Takdim

 EMEL.

Bu sayıda bir zamanlar pek revaçtaki “ulus-devletlerin yıkılmakta olduğu, dünyamızın küresel bir köy olduğu” yollu masalların artık sesinin pek duyulmadığı günlerde, gerçeğin hiç de böyle olmadığını yeterince gözler önüne serer tarzda, bütün dünyanın şaşkın bakışları arasında, Alman şansölyesi Merkel’in 19. yüzyıl siyaset anlayışına geri dönülmesi olarak nitelediği, Kırım’ın uzun yıllar sonra Putin Rusya’sı tarafından bu kez hibrid taktikler kullanılarak ve soft tabir edeceğimiz şekilde yeniden işgalini ve buna tepkileri ele alan değişik mahreçli yazıları bir araya getirdik. KTMM Türkiye temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı başkanı Zafer Karatay’ın Duma seçimleri vesilesiyle yayımladığı Kırım Türkleri ve onun siyasal temsilcileri üzerinde uygulanan sistematik baskıları kınayan bildirisini en başa koyduk. Ama asıl sahneyi açan yine Zafer Karatay’ın Kırım Tatarlarının vatanını Rusya’nın sömürgesi haline getiren işgal-sürgün sarmalında zaman zaman sert, zaman zaman yumuşak seyreden bütün yakın çağ gelişmelerini ayrıntıyla özetlediği ve neden bugün Kırım Tatarlarının bu işgale karşı çıktıklarını güncel sosyo-politik ve jeo-politik bağlam içine oturtarak yorumladığı yazısı. Ardından işgali bizzat yerinde yaşayan Gönül Şamilkızı’nın sıcağı sıcağına tuttuğu notlardan derleyerek oluşturduğu işgalin kritik kronolojisi geliyor. İşgalin nasıl adım adım geldiği, hangi çıkmaz sokaklarda hazırlandığı ve hangi karanlık dehlizlerde palazlandığının ayrıntılarını burada bulacaksınız.
Daha sonra Kırım’ın İşgaline Dünyadan Tepkiler başlığı altında Bülent Tanatar’ın hazırladığı bir bölüm var. Burada Batı kamuoyunun işgale tepkilerini çoğunluğu Ukrayna ve Kırım’ı inceleyen eserler kaleme almış, kimi tarihçi, kimiyse politolog, çeşitli bilim insanlarının gözüyle verelim istedik. Buraya aldığımız çok az istisnanın (Rorry Finnin’in işgalden sonraki ilk 18 Mayısta bunun bir işgal karşıtı gösteriye dönüşmesi korkusuyla sürgünün acılarını anma izni dahi verilmeyen Kırım Tatarları için Sürgün’ün ne anlama geldiğini edebî referanslarla anlattığı yazısı) dışındaki yazıların hemen hepsi medyada çıkan anlık tepkiler. Amerikalı Brian G. Williams doktorasını hazırlarken Kırım’da ve Özbekistan’da epey bir zaman geçirmiş, gerek sürgünlükte gerekse avdetteki Kırım Tatarlarını yakından tanımış bir tarihçi. Alman asıllı olup akademik çalışmalarını İngiltere’de sürdüren Gwendolyn Sasse Sovyet-sonrası dönemde irredantist Rus milliyetçi ve büyük güç (derjava) nostaljiklerinin “yakın yurtdışı”nda (blijneye zarubejye) ilk köpürttükleri meselelerinden biri olan ve 1994-1998 aralığında hakikaten Avrupa’da patlama hazır yeni kaynayan kazan diye çok dikkat çekilen “Kırım meselesi” konusunu doktorasında işlemiş bir siyaset bilimci. Ukrayna asıllı Kanadalı Victor Ostapchuk Kırım Hanlığı ve yakın çevresini içeren bölgeleri çalışan bir Osmanlı tarihçisi. Harvard’dan Kelly O’Neill II. Yekaterina’nın yıkım ve itaat gelgitinde salınan bir tertiple Kırım’da kurduğu düzeni I. Nikolay’dan geçerek Kırım Harbi’ne dek incelediği bir doktora tezi yazmış olan bir Rusya tarihçisi. Güney Alabama Üniversitesi öğretim üyesi Mara Kozelsky ise Kırım’ın yeni bir Aynoroz yaratmak üzere nasıl tepeden inme bir hıristiyanlaştırmaya tabi tutulduğunu incelediği kitabı yakın zaman önce yayımlanan bir Rusya tarihçisi.  Paris’te INALCO’da çalışan Emmanuelle Armandon işgal öncesindeki dönemde Kırım meselesinin içinden geçtiği evreleri limitte “Ukraynalaşmaya” giden bir süreç olarak incelediği önemli bir kitabın yazarı. Michigan Üniversitesi bünyesinde çalışan Greta L. Uehling Kırım Tatarlarının sürgün ve avdet dolayımıyla hasretle hafızalarında oluşturdukları hatıralar üzerinden zamane benliklerinin izini süren bir antropolog, deyim yerindeyse bir antropoarkeolog. Columbia Üniversitesi’nden insan hakları ve barış inşaası uzmanı David L. Phillips Rusya’nın Kırım işgaline gerekçe olarak gösterdiği, yakın bir zaman önce Birleşmiş Milletler’in gözetiminde bağımsızlığına kavuşan ve geniş ölçekte tanınan Kosova örneğinin (ki Rusya bu bağımsızlığa bölge ülkesi ve taraf Sırbistan’ın yanı sıra karşı çıkan en kayda değer ülkeydi) örnek olamayacağını en iyi akademik ve siyasal deneyim sahibi biri. Hülasa, verecekleri hükmün gerçekten kaale alınacağı muteber bilim insanları.
Bu bölümü izleyen iki makale Kırım’ın işgalini çoğu zaman büyük oyuncular arasında gözardı edilen, yarımadanın adını buradan alan asıl yerli halkı Kırım Tatarlarını merkeze oturtarak tartışıyor. Alman Dış İlişkiler Konseyi’nin dergisinde yayımlanan çığlık gibi makalelerinde Liana Fix ve Eleanor Knott Kırım’ın işgalinde Kırım Tatarlarının unutulmasının yaratacağı komplikasyonlara karşı etkili Batılı çevreleri uyarıyor ve göreve çağırıyor. F. Tutku Aydın ise Kırım Tatarlarının Sovyet ve post-Sovyet bağlamlarda yürüttükleri pasifist mücadelenin geçtiği zorlu, çetin dönemeçlere şimdi bir yenisinin eklendiği bu süreçte karşı karşıya kaldıkları büyük belayı sorunsal olarak önüne koyduğu makalesinde ileriye dönük nasıl siyasal tutumlar izlenebileceğini ele alıyor. Metin Ömer Kırım’ın işgalinin soydaşlarımızın yaşadığı en büyük ikinci diaspora olan Romanya’daki yankılarını irdelediği yazısında Romanya’nın verdiği tepkinin kronolojik bir analizini sunuyor. Kamelya Keskin Rusya’nın 1783’te Kırım Tatarlarının anavatanını ele geçirdikten sonra izlediği politikalarla onların kültürel yaşantısı üzerinde nasıl bir yıkıcı etki yarattığını örneklerle sergiliyor.
Dört Amerikalı akademisyenin (İdil P. İzmirli, Victor Ostapchuk, András Riedlmayer, Maria Sonevytsky) öncülüğünde oluşturulan ve 7 Eylül 2014 itibariyle 238 imzaya ulaşan “akademisyenlerin bildirisi”nde Kırım’ın illegal işgali ve işgalcilerce izlenen hoyrat ve özgürlükleri kısıtlayıcı politikalar vesilesiyle Kırım Tatarlarının içine düşürüldükleri endişe verici duruma dikkat çekiliyor. Burada imza atanların tam listesini veriyoruz. Ardından küçük bir belge yayını kısmı geliyor. İlk olarak 20 Mart 2014 tarihli Ukrayna Rada’sının Kırım Tatarlarını “köklü halk” olarak tanıyan yasasını QHA’ndan iktibasla yayımlıyoruz. Ardından BM Genel Kurulu’nun 27 Mart 2014’te kabul ettiği Ukrayna’nın Toprak Bütünlüğü Hakkındaki 68/262 Sayılı Karar’ını aktarıyoruz. Bunu söz konusu kararla ilgili BM basın bildirisi izliyor. Son olarak 6. Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın 29 Mart 2014 tarihli 2.olağanüstü oturumunda kabul ettiği “Kırım Tatar halkının kendi tarihî toprağı olan Kırım’da kendi kaderini tayin etmesi hakkının yerine getirilmesi” hakkındaki kararı ile Kırım Tatar Millî Meclisi’nin yerel meclisleri de içeren genişletilmiş oturumunun ardından 1 Nisan 2014’te yayımladığı “Kırım’ın fiilî koşullarında Kırım Tatarlarının çıkarlarının temsiline ilişkin somut sorunların çözümüne dair”kararının tam metinlerini veriyoruz.

2014 yılına ait verilerle Özgür Karahan’ın resmî kaynaklardan derleyerek hazırladığı artık gelenekselleşmiş “Türkiye üniversitelerinde Kırım ve Kırım Tatarları hakkında hazırlanmış tez çalışmaları” köşesi bunun ardından geliyor. Kitap Tanıtımı köşemizde bu kez iki review’umuz var: Bülent Tanatar 2014 yılında çıkmış olan Fransa’dan Iaroslaw Lebedynsky ile Kanada’dan Paul R. Magocsi’nin Kırım ve Kırım Tatarlarına dair vulgarizasyon (basitleştirerek anlatma anlamında kullanıyoruz) denemelerini gözden geçiriyor. Donald Rayfield ise Valeriy Vozgrin’in 2013 yılında çıkardığı 4 ciltlik anıtsal Kırım Tatarlarının Tarihi kitabını ele alıyor. Sonraki bölümde Özgür Karahan yıl içinde çıkmış Kırım’la ilgili yayımlanmış çalışmaları toplu halde bir araya getirerek sunuyor. Dergimizin son sıralarında Kayıplarımız başlığı altında sunduğumuz Kırım davasına gönül vermiş dostlarımızın yıl içerisindeki vefatlarını andığımız bir bölümümüz var. Son olarak dergimizi Emel Kırım Vakfı önderliği veya bünyesinde ve diğer kardeş derneklerce yürütülen ve gerek hemşehrilerimizin, gerekse daha geniş ilgili kesimlerin katıldıkları çeşitli kültürel ve siyasal faaliyetlerimizi özetle sıralayarak bitiriyoruz.


Emel 246, sf. 6-8.


26011

Sayı : 246 | Ocak-Aralık (2014)
27.01.2017 06:40:35 - 688
Yazdırılabilir Sayfa

Özet

Bu sayıda bir zamanlar pek revaçtaki “ulus-devletlerin yıkılmakta olduğu, dünyamızın küresel bir köy olduğu” yollu masalların artık sesinin pek duyulmadığı günlerde, gerçeğin hiç de böyle olmadığını yeterince gözler önüne serer tarzda, bütün dünyanın şaşkın bakışları arasında, Alman şansölyesi Merkel’in 19. yüzyıl siyaset anlayışına geri dönülmesi olarak nitelediği, Kırım’ın uzun yıllar sonra Putin Rusya’sı tarafından bu kez hibrid taktikler kullanılarak ve soft tabir edeceğimiz şekilde yeniden işgalini ve buna tepkileri ele alan değişik mahreçli yazıları bir araya getirdik.

Anahtar Kelimeler

İlgili Bölümler

Yazar hakkında