2019 YILINDA TÜRKİYE ÜNİVERSİTELERİNDE KIRIM VE KIRIM TATARLARI HAKKINDA HAZIRLANMIŞ TEZ ÇALIŞMALARI *
Birinci Bölüm
Hazırlayan: Özgür KARAHAN
2019 yılı içinde Türkiye üniversitelerinde Kırım ve Kırım Tatarları hakkında çok sayıda doktora ve lisans üstü tezi çalışması yapıldı. Ne mutlu ki bunların hepsini bir sayımıza sığdıramadık. Bu nedenle listeyi iki ardışık sayımıza paylaştırmayı uygun gördük. Bu değerli çalışmaların sayısının artması çok sevindirici. Yakın gelecekte bu tezlerin kitap olarak basılmasını ve kütüphanelerimizdeki yerlerini almış olmasını diliyoruz.
[ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”2,3″ ihc_mb_template=”1″ ]
Tarihî Kırım Türkçesinde fiil – XVI-XVIII. yüzyıllar arasında yazılmış Kırım diplomatik yarlıkları
Yazar: Banu BAŞER
Danışman: Prof. Dr. Ali AKAR ; Prof. Dr. A. Melek ÖZYETGİN
Yer Bilgisi: Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı
Konu: Dilbilim
Doktora, Türkçe, 2019, 642 s.
Bu tez çalışması Tarihî Kırım Türkçesinin (TKT) fiil grameri denemesidir. Bu amaçla çalışmada Kırım hanları tarafından Rus ve Lehistan hükümdarlarına gönderilmiş diplomatik yarlıklar, fiil morfolojisi açısından incelenmiştir. Söz konusu incelemeye konu olan yarlık metinleri, V.V. Vel’yaminov-Zernov’un 2009 yılında tıpkıbasımı yayımlanan Kırım Yurtına ve Ol Taraflarga Dair Bolgan Yarlıglar ve Hatlar, (Haz. A. Melek Özyetgin – İlyas Kamalov, TTK, Ankara) adlı çalışmasından alınmıştır. Bu çalışmada, 1574-1742 tarihleri arasında yazılmış 50 diplomatik yarlık okunarak çevriyazıları yapılmış ve fiil söz varlığı tespit edilmiştir. Tespit edilen fiiller, yapım ve çekim morfolojisi açısından değerlendirilerek incelenmiştir. Bu incelemede artzamanlı ve eşzamanlı karşılaştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu amaçla, Türk dilinin tarihî lehçeleri üzerine yapılmış temel gramer çalışmaları ve dönem eserleri taranarak TKT’nin fiilleri ile karşılaştırılmıştır. Çalışmada incelenen yarlıklardan elde edilen fiil malzemesi, temelde iki ana bölümde incelenmiştir. Tezin birinci bölümünde, Yapı Açısından Fiiller başlığı altında, basit, türemiş ve birleşik fiiller incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünü Çekim Açısından Fiiller başlığı oluşturmaktadır. Bu bölümde, bağımlı bir biçimbirim olan fiillerin kullanım sahasına hangi şekillerde çıktıkları incelenmiştir. Bu bölüm temel olarak iki alt başlığa bölünmüş ve fiil çekiminin temel iki kategorisini oluşturan Fiil Çekiminde Kişi ve Sayı ile Fiil Çekiminde Zaman ve Kip başlıkları burada verilmiştir. Çalışmanın birincil kaynağını oluşturan söz konusu 50 Arap harfli metin okunarak çevriyazıları yapılmış ve çalışmanın Üçüncü Bölümünü oluşturan “Metinler” ortaya konulmuştur. Çalışmanın sonuna araştırmacıların yararlanması amacıyla, taranan metinlerden elde edilen fiillerin bir Dizini eklenmiştir. Esasen Kıpçak lehçesinin bir kolu olan Tarihî Kırım Türkçesi, mirasını devraldığı Altın Orda-Harezm Türkçesinin etkilerini taşımaktadır. Bunun yanı sıra, Kırım Hanlığı’nın 1475 yılında Osmanlı Devleti’nin himayesine girmesiyle artan siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkiler nedeniyle Osmanlı coğrafyasının temel lehçesi olan Oğuz lehçesinin etkileri de açıkça görülmektedir. Bu coğrafi, etnik ve kültürel etkilenmeler, TKT’nde Kıpçak ve Oğuz temelli bir lehçe tabakalaşması oluşmasına neden olmuştur. Bu tabakalaşma, fiil yapılarında ve çekim şekillerinde açıkça görülmektedir. Bu süreç, bugünkü Kırım Türkçesinin taşıdığı karışık dilli yapıyı doğurmuştur. TKT’nin dil özellikleriyle ilgili yapılmış çalışmalar çok sınırlı sayıdadır. Bu nedenle bahsi geçen saha ile ilgili yapılacak müstakil ve derinlemesine bir fiil çalışmasının TKT’nin tarihî Türk dili alanı içindeki yerini tepit etmekte yararlı olacağı kanaatindeyiz.
Karay Türkçesi Ağızlarının Karşılaştırmalı Söz Varlığı (Kırım, Haliç-Lutsk, Trakay)
Yazar: Murat KOÇAK
Danışman: Prof. Dr. Zühal YÜKSEL
Yer Bilgisi: Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi / Lisansüstü Eğitim Enstitüsü / Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı / Çağdaş Türk Dilleri ve Edebiyatı Bilim Dalı
Konu: Dilbilim; Türk Dili ve Edebiyatı
Doktora, Türkçe, 2019, 910 s.
Bu doktora tez çalışması, Türk toplulukları içerisinde inanç ve kültürleri bakımından özel bir yere sahip, nüfusları azalmış ve dilleri kaybolmakta olan Karay Türkçesinin söz varlığını toplu olarak ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Önce Karaylarla ilgili tarihî ve dinî bilgiler verilerek giriş yapılmış; sonra dilleri, alfabeleri incelenmiş ve incelenen kaynaklardan oluşturduğumuz zengin Karay Türkçesi kelimeleri üç Karay Ağzı esas alınarak karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümüyle tespit edilen noktalar aktarılmış ve 18.856 kelime ile kapsamlı karşılaştırmalı Karay Türkçesi kelime hazinesi oluşturulmuştur. Tezin giriş bölümünde, Karay Türklerinin tarihsel, dinsel ve dilsel özellikleri verilmiş ve çalışmada izlenen yol açıklanmıştır. Tezin ikinci bölümünde, Karay Türkçesi ağızlarının söz varlığı karşılaştırmalı olarak alfabetik verilmiştir. Üçüncü bölümde ise incelenen kelimeler görevlerine ve konularına göre tematik olarak incelenmiştir. Sonuç kısmında incelenen kelimelerde ön plana çıkan hususiyetleri maddeler hâlinde sıralanmıştır.
Saldırgan realizm ve büyük güçler: Ukrayna krizinde Rusya
Yazar: Eray ALIM
Danışman: Doç. Dr. Fuat AKSU
Yer Bilgisi: Yıldız Teknik Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı / Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Bilim Dalı
Konu: Uluslararası İlişkiler
Doktora, Türkçe, 2019, 452 s.
Ukrayna krizi son beş yıllık zaman diliminde uluslararası siyaset sahnesinde öne çıkan hadiselerden biri olmuştur. Bu kriz toplumsal ve siyasal gerginlikler, silahlı çatışma ortamı, toprak ilhakı, barış anlaşmaları ve Rusya-Batı gerginliği gibi önemli olayları içinde barındırmıştır. Rusya, krizin başlangıcında Ukrayna’yı Avrupa Birliği ile Ortaklık Anlaşması imzalamaktan vazgeçirip kendi liderliğinde kurulan Avrasya Ekonomi Birliği’ne dahil etmeye çalışmıştır. Ukrayna’da devlet başkanın azliyle sonuçlanan ani bir iktidar değişikliği sonrasında ise stratejik çıkarlarının tehdit altında olduğunu düşünerek, potansiyel tehlikeleri gidermek amacıyla askeri yöntemlere başvurmuştur. Böylece Rusya, Ukrayna krizinde yaşanan gelişmelerin yönünü tayin eden başat aktör olmuştur. Bu saptamadan hareketle bu çalışma Ukrayna krizini bir vaka incelemesi olarak seçerek, Rusya’nın Ukrayna krizinde izlediği politikanın bir incelemesini yapmıştır. Gerekli tartışmalar geliştirilirken, Rusya’nın büyük bir güç olmasından hareketle, büyük güç politikasını açıklayan bir teorik perspektifin Ukrayna krizinde Rusya’nın eylemlerini anlamlandırmaya yardımcı olacağı düşünülmüştür. Bu bağlamda bu çalışma, Saldırgan Realist teorinin temel hipotezlerinden yararlanarak büyük güç siyasetinin karakteristiklerine ilişkin kavramsal/kuramsal bir çerçeve ortaya koyup, Rusya’nın Ukrayna krizi sırasında izlediği politikanın süreç takip yöntemi kullanılarak bir analizini gerçekleştirmiştir. Ulaşılan sonuç neticesinde, Rusya’nın Saldırgan Realist teorinin öngördüğü büyük güç davranışını sergileyerek, gücünü ve güvenliğini konsolide etmek için AEB üzerinden bölgesel hegemonik bir düzen kurmayı hedeflediği ve bu tasavvura uygun olarak Ukrayna’yı da bu örgüte katmaya çalıştığı vurgulanmıştır. Fakat bunu başaramayınca Rusya’nın, Ukrayna’nın Batı’ya kaybedilmesi ve Kırım üzerindeki nüfuzunun zarar görmesini önlemek için, Saldırgan Realist bir açıdan ‘en kötü senaryoya karşı’ harekete edip, askeri güç kullanımına başvurduğu ortaya konulmuştur. Krizin her iki aşamasında da Rusya’nın güç dengesindeki konumu ve güvenlik eksenli çıkarlarını merkeze alarak, inisiyatif alan ve revizyonist davranan büyük güç politikası sergilediği belirtilmiştir. Bununla birlikte bu çalışma, AB, ABD ve Çin gibi uluslararası sistemdeki etkili güçlerin Ukrayna krizi sırasında Rusya ile olan etkileşimlerini de mercek altına alarak, büyük güçler arasındaki ilişkilere ve uluslararası siyasi dinamiklere de ışık tutabilmiştir. Rusya’nın merkezi aktör olduğu bir analitik çerçevede, büyük güç politikasının bölgesel düzlemde hegemonya arayışı üzerinden icra edildiği, uluslararası düzlemde ise fırsatçı, revizyonist ve maksimum güç arayışında olan aktör davranışını yansıttığı, Ukrayna krizine referansla bu çalışmada ortaya konulmuştur.
Rusya Federasyonu dış politikasındaki değişimin Ukrayna krizine etkisi (2000-2016)
Yazar: Bülent ERDİL
Danışman: Prof. Dr. Mustafa Nail ALKAN
Yer Bilgisi: Gazi Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı / Uluslararası İlişkiler Bilim Dalı
Konu: Uluslararası İlişkiler
Doktora, Türkçe, 2019, 215 s.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşı’nın ortaya çıkardığı güvensizlik ortamı, Soğuk Savaş boyunca da devam etmiştir. Bu dönemlerde devletler, uluslararası alanda ortak bir güvenlik ortamı oluşturmaya çalışmışlardır. Bu arayışlar uluslararası ilişkiler kuramlarındaki güvenlik çalışmalarına da yansımıştır. Ancak genel anlamda istenilen küresel barış ve çatışmasızlık ortamına ulaşılamamıştır. SSCB’nin dağılması, hem bölgesel hem de küresel güç dengelerini değiştirmiştir. Değişen bu güç dengeleri, hem AB hem de ABD gibi büyük güçlerin Karadeniz, Kafkaslar ve Orta Asya gibi eski Sovyet nüfuz alanlarına doğru genişlemelerinin önünü açmıştır. Ancak 2000 yılında Vladimir Putin’in devlet başkanı olmasından sonra Rusya Federasyonu, kısa süre içinde toparlanma sürecine girmiştir. Ekonomik ve siyasi gelişmeler, beraberinde askeri gelişmelerin de önünü açmıştır. Böylece Rusya, başta yakın çevresi olmak üzere eski nüfuz alanları üzerinde etkisini arttırmaya başlamıştır. Bu gelişmelerden en çok etkilenen ülkelerden biri Ukrayna olmuştur. Ukrayna’nın dış politikada çeşitlilik üretememesi, onu AB ile Rusya arasında mücadele alanı olmaya itmiştir. Rusya’nın yükselen gücü ve özgüveni Ukrayna üzerinde büyük bir baskı oluşturmaktadır. Bu baskının ve Rusya’nın sertleşen Ukrayna politikasının birtakım sebepleri vardır. Bu sebeplerin en önemlisi AB, NATO ve ABD’nin Doğu Avrupa ve Kafkaslar üzerine yoğunlaşarak, Rusya üzerinde bir güvenlik tehdidi oluşturmalarıdır. Batının bu yaklaşımının bedelini de bölge ülkeleri ödemek zorunda kalmaktadır. Bu çalışmada uluslararası ilişkiler kuramlarının güvenlik konusuna yaklaşımları ele alınarak, kavramsal çalışmalar üzerinde durulmuştur. Rusya Federasyonu’nun dış politikalarındaki değişimin bölge ve Ukrayna üzerindeki yansımaları ele alınmıştır. Ayrıca Ukrayna’da meydana gelen çatışmaların ve ortaya çıkardığı krizin bölge dengeleri üzerindeki etkileri üzerinde durulmuş, analiz ve değerlendirmeler yapılmıştır.
“Müstakil Kırım Hanlığı” (1772-1783)
Yazar: Ufuk AYKOL
Danışman: Doç. Dr. Fatih YEŞİL
Yer Bilgisi: Hacettepe Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Tarih Anabilim Dalı
Konu: Tarih
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 122 s.
Bu çalışma, Kırım Hanlığı’nın 18. yüzyıl boyunca Osmanlı-Rus Savaşları’ndaki konumunu ve Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonra bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmeye çalışmasını incelemeyi amaçlamaktadır. Kırım Hanlığı her zaman Osmanlı Devleti’nin Rusya’ya karşı yanında olmuştu. Rusya İmparatorluğu ise güneyinde sınırlarını tehdit eden bir devletin varlığını istememekteydi. Bu amaçla Çariçe II. Yekaterina önce Şahin Geray ile Kırım Hanlığı’nın bağımsız bir devlet olması konusunda anlaşmıştı. Nitekim Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonra Kırım Hanlığı bağımsız bir devlet oldu. Şahin Geray, 1777’de Kırım tahtına geçtiğinde merkezî otoritesi güçlü ve düzenli bir orduya sahip bir Kırım Hanlığı için reform çalışmalarına başlamıştır. Fakat bu reform çalışmaları Kırım ahalisi tarafından benimsenmemiş ve çıkan isyanlar sonucunda 1782’de Şahin Geray Han Kırım’ı terk etmek zorunda kalmıştır. Böylece Rus ordusu Kırım’a girerek hâkimiyetini sağlamış ve 19 Nisan 1783 tarihinde Kırım, Rusya İmparatorluğu tarafından ilhak edilmiştir.
Kırım Tatarlarının tarihsel süreçte örf, âdet ve gelenekleri (Konya ve ilçeleri örneği)
Yazar: Merva YOLAÇAN
Danışman: Prof. Dr. Kemal ÖZCAN
Yer Bilgisi: Necmettin Erbakan Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Tarih Anabilim Dalı
Konu: Tarih
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 88 s.
Kırım’ın Ruslar tarafından ilhak ve işgalinin ardından; Rus baskısında yaşamak istemeyen birçok Kırım Türkü vatanlarını terk ederek, Romanya, Bulgaristan ve Aktopraklar dedikleri Anadolu’ya göç etmiştir. Bu göçler 1853-1856 Kırım Savaşı’ndan sonra daha da artmıştır. Anadolu’ya göç eden Kırım Türklerine, Osmanlı Devleti, içinde bulunduğu siyasi, sosyal ve ekonomik sıkıntılara rağmen tüm olanaklarını sağlamıştır. Osmanlı Devleti, iskân politikalarında Kırım’ın iklim şartlarına uygun yerler seçmeye gayret etmiştir. Fakat gittikleri yerleri beğenmeyen birçok Kırım Türkü daha sonra kendi istedikleri yerlere göç etmiştir. Türkiye’de Kırım Türklerinin yoğun olarak yaşadıkları yerler; Eskişehir, Konya, Adana, Ankara, Bursa, Edirne, İstanbul ve Tekirdağ olmuştur. Az da olsa Kırşehir, Kırıkkale ve Yozgat şehirlerinde de Kırım Türk köylerine rastlanmıştır. Kırım Türklerinin Konya bölgesine yerleştirilmeleri 1890-1905 yılları arasında gerçekleşmiştir. Bu çalışmada Kırım Türklerinin Osmanlı Devleti topraklarına; özellikle Konya ve çevre köylerine yerleştikten sonra, tarihi süreç içerisinde buradaki halkla etkileşimini, bu etkileşim sonrasında etnik ve kültürel kimliği, örf, âdet, gelenekler ve bunların geçirdiği değişim üzerinde durulmuştur. Bunun için Konya’nın birkaç Kırım Türk köyüne gidilerek, köyün eski geleneklerini hatırlayan yaşlıları ve yeni gelenekler içinde doğup büyüyen gençleriyle röportajlar yapılmıştır. Böylelikle eski ve yeni kültürün ne derece harmanlanmış olduğu ortaya çıkarılmıştır. Kırım Türklerinin Konya ve çevre köylerine yerleştikten sonra tarihi süreç içerisinde, düğün, nişan, bayram, hıdırellez, sünnet gibi özel günlerdeki geleneklerin birçoğunun değişime uğradığı, buna karşılık dillerini ve yemeklerini çok iyi korudukları görülmüştür.
Kırım Tatarlarında aile (1700-1750) (şer’iyye sicillerine göre)
Yazar: Alp Atakan ERYILMAZ
Danışman: Prof. Dr. Nuri KAVAK
Yer Bilgisi: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı / Tarih Bilim Dalı
Konu: Tarih
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 136 s.
Tarih alanında, özellikle de sosyal yapının araştırılmasında kullanılacak kaynakların başında, gerçekçi ve yoruma dayanmayan verileri ihtiva eden “Şer’iyye Sicilleri” gelmektedir. Osmanlı Devleti’nde olduğu gibi Kırım Hanlığında da kadılar tarafından kayda alınmış olan siciller devlet ve halk arasındaki ilişkilerde adeta bir köprü görevi görmüşlerdir. Siyasî, idarî, hukukî ve sosyal tarih araştırmalarının başlıca kaynaklarından birisini teşkil eden “Şer’iyye Sicilleri” sunduğu zengin veri kaynakları ile bölgenin sosyo-ekonomik ve kültürel yapısına dair içerdiği örnekler, yüzyıllar sonra bile araştırmacılar tarafından doğru bilginin edinilmesinde büyük önem arz etmektedir. Sicillerin içerisinde yöre insanının şikâyet ve dilekleri, gerek merkezden kadıya gönderilmiş ferman, berat gibi emirler gerekse de kadı tarafından merkeze gönderilen ilam ve hüccetler ile kişilerin ölümleri halinde mal varlıklarının tespit edildiği terekelerden tutun da hemen hemen her alana dair kayıtlar bulunmaktadır. Ayrıca son yıllarda tarih alanında aile kurumuna dair yapılan araştırmaların çoğalması bu konunun ehemmiyetini gözle önüne sermektedir. Karadeniz’in kuzeyinde çok geniş bir sahaya hükmeden Kırım Hanlığı, Osmanlı Devleti’nin yalnızca kuzeyde değil, doğu ve batıda da her daim yanında bulunmuş, desteğini her zaman hissettirmiştir. Nitekim Kırım Hanlığı’nın 1783 senesinde Ruslar tarafından ilhakı da Osmanlı Devleti’nin savaş meydanlarındaki yenilgi sayısını arttırmıştır. İşte bu sebeplerden ötürü Kırım Hanlığı Tarihinin araştırılması Osmanlı Tarihi bağlamında bir zarurettir. Bu tezin hazırlanmasındaki ilk amaç Kırım Tatarlarının gündelik yaşamlarını daha net bir biçimde gözler önüne serebilmektedir. Kırım Hanlığı Şer’iyye Sicilleri kullanılarak şehir tarihi yazımı çok defa kaleme alınmıştır. Ancak aile konusunda daha önce bir araştırmanın yapılmamış olması çalışmamızın temel motivasyonunu oluşturmuştur. Tez toplam 6 ana bölümden meydana gelmektedir. Birinci bölümde Kırım’ın tarihçesi yer almaktadır. Bu bölüm üç alt başlık halinde incelenmiş olup ilk olarak Tatarlardan önce Kırım’ın tarihçesi, ardından yarımadanın Türkleşme süreci ve en nihayetinde de Kırım Hanlığı Tarihi anlatılmıştır. İkinci bölümde İslâmiyet öncesi Türklerde aile konusu işlenmiş ve eski Türk-Tatar topluluklarının aile kurumuna bakış açıları aktarılmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde Müslüman Kırım Tatarlarında aile konusu işlenmiştir. Evliliğe gidilen süreçte Kırım Tatarlarının nişan, nikâh gibi gelenekleri sicillerden örneklerle kaleme alınmıştır. Dördüncü bölümde evliliğin taraflara yüklediği hak ve sorumluluklar anlatılmıştır. Beşinci bölümde boşanma konusu işlenmiş ve en nihayetinde altıncı ve son bölümde ise miras ve paylaşım konusu incelenerek çalışma tamamlanmıştır.
1853-1856 Kırım Savaşı ve Osmanlı Toplumsal Yapısına Etkileri
Yazar: Abidin YEĞİNER
Danışman: Doç. Dr. Gökhan BOLAT
Yer Bilgisi: Erciyes Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Tarih Anabilim Dalı / Yakınçağ Tarihi Bilim Dalı
Konu: Tarih
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 227 s.
Kırım Savaşı, XIX. yüzyılda meydana gelen en önemli savaşlardan biridir. Yıllardır süregelen Osmanlı-Rus rekabetinin sebep olduğu ve sonuçları itibariyle, dönemine damga vurmuş bir savaştır. Her şeyden önce Osmanlının, Avrupa açısından ne ifade ettiğinin ve ne kadar önemli bir konumda bulunduğunun tespitini açıkça ortaya koymuştur. Osmanlı İmparatorluğunu ortadan kaldırmak ve sıcak denizlere inme hayalini gerçekleştirmek isteyen Rusya’nın, Ortodoks haklarını bahane ederek çıkardığı bir savaş olan Kırım Savaşı, kısa zaman içerisinde Rusya’yı engellemek isteyen İngiltere ve Fransa’nın da katılımıyla adeta küçük bir dünya savaşına dönüşmüştür. Ayrıca Kırım Savaşı, Avrupa devletlerinin Osmanlı üzerindeki amaçlarını gözler önüne sermesi bakımından da önemli bir savaş olmuştur. Kırım Savaşına gelene kadar Osmanlı-Rus rekabeti zaten mevcut idi. Ama Kırım Savaşı, Osmanlının ne kadar büyük bir öneme sahip olduğunu gün yüzüne çıkarması bakımından ayrıca önemlidir. Yıllardır Osmanlıyı düşman gören İngiltere ve Fransa bu kadar önemli bir devletin sağladığı çıkarları düşününce ve bu çıkarları kaybetme korkusuyla karşı karşıya kalınca, Rusya’ya otomatik şekilde düşman olmuşlardır. Bu bağlamda Kırım Savaşı, Osmanlıya bundan sonra takip edeceği politikalar için de yol gösterici olması bakımından öne çıkmaktadır. Yine Osmanlı coğrafyasının maddi ve kültürel değerini de bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu tez çalışmasında öncelikle savaşın çıkmasında etkili olan siyasi sebeplere odaklanılmıştır. Savaşa katılan ya da tarafsız kalmayı seçen önemli devletlerin savaş öncesi ve sonrası siyasi yapıları incelenmiş ve aradaki değişim tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çerçeve de savaşta adı geçen devletlerin ekonomik ve askeri bakımdan da durumları ortaya konulmuştur. Osmanlı İmparatorluğunun müttefikleriyle ilişkileri, bu ilişkilerin Osmanlı tarafına olumlu ve olumsuz yansımaları irdelenmiş, imparatorluğun ekonomik açıdan nasıl yavaş yavaş çökmeye başladığı ve bu durumu düzeltme çabaları tespit edilmiştir. İkinci olarak, savaşın Osmanlı İmparatorluğu’ndaki toplumsal hayata etkileri ortaya konulmuştur. Bu etkiler ve sonucunda ortaya çıkan değişim ve dönüşüm sonucu irdelenmiş, Osmanlı halkının bu değişim ve dönüşüme nasıl tepki gösterdikleri belirlenmiştir. Özellikle savaş ile beraber Osmanlı ülkesine yapılan Kırım ve Kafkas göçlerinin devlette yarattığı olumlu ya da olumsuz yansımalarına değinilmiştir. Ayrıca değişim ve dönüşümün öncüsü olması bakımından İstanbul üzerinde ayrıca durulmuştur. Yine bu noktada İstanbul birçok açıdan incelenmeye çalışılarak, savaştan sonra hangi konuda ne kadar değişime uğradığı hem fiziki hem de sosyo kültürel açıdan incelenilmeye çalışılmıştır. Son olarak ise savaşın Avrupa’daki toplumsal ve siyasi yansımalarına değinilip, Avrupa’da öncülük ettiği durumlar ortaya konulmaya çalışılmıştır.
Türk Dünyası’na Adanmış Bir Ömür: Gazeteci Kemal Çapraz’ın Hayatı ve Fikirleri (1964-2008)
Yazar: Rabia GÜRBULAK
Danışman: Prof. Dr. Abdulvahap KARA
Yer Bilgisi: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı / Tarih Bilim Dalı
Konu: Biyografi
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 142 s.
Kastamonu’nun Araç ilçesine bağlı Pelitören Köyü’nde dünyaya gelen gazeteci ve araştırmacı yazar Kemal Çapraz yazılarında Türk Dünyasını özellikle de Kırım Türklerini konu almıştır. Kırım’a ve Kırım Türklerinin yaşadıklarına karşı özel bir hassasiyet gösteren Çapraz, mesaisinin büyük çoğunluğunu bu halkın maruz kaldığı baskı ve zulmü Türkiye’de duyurmaya çalıştığını görmek mümkündür. Bu sebeple Kırım Türklerinin vatanlarına geri dönüş mücadelesini yakından takip edip mercek altına alır. Kendine has ve duygusal bir anlatım dili olan Çapraz’ın yazılarında bahsi geçen Türk topraklarına yapmış olduğu seyahatler vesilesiyle bizzat tanık olduğu olaylar geniş yer tutar. Yedi Türk cumhuriyeti ve bağımsızlık mücadelesi veren 30’a yakın Türk topluluğunu gezen Çapraz, çevresi tarafından Türk Dünyasının “Evliya Çelebi”si olarak tanınır. Ayrıca bu vesileyle önemli Türk liderleri ile tanışma olanağı bulur ve onlarla yakın ilişkiler kurar. Bu çalışmada gazeteci ve araştırmacı Kemal Çapraz’ın hayatı, gazeteciliği, çeşitli gazetelerde yayımlamış olduğu haber ve yazıları, Kırım Türkleri ve Kırım Türkleri ile ilgili yayımlamış olduğu haberler incelenmeye çalışılacaktır.
Amasya İhsaniye Mahallesi Kırım Tatarlarının topluluklarını ve aidiyetlerini yeniden üretişleri
Yazar: Muzaffer Kaan KIRIM
Danışman: Doç. Dr. İlkay ŞAHİN
Yer Bilgisi: Erciyes Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Kültürel Çalışmalar Anabilim Dalı
Konu: Halk Bilimi (Folklor); Sosyoloji
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 103 s.
Kırım Tatarları, Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesinden sonra kitleler halinde Türkiye ve Romanya Dobruca Bölgesine göç etmişlerdir. Kırım’dan Dobruca Bölgesine ya da doğrudan Türkiye’ye göç eden İhsaniye Kırım Tatarları, zorunlu göç neticesinde göç kararı almışlardır. Dobruca ve Kırım’dan, Türkiye’ye göç eden Tatarlar devlet eli ile Amasya İhsaniye Mahallesine yerleştirilmişlerdir. Daha öncesinde Kayabaşı ve Gözlek köyleri arasında kalan bölgeye iskân edilmek istenseler de bu topluluk tarafından kabul görmemiştir. Devlet tarafından bitişik, sıralı düzen, sokaklarla bölünmüş, planları devlet tarafından çizilen evlere Kırım Tatarları parası kısım kısım ödenmek kaydıyla yerleştirilmiştir. Mahalleye ilk yerleşilen yıllardan itibaren 1952 yılına kadar ara ara İhsaniye Mahallesine, Kırım Tatar göçleri devam etmiştir. Topluluk İhsaniye Mahallesine yerleşip, uyum ve entegrasyon süreçlerinden sonra kendi kültürlerini devam ettirip aktaracakları, ritüellerini gerçekleştirecekleri bir yaşam alanına sahip olmuştur. Göçmen bir topluluk olan İhsaniye Kırım Tatarlarının toplulukları ve aidiyetlerini yeniden üretiş süreçlerinde göç ve ritüelin etkisi büyüktür. Amasya’ya yerleşilmesi ile birlikte mevcut olan topluluklarla iletişim ve etkileşimde bulunulması yeni bir topluluk ve aidiyet üretiş sürecinin başlamasına neden olmuştur. Bu süreç içerisinde göçle birlikte şekillenen ritüel ve kültürel yapı, Kırım Tatar topluluk ve aidiyetini oluşturmuştur.
67 A 90 numaralı (Onuncu cilt) 1077–1080 (1666–1670) tarihli kadıasker defterine göre Kırım’da sosyal ve ekonomik hayat (1-70 varak)
Yazar: Mehmet Caner ÇAVUŞ
Danışman: Prof. Dr. Yücel ÖZTÜRK
Yer Bilgisi: Sakarya Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Tarih Anabilim Dalı / Yeniçağ Tarihi Bilim Dalı
Konu: Tarih
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 194 s.
Tarih araştırmalarında yerel ve sosyal tarih incelemeleri yapılmak istendiğinde en önemli kaynaklardan biri mahkeme kayıtlarıdır. Osmanlı Devleti’nde olduğu gibi Kırım Hanlığı’nda da mahkeme kayıtları tutulmuştur. Bu mahkeme kayıtlarına “Şer`iyye Sicilleri” ya da “Kadıasker Defterleri” denmektedir. Bu defterler kadılar tarafından tutulmaktadır. Kırım Hanlığı’nda yaşayan halkın gündelik hayatına dair bilgiler edinebileceğimiz bu defterlerde, Kırım’ın idari, sosyal, ekonomik ve kültürel hayatını gözden geçirme imkânı bulmaktayız. Bu yönüyle Kadıasker Defterleri çok önemli bir kültürel mirası içlerinde barındırırlar. Tarih araştırmacıları için keşfedilmeyi bekleyen bir hazine olarak görülebilirler. Osmanlı Devleti’nin himayesinde olan Kırım Hanlığı ve Kırım halkının aile hayatından, ekonomik yaşantısına, yeme içme kültüründen mesleki hayatına kadar birçok bilgiyi bu defterler vasıtasıyla öğrenmekteyiz. Toplum içerisindeki dini ve etnik grupların hangileri olduğu, hangi ekonomik uğraşlara sahip oldukları ve toplumun diğer kısımlarıyla nasıl geçindikleri hakkında davalarda bilgilere rastlamaktayız. 67 A 90 Numaralı (Onuncu Cilt) H. 1077 – 1080 (M. 1666 – 1670) Tarihli Kırım Kadıasker Defteri latin harflerine aktarılarak Osmanlı Devleti yönetimi altındaki Kırım coğrafyasına ve sosyal hayatına dair değerlendirmeler yapılmıştır. Dünden bugüne Kırım coğrafyasının ve insanlarının hayatlarına ışık tutabilmek ve geçmişten günümüze bir köprü kurabilmek arzusuyla, Kırım nüfusunun sosyal ve ekonomik yönden tahlil edildiği ve üzerine değerlendirmeler yapıldığı bir çalışma ortaya koymak temel amaçtır.
Lehçeler arası temas açısından Polatlı ve çevresinde yaşayan Kırım Tatar Türkleri
Yazar: Akın LAÇİNER
Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Filiz KILIÇ
Yer Bilgisi: Ankara Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı
Konu: Dilbilim
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 262 s.
Bu çalışmanın konusu, lehçeler arası temas açısından Polatlı ve çevresinde yaşayan Kırım Tatar Türkleridir. Polatlı ve çevresinde konuşulan Kırım Tatar Türkçesi, Türkiye Türkçesi ile temas hâlindedir. Bundan dolayı, bölgedeki Kırım Tatar Türklerinin dillerinde temasın sonucu olarak bazı değişiklikler meydana gelmiştir. Tezin birinci bölümünde çalışmanın önemi, araştırmanın problemi ve malzemenin nasıl elde edildiği hakkında genel bir giriş yapılmıştır. İkinci bölümde Kırım Tatar Türklerinin tarihleri ve göçleriyle ilgili bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde Kırım Tatar Türkçesinin Türk dilinin tasnifi denemelerindeki yeri ile Kırım Tatar Türkçesinin ağız sistemi hakkında bilgiler yer almaktadır. Dördüncü bölümde bölgede yaşayan Kırım Tatar Türkleri ve dilleri ile anket çalışmasına yer verilmiş, çalışmanın yönteminden bahsedilmiştir. Beşinci bölümde dilbilimde temas, diller arası temas ve Türk dil temasları hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca bu bölümde, Kırım Tatar Türkçesinin Türkiye Türkçesi ile teması ses bilgisel, biçim bilgisel ve sözlüksel açıdan incelenmiştir.
Kırım Tatarlarının millî hareketindeki kadın emektarlar
Yazar: Hande GÜNDÜZ
Danışman: Prof. Dr. Kemal ÖZCAN
Yer Bilgisi: Necmettin Erbakan Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Tarih Anabilim Dalı
Konu: Tarih
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 59 s.
18 Mayıs 1944 tarihinde ata topraklarından acımasızca sürülen Kırım Türkleri, yıllar sonra hem itibarlarını yeniden elde etmek hem de Kırım’a dönmek için Sovyet yönetimine karşı büyük bir mücadele başlattılar. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu önderliğinde oluşturulan Millî Hareket kapsamında birçok vatanperver kadın da 1950 yılından itibaren vatan mücadelesi saflarında yerini aldı. İlk olarak sürgün edildikleri bölgelerde kısa süreliğine de olsa yeni bir yaşam tarzı oluşturan kadınlar ardından İnisiyatif Grubu’nun çalışmalarına katılmış ve yapılacak faaliyetler ile ilgili olarak bir taslak belirlemişlerdi. Bu bağlamda öncelikle kendi tarihlerini, sürgünü konu alan ve vatan müdafaasının nasıl yapılacağını teşkil eden ev toplantıları düzenlemişlerdi. Sonrasında önemli devlet organlarına gönderilecek olan metinlerin yazım ve çoğaltma görevini işbirliği ile gerçekleştirmişlerdi. Özellikle de seslerini duyurmak ve harekete destekçi sağlamak için oluşturulan gösteri ve mitinglerde her bir kadın farklı bir vazife ile görevlendirilerek meydanlarda çalışmalarını sürdürmüşlerdi. Bu süreç içerisinde kadınların hemen hemen hepsi türlü tehdit ve yıldırmalar ile Millî Hareketten koparılmak istenmiş; ancak Sovyet idaresi bu anlamda bir başarı elde edememişti. Kırım Türklerinin, Kırım’a yerleşimlerini engelleyen 5 Eylül 1967 Kararnamesi’nden sonra ise zirveye ulaşan Millî Hareket neticesinde birçok kişi nihayet Kırım’a dönmeyi başarmıştı. Ancak o dönemde insanların Kırım’da ne barınabilecekleri bir evleri ne de ev kurmaya yetecek maddiyatları ya da malzemeleri vardı. Bu anlamda yine kadınların emek ve gayretleri ile kurulan gruplar neticesinde sorun az da olsa çözüme kavuşturulmuştu. Şüphesiz yıllardır Sovyet zulmüne ve baskılarına karşı mücadele eden onlarca kadın artık vatanlarında olmanın verdiği mutluluk ile karşılaştıkları her zorluğun üstesinden geleceklerine dair büyük bir kararlılık ve inanç içerisinde yer almışlardı.
Kırım’ın İlhakının Türkiye-Rusya İlişkisine Etkisi
Yazar: Şerife GÖKÇEÇİÇEK YÖNTEM
Danışman: Prof. Dr. Yelda Hatice ONGUN
Yer Bilgisi: Ufuk Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı / Uluslararası İlişkiler Bilim Dalı
Konu: Uluslararası İlişkiler
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019,116 s.
Bu tezin amacı Karadeniz Bölgesi’nin artan önemi ile Kırım’ın ilhakı sonrasında Karadeniz Bölgesi’nde güç dengelerinin Türkiye ve Rusya ilişkileri bağlamında nasıl şekilleneceğinin incelenmesidir. Rusya Federasyonu SSCB’nin dağılmasını takiben Batı yanlı politika izlemiş ve Açık Pazar ekonomisine yönelmiştir ancak bu yönelim ve üretim kaynaklarının çoğunun sınırları dışında kalması sonucunda ekonomisi olumsuz etkilenmiştir. Olumsuz ekonomik koşullar Batı’ya yönelimin sorgulanması ve Neo-Avrasyacı yaklaşımın doğması ile sonuçlanmıştır. Dağılmanın ardından ortaya çıkan Neo-Avrasyacı söylemler giderek dış politikadaki yerini ve etkinliğini arttırmıştır. SSCB’nin dağılmasının ve Varşova Paktı’nın sona ermesi ile Doğu Avrupa ve Asya’da güç boşluğu doğmuştur. Neo-Avrasyacı yaklaşımın varlığını dış politikada giderek arttırması oluşan bu güç boşluğunu doldurmak için Rusya’nın dış politikada dayanağı olmuştur. Neo-Avrasyacılık Putin’in iktidara gelmesi ile dış politika aracı olarak yoğun olarak kullanılmaya başlanmıştır. Asya ve Karadeniz’deki enerji kaynaklarının varlığı, Asya’ya ulaşım ve müdahalenin Karadeniz üzerinden kolay olması Karadeniz’in önemini ABD özelinde Batı için arttırmıştır. Bunun yanı sıra Karadeniz tarihsel olarak Rusya için stratejik önemi olan bir saha olmuştur. Çalışmada Rusya’nın Karadeniz’deki varlığını arttıran Kırım’ın ilhakının Türkiye Rusya ilişkilerine etkisi analiz edilmeye çalışılacaktır. Bunun için öncelikle Rusya’da sıklıkla dış politika aracı olarak kullanılan, Türkiye’de ise son dönemde zaman zaman kullanılmaya başlanmış olan Neo-Avrasyacılığın gelişimi incelenmiş, Neo-Avrasyacılığın Rusya dış politikasındaki yansımaları ile Karadeniz Bölgesi’ndeki Türkiye Rusya ilişkilerine yansımaları incelenmiştir. Kırım’ın tarihi ve iki ülke için tarihsel önemi incelenmiş sonrasında Kırım’ın ilhak süreci ile bu ilhakın Rusya açısından beklenti ve sonuçlarına değinilmiştir. Ayrıca ilhakın Avrasya’daki etkileri açısından, bölge ülkeleri özelinde, bölgesel işbirlikleri, rekabet ve birliklere etkileri açısından incelenmiş böylece Kırım’ın ilhakının Türkiye Rusya ilişkilerine etkisi analiz edilmeye çalışılmıştır. Rusya Karadeniz Bölgesi’nde başat güç konumunu Kırım’ın ilhakı ile pekiştirmiştir. ABD özelinde Batı’nın Karadeniz Bölgesi’ne olan ilgisi sürmektedir ve bu durum Rusya’nın tehdit algısını arttırmaktadır. Çalışmanın “Sonuç” kısmında Kırım’ın ilhakı ile bölgedeki güç dengelerinin Türkiye Rusya özelinde nasıl şekilleneceği analiz edilmiştir.
Uluslararası İlişkiler Politikasının Belirlenmesinde Ulusal Kimlik Faktörü Kırım Tatarları Örneği
Yazar: Madiya ALTUN
Danışman: Doç. Dr. Zeynel Abidin KILINÇ
Yer Bilgisi: Sakarya Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı
Konu: Uluslararası İlişkiler
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 152 s.
Yüzyıllardır defalarca öz yurtlarından sürgün edilmelerine karşın çok büyük risk ve tehditlere rağmen yurtlarına tekrar dönen Tatarlar, Sovyetler Birliğin dağılmasından sonra bağımsızlığını alan Ukrayna sınırları içinde, özerk statülü bir cumhuriyet olarak, arzuladıkları milli hedeflerine yönelik elde ettikleri haklarını geliştirmeye çalıştılar. Ancak Kırım üzerindeki iddialarından vazgeçmeyen Rusya, Kırım Özerk Cumhuriyetini önce bir plebisitle Ukrayna’dan ayırıp bağımsız devlete, ardından Rusya Federasyonu’na üye bir devlete dönüştürmesi yani Kırım’ı ilhak etmesi neticesinde, Kırım Tatarlarının tanınma ve var oluş mücadelesi başa dönmüştür. Çalışmada öncelikle “Uluslararası Politika Belirlemede Etkili olan Hususlar”; devamında “Çok Kültürlü Yurttaşlık” ve ilgili kavramların özet değerlendirilmesi, ardından önce Kırım Tatarlarının tarihçesi, milli özelliklerine has unsurlarla kronolojik olarak anlatılmış. Akabinde Kırım Tatarlarının Kymlicka’nın Liberal Azınlıklar teorisi ile Habermas’ın “Demokratik Hukuk Devletinde Tanınma Mücadelesi” çerçevesinde durumları analiz edilip genel bir değerlendirme ile Kırım Tatarlarının uluslararası politika belirlemedeki rolü konusunda elde edilen bulgular ortaya konulmuştur.
Uluslararası Hukuk ve Rusya’nın Kırım Müdahalesi
Yazar:Mustafa ÇEVEN
Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Dolunay ÖZBEK
Yer Bilgisi: Milli Savunma Üniversitesi / Stratejik Araştırmalar Enstitüsü / Harp/Harekât Hukuku Anabilim Dalı / Hukuk Bilim Dalı
Konu: Hukuk
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 191 s.
Bu çalışma Milli Savunma Üniversitesi Atatürk Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Harp ve Silahlı Çatışmalar Hukuku Ana Bilim Dalında yüksek lisans tezi olarak hazırlanmıştır. 2014 yılında Ukrayna’da bir uluslararası hukuk krizi yaşanmıştır. Rus yanlısı Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç’in Avrupa Birliği ile Doğu Avrupa Ortaklık Antlaşması’nı imzalamaktan vazgeçmesi muhalefetin sabrını taşıran son nokta olmuştur. Büyük çaplı gösteri ve protesto hareketleri sonunda Yanukoviç iktidardan ayrılmış ve Ukrayna Parlamentosu tarafından yerine geçici bir yönetim kurulmuştur. Bu durumdan faydalanan Rusya Kırım’daki durumu daha da karıştırmış, 27 Şubat 2014’ten itibaren armasız, bayraksız, uyruksuz Rus yanlısı milis güçler tarafından Kırım Özerk Cumhuriyeti Meclisi binası dahil kritik resmi binalar, havaalanları abluka altına alınmış, Ukrayna’ya giden yollar kesilmiştir. Bu durumda Kırım Özerk Cumhuriyeti Meclisi 11 Mart 2014’te bağımsızlık ilan etmiş ve 16 Mart 2014’te Rusya’ya katılma konulu yapılan referandumda büyük çoğunlukla katılma yönünde karar çıkmıştır. Bunun üzerine Rusya Kırım’ı kendi topraklarına katmış ve yaşananların uluslararası hukuka uygun olduğunu iddia etmiştir. Çalışma öncelikle Rusya’nın Ukrayna egemenlik alanındaki bir toprak parçası olan Kırım’a müdahale sürecinin ve nihayetinde Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasının uluslararası hukuk bağlamında meşru olup olmadığı ana sorunsalına odaklanmaktadır. Bu kapsamda müdahale; kuvvet kullanma yasağı, saldırının tanımı, karışma yasağı, insancıl müdahale, koruma sorumluluğu, davetle müdahale, halkların kendi kaderini tayin hakkı, ayrılma hakkı, yapılan ikili ve çok taraflı antlaşmalara uygunluğu alanlarında incelenmiş ve uluslararası hukuka uygun olup olmadığı araştırılmıştır. Ayrıca Kırım ilhakına Türkiye’nin bakış açısı da ortaya koyulmuştur.
Kültür değişmeleri açısından Türkiye’ye yerleşen Kırım Tatarları (Eskişehir – Ankara örneği)
Yazar: Sedef Hilal ORAL
Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Meyrem TUNA UYSAL
Yer Bilgisi: Süleyman Demirel Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Sosyoloji Anabilim Dalı
Konu: Sosyoloji
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 194 s.
Kırım Tatarlarının da dâhil olduğu farklı boylardan oluşan Türk halklarının, tarihin ilk dönemlerinden itibaren Türk yurdu olma özelliğini koruyan Kırım, Rusya’nın işgali altına girmesi ile bu vasfı kaybetmiştir. Rusya’nın uyguladığı sürgün politikası doğrultusunda Kırım Tatarları göç etmek zorunda bırakılmıştır. Kırım Tatar göçlerinin büyük bir kısmı Osmanlı topraklarına ve Türkiye’ye olmuştur. Türkiye’ye yerleşen Kırım Tatarlarının öz kültürlerinde yaşanan değişmelerin incelendiği bu çalışma Eskişehir ve Ankara illerinde gerçekleşmiştir. Bu çalışma Kırım Tatarlarının, gelenek ve göreneklerinde zamana bağlı olarak yaşanan kültür değişmelerini ve günümüzde hala devam eden gelenek ve görenekleri tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda elde edilen bulgular ile Kırım Tatarlarının zaman, mekân iş, eğitim ve şehirleşme vs. gibi etkenlere bağlı olarak bazı kültürel özelliklerinde değişim ve dönüşüm yaşandığı tespit edilmiştir. Günümüzde hala uygulanmaya devam eden gelenek ve görenekler olduğu gibi çeşitli etkenlere bağlı olarak gerçekleşen kültürel değişmelerinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Kırım’ın Kırk Batırı Destanının Motif Bakımından İncelenmesi
Yazar:Ali İbrahim TOLUNAY
Danışman: Prof. Dr. Mehmet TEMİZKAN
Yer Bilgisi: Ege Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Türk Halk Bilimi Anabilim Dalı / Halk Bilim (Folklor) Bilim Dalı
Konu: Halk Bilimi (Folklor)
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 373 s.
Destanları bir milletin bilinçaltı olarak nitelendirilebiliriz. Bu bilinçaltının tam olarak açığa çıkarılması ve doğru değerlendirilmesi için de destanlardaki motiflerin sağlıklı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir. Bu tez çalışması, “Kırım’ın Kırk Batırı Destanının Motif Yapısı Üzerine Bir İnceleme” adını taşımaktadır. Tez çalışmasında, yukarıda belirtilen düşünceden yola çıkılarak bir Kazak destanı olan Kırım’ın Kırk Batırı destanındaki anlatmaların olay örgüleri çıkarılmış; anlatmalardaki motiflerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yine bu çalışmanın, Kırım’ın Kırk Batırı destanındaki motiflerle diğer Türk destanlarındaki motiflerin bezerliklerinin ortaya çıkarılmasına hizmet edeceği düşünülmektedir. Bu tez çalışmasında ele aldığı “nesne”nin kendi içinde yer alan ögelerinin birbiriyle olan ilişkilerinden oluşmuş bir “dizgi” olduğunu kabul eden “Yapısalcı Kuram”dan yararlanılmıştır. Destanda geçen motifler tespit edildikten sonra, Stith Thompson’un hazırladığı Motif Index of Folk Literatür adlı eserdeki motiflere göre listelenmiştir. Kitapta yer alan her destan ayrı ayrı ele alınmıştır. Ortak bir motif tasnifine gidilmemiştir. Tez çalışmasının sonunda destanlarda kullanılan motiflerin hem kendi içlerinde hem de Türk dünyasındaki birçok destanla benzerlikler gösterdiğini; “ad verme, çocuksuzluk sorunu, kahramanın yurdunu terk etmesi ve daha güçlü bir şekilde yurduna tekrar dönmesi, öç alma” gibi motiflerin çok yaygın kullanıldığını ve bu durumun da Türk anlatı geleneğindeki ortak anlayış ve tahayyülü açıkça ortaya koyduğunu görmekteyiz.
67 A 90 Numaralı (On Birinci Cilt), 1077- 1078 (1667- 1667) Tarihli Kadıasker Defteri’ne Göre Kırım’da Sosyal ve Ekonomik Hayat
Yazar:Fatma ŞAHİN
Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Recep YAŞA
Yer Bilgisi: Sakarya Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Tarih Anabilim Dalı / Yeniçağ Tarihi Bilim Dalı
Konu: Tarih
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 243 s.
Osmanlı Devleti’nde yerel tarih alanında birinci el kaynak teşkil eden kadı sicilleri, kaydedildiği dönemin ve coğrafyanın sosyo-ekonomik yapısının analiz edilmesine katkı sağlamaktadır. Araştırmada şer‘iyye sicillerin önemi üzerinde durularak yerel tarih açısından analizi yapılmıştır. Şer’i mahkemelerde tutulan bu kayıtlar, bölge halkının günlük yaşamına, bölgenin demografik yapısına, halkın ekonomik uğraşlarına dair bilgiler ortaya koymaktadır. Bu çalışma, 1667 yılında Kırım’da tutulan kadıasker defterinin transkripsiyonun yapılmasının ardından deftere yansıyan verilerin değerlendirilmesi ile ortaya çıkmıştır. Bu amaç doğrultusunda muhteva bakımından çeşitlilik gösteren defterde; Kırım’ın idari yapılanması, ailenin oluşumu, nikâh, boşanma, köleliğin toplumsal boyutları, bölge halkının ekonomik uğraşları, kullanılan ölçü, tartı ve para birimleri, kadının toplumsal hayattaki konumu ile meslek durumları hakkında değerlendirmeler yapılmıştır. Bunun yanında Kırım’ın Osmanlı hâkimiyetine girmesinden sonra bölgeye tesir eden Osmanlı adalet müesseseleri sayesinde, Kırım’ın idari, yerel, sosyal ve iktisadi alanlarda dönemin aydınlatılması açısından önem arz etmektedir. Ayrıca çalışma, kozmopolit bir özelliğe sahip olan Kırım’ın demografik yapısı ve dini-etnik gruplar arasındaki ilişkiler hakkında ayrıntılı bilgiler sunmaktadır. Dönemin toplumsal yaşamının arşiv kaynaklarına yansıdığı kadı sicillerinde, kölelik kurumunun ön plana çıktığı görülmektedir. Kırım’ın, Anadolu coğrafyası için köle temini noktasında önemli bir yere sahip olduğu ve bu bağlamda kölelik kurumunun sosyal yaşamda analizi noktasında siciller önem ihtiva etmektedir.
Uluslararası hukukta kendi kaderini tayin ilkesi ve Kırım’ın İlhakı’nın bu çerçevede değerlendirmesi
Yazar: Emrah ZENGİN
Danışman: Prof. Dr. Ahmet ÖZTÜRK
Yer Bilgisi: İstanbul Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı
Konu: Uluslararası İlişkiler
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 96 s.
Bu çalışmada, ulusların kendi kaderini tayin hakkı ilkesi bağlamında Kırım sorunu ele alınmıştır. Rusya Federasyonu, 18 Mart 2014’te Kırım’ı kendi kaderini tayin hakkı ilkesini öne sürerek ilhak etmiştir. Bu durum Kırım sorununu yerel bağlamından çıkarıp, bölgesel ve küresel istikrar için gerçek bir tehdit oluşturan küresel bir soruna dönüştürmüştür. Rusya, Kırım’ın kendisine bağlanmasının yasal olduğunu, bu durumun uluslararası hukuka ters düşmediğini iddia etmektedir. Diğer tarafta Ukrayna ise, NATO ve AB üyesi ülkeler ile birlikte, ilhakın yasadışı olduğunu belirtmektedir. Bu çalışmada kendi kaderini tayin hakkından hareketle Kırım krizinin uluslararası hukuk boyutu irdelenmiştir. Günümüzde kendi kaderini tayin hakkı uluslararası ilişkilerde politik bir manipülasyon nesnesi haline gelmiştir. Etnik ayrılıklardan yararlanmak isteyen bazı devletler, rakiplerinin toprak bütünlüğüne ve politik hedeflerine karşı koyacak stratejiler gütmektedir. Bu durum uluslararası hukuk alanında farklı uygulamalara ve tartışmalara yol açmıştır. Nitekim kendi kaderini tayin hakkının içeriği, konusu, temelleri ve hukuki nitelikleri hakkında kesin bir görüş birliği sağlanamamıştır. Kavramın belirsiz oluşu ve çelişkili politik yaklaşımlar, bu anlaşmazlığı ortaya çıkarmaktadır. Kimi araştırmacılar, kendi kaderini tayin hakkını uluslararası hukuk tarafından kabul edilen ve devletlerin buna aykırı işlem yapamayacakları üstün bir kural (jus cogens) olarak görmektedir. Kimi araştırmacılar ise kendi kaderini tayin hakkının ancak belirli koşulların ve gerekli hukuki normların geçerli olmasıyla, özellikle de devletlerin toprak bütünlüğünün gözetilmesi şartıyla tanınabileceğini belirtmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada, kendi kaderini tayin nedir ve hangi durumlarda uygulanmaktadır? Kırım’ın bağımsızlığını ilan edip, Rusya Federasyonu’na bağlanmasının kendi kaderine tayin ilkesine dayandırılması uluslararası hukuka göre uygun mudur? gibi soruların cevabı aranmaktadır.
Yunus Kandım’ın Şiirleri (İnceleme-Metin-Aktarma)
Yazar: Saliha BAYRAM
Danışman: Doç. Dr. Özgür AY
Yer Bilgisi: Uşak Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı / Türk Dili ve Edebiyatı Bilim Dalı
Konu: Dilbilim; Türk Dili ve Edebiyatı
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 1490 s.
Bu çalışma, şahsiyetinde şair, tercüman, gazeteci, bibliyografya yazarı, üniversite hocası gibi unvanları taşıyan Yunus Kandım’ın, hayatı ve eserleri hakkındadır. Çalışmanın giriş kısmında Kırım tarihi ve Kırım Tatarları hakkında bilgiler verilmiştir. Kırım Tatar edebiyatının önemli şahsiyetlerinden Yunus Kandım’ın hayatı ve eserlerinden bahsedilmiştir. Bu tezde Şair Yunus Kandım’ın “Sen Deñizge Beñzeysiñ” (1988), “Sarı An” (1997), “Ümüt Yipi” (2001), “Yüreknen Qaplanğan Yer” (2008), “Yuqu Yoqtır Közlerde” (2009) adlı kitaplarındaki 427 şiir önce Kiril harflerinden Latin harflerine transkribe edilmiş daha sonra Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. Türkiye Türkçesine aktarmada Türk Dil Kurumunun Güncel Türkçe Sözlüğü, Saim Osman Karahan’ın Dobruca Kırımtatar Ağzı Sözlüğü ve Useyinov’un hazırladığı Qırımtatarca-Rusça-Ukraince Lügatından yararlanılmıştır. İnceleme kısmında ise şiirler ses, şekil ve muhteva bakımından incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise tezimizin asıl amacı olan Yunus Kandım’ın şiirlerinden hareketle veriler ortaya konmaya çalışılmıştır.
2014 Kırım krizi ve Karadeniz jeopolitiğinde denge politikası
Yazar:Enis Selim AKMAN
Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Fulya EREKER
Yer Bilgisi: Altınbaş Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı
Konu: Uluslararası İlişkiler
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 110 s.
Bu çalışmada, Ukrayna ve Kırım siyasi tarihi incelenmiş olup XXI. yüzyılda iktidara gelen Putin’in siyaseti doğrultusunda revize edilen Yakın Çevre Doktrini üzerinden Rusya’nın Ukrayna ve Kırım siyasal hayatına etkisi ortaya konularak Kırım’da yapılan referandumun gayrimeşruluğu ve Kırım’ın Rusya’ya bağlanması kararının uluslararası hukukun boşluklarından ileri gelmiş olduğu ileri sürülmektedir. Ukrayna siyasi aktörlerinin bir yandan Kremlin ile olan ikili siyasetlerini geliştirirken, diğer yandan AB ile dostluk ilişkilerine yönelerek denge siyaseti güttüğü gibi Türkiye’nin de Ukrayna ve Kırım ile ilişkilerinde Batı ve Rusya ekseninde dengeyi gözettiğini söylemek mümkündür. Putin iktidarıyla birlikte hayata geçirilen stratejik politikalar ile Karadeniz jeopolitiğinde güç dengesinin değişmesiyle Rusya’nın Karadeniz’deki söz hakkı artarken, AB ve ABD bu durumdan rahatsızlığını sık sık dile getirmektedir. Türkiye açısından, Montreux Boğazlar Sözleşmesi temelinde Karadeniz’in güvenliği konusu hassasiyetini korumaktadır. Çalışmada Türkiye, Ukrayna ve Rusya eksenli ilişkiler çerçevesinde enerji güvenliği ve ticari ilişkiler ele alınarak Karadeniz’deki stratejik denge değişimi değerlendirilecek ve Batı’nın Karadeniz güvenliğine ve çalışmanın ana konusu olan Kırım’ın ilhakına yönelik tutumları analiz edilecektir.
2002 Sonrası Türkiye-Rusya İlişkilerinde Bölgesel Gelişmelerin Etkisi Üzerine Bir Değerlendirme: Güney Osetya Krizi, Kırım’ın İlhakı ve Suriye İç Savaşı Örnekleri
Yazar: Emrullah KAÇMAZ
Danışman: Yrd. Doç. Dr. Osman AĞIR
Yer Bilgisi: Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı / Siyaset ve Uluslararası İlişkiler Bilim Dalı
Konu: Siyasal Bilimler; Uluslararası İlişkiler
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 119 s.
Bulundukları coğrafi konumları sebebiyle önemli bölgesel aktörler olan Türkiye ve Rusya, köklü bir geçmişe sahip olan iki devlettir. Tarihsel süreç içerisinde inişli çıkışlı yapıda şekillenen ikili ilişkiler, politik diyalogların artmasıyla beraber birçok alanda gerçekleştirilen iş birliğinden dolayı olumlu yönde gelişme göstermiştir. Fakat son dönemlerde yaşanan bölgesel gelişmeler, ikili ilişkileri farklı boyutlarda etkilemiştir. 2002 yılı sonrası yaşanan bölgesel gelişmelerin etkisini/etkilerini ortaya koymak amacıyla yapılan bu çalışmada, Güney Osetya Krizi, Kırım’ın İlhakı ve Suriye İç Savaşının Türkiye ve Rusya ilişkilerine hangi boyutta etki ettiği sorunsalı tartışılmıştır. Çalışmada; I) Rusya Federasyonu’nun Gürcistan ve Kırım’a müdahalesinin Neorealizmin “saldırı ve savunma dengesi” varsayımına göre, Suriye’ye müdahalesinin ise Neorealizmin önerdiği “dengeleme politikası” kapsamında analiz edilebileceği, II) Türkiye Cumhuriyeti’nin Gürcistan ve Kırım Krizlerinde benimsediği politikaları Neorealizmin “savunmacı realizm” varsayımına göre, Suriye’ye müdahalesinin ise Neorealizmin önerdiği “saldırgan realizm” kapsamında değerlendirilebileceği, III) Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu’nun, özellikle Suriye Krizi özelinde ortak politikalar izlemesinin Neorealizmin “ittifaklar yoluyla dengeleme” politikası kapsamında analiz edilebileceği hipotezleri sınanmıştır. Araştırmada; ilk olarak kuramsal çerçeve oluşturulmuş, Türkiye ve Rusya ilişkilerinin tarihsel süreci araştırılmış, daha sonra bölgesel krizlere yer verilerek II Türkiye ve Rusya ilişkilerine yapmış olduğu etkileri; Neorealizm kapsamında analiz edilmiştir. Çalışmada, ulaşılan bulgular kapsamında varılan sonuçlar şu şekildedir: a) Güney Osetya Krizi’nin, Türkiye ve Rusya ilişkilerinde, devletlerin üst düzey yetkilileri tarafından yapılan bazı siyasi kınama söylemlerinin dışında ciddi oranda bir etkisinin olmadığı görülmüştür. b) Kırım’ın İlhakı’nın, Güney Osetya Krizi’nin Türkiye ve Rusya ilişkilerine yapmış olduğu etkiye benzer bir şekilde, sadece siyasi kınama söylemlerinden kaynaklanan olumsuz bir etkisi olduğu görülmüştür. c) Suriye İç Savaşı’nın ilk yıllarında Türkiye ve Rusya, farklı amaçlar doğrultusunda farklı politikalar benimsemiş, ilerleyen süreçte krizin çözümüne yönelik ortak hamleler gerçekleştirmişlerdir. Bu süreç içerisinde yaşanan Uçak Krizi ikili ilişkilere siyasi, ekonomik, turizm ve toplumsal boyutta olumsuz olarak yansımıştır. Bu durum devletlerin normalleşme sürecini hızlandırmasıyla son bulmuştur. d) ABD, AB ve NATO’nun Suriye Krizinde Türkiye’yi yalnız bırakması ve Türkiye’nin sınır güvenliğinde sorun yaşaması, Türkiye’yi Rusya ile yakınlaştırmış ve böylece Türkiye hem ulusal güvenliğini korumaya çalışmış hem de Rusya ile ittifak kurarak Suriye Krizinin çözümü için önemli bir aktör haline gelmiştir.
Tanzimat Sonrası Eskişehir’de Göç ve İskân (1839-1918)
Yazar: Feride YAZICI
Danışman: DOÇ. DR. Mustafa KARAZEYBEK
Yer Bilgisi: Afyon Kocatepe Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Tarih Anabilim Dalı / Tarih Bilim Dalı
Konu: Tarih
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019, 210 s.
XIX. yüzyılın ikinci çeyreğinden itibaren başta Kırım, Kafkas ve Rumeli olmak üzere birçok farklı bölgeden Osmanlı Devleti’nin iç kesimlerine yoğun bir şekilde göçler meydana gelmiştir. Eskişehir göçmenlerin iskân ettirildiği önemli yerlerden birisi olmuştur. 1839-1918 yılları arasında Eskişehir’e gelen göçmenler Kırım, Kafkasya, Rumeli, Almanya, Fransa, Batum, Suriye, Lübnan ve Kudüs gibi farklı coğrafyalardan gelmiştir. Bu göçler dış göçler, iç göçler ve mevsimlik göçler grubunda incelenerek Eskişehir’de değişen nüfus yapısını, sosyo-kültürel ve ekonomik açıdan yaşanan değişimleri göstermiştir. Böylelikle Osmanlı klasik dönemlerinde Eskişehir’e göç eden Yörük-Türkmen cemaatlerinin yerini Kırım, Kafkasya ve Rumeli gibi bölgelerden gelen göçmenlerin aldığı anlaşılmıştır. Özellikle 1839-1918 yılları arasında Eskişehir’de yoğun bir şekilde Kırım Tatarı, Nogay, Çerkez, Abhaz, Boşnak ve Pomak göçmenler nüfusunun varlığına rastlanmıştır. Üstelik bu göçmenler yaşadıkları yerlerde yeni yerleşim birimleri kurarak günümüze kadar ulaşan köy ve mahallelerin alt yapılarını oluşturmuştur. Diğer yandan Yahudi, Ermeni, Rum, Protestan vd. olarak tanımlanan gruplardan göçmen nüfusun varlığı tespit edilmiştir.
Cengiz Dağcı’nın Romanlarında Kırım Algısı / The Perception of Crimea in Cengiz Dağcı’s Novels
Yazar: Burcu GÜNGÖR
Danışman: Prof. Dr. Salim ÇONOĞLU
Yer Bilgisi: Balıkesir Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı
Konu: Türk Dili ve Edebiyatı
Yüksek Lisans, İngilizce, 2019, 105 s.
Bu çalışmada Cengiz Dağcı’nın romanlarındaki Kırım algısı ele alınmıştır. Kırım algısı ile ilgili inceleme yapılırken yazarın yaşadığı dönemin siyasi-tarihi ve sosyal durumu ele alınmıştır. Romanları ilk elden tanık olarak kabul edilmiş ve Kırım’ın uzun yıllardır yaşamak zorunda bırakıldığı durumlar tespit edilmiştir. Bu çalışma sonrasında ulaşılan en kapsamlı ifade Cengiz Dağcı’nın vatanına olan bağlılığıdır. Şartlar onu istenmeyen şeyleri tecrübe etmeye zorlasa da toprağından, kültüründen, insanından vazgeçmemiştir. Bu çalışma altı bölümden oluşmaktadır. Kaynakçada bu çalışmada faydalanılan eserler listesine yer verilmiştir. Yazarın sıklıkla üzerinde durduğu vatan/toprak, milli kimlik, din ve kültür algıları tasniflenmede ön planda tutulmuştur. Bu çalışmada ulaşılan en genel sonuç Dağcı’nın hayatını derinden etkileyen Kırım Dramını hafızasında yaşattığı gerçeklikle destekleyip bir gün vatanına döneceğini umut ettiği halkına ışık olabilmektir.
Sicill-i Ahvâl Defterlerine Göre Osmanlı Bürokrasisinde Kırımlı Memurlar
Yazar: Ege Kaan KARA
Danışman: Doç. Dr. Zafer ATAR
Yer Bilgisi: Manisa Celal Bayar Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Tarih Anabilim Dalı / Genel Türk Tarihi Bilim Dalı
Konu: Tarih
Yüksek Lisans, Türkçe, 2019.
Sicill-i Ahvâl Komisyonu 1879’da Dâhiliye Nezâreti’ne bağlı olarak kurulmuştur. Sicill-i Ahvâl defterleri, yakın dönem Osmanlı biyografi yazımında kullanılan önemli kaynaklardır. Bununla birlikte XVIII. yüzyılın son çeyreğinde Osmanlı hakimiyetinden çıkmış olan Kırım’dan Anadolu’ya gerçekleştirilen göçler uzun yıllar boyunca devam etmiştir. Kırım’dan göç eden kimseler zaman içerisinde Osmanlı bürokrasisinde kendilerini göstermişlerdir ve Osmanlı bürokrasinin şekillenmesinde rol oynamışlardır. Bu bağlamda, yapılacak olan bu çalışmada Osmanlı bürokrasisinde görev almış olan Kırımlı memurlar hakkında bilgiler verilecektir.
* Bilgiler Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi adresindeki Ulusal Tez Merkezi veritabanından sorgulanarak elde edilmiştir. Yazarlarının yayımına izin verdiği tezlerin PDF dosyaları erişime açık olup bu adresten indirilip okunabilmektedir.
[/ihc-hide-content]
Emel KIRIM VAKFI