KIRIM TÜRKLERİNİN MİLLÎ MÜCADELESİ-19

Petrograd’daki Bolşevik merkezî hükümeti bu bildiriyi yayınladığı sırada Kırım’da ona bağlı olan Bolşevik teşkilâtlar, özellikle de Sevastopol’daki harp ihtilâl komitesi 1917 Kasım’ının ortasında Kırım Türklerinin millî hükümetine karşı ayaklanma hazırlıklarına başlamıştı. Kırım Bolşeviklerinin Petrograd’daki halk komiserleri meclisi tarafından onaylanan uygulaması resmi bildirilerde yayınlanan prensiplere sadece uymamakla kalmıyor, onlarla tenakuz içinde bulunuyordu. Resmi beyanlarla aynı zamanda Kırım’da vuku bulan olayların sadece karşılaştırılmaları bile herhangi bir yorumda bulunmayı gereksiz kılmaktadır. Bu karşılaştırma milliyetler meselesinde Bolşevik siyasetinin iki yüzlülüğünü ve aslında merkezî bir Sovyet Rusya peşinde olan halk komiserleri meclisinin her iki bildirisinin sadece taktik önemi olduğunun ispatıdır. Burada önemli bir hususa da işaret etmek gerekir ki o da Kırım’da millî hükümetle mahallî Bolşevikler arasındaki silâhlı çatışmanın ihtilâlci bir sınıf mücadelesinden ziyade bir millî mücadele olduğudur. Bolşevikler burada beynelmilel ihtilâl fikriyatlarına rağmen merkezî devletçiliğin ve Rus milliyetçiliğinin menfaatlerini temsil etmişlerdir.621 Bu aşikâr gerçek Yelagin tarafından da teyit edilmiş ve o bu hususla “Kırım’daki Sovyet hükümetinin kuruluşundan yıkılışına kadar” yani 14/27 Ocak’tan 24 Nisan 1918’e kadar “Rus olarak kaldığını”, “Tatarlar için yabancı bir dille konuştuğunu” ve “Kırım Bolşeviklerinin 1918 yılında millî meseleyi çözmeye muvaffak olamadıklarını” yazmıştır. 622 Yelagin devam ediyor: Akmescit’in 14/27 Ocak 1918 akşamı Bolşevikler tarafından alınmasından şehirde Akmescit ihtilâl komitesinin “millî husûmet olmaması gerektiği” ve “Bolşeviklerin her milliyete mensup emekçilerle birlikte her milliyete mensup büyük toprak sahiplerinin ve kapitalistlerin hakimiyetine karşı savaştıklarını” bildiren çağrıları asıldı. “Fakat bu çağrı sadece Rus işçileri tarafından okundu; Tatar askerleri ise anlamadıkları Rus dilinde yazılı olduğu için onu okumaksızın Bolşevik galiplere karşı kinle dolu olarak ve yeis içinde bozkırlarına ve dağlarına döndüler.” 623 Bolşeviklerin Kırım’daki saldırganlığı o zamanki Türk basınının da gözünden kaçmamıştı. Türk basını 1918 Mart’ında Bolşeviklerin Kırım Türklerinin hürriyetini Çarlık Rusya’sının yaptığı şekilde gaspettiğini ve Kırım’daki uygulamaların ilân ettikleri kendi kaderini tayin hakkı prensibiyle tenakuz içinde olduğunu yazıyordu 624. Bolşeviklerin 14/27 Ocak 1918’de iktidarı ele geçirmesi Kırım Türklerinin millî hareketinin 1918 Mart’ında çarlık rejiminin çöküşü ile başlamış olan ilk meşru devrine son verdi. Sadece onbir ay içinde millî hareket, millî kongrenin ilk defa 7 Nisan 1917’de ilân ettiği millî muhtariyetten millî bağımsızlığa ve Kırım’ın Rusya’dan ayrılmasına kadar gelişmişti. Bu sonuncu hâl 1917 Kasımından 1918 Ocak’ına kadar süren kısa dönemde gerçekleşmişti ve “Kırım Kırımlılarındır” prensibi, millî yasama meclisinin toplanması, Demokratik Kırım Cumhuriyetinin ilânı, millî parlamento ve millî hükümetin teşkili ve nihayet Kırım’daki bütün milliyetlerin yasama meclisinin toplanması kararı ile ifade bulmuştu. Bu Kırım Türk millî hareketinin yarımadanın milliyetleri çok yapısında ilân ettiği demokrasi çerçevesinde ve bütün Kırım halklarının eşitliği prensibini muhafaza ederek ulaştığı en yüksek gelişmeydi. Kırım Türklerinin millî bağımsızlığının yanısıra Kırım’ın devlet olarak bağımsızlığının nasıl meydana geldiği sorusu özel hukukî araştırmaları gerektirmektedir ve bizim sadece tarihi olan tetkikimizi aşmaktadır. Bazı araştırmacılar, Arıkan ve Hatif, bu meseleyi beynelmilel hukuk açısından ve millî parlamento ile millî hükümet oynadıkları rol bakımından incelemeye çalışmışlardır. Her ikisi de millî parlamento ve millî hükümet devrinde bir devlet için şart olan üç unsurun —belli bir toprak parçası, halk ve iktidar— mevcut olduğu, Demokratik Kırım Cumhuriyeti’nin ilân edilmiş ve aynı zamanda komşu devletler tarafından tanınmış olduğu dolayısıyla bir Kırım Devletinin hukuken ve gerçekten mevcut olduğu nihaî sonucuna varıyorlar 625. Her iki araştırmacının vardığı sonuçlar hakkında Kırım Türklerinin incelediğimiz döneminin aynı zamanda millet ve devlet olarak bir yeniden doğuş olduğu ve olaylardan ve vesikalardan yansıyan harekete geçirici sebeplerin her zaman tam ve nihaî olarak tefrik edilemediğini belirtmek gerekir. Kırım Türklerinin millî devlet müessesesinin 1918 Ocak’ındaki çöküşünün dahili ve millî bir darbenin değil de tamamıyla hariçten gelen ve Rus milliyetçiliğini temsil eden bir Bolşevik istilasının sonucunda ve ancak Akmescit halkevindeki kavga ile Kırım’ın dahilî cephesi zayıfladıktan sonra meydana geldiği karakteristiktir. Aynı merkezden kaynaklanan darbeler küçük Kırım’ın yanı sıra Ukrayna’yı ve Rus imparatorluğundaki diğer kavimlerin kurduğu millî devletleri de yıktı. Kırım’daki Bolşevik istilâsı dolayısıyla Kırım Türklerinin millî hareketi geçici olarak yenilmiş fakat yok edilememişti. Millî hareketin güçleri gayrı meşruluğa çekildiler ve mümkün olan mertebede faaliyetlerini sürdürdüler. Sadece Kırım Türklerinin millî hareketinin tarihindeki hareketli ve bereketli bir dönem son bulmuş oldu. Onu bu hareketin aşağıdaki bölümlerinin tahsis edildiği diğer merhaleleri takip etti. IV — Bolşevik hâkimiyeti esnasında Kırım Türklerinin Millî Direniş Hareketi (Ocak – Nisan 1918): Bolşeviklerin Kırım’daki hâkimiyeti 27 Ocak 1918’den 25 Nisan 1918’e 626 kadar üç ay sürdü ve yarımadada büyük değişikliklere sebep oldu. Kırım ekonomisi kısa bir süre içinde tahrip edildi. Şehirlerde yiyecek, yakacak ve elektrik eksikliği kendisini ciddi bir şekilde belli etti. Sanayi durdu, işsizlik hâkim oldu. 627 Bu ise o zamana kadar Bolşevizm’e meyyal olan Rus proleter çevrelerinde bile Bolşeviklere karşı hoşnutsuzluğa sebep oldu 628. Eski idarî mekanizma Bolşevikler tarafından tasfiye edildi. Onların yerini alacak olan “Sovyet”ler ise çok yavaş teşkil olundular.629 Bu da Kırım şehirlerinde ve özellikle de Bolşevizm’in kaynağı olan Sevastopol’da anarşiye sebep oldu. Bu şehir Bolşevik darbenin ilk haftalarında müsebbipleri tayfalar ve Sevastopol proletaryasının ayaktalarının olan aşırı kanlı olaylara sahne oldu. Kırım’ın Bolşeviklerden kurtarılışından sonra bu aşırılıkların teferruatlarını inceleyen bir komisyon raporlarından birinde şunları yazmıştı: “Tevkif edilenler Sevastopol’de kısa bir sorgulamadan sonra, Truvar’a nakliye gemisinin sintinesine atıldılar, sayıları 3 günde 800 kişiyi buldu. Onlara yiyecek verilmediği gibi vahşice işkence de yapıldı. 300’den fazlası idam edildi. Mahkûm edilenler “Rumıniya” kruvazörünün sintinesine kondular ve tek tek ambar ağzına çağrıldılar. İdam mahalline kadar bütün güverte boyunca tayfa sıralarının arasından yürümeye mecbur edildiler. Tayfalar bu esnada onların elbiselerini parçalıyor, küfür edip dövüyorlardı. İdam mahallinde tayfalar tarafından yere yatırılıp, elleri ayakları bağlanıyordu. Sonra yavaş yavaş kulakları, burunları, dudakları, tenasül uzuvları ve elleri kesiliyordu. Nihayet kurbanlar Karadeniz’e atılıyordu. 630 Bu vahşet hareketlerine mâni olmak için Bolşevik idareciler, tayfalar tarafından sürekli olarak imha tehdidi altında bulunan Karadeniz filosu subay kadrosunu lağvetmek gibi tedbirlere başvurdular. 631-632 İlginçtir ki bu tedbir “Daha başka yanlış anlamalara mahal vermemek” gibi bir resmî bahane ile uygulandı. 633 Teröre mâni olunamamasının yanı sıra bu yüzden Rus Karadeniz filosunun savaş gücü düşürülmüş oldu. 634 1918 Şubatında Sevastopol’de yeni bir kitle hâlinde kurşuna dizme dalgası başladı.635 Diğerlerinin yanısıra Kırım Müftüsü Çelebi Cihan da 23 Şubat’ta bu harekatın kurbanı oldu. Mart sonu ve Nisan başında Sevastopol’deki atmosfer o derece kızıştı ki, anarşist fikirli tayfalar ve askerler, şehrin tahliyesi hazırlıklarını zorlaştıran yağma ve sokak çarpışmalarına giriştiler. 636 Bu olayların yanısıra yeni terör hareketleri devam etti. Alman birliklerinin 1918 Mayıs’ında buldukları ve kurşuna dizilmeleri kararlaştırılmış 1500 Sevastopol’lünün kaydedildiği listeler bunu göstermektedir. Bu ölüm mahkûmları hayatlarını sadece Alman birliklerinin Sevastopol’e süratle varmalarına borçluydular. 637 1918 Ocak’ının sonuna kadar Kırım Bolşeviklerinin idarî merkezinin bulunduğu Sevastopol’ün bu dönemdeki genel durumunu böylece kısaca anlatılmış olur. 638 Kırım Bolşevikleri, 29 Ocak 1918’de Sevastopol’de Kırım Bolşevik İhtilâl Komitesinin bir konferansını tertip etti. 47 Delege katıldı, ama bunlar sadece yarımadadaki şehirleri ve tebdil hava yerlerini temsil ediyorlardı. Bu konferans kendisini vilayet kongresi olarak adlandırdı ve vilâyetteki Sovyet gücünün icra organı olarak Tavriya TSEK’ini (Merkezi İcra Komitesi) seçti. Bu komitede yedi Bolşevik ile iki de solcu sosyal ihtilâlci vardı. Komitenin yeri olarak Akmescit seçildi. Böylece Bolşevik idare merkezi Sevastopol’den Kırım’ın başkentine nakledilmiş oldu 639. Bolşevikler bu şekilde eski Tavriya vilâyetini yeniden tesis ettiler ve böylelikle Rusya’dan bağımsız bir Kırım devleti fikrine karşı olan uzlaşmaz tavırlarını ispat etmiş oldular. 6 Mart 1918’de Akmescit’de Şuralar Vilâyet Kongresi toplandı 640, birkaç gün devam etti. Bir tür Sovyet vilâyet icra meclisini teşkil etti. 7 Mart’ta Tavriya vilâyeti adına 3 Mart 1918’de Sovyet Rusya ile Almanya arasında Brest-Litowsk’da yapılmış olan barış anlaşmasının şartlarını kabul ettiğini açıkladı 641, 642 ve böylece tüm Rusya Halk Komiserleri Meclisi de tam bir dayanışma içinde olduğunu ispat etti. Bu arada kongre Kırım için o zaman çok daha önemli olan millî ve ziraî meseleleri sükûtla geçiştirdi. 643 10 Mart’da kongre vilâyet organlarını yeniden seçti. “Tavriya Vilâyeti ZEK’i (Merkezi İcra Komitesi)” ve icra gücünün organı olarak da “Sovnarkom” (Halk komiserleri şurası)644 ZEK’e 12 Bolşevik ve 8 solcu sosyal ihtilâlci,      
620 NO, cilt II, s. 559; RMM, cilt LI, s. 7-9. 621 Bu tespiti General Wrangel’in hatıralarındaki bir olay da teyit etmektedir: 1918 Ocak’ında Yalta’daydı ve Kırım Türkleriyle Bolşevikler arasındaki sokak çatışmaları esnasında bir Bolşevik takım komutanıyla konuşmuştu. Kendini Rus generali olarak takdim etmiş ve takım komutanından şu cevabı almıştı: “Biz sadece Tatarlara karşı çarpışıyoruz. Bu zavallılar Büyük Katerina döneminden kalmalar. Rusya’ya sadakat yemini vermişler ve şimdi de bağımsız olmak istiyorlar.” Sonra diye devam ediyor Wrangel “Birçok kere bir anti-nasyonalist ve bilinçli bir enternasyonal taraftarın bu sözlerini düşündüm.” (Wrangel (539), s. 41). Benzer düşünceleri başka bir Rus generali daha, Denikin’de kaydediyor. Hatıralarında Bolşeviklerin 1918’de iktidarı ele geçirdikten sonra “Kırım Tatarlarına karşı acımasız olduklarını” ve “yarımadanın Rus halkının millî kinini Tatarlara karşı körüklediklerini” yazıyor. (Denikin (607), s. 41). 622 Yelagin (125), cilt VI, s. 216. 623 Y.a.g.y. 624 22 Mart 1918 tarihli, 10182 no’lu S; 23 Nisan 1918 tarihli İk. (540); 4 Mayıs 1918 tarihli T. 625 Arıkan (11), s. 14-19, 23-25; Hukuku düvel nokta-i nazarından Kırım Devleti, s. 117- 123; KM, 1334 (1918), No 2, s. 23. __________________________ 626 Bu bölümdeki tarihler zikredilen münferit dokümanlardakilerin haricinde Gregoryen takvimine göredir. 627 Enzykl. (43), s. 313; Denikin (607), s. 41. 628 Y.a.g.y. 629 Enzykl. (43), s. 313. _______________________ 630 “Bolşeviklerin yaptığı vahşet hareketlerinin inceleme özel komisyonu”nun açıklama- ları. Denikin’den naklen (607), s. 41. 631 Karadeniz filosu subay kadrosunun lağvı, l Şubat 1918 tarihli RWZ, No. 88, s. l ve l Şubat 1918 tarihli BGANN, No. 27, s. 3. 632 Brandt (540), a.g.y.; Sevastopol ve Kırım, 4 Mayıs 1818 tarihli KZ, No. 413, s. 1. 633 Y.a.g.y. 634 Y.a.g.y. Şark’daki Durum, 26 Nisan 1918 tarihli RWZ, No. 326, s. 1. 635 Yelagin (125), cilt VI, s. 210; “Goeben’le 1914 ve 1918’de Sevastopol Önünde”, 31 Mayıs 1918 tarihli AB, No. 28, s. 1. 636 Sevastopol Tahliye Ediliyor, 28 Mart 1918 Tarihli Po., No. 161, s. 3; Sevastopol Limanı Tahliye Ediliyor, 12 Nisan 1918 tarihli RWZ, No. 285, s. 1. 63719 Ağustos 1918 tarihli RWZ (470) ve 20 Nisan 1918 tarihli RWZ (607); 31 Mayıs 1918 tarihli AB (635). 638 Enzykl. (43), s. 313. _______________________ 639 Y.a.g.y. 640 Enzykl. (43), s. 313. 641 Y.a.g.y. 642 AMK, dit VII, s. 2639. 643 Enzykl. 644 Y.a.g.y., s. 314.

TAVSİYELER

CENGİZ DAĞCI, İSTANBUL KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİNDE ANILDI

Cengiz Dağcı, doğumunun 100. yılı vesilesiyle İstanbul Kültür Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü tarafından …