halkı bunların yaptıkları tek şeyin Land Rover’larına binip keşif yapmak olduğunu düşünmektedir. Elbette her şeyden önce mahallî kuruluşlarla irtibata geçmeleri daha faydalı olacaktır.

Alışılmış durumlar hastanelerde hala sürmekte, ödenmeyen ücretler, ilkel donanımlar ve bir türlü bulunamayan bütçe. Bölgede Sovyetler zamanlar var olan sanatoryum da kapatılmış. Onkoloji dispanseri üyesi Dr. Mücteba Kasiç’e göre, “Kırım’ın ve Karadeniz’in temiz havası çocukların tedavisi için çok uygun. Ama gelin görün ki hastaneler bomboş! ”

Ekipman ve malzeme yetersizliğinden yataklar terkedilmiş durumda. Onkokematolojik (ilaçlı tedavi gerektiren) hasta çocuklar gerekli hematoloji malzemesi yetersizliğinden ölüme terkedilmişler. Gerekli olan sadece kan hücresi ayıracı ve otomatik dozaj düzenleyici. Meselâ, tek bir lösemili çocuğun tedavisi için gerekli olan ücret Kırım’daki her aile için çok çok fazladır. Memetov’a göre, “Uzun zaman önce bizim geçtiğimiz yoldan geçmiş olan ülkelerden gelen yardımlara güveniyoruz.”

Yarımadadaki gezimi bir okulu ziyaret edip bitirmek istiyorum. Bütün bu zorluklara rağmen Kırım Tatar aileler çocuklarının anadillerini unutmamasını istiyorlar ve eğitim ve öğretimin Kırım Tatarca olmasında ısrarlılar. Ne yazık ki, çocuklarının kendi kültürünün Ruslar tarafından asimile edilmeye çalışılmasından da son derece endişe duyuyorlar. Okul müdürü, ”Biz burada aynı zamanda Ukraince ve İngilizce öğretiyoruz. Böylece gençlerimiz gelecekte geniş bakış açılarına sahip umutlarımız olacaklardır” demektedir.


* Çernobil Çocuklara Yardım Fonu Başkanı.

TAVSİYELER

CENGİZ DAĞCI, İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİNDE ANILDI

Cengiz Dağcı, doğumunun 100. yılı vesilesiyle İstanbul Kültür Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü tarafından …