BAŞYAZI

Zafer KARATAY.

Putin Rusyası, Vatan Kırım’ı işgal ettiğinden beri Kırım Tatarlarına karşı yürüttüğü baskı ve zulüm siyasetine onların medeniyetlerini de dahil etti. Kırım Tatarlarının asırlar boyunca meydana getirdiği Kırım’daki zengin Türk-İslam medeniyetine karşı saldırıların hedefi, bu medeniyetin kalbi olan Hansarayı oldu. Hansaray, Kırım Tatarlarının geride kalan maddî kültür miraslarından en önemlisi, Vatan Kırım’da on yıllarca yok sayılan varlıklarının simgesidir.

3,5 asır hüküm süren Kırım Hanlığının merkezi olan Hansaray, Kırım Tatarları için devlet demektir. Bağımsızlık demektir. İktidar demektir. 1500 yıllık Türk varlığının, bu toprakların sahibi olduğunun mührü demektir, tapusu demektir. 1783 yılında Kırım’ın Çarlık Rusyası tarafından ilk defa işgal ve ilhakından sonra esaret altına düşen Kırım Türklerinin millî hayallerini, millî emellerini canlı tutan bir abide eser olmuştur. Bahçesaray Belediye başkanlığı da yapmış olan İsmail Gaspıralı, yalnızca Kırım değil, Rusya esiri bütün Türklerin, hatta umum Türk Dünyasını aydınlatacak ilim ve irfan ocağını, Hansarayına üç-beşyüz metre mesafedeki evininin ve onun da biraz ötesindeki Salacak’taki, Kırım Hanlığının kurucusu Hacı Giray’ın türbesinin ve Mengli Giray’ın kurduğu Zincirli Medrese’nin bulunduğu mekanlarda kurmuş ve buradan muhteşem aydınlanmayı sağlamıştır.
Çarlık Rusyasının çatırdamaya başladığı 1917 yılında 134 yıllık esaretten kurtuluş mücadelemizin yolbaşçısı Noman Çelebicihan, Hansaray’ın ne ifade ettiğini Hansaray’ın müze olarak açılışında harikulade anlatmıştı;
Millet!
Bizler, şanlı ecdadımızın harabeleri içindeyiz. O ecdad ki mert idi, adil idi, yüksek idi. Evet, büyük ecdadımızın mukaddes abideleri arasındayız. “Dirileri yaşatan ölülerdir” Ölülerin âsârıdır. Bizler ölmüş dedelerimizin şanla şerefle kazandıkları servet-i milliyyeyi hüsn-ü istimale karar verdik, bunun için de millî müzehaneyi açmaya teşebbüs ettik.
Bu millî âsâr-ı atîka müessesine bir me’vâ olmak üzere de en mukaddes bir kâşanemiz olan Hansarayı’nı zabt ettik... Biz ecdadımızın şanla şevketle etrafta bıraktığı ne kadar âsâr varsa hepsini toplayıp oraya koymaya karar verdik.
[…]
Evet siyasîlerimizin doğurduğu Kurultay’ı da onun içinde bulundurmaya karar verdik. Bir zamanlarda cihanın her tarafında, karalarda, denizlerde şanla, şevketle ve adaletle sayebân olup da bir buçuk asırdan beri mahkûm ve mahbus bir halde bulunan millî Gökbayrağımızı da onun üzerinde dikmeye and ettik!
Geçmiş sayımızda Emel’in başyazı olarak neşrettiğimiz bu tarihî nutuk her bir Kırım Tatarı tarafından tekrar tekrar okunmalıdır. Ne yazık ki 1917 yılında Hansarayı’nda Millî Kurultayımızı toplayıp, Kırım Halk Cumhuriyeti’ni kuran Noman Çelebicihan ve kahraman atalarımız, Çarlık Rusyası’ndan daha beter bir rejimin kurbanları oldular. Rus emperyalizminin yeni postu olan Bolşevik Sovyet rejimi, 23 Şubat 1918’de Akyar’da Noman Çelebicihan’ı şehit ederek Kırım Tatarlarına karşı başlattığı cinayetlerini, 18 Mayıs 1944’te bütün Kırım Tatarlarını topyekûn vatanlarından sürgün ederek insanlık suçlarının zirvesine çıkardı. Kırım Tatarları hayvan vagonlarından ölüme doğru yol alırken, Kırım’da Türk İslam medeniyeti mahvediliyordu. Eğer Stalin ve Sovyet rejimi, bitirdiklerini zannettikleri Kırım Tatarlarının bir gün Zümrüdü Anka kuşu gibi küllerinden yeniden doğarak, olağanüstü bir mücadele ile Vatan Kırım’a dönebileceklerine, “Kırım bizimdir! Vatanımızdır” diyebileceklerine en ufak bir ihtimal dahi vermiş olsalardı, Kırım’da Hansaray dahil, Türk İslam varlığını hatırlatacak her şeyi kökünden yok edeceklerini söylemek bir tahminden ötedir.
Sovyetler Birliği’nin dağılıp Kırım’ın fiilen Ukrayna hakimiyetinde bulunduğu 1991 yılından, Rusya’nın Kırım’ı işgal ettiği 2014 yılına kadarki süreçte, Kırım Tatarları için her şeyin güllük gülistanlık olduğunu hiç kimse iddia etmemektedir. Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde çoğunluğu ve iktidarı elinde bulunduran Ruslar ve Rusya yanlıları, zaman zaman Kiev’deki iktidarın, gizli-açık desteğiyle, kimi zaman Kiev’deki iktidara rağmen, Kırım’da Kırım Tatarlarının var olmalarını, söz sahibi olmalarını sürekli engellemeye gayret etmiştir. Hansaray’ın o dönemde de restorasyonu hep sorunlu olmuştur. Ancak Hansarayı Müzesinde görev alan Kırım Tatar uzmanları, Kırım Tatar Milli Meclisi’nin de desteğiyle bu restorasyonlara müdahil olabilmişlerdir. Hansaray’ın UNESCO Dünya mirası listesine alınması süreci de gizli ve açık engellerle karşılaşmış ve süreç uzamış, nihayetinde Rusya işgali yaşanmıştır. Bahçesaray şehir yönetiminde ve Hansaray müzesinde görev yapan uzman Kırım Tatarları uzaklaştırılmış ve burada tamirat adı altında tahribat eylemi fütursuzca başlatılmıştır. Böyle bir dünya mirası eseri, uluslararası kabul görmüş standartlara uygun restore etmek yerine, bu muhteşem tarihî eseri değersizleştirecek işlemler yapılmaktadır.
Buna karşı hem Kırım’da hem Kiev’de özellikle de Türkiye başta olmak üzere, hür dünyada yürütülen kampanyalar önemlidir. Hansarayına işgalci Rusya’nın neyi nasıl ve niçin yaptığı sorusunun cevabını hem ilmi yönden hem de siyasî yönden, Ankara’da Kırım derneği Genel Merkezi’nin düzenlediği ilmi toplantıda konunun uzmanlarınca gayet güzel ve açık bir şekilde verilmiştir. “Hansarayı, Dün, Bugün, Yarın (?)” konulu ilmi panele katılanların her biri Hansarayı”na yapılanlar konusunda söz söylemeye yetkili uzmanlardır ve yapılan tahribat ortaya açıkça konulmuştur. Yapılan tahribatı inkâr etmek, bayat Rusya propagandası ve İşgalci Rusya’ya hizmet etmekten başka bir anlam ifade etmemektedir. Konu sürekli olarak takip edilmeli, bu suçun bütün sorumluları tek tek belirlenip, gelecekteki hesap günü için hazırlık yapılmalıdır.
Elbette Rusya işgali döneminde ve totaliter rejiminin ömrünü yapılan göstermelik seçimlerle biraz daha uzatan Putin rejimi karşısında hem Kırım’da hem de Rusya içinde gösterilecek tepkiler sınırlıdır. Putin iktidara giden yolda ve iktidarını sağlamlaştırırken, bütün ciddi muhaliflerini hapse atarak, mal varlıklarına el koyarak, sürgün ederek yok etmiştir. Putin’i başkanlık seçimlerinde zorlayacak en ciddi muhalif olan ve Kırım işgali süreci ile ilgili dosya hazırlığında olduğunu söyleyen Boris Nemtsov’un, Kırım işgalinin tam birinci yılında 27 Şubat 2015 gecesi Kremlin yakınlarında öldürülmesi, diğer ciddi muhalif A. Navalniy’in her eyleminde hapse atılarak bu yıl yapılan seçimlere katılmasının engellenmesiyle, sadece “Putincikler”in katıldığı seçimlerin sonucunda Putin’in kazandığı açıklandı. Bu seçimler esnasında, Putin ve Kırım’daki işgalci haydutları, Kırım’da seçimlere katılma oranının, özellikle de Kırım Tatarlarının katılması için her türlü baskı yöntemini kullandılar. Kırım’da devlet kurumlarında, okullarda vb yerlerde çalışan Kırım Tatarlarının seçimlere katılması mecburiyeti getirildi. Amirlerine seçimlere nerede katıldıklarını bildirmeleri istendi. Kırım’da Putin’e ve onun tayin ettiği Rus şövenist Aksyonov’a tabi olan, Kırım’da Kırım Tatarlarına karşı yapılan zulümlere, baskınlara, hapislere, kaçırma ve öldürmelere ses çıkarmak şöyle dursun, Putin Rusyası altında mutlu yaşadıklarını söyleyen, bir zamanların Kırım Müftüsü Emirali Ablayev, Remzi İlyasov, Ruslan Balbekov, Zaur Smirnov gibi Putin’in çanağını yalamada birbirleriyle yarışan Kırım Tatar halkının deyimiyle, bir avuç “satkın”ın bütün gayretlerine rağmen Kırım Tatarlarının ancak % 10’u seçimlere iştirak etmek zorunda kaldı. Bütün bu çabalara rağmen Putin Kırım’daki seçimlerde beklediği katılma oranını ve desteği bulamadı.
Bütün bunların sonucunda Kırım Tatarlarına karşı baskılar hız kazandı. Rusya’nın işgal altındaki Kırım’da Hitler’in SS gücü gibi çalışan FSB’nin maskeli haydutları, neredeyse hemen hergün bir Kırım Tatarının evine baskınlar düzenlediler. 30 Haziran 2018 tarihi itibarıyla Kırım’da babası hapse atılmış, öldürülmüş, kaçırılmış 110’dan fazla Kırım Tatar çocuk bulunmaktadır.
Putin Rusyası, Kırım’ı sadece Kırım Türkleri için değil, tek suçları Ukrain olmak ve işgale ve hukuksuzluklara itiraz etmek olan birçok Ukrain’i de hukuksuz olarak hapse atmıştır. Genç film yapımcısı ve senarist Oleg Sentsov, evinin penceresine Ukrayna bayrağı astığı için hapse atılan Volodımır Baluh, yolbaşçımız Mustafa A. Kırımoğlu hakkında yayınlanmış kitabı da bulunan gazeteci Mikola Semena bunların başında gelmektedir. Senstsov ve V. Baluh, Kırım Tatar siyasî esir Emir Üseyin Kuku gibi hapishanede bile sürdürülen baskıları protesto için açlık grevi yapmaktadırlar.
Putin Rusyası, Sovyetler Birliği döneminde rejim muhalifleri ve insan hakları savunucularına karşı çok yaygın bir şekilde kullandığı psikiyatrik cezalandırma yöntemlerine de fütursuzca başvurmaktadır. Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan yardımcısı İlmi Umerov gibi, 22 Mart 2018 günü evine yapılan baskınla hapse atılan bağımsız Kırım Tatar gazeteci Nariman Memedeminov da, yargılaması sürerken akıl hastanesine kapatılmıştır. Bir başka psikriyatrik cezalandırma yöntemi tanınmış Kırım Tatar işadamı Resul Velilâyev’e uygulanmaktadır. Karasubazar şehrinde 26 Nisan 2018 günü işyeri ve evlerinde yapılan baskın ve aramalar neticesinde Resul Velilâyev ile şirketinin yöneticisi Ali Bariyev’in baskından hemen sonra aynı gece Moskova’daki Lefortovo hapishanesine gönderildi. KGB hapishanesi olarak ünlenen Lefertova’da henüz mahkemeye çıkarılmadan tutulan Resul Velilâyev özellikle Karasubazar ve çevresinde yaptığı sayısız hayır hizmetlerinin yanısıra, 2003’te kurduğu Bekir Çobanzade vakfı ve vakfın 2006 yılından beri verdiği Bekir Çobanzade ödülleri Kırım Tatar kültür, sanat ve biliminin gelişmesine olan katkıları sebebiyle de çok sevilen bir işadamıdır.
 Bütün mücadelesi boyunca, en temel ilkesi olan teröre, şiddete başvurmama ilkesine sıkı sıkıya bağlı Kırım Tatar Millî Hareketi ve Kırım Tatarlarını terörist olmakla suçlayan ve baskınlar yapan zorba Putin idaresine karşı Kırım Tatarları boyun eğmeyerek, tek kişilik ‘Putin! Çocuklarımız terörist değildir!” eylemlerini başlattılar. Yaşlı, genç, onlarca Kırım Tatarı, toplu eylemlerin özellikle Kırım Türklerine yasak olduğu Kırım’da, yol kenarlarında ellerinde dövizler taşıyarak yapılan baskıları ve suçlamaları protesto ettiler. Bunun en bilenen örneği, 76 yaşındaki Server Qaramet’in eylemidir. Neredeyse hemen her gün Vatan Kırım’da Akmescit’te yapılan bir Kırım Tatar duruşmasında mahkeme önüne gelen Server Qaramet, Rusça “Putin! Evlatlarımız Terörist Değildir. Kırım Tatarları Terörist Değildir! Onları Serbest bırak!” yazılı dövizle, yapılan haksızlıklara karşı cesurca sesini yükseltti. Putin’in polislerince apar topar, yaka paça gözaltına alındı. Bütün gece sorgulanan, ilaçlarının alınmasına izin verilmeyen yaşlı Server Qaramet 10 günlük hapis cezasına çarptırıldı. Server Aga hapisten çıktıktan sonra da asla mücadeleden vazgeçmedi. Akmescit’ten 100 km mesafede olan yaşadığı Eski Kırım şehrinden neredeyse hergün toplu taşıma araçlarıyla gidip gelerek, işgalci yönetimin illegal olarak yargıladığı Kırım Tatarlarını mahkemelerin önünde destelemek için gelip gitti. Ne yazık ki Server Qaramet geçenlerde diplomaların, ehliyetlerin ve bilumum değerli evrakın parayla alınıp satıldığı, dünün deneme tahtası, bugünün cehennemi Rus Kırım’ın Eski Kırım şehrinde şüpheli bir araba çarpması sonucunda trajik bir şekilde hayatını kaybetti. 24 Haziran 2018 günü Eski Kırım’da binlerce Kırım Tatarının katıldığı cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı. Server Qaramet ağamızın 10 günlük cezasından sonra hapisten çıkınca söylediği ibretlik şu sözler, Kırım Tatar halkının, sıradan mensuplarının taşıdığı millî ruhu, Stalin’e, Putin’e rağmen diz çökmeyen, boyun eğmeyen Kırım Tatarlarının inancını göstermektedir;
“Hapishanede yatıp çıktık. Allaha şükür işte sağız. Korkmadan karşı durmak gerek! Her bir köylerden gelip ortaya çıkıp elini kaldırıp böyle bağırmak gerek! Putin bizim halkımaza zulüm ediyor. Kırım’ın sahibi biziz, biz olmalıyız!
Doğrusunu söyleyeyim; Rus halkı 250 yıldan beri bizim anamızı belliyor! Bizim anamızı bellesin bellemesin, biz ayağa kalsak, bir olursak, Allah’ın önünde, Halkın önünde de, Allah kısmet ederse biz kazanırız!

 
Emel 262/263, sayfa 3-7.


Sayı : 262 | Ocak-Haziran (2018)
29.07.2018 02:49:10 - 83

Özet

Putin Rusyası, Vatan Kırım’ı işgal ettiğinden beri Kırım Tatarlarına karşı yürüttüğü baskı ve zulüm siyasetine onların medeniyetlerini de dahil etti. Kırım Tatarlarının asırlar boyunca meydana getirdiği Kırım’daki zengin Türk-İslam medeniyetine karşı saldırıların hedefi, bu medeniyetin kalbi olan Hansarayı oldu. Hansaray, Kırım Tatarlarının geride kalan maddî kültür miraslarından en önemlisi, Vatan Kırım’da on yıllarca yok sayılan varlıklarının simgesidir.

Anahtar Kelimeler

İlgili Bölümler

Yazar hakkında