Kırım Türkleri

Yazar:

Edige KIRIMAL. 

Giriş

Kırım Türklerinin tarihî-millî toprakları, Doğu Avrupaya 7 kilometrelik dar Perekop (Or Kapı) berzahı ile bağlanan Kırım yarımadasıdır. Kırım, bin yıllar boyunca, jeopolitik ve ekonomik bakımdan tamamiyle kendi içinde kapanmış toprak ünitesi olup bir çok devlet teşekkülleri için sahne teşkil etmiştir.
 
Sonçağda, Sovyetler Birliği şartlan altında Kırım, 1921 -1941 yılları arasında, Kırım yarımadasında yerli Kırım Türk nüfusunun millî muhtariyetinin gerçekleştirilmiş olduğu RSFSR (Rusya Federasyonu)’a bağlı Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. İkinci Dünya Savaşı yıllarında (1941-1944) Kırım topraklan Alman ordusu tarafından işgal edildi. Kırım 1944’ün ilkbaharında yeniden Kızılordunun eline geçtikten sonra Stalin hükümeti Kırım Türklerini tüm olarak «vatana ihanet» ve «Alman ordusuyla işbirliği» yapmak ile suçlamış ve buna dayanarak Kırım Türklerini kısmen mahallinde kılıçtan geçirdikten sonra, başta Türkistana olmak üzere, topyekûn Kırım dışına sürmüştür.
 
RSFSR Yüksek Şura Prezidyumunun iki yıl sonra «Çeçen- İnguş Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin ortadan kaldırılması ve Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin Kırım Eyaleti haline getirilmesi» hakkında çıkardığı 25 Haziran 1946 tarihli kanunla1 Kırım Türklerinin muhtariyeti hukuken tasfiye edildi. Daha sonra Sovyetler Birliği Yüksek Şura Prezidyumunun «Kırım Eyaletinin RSFSR’den çıkarılarak Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti terkibine ithal edilmesi» hakkındaki 19 Şubat 1954 tarihli kararnamesiyle Kırım, komşu Ukrayna Cumhuriyetine bağlandı2.
 
Türklerin Kırımdan sürülmelerinden 20 yıl sonra Sovyetler Birliği Yüksek Şura Prezidyumunun «Kırımda yaşamış olan Tatar milliyetine mensup vatandaşlar» hakkındaki 5 Eylül 1967 tarihli kararnamesiyle3 Sovyet hükümeti nihayet, Stalinin Kırım Türklerini «tüm olarak Alman işgalcileriyle aktif işbirliği» yapmakla «suçlamasının hiçbir esasa dayanmadığını» kabul etmeğe ve bu suçlamayı geri almağa karar verdi. 5.9.1967 tarihinde ilân edilen «Sovyetler Birliği Yüksek Şura Prezidyumunun kararında», «eskiden Kırımda yaşamış olan Tatar milliyetine mensup vatandaşların», «bütün Sovyetler Birliği vatandaşları gibi Sovyetler Birliğinin bütün topraklarında yaşamak hakkından faydalandıklarına dair aynı zamanda «izahat» da verilmekteydi4. Nevar ki Sovyetler Birliği Yüksek Şurasının bu kararname ve Kırım Türklerinin tarihî-millî toprakları, Doğu Avrupaya 7 kilometrelik dar Perekop (Or Kapı) berzahı ile bağlanan Kırım yarımadasıdır. Kırım, bin yıllar boyunca, jeopolitik ve ekonomik bakımdan tamamiyle kendi içinde kapanmış toprak ünitesi olup bir çok devlet teşekkülleri için sahne teşkil etmiştir.
kararında Kırım Türklerinin kendi tarihî ve millî toprakları olan Kırıma dönme hakkından hiçbir şey bahsedilmediğine göre, bu her iki belge Sovyet hükümeti için ancak, Sovyetler Birliğindeki Kırım Türklerinin gerçek durumunu dünya kamuoyundan gizlemesi gereken duman perdesinden başka bir şey değildi.
 
1967 yılı «reabilitasyonundan» sonra Kırım Türkleri teker teker ve gruplar halinde Kırıma bir çok dönme teşebbüslerinde bulunmuş, fakat Özbekistandaki KGB (Devlet Güvenlik Komitesi) organlarından Kırıma giriş vizesi almış olan 148 Kırım Türk ailesi hariç, merkezî Moskova makamlarının direktifleriyle hareket ettiklerine şüphe olmayan yerli Sovyet makamları tarafından Kırıma sokulmamış veya Kırımdan tekrar zorla çıkarılmışlardır 5.
 
Kırım Türkleri bu siyaset sonucu olarak bugüne kadar sürgün yerlerinde kalmakta devam etmekte ve oldukça toplu bir halde Özbekistanın Taşkent, Semerkand, Andican ve Sır-Derya bölgelerinde ve keza küçük gruplar ve ayrı ayrı aileler halinde Moskova, Leningrad, Taşkent, Baku, Kazan şehirleri de dahil, Sovyetler Birliğinin çeşitli birlik ve muhtar cumhuriyet ve şehirlerinde yaşamaktadırlar6. Bütün bunlar 1967 – 1969 yıllarında, gittikçe daha şiddetle tam bir itibar kazandırılması ve Kırıma dönüş ile Kırım muhtariyetinin yeniden kurulması taleplerinde bulunan Kırım Türkleri arasında gayet aktif direnme hareketini doğurdu. Sovyetler Birliğinin Ukraynalı ve Rus ilerici çevreleri ve gizli basını tarafından enerjik bir surette desteklenen ve keskin bir hal alan bu mücadele, Sovyetler Birliğindeki bir çok yabancı muhabirlerin dikkatini çekmiş ve onların araciyle, bir çok yazı ve haberlerde Kırım Türklerinin dâvası üzerine önemle eğilmiş olan dünya basınına intikal ettirilmiştir7.
 
Biz bu yazımızda Kırım Türklerinin mazisini ve şimdiki halini kısaca aydınlatmağa çalışacağızdır.
 
Kırımın mazisi ve Kırım Türklerinin menşei
 
Kırımın ve Kırım Türklerinin tarihî mazisi gayet zengindir. Eski zamanlarda milâttan önce XIII. —VII. asırlarda Kırımda Herodot’un kalemiyle tespit edilen Tauriler, Kimeriler ve İskitler yaşamaktaydı8. Asırlar geçtikçe bu kavimler kendi aralarında karışmış ve milâttan sonra III. asra kadar varlıklarını Kırımda korumuşlardır.
Milâttan önce VI. asırda Kırım sahil bölgelerinin bir kısmı, şehir-devletleri Kırımda milâttan sonra XI. asra kadar varlıklarım devam ettirmiş olan Küçük Asya Grekleri tarafından işgal edildi.
 
Milâttan önce I. asırda Kırıma Sarmatlar, milâttan sonra IV. asırda da Doğu Gotları sokuluyor. Bunların kalıntıları XIV. asra kadar Kırım dağlarında tutunabilmişlerdir. 378 yılında Kırım üzerinden Hunlar ve Alanlar geçiyor. V.-VI. asırlarda Kırımı Avar ve Altay Türkleri işgal ediyor. VII. – IX. asırlarda Kırım «Küçük Hazaristan» adı altında Hazar Türkleri Devletinin sınırları içinde bulunuyordu 894 1090 yıllarında Kırımda Peçeneg Türkleri hüküm sürmüşlerdir. X. asrın sonunda Kırıma Kıpçak Türkleri giriyor.
 
Kırımda sağlamca yerleşmiş bulunan bir kısım Kıpçaklar, o zamana kadar Kırımın elenleştirilmiş sahillerini yavaş yavaş türkleştirmiş, Kırımda mevcut Kimeriler, Taur – İskitler, Alan, Avar, Hazar ve Peçeneglerin kalıntılarını temessül etmiş, kendileri de XIII. asırda Kırıma gelen Moğol – Türklerle karışmışlardır. Bugünkü Kırım Türklerinin millî çekirdeği de Kırımda yaşayan bu halkların işte bu çok asırlık kaynaşması sonucunda doğmuştur.
 
Bir çok tarihî belgeler Hazar (VII-IX), Peçeneg (IX-X) ve Kıpçak (XI-XII) Türkleri devrinde Kırımın iktisadiyat, ticaret, medeniyet ve kültür seviyesinin, komşu Doğu Avrupa halklarını çok gerilerde bıraktığını ortaya koymaktadır.
 
1223 – 1238 yıllarında Kırım «Moğol – Türkler» tarafından fethedilmiş ve 1428 yılına kadar «Kırım Eyaleti» sıfatiyle Altınordunun terkibinde bulunmuştur.
 
1428 yılında teşekkül eden Kırım Hanlığı 1783 yılına kadar yaşamıştır. Onun sınırları içine Kırım yarımadasından başka, Taman yarımadası, Kuban, Nogay stepleri (şimdiki Güney-Doğu Ukrayna) ve Bucak (Besarabya) da girmekteydi. Onun nüfusu 3 milyondan 5 milyon kişiye, bu arada Kırımın kendisinde 800 binden 1,5 milyon kişiye çıkıyor, ordusunun mevcudu ise 200 bin kişiyi buluyordu9.
 
Kırım hanları Moskova’ya karşı bir çok siyasî ve askerî ittifaklar akdediyor ve bu mücadelede 1475 -1774 yıllarında sıkı siyasî ve askerî ittifakla bağlı bulundukları kardeş ve dindaş Osmanlı İmparatorluğuna dayanıyordu. Nevar ki Rusya ile Türkiye arasında 1774 yılında yapılan Küçük Kaynarca barış antlaşması hükümlerine göre Osmanlı İmparatorluğu Kırıma askerî yardım yapmaktan vazgeçmeyi ve Kırım Hanlığının bağımsızlığını tanımayı taahhüt ediyor. Fakat Rus hükümeti bu bağımsızlık garantisini çiğneyerek Kırımı 1783 yılında Rusya’ya ilhak ediyor.
 
Altınordu ve Kırım Hanlığı devri (XIII – XVIII), Kırımın yüksek ekonomik ve kültürel gelişme devri olmuştur. XVI.-XVIII. asırların Polonya kaynaklarında Kırımdan, bir çok zengin şehir ve köylere sahip dünyanın en zengin memleketi olarak bahsedilmektedir. Kırımda çiftçilik, bahçivanlık, üzümcülük, balıkçılık iç ve dış ticaret çok gelişmiş bir durumda idi. Arkeolojik kazılar o devir Kırım maddî kültürünün yüksek seviyesini ortaya koymaktadır. Kırımın kültür merkezlerinde ilim, edebiyat ve sanat durmadan gelişmekte idi10.
 
 Kırımın 8 Nisan 1783 de Rusyaya ilhak edilmesi, Kırım Türklerinin bugüne kadar devam eden millî faciasının başlangıç tarihidir. Petersburg hükümeti Kırım Hanlığının bütün idarî, adlî ve eğitim müesseselerini ortadan kaldırdı. Kırım Türklerinin devlet hazinesine veya Rus aristokrasisinin şahsî mülkiyetine devredilen topraklarının büyük kısmı ve 1783 de 457.800 hektardan 1918 de 95.499 hektara kadar azalan vakıflara ait topraklar da müsadere edildi11. Kırımda camilerin sayısı 1805 -1914 yıllarında 1556 dan 729 adede indi12. Kırım Türklerinin maddî kültürü kısa bir zamanda önemli derecede tahrip edildi. Rus yazarı Pavel Sumarakov, Fransız Dubois ve İngiliz Clarke Kırım şehirlerinin insafsızca ve manasızca nasıl tahrip edildiğini ayrıntılarla kaleme almış bulunuyorlar13.
 
Çarlık hükümetinin bu siyaseti, Kırım Türklerinin 1785 de başlayan ve 1902 yılına kadar bütün XIX. asır boyunca devam eden Türkiyeye kitleler halinde göç etmelerine sebep oldu. Bu göçler sonucu olarak 1-1,2 milyon Türk, Kırımı terketmiş 14 ve 1783 den XIX. asrın 80. yıllarına kadar, yâni bir asır içinde Kırım Türk nüfusu 1,5 milyondan 280 bin kişiye kadar düşmüştür15.
 
Kırım arşiv belgeleri, Kırım Türklerinin XIX. asrın ilk yarısındaki durumunu şöyle nitelendirmektedirler: siyasî ve sosyal hukuksuzluk, ağır İktisadî durum ve kültür – eğitim kuruluşları ile millî basından yoksunluk. Bu problemi araştıran Ahmet Özenbaşlı ile Arslan Kriçinski, bir çok arşiv belgelerine dayanarak, çarlık makamlarının Kırımda «asırdan asıra müslüman nüfusunun haklarını çiğnedikleri» ve «Rus asasının Kırım halkına ancak nüfusta azalma, kültürde çökme ve maddî yıkım getirdiği» yargısına varmaktadırlar16.
 
Kırım Türklerinin kültürel – ulusal canlanma devri
 
Gerek Kırım Türklerinin ve gerek bütün Rusya İmparatorluğu Türk-müslümanlarının kültürel – ulusal canlanmasının kurucusu ve uzun yıllık sevkedicisi maruf Kırım yazarı, pedagog, düşünür, ideolog ve ıslahatçı İsmail Bey Gaspıralı idi. Asil bir ailenin çocuğu olarak 1851 de dünyaya gelen ve öğrenimini Moskova, Paris ve İstanbulda yapmış olan Gaspıralı 1880 yıllarının başında bütün Rusya müslümanlarını kültürel – ulusal canlanmaya çağıran bir çok eserler kaleme almıştır. Gaspıralı aynı zamanda millî okulları ıslâh ve genişletmek, millî basın kurmak, avrupalaşmak ve modernleşmek, Kırım Türklerinin aydın kadrolarını yetiştirmek üzere büyük çabalar sarfetmeye başladı 17. Onun 33 yıl süresince yayınlanan ve 1905 yılına kadar Rusya Türk ve müslümanlarının tek süreli millî gazetesi olan ünlü Tercüman gazetesinin birinci sayısı 10 Nisan 1883 de çıktı. Gaspıralı, sonraki tarihî safhada – Kırım Türklerinin millî – kurtuluş hareketinde öncülük yapmış olan geniş Kırım Türk millî aydınlar kadrosunun mânevi eğitimcisi olmuştur. Bu hareket, XX. asrın başında, tatbikatta sık sık kendi aralarında örgülenen şu üç ideolojik akım şeklini aldı:
 
1. Tercüman gazetesinin etrafında toplanan ve saflarında öğretmenlerin, gazeteci ve yazarların yer aldığı Gaspıralının tilmizlerinin temsil ettikleri akım. Bunların çalışmaları sayesinde Kırım Türkleri 1917 yılına doğru bütün Kırım halk okullarının % 52 oranını teşkil eden 360 millî halk okuluna ve önemli sayıda millî edebiyata sahip olmuşlardı 18.
 
2. Kırımda 1905 -1906 yılları ihtilâlci olaylarda başlıca rol oynamış olan Genç Tatarların ihtilâlci – siyasî hareketi. Öğretmen Abdürreşit Mehdi’nin yönettiği bu hareket, Kırım Türklerinin sosyal ve siyasî haklarını sağlamak uğrunda Rus çarlığına gizli ihtilâlci mücadeleyi ifade etmektedir. Genç Tatarlar Kırımın Karasubazar şehrinde 1906 -1909 yıllarında, yazar Hasan Sabri Ayvaz idaresinde Vatan Hadimi gazetesini yayınlamakta idiler. Genç Tatarların başkanı Mehdi 1907 de Tavrid Vilâyetinden Rusya Parlamentosuna milletvekili seçilmişti. Onun parlamentoda Çarlık hükümetini şiddetle tenkit eden ve «toprak ve hürriyet» talebinde bulunduğu konuşmaları dikkati çekmiş ve Lenin tarafından takdir edilmişti19. Genç Tatarlar Kırım Türklerinin millî hareketine, Gaspıralının programında bulunmayan sosyal ve siyasî yönler getirmişlerdi.
 
3. Kırım dışında, İstanbulda öğrenim yapan Kırım Türk öğrencileri arasında doğan ve Kırım Talebe Cemiyeti ile 1909 da kurulan gizli «Vatan» teşkilâtı tarafından temsil edilen Kırım Türk gençliğinin millî – siyasî hareketi. «Vatan» teşkilâtı üyelerinin siyasî programı Kırım bağımsızlığını ön görüyordu20.
 
1917 Rusya Şubat Devrimi Kırım Türkleri için yeni bir devrin başlangıcı oldu. 25 Mart 1917 tarihinde 1500 Kırım Türk temsilcisinin katıldığı Bütün Kırım Müslüman Kongresi toplandı21. Bu kongre Kırım Türklerinin kültürel – ulusal muhtariyetini ilân etmiş ve onların bütün millî, kültürel, dinî ve siyasî işlerini yetkisine verdiği Kırım Müslüman Merkez İcra Komitesini seçmişti. Kongre ayrıca bütün evkaf topraklarını adıgeçen komitenin yönetimine devretmiş ve Kırım müftülüğüne Numan Çelebi Cihanı getirmişti22. Çelebi Cihanın başında bulunduğu Kırım Müslüman Merkez İcra Komitesi, Kırım Türklerinin geçici muhtar millî hükümetini temsil etmekte idi.
 
1 – 2 Ekim 1917 de bütün Kırım Türk teşekküllerinin, Bahçesaray şehrinde bir kurultayın, yâni Kırım Türklerinin millî kurucu meclisinin çağrılması hakkında tarihî karar alan kongresi toplandı23.
 
30 Kasım 1917 de demokratik kurultay seçimleri yapıldı. 1917 nin 9 aralığından 26 aralığına kadar çalışmalar yapan kurultay, 26 aralıkta, Kırım Türklerinin, 16. maddesi Kırımı Kırım Halk Cumhuriyeti olarak ilân eden anayasasını kabul ediyor. Aynı günde Numan Çelebi Cihanın başkanlığı altında Kırım millî hükümeti seçiliyor. Dışişleri ve Harbiye bakanlıklarına Kırım Türklerinin diğer tanınmış lideri Cafer Seydahmet getiriliyor24. Onun teşebbüsüyle 28 Aralık 1917 tarihinde «Kırım Erkânıharbiyesi» kuruluyor ve bütün Kırım Türk Silâhlı Kuvvetleri bu Erkânıharbiyenin emrine veriliyor25. Kırım Millî Hükümetinin hâkimiyeti, askerî liman Sebastopol hariç, bütün Kırım yarımadasını kapsıyordu. Adıgeçen liman 15 Aralık 1917 tarihinden itibaren Sebastopolün Petrograddaki Bütün Rusya Bolşevik Hükümetine bağlı olan Bolşevik Askerî ihtilâl Komitesinin işgalinde bulunuyordu26. Bu durum 1918 in ocak ayında Kırım Millî Hükümeti askerî birlikleri ile onlardan çok daha üstün bulunan Sebastopolün Askerî ihtilâl Komitesi emrindeki Sebastopol garnizonu ve Karadeniz donanması silâhlı kuvvetleri arasında silâhlı çatışmaya sebep oldu. Bu çatışmada, 26 Ocak 1918 tarihinde Kırım Millî Hükümet kuvvetleri mağlûp olmuş ve neticede bütün Kırım yarımadası bolşevik kuvvetleri tarafından işgal edilmişti27. Bolşevikler Kırımda 21 Mart 1918 de ilân edilen Tavrid Sovyet Sosyalist Cumhuriyetini kurdular. Nevar ki 16 Nisan -1 Mayıs 1918 tarihlerinde Kırım, Alman Doğu Cephesine bağlı kuvvetlerce işgal edilmiş ve bu olay Kırım Hükümetinin yeniden kurulması için gereken zemini hazırlamıştı.
 
8 Mayıs 1918 de Kırım Türklerinin Millî Meclisi yeniden toplanmış ve 25 Haziran 1918 de general Süleyman Sülkeviçin başkanlığında Kırım Ülke Hükümeti teşekkül etmişti. Bu hükümet Kırımda devlet ve adalet cihazı vücude getirmiş, «Kırım uyrukluğu», «yabancı memleketlerde yaşayan Kırım Türklerinin Kırıma dönmelerini kolaylaştırmak» gibi bir sıra kanunlar çıkarmış, Kırımda ilk Kırım Üniversitesini meydana getirmiş Türkiye, Almanya ve komşu Ukrayna ile diplomatik ve ticarî ilişkiler kurmuştu28. Nevar ki Türkiye ile Almanyanın savaşı kaybetmeleri, 16 Kasım 1918 de düşen Kırım Ülke Hükümetinin29 kaderini önceden tayin, etmiş bulunuyordu. Bundan sonra Kırıma İtilâf devletleri kuvvetleri ile general Denikin’in gönüllü beyaz Rus ordusu girdi. Bu gönüllü birlikler Kırımda 11 Kasım 1920 yılına kadar tutunabilmiş ve yerini Kırımı işgal eden Kızılorduya bırakmıştı 30.
 
Sovyet Rusya Hâkimiyetinde Kırım Türkleri
 
Bir çok belgeler Sovyet hükümetinin 1920 -1941 yıllarında Kırım Türklerini derece derece imha siyasetini uyguladığını ve 1944 yılı génocide faciasının, bu siyasetin artık son perdesini teşkil ettiğini ortaya koymaktadır. Bu siyaset şu üç devreye bölünebilir :
 
1. Yıldırma ve suni açlık devresi (Kasım 1920-Ekim 1921).
 
2 Kırım Türklerine verilen geçici millî tavizler devresi (Kasım 1921-Nisan. 1928).
 
3. Kırım Türklerini Sovyetleştirme, ruslaştırma ve kitle halinde imha devresi
 
Birinci devre: Sovyet hükümeti Kırımı işgal ettikten sonra, Kırım idaresinin başına, 60 binden 70 bine kadar Kırımlıyı cismen ortadan kaldırmış olan Macar komünisti Bela Kuhn’u getirdi31. Bu yıldırma hareketi, Kırım Türklerinin bolşeviklerce imha siyasetinin ilk başlangıç safhasını teşkil eder. Sovyet makamları Kırımın yiyecek maddelerini müsadere ederek Kırım dışına taşımış ve bu suretle Kırımda 1921 -1922 yıllarında şiddetli suni açlık yaratmışlardı. Bu arada Sovyet hükümeti İtalyan Kızılhaçının aç Kırıma yardım teklifini reddetmiş ve Türkiyenin Kırım Türk nüfusu için gönderdiği tahılı Kırım dışına çıkarmıştır. Bu açlık sırasında Kırımda, aralarında 60 bin Kırım Türkünün de bulunduğu 100 bin kişi ölmüştür, ki bu da Kırım Türklerini ortadan kaldırmanın ikinci safhasını teşkil eder32.
 
İkinci devre : Sovyet hükümetinin müslüman halkların sempatisini kazanma arzusu, Kırım Türklerine bir takım tavizlerin verilmesine ve 18 Ekim 1921 de-RSFSR dahilinde bir Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin kurulmasına: ve Kırım Türklerinin millî muhtariyetinin tanınmasına yol açtı. Bu siyaset Kinim «tatarlaştırma» devresinin başlangıcı olmuştur. 1928 yılının ilkbaharına kadar devam etmiş olan bu devrede, okullar, kütüphaneler, müzeler, tiyatrolar ve saire gibi milli kültürel – eğitim kuruluşları açıldı, Kırım Türk aydınlarının kadroları teşekkül etti, millî basın, edebiyat, sanat ve bilim sahasında gelişmeler oldu33.
 
Üçüncü devre : Stalin iktidara geldikten sonra Sovyetler hükümeti 1928 de siyasetine tamamiyle aksi bir yön vermiş ve Kırım Türklerinin millî muhtariyetini fiiliyatta ortadan kaldırmıştı. «Tatarlaştırmanın» yerini yıldırma siyasetinin izlediği «Sovyetleştirme» işgal etti. 1928 in ilkbaharında 3500 kişiyi aşkın Kırım Türkü tutuklanmış, sürülmüş veya kurşun dizilmiştir. Bunlar arasında Kırım Muhtar Sovyet Cumhuriyetinin «başkanı» Veli İbrahim de vardı.34 Bu, Kırım Türklerini ortadan kaldırmanın yeni, üçüncü safhasının başlangıcı idi.
 
Kırımın «sovyetleştirilmesi», tarımın kollektifleştirilmesini, «sanayileşmeyi» ve Kırım Türklerinin kültür, dil, yazı ve hayat tarzının her yönlü ruslaştırılmasını ifade ediyordu. Kolektifleştirme sıralarında Ural ve Sibirya toplama kamplarına 35 – 40 bin kadar Kırım Türkü sürülmüştür, ki bu da onları ortadan kaldırmanın sıradaki dördüncü safhasını teşkil eder.
 
Tarımın «kollektifleştirilmesi» sonucu olarak 1931 – 1933 yıllarında başgösteren şiddetli açlık, Kırım Türklerini derece derece imha siyasetinin beşinci safhası olarak kabul edilebilir.
 
Kırımın 1931 – 1936 yıllarındaki «sovyetleştirilmesi», Sovyet hükümetinin Kırım Türklerine karşı uyguladığı ortadan kaldırma siyasetinin altıncı safhasından başka bir şey değildi. Bu yıllarda müslüman din adamlarının büyük çoğunluğu yurttan sürülmüş veya öldürülmüş, cami ve medreseler kapatılmış, Kırımlı Türk aydınları kitle halinde «burjuva milliyetçiliği» ile suçlandırılarak takibata uğramışlardır.
 
Kırımda 1937-1938 yıllarında uygulanan genel yıldırma siyaseti, «Sovyetleştirmenin» tamamlanması ve Stalin hükümetinin Kırım Türklerine karşı giriştiği imha siyasetinin yedinci kanlı safhasıdır. Bu yıllarda Kırım Türklerinin bütün sosyal tabakaları, kelimenin tam mânasiyle, bu terörün kurbanı oldular. Bu terör sırasında başta Muhtar Sovyet Kırımın üçüncü cumhurbaşkanı İlyas Tarhan ve başbakanı Sameddinov olmak üzere, Kırım aydınlarının yaşlı, orta ve kısmen genç kuşağı ile köylü, işçi ve Kırım Türk komünistlerinin geniş tabakları tevkif, sürgün ve imha edildi.35
 
Yukarıda yazılanların bilançosunu yaparken tespit edilebilir ki, Kırımda Sovyet hakimiyetinin 20 yıllık devresinde (1921-1941) 160- 170 bin Kırım Türkü imha edilmiştir, ki bu rakam Kırım Türk nüfusunun aşağı yukarı yarısına tekabül eder. Bu sebepledir ki, Kırım Türkleri arasında doğum oranının çok yüksek olmasına rağmen, 1920 lerde ve 1930 larda nüfus artmak şöyle dursun, aksine azalmıştır. Şu hale göre, Moskovanın Kırım Türklerini baştan başa ortadan kaldırma siyaseti. Kırımın 1920 de Rusyaya ilhak edildiği andan itibaren başlamış ve Kırım Türklerini Sovyetler Birliğine «ihanet» etmekle suçlamak için ortada henüz hiçbir sebep yok iken sistematik bir şekilde İkinci Dünya Savaşına kadar devam etmiştir.
 
 
İkinci Dünya Savaşı yıllarında Kırım ve génocide
 
Olayları bizzat yaşayanların oybirliği ile tanıklık ettiklerine göre Kırım, 1941 sonbaharında boşaltılırken Sovyet NKVD organları, Moskovanın Kırım Türklerini imha siyasetinin sekizinci safhası diyebilecezimiz kitle halinde katliam yaptılar. Alman ordusu Kırıma girdikten sonra Simferopol şehrinin resmi hükümet dairelerinden birinde Stalin hükümetinin daha 1941 in sonbaharında Kırım Türklerini tüm olarak Kazakistana sürgün etme niyetini ortaya koyan bir belgenin ele geçirildiği bilinmektedir.36
 
Sovyet makamlarının Kırımdaki tutumları, Kırım Türkleri ile Stalin rejimi arasında derin bir uçurumun meydana gelmesine sebep olmuştu. Bunun sonucu olarak Alman ordusunun Kırımı işgal yılları sırasında (1941-1944) bir kaç bin Kırım Türkünden 6 «muhafaza taburu» teşkil edildi. Tablonun tam bir açıklığa ve objektifliğe kavuşması için kaydetmek gerektir ki, adıgeçen «muhafaza taburları», «gönüllü» taburlar diye adlandırıldıkları halde, gerçekte böyle değildiler. Çünkü çoğunlukla Simferopol ve Nikolayev şehirlerindeki Alman esir kamplarında bulunan ve bu yolla açlıktan ve salgın hastalıklarından kurtulmaya çalışan Sovyet harp esirlerinden teşekkül etmekte idi.37
 
Sovyet propagandası savaştan sonra Kırımda yapılan topyekûn techir ve katliamı haklı çıkarmak için Kırım Türklerinin gûya «Alman işgali sırasında Kırımın bir kısım Rus nüfusunu imha ettikleri» iddiasını ortaya atmıştır, ki bu tamamiyle gerçeğe aykırıdır. Herkesçe biliniyor ki, Kırım Türk «gönüllü» taburları bütün milliyetlere mensup yerli nüfusu savunarak, ancak dağ köylerine saldıran Sovyet çetelerine karşı savaşmakta idiler. Yine biliniyor ki Sovyet çetecileri Kırımın dağlık bölgelerinde yaşayan köylüleri zorla ormanlara kaçırarak, Kırım nüfusu ile Alman ordusu arasında suni anlaşmazlık yaratmağa çalışıyorlardı. Lenin bayrağı gazetesinde verilen bilgiye göre, bu tahrik edici hareketlerin acı sonucu olarak Kırımın dağlık bölgesinde, 1943’ün sonunda ve 1944’ün başında, aralarında 80 Türk köyü olmak üzere, 83 dağ köyü ateşe verilmişti.38 Diğer kaynaklardan anlaşıldığı üzere, Kırımda ateşe verilen köylerin sayısı 128 adedi bulmakta idi.39
 
Bu durum, Alman ordusuyla Sovyet çıkartma ve çete birlikleri arasında yapılan savaşlar sırasında Kırımda en çok zarar görenlerin Kırım Türkleri olduğunu ortaya koymaktadır. Alman Kumandanlığından serbest dinî ibadetlerde bulunmak ve camileri tamir etmek hakkında başka bir hangi bir önemli sosyal ve millî imtiyaz alamamış olan ve Kırımın diğer halklariyle ayni derecede kitle halinde Almanyaya çalışmaya gönderilen Kırım Türkleri, kendilerini iki ateş arasında hissediyorlardı. Gerek Kırımın içinde ve gerek dışında Sovyet ordusu, Sovyet çeteleri re Kırımın Sovyet yeraltı teşekkülleri saflarında oldukça geniş faaliyet göstermiş elan Kırım Türklerinin önemli sayıda bulunduklarını ortaya koyan sayısız belgeler mevcuttur. Bu hususta bazı misaller vermekle yetineceğizdir.
 
11. Hassa Tank Tümeni subaylarından yüzbaşı Nazım Demirkaya Polonyaya. kadar bütün savaş sahasını katetmiş ve 13 nişan ve madalya ile taltif edilmiştir. Halen Kırım dışında yaşamaktadır. Stalingraddan Tuna ve Oder nehirlerine kadar-bütün savaş hatlarında bulunmuş ve 7 nişan almış olan 27. Çapayev Tümeni, 105. Alay, Makineli Tabur kumandanı Server Emirali. Bugün Özbekistanın Andican şehrinde yaşamaktadır.40 Macaristana kadar bütün savaşlara katılmış olan 48. Tank Tümeni subaylarından Abdülreşit Kurtveli.41 Kırım ve Novoyosiysk’de Sovyet deniz çıkartma birliklerine kılavuzluk etmiş olan «cesur keşifçi» deniz eri Şakir Gaynanov. Bugün Özbekistan sovhozlarından birinde işçi olarak çalışmaktadır.42 Berlin savaşlarına katılarak 7 nişan almış olan çavuş Abdullah Settar.43 Zırhlı Tank Akademisi mezunu olup, savaşa katılan yarbay Halil Çalbaş. Şimdi Ukraynanın Herson şehrinde ikamet etmektedir. Sebastopol ve Stalingrad cephelerinde bulunarak bir çok defalar taltif edilen ve bugün Özbekistanın Çirçik şehrinde yaşayan topçu eri Bekir Bavbekov.44 Kırım ve Kafkasyada istihbarat işlerinde çalışarak 7 nişan alan ve bugün Özbekistanın Yanıyer mahallinde yaşayan teğmen Osman Lemanov.45 Visla nehri muharebeleri kahramanı 157. Makineli Alay kumandam Cafer Kemal, 7 nişan kazanmıştır.46 «Cesaretinden dolayı mükafatlandırılan» teğmen Battal Mehmedov bugün Semerkand’da bir garaj idare etmektedir.47 Oder nehri ve Berline kadar bütün savaş yolunu katederek cesaretinden dolayı birçok defalar mükâfatlandırılmış olan teğmen Ebuzer Emirov.48 Reichstag duvarına kendi eliyle «Teslim olmayan düşman imha edilir» ibaresini yazan ve 9 nişan alan tankçı Hasan Abkerimov. 1943 -1944 yıllarında Kırımda ve Kafkasyada Alman ordusunun cephe gerisinden 81 radyogram göndermiş ve yüksek mükâfatlar almış olan kadın istihbaratçı Halime Abdennanova.49 Savaş sırasında birçok kimselerin canım kurtaran ve bugün Azerbaycanda yaşayan kan nakli sahasında ilerigelen Sovyet bilim adamlarında Dr. Bilâl Hasanov.50 Halen Leningrad’da ikamet eden tanınmış şair Riza Halid; Berlinin zaptına katılmış olan binbaşı Nuri Celilov ile teğmen Bekir Musleddinov; 1930 ların ilerigelen şairlerinden Halil Irgat Kadir (Königsberg savaşında can vermiştir) ve bir çok diğer Kırım Türkleri İkinci Dünya Savaşı sırasında Sovyet rejimine sadık kalmışlardı.51 203. Piyade Tümeni 610. Alay subaylarından yüksek nişanlar almış binbaşı Osman Cafer, Lugan bölgesinde «kahramanca ölmüştür». Onun resmi bugün mahallî müzede bulunmaktadır.52 Bir Kırımlı Türk operatörünün ismi, 10270 Sovyet erinin kurtuluşu ile,53 Sovyet ordusunda gönüllü olarak hizmet eden Nuriye Zekeryayov’un da ismi, katıldığı birliğin Kırımdan Berline kadar yürüyüşü ile ilgilidir.54
 
Kırım Türkleri aynı zamanda Kırımda 1941 – 1944 yıllarında Almanlara karşı geniş ölçüde yeraltı ve çete mücadelesine de katılmışlardı. Sovyet basını ve literatürü uzun yıllık sessizlikten sonra son zamanlarda yavaş yavaş bu hususta açıklamalarda bulunmaktadır.
 
Bugün Poltava şehrinde yaşayan Dr. Haşan Aşirov, Kırımın Kerç yarımadasının Haci Muşkay katakomblarında faaliyet gösteren komandoların hekimi ve bir kal) raman olarak bilinmektedir. Geçenlerde Sovyetler yazarları Lev Kissil ile Maks Polyanovski çeteci Dr. Aşirov’un tipini canlandırmışlardır.55 Dikkata değer bir noktadır ki Kırım Türk çetecilerine nişan dağıtımı son zamanlara kadar devam etmektedir. Meselâ, sabık topçu taburu kumandanı İlyas Kadirov’a, «Belorusya ormanlarında çeteciler saflarında» mücadele ettiği için nişan verilmiştir.56 Kırımlı Türk yazarlarından E. Muzafferov, sivil savaş yıllarında 27. Sovyet Kafkas Tümeni saflarında savaşan ve İkinci Dünya Savaşı sırasında 1942 de Sovyet çetecileri saflarında iken can veren Kırımlı Türk ihtilâlcilerinden Yakup Tarhanov hakkında ayrıntılı bilgiler yayınlamaktadır. Muzafferov’un yazdığına göre, Yakup Tarhanov’un gösterdiği kahramanca hareketlerinden ötürü eski Türk köyü Kırk Kulaç’a Tarhanovlar adı verilecekti. Nevar ki savaştan sonra bu köye Rus Dozomoye adı verilmiştir.57 «Kırımın korkusuz kadın çetecisi» Havva Müslimov halen Suhum şehrinde yaşamaktadır.58 Sovyet basınında son zamanlarda, savaş yıllarında Alman askerî hapishanelerinde can veren erkek ve kadın Kırım Türk çetecilerin isimleri gittikçe daha fazla anılmaktadır. Bu kadınlardan Ema Bekirov, Nuriye Devletov, Zeynep ve Zahide Halilov ve bir çok diğerlerinin isimlerinin, İbrahim Bosnayev, Tahir Süleyman, Seyit Veli Arifov, Emir Ahmet Seyit Ahmedov, Mustafa Saranayev, öğretmen Hüseyin Raman, Ahmet Mustafayev ve saire gibi tanınmış Sovyet çeteci adlarının yanısıra, Kırım topraklan üzerindeki İkinci Dünya Savaşı tarihine gireceklerine şüphe yoktur.59
 
Şunu da kaydetmek gerektir ki, resmen Özbekistan K. P. Merkez Komitesi Yüksek Şurası ve Bakanlar Kurulunun organı olan, fiiliyatta ise Kırım Türkleri tarafından idare edilerek edebî Kırım Türk lehçesinde çıkan Lenin bayrağı gazetesinin Yazı Kurulu, adıgeçen gazetede 1969’un ağustosunda «Hiçbir kimse unutulmadı, hiçbir şey unutulmadı» başlıklı özel bir sütun açmıştır. Bu sütunda devamlı olarak İkinci Dünya Savaşının Kırım Türk kahramanları hakkında doğru bilgi ve belgeler yayınlanmaktadır. Meselâ bu gazetenin 30.8.1969 tarihli ve 103 sayılı nüshasında Sovyetler Birliği kahramanı çavuş Seyit İbrahim Musuyev, 1.9.1969 tarihli ve 166 sayılı nüshasında da Leningrad savunmasında ölen deniz havacısı Nuri Nuftullayev hakkında geniş bilgi verilmektedir. Onun 78 yaşındaki babası ise kaderin çillisiyle Kırıma dönmek imkânından yoksun bulunmakta ve Özbekistanda sürgün hayatı sürmeye devam etmektedir. Yine aynı gazeteden öğrendiğimize göre, eserlerini Türkçe ve Rusça olmak üzere iki dilde yazan genç Türk yazan Ennan Aliyev, Kırımda 1941 de Perekop berzahının savunması sırasında Sovyet birlikleri safında «kahramanca ölmüştür».60
 
Öte yandan Lenin bayrağı, «İhtilâlin ölümsüz askerleri» başlığı altında bir sütuna daha yer vermiştir. Bu sütunda, Kırımda Beyaz Rus ordusunun bulunduğu sırada, can veren Mithat Rifatov, Abdullah Baliç, Murat Reşit Hasanov ve saire gibi ilk Kırım Türk «bolşevik ihtilâlcilerinin» 1916-1920 yıllarında gösterdikleri faaliyet ve mücadeleleri hakkında ayrıntılı bilgi verilmektedir.61
 
Sovyetler Birliği Komünist Partisi stalinist yönetiminin bilmemesine imkân olmayan bütün bu gerçekler ortada iken, Sovyet ordusunun 10 – 25 Nisan 1944 de Kırıma girişini, Kırımın yerli Türk nüfusunu kapsayan gaddarca bir terör izledi. 1944 iin ikinci yarısında Almanlara esir düşen kimselerin tanıklık ettiklerine göre, Kırımın şehir ve köy sokaklarında o günlerde Kırım Türkleri kitleler halinde idam ediliyorlardı. Bir kimseyi Almanlarla işbirliği yapmakla suçlamak ve idama mahkûm etmek için iki kişinin tanıklığı yeterli idi. Simferopol şehri sokaklarındaki ağaçlardan darağacı olarak faydalanılıyordu.62 O günlerde binlerce, belki de on binlerce Kırım Türkünün öldürülmüş olduğu tahmin edilebilir.
 
Yukarıda anlatılan tedhiş hareketi, Kırım Türklerinin 1944 haziranında Kırımdan tüm olarak sürgün edilmeleriyle sonuçlandı. Bu sürgün hareketini yönetenlerden biri olan ve 1953 haziranında Batıya iltica eden MVD yarbayı Grigori Stepanoviç Burlutski’nin anlattığına göre sürgün hareketi, özel olarak bu maksatla Kırıma sevkedilen NKVD birlikleri tarafından Kırımın istisnasız bütün Türk nüfusunun tutuklanması ile yapıldı. Sürgün edilenler istif halinde yük vagonlarına bindirilmişlerdi. Burlutski’nin tahmin ettiğine göre sürülenlerden «bir çoğu» henüz yolda, iken «can verdiler».63 Burlutski’nin bu tahmini, topyekûn sürgün sırasında Kırım Türklerinin % 46 oranında zayiat verdiklerini söyleyen bizzat Kırım Türklerinin bugünkü ifadeleri de dahil, birçok belgelerle tamamiyle doğrulanmaktadır.64
 
Bütün bunlar Sovyet hükümetinin 2/15 Kasım ve 24 Kasım/7 Aralık 1917 tarihinde Lenin ile Stalinin imzasiyle bütün «Rusya ve Doğu müslümanlarının hür ve bağımsız hayatını» garanti eden «beyannamelerin» tamamiyle ihlâl edilmiş olduğunu ortaya koymaktadır.65 Sovyet bilim ve basınının 1950 lerde ve 1960 larda Kırım Türklerinin yalnız yurtlarından tüm olarak sürgün edildiklerini değil, aynı zamanda onların bugünkü varlığını ve zengin geçmişini devamlı olarak sükûtla geçiştirmiş olduklarına da şaşmamak lâzımdır. Kırım Türklerinin 1944 nisanında baştan başa sürgün edilmeleri, onları sistematik bir şekilde imha siyasetinin son perdesini teşkil ettiğine hiçbir şüphe kalmamaktadır. Bunun gerçek sebebi, Moskovanın Kırım yarımadasını yerli Türk müslüman nüfusundan temizlemek ve Kırımı Sovyetler Birliğinin bir Rus eyaleti haline getirmek isteği idi.
 
1950 de yayımlanan Sovyetler Birliğinin jeografik atlası’ndan anlaşıldığı üzere,66 Kırım Muhtar Sovyet Cumhuriyeti Kırım Eyaletine çevrildikten sonra, Yunan ve diğer millî azınlıklar da Kırımdan sürülmüş ve yerlerine, Kırım nüfusunun bugüne kadar salt çoğunluğunu teşkil eden katıksız Rus unsurları yerleştirilmiştir.67
 
Başlıca olarak Özbekistan topraklarında yaşayan Kırım Türkleri, Kırım dışında bulundukları 20 yılı aşkın bir süre içinde kendi millî dil, kültür, edebiyat ve geleneklerini yalnız korumakla kalmamış, aynı zamanda yurtları Kırıma dönmeyi sağlamak için, özellikle son iki yılda aleni protesto ve taleplerde bulunmak gücünü de kendilerinde bulmuşlardır.
 
Kırım Türkleri sanayi ve inşaat, eğitim, tıp, ilim, tarım, sanat ve hattâ Komünist partisinin alt teşekkülleri yönetimi gibi, Sovyetler Birliği ekonomi ve sosyal hayatının en çeşitli alanlarında çalışmakta ve kendi kadrolarına sahip bulunmaktadırlar. 68
 
Kırım Türklerinin millî ve sosyal hayatında başlıca rolü, aralarında şairlerin, yazar ve bilginlerin öncülük yaptıkları Kırımda yetişmiş yaşlı ve Kırım dışında büyümüş genç aydınlar oynamaktadır. Onlar tüm olarak kendi eser ve sözlerinde Kırım Türk konuşma ve edebî dilinin ve başta edebiyat ve sanat olmak üzere, Kırım Türk kültürünün korunması ve daha fazla geliştirilmesi gerekliliği düşüncesinde birleşmektedirler.
 
Kırım Türk edebî dilinin korunması gerekliliğini, tanınmış yaşlı Türk şairi Eşref Şemizade 1969 da şu sözlerle ifade etmişti: «Kırım Tatar dili, binlerce yıl boyunca Kırım Tatarlarının kültür gelişiminde büyük rol oynadığı halkımızın dilidir… Bir halk yalnız kendi edebî diline sahip olduğu müddetçe yaşayabilir». Daha sonra Eşref Şemizade’nin verdiği bilgiye göre, Özbekistan ve Kazakıstanın Özbek, Kazak Rus ve diğer millî okullarında okuyan Kırımlı Türk çocukları ana dillerini de öğrenmektedirler. Buna yardım olmak üzere geçenlerde tanınmış Kırım Türk yazarı Mehmet Ömerov ile yazar Yusuf Bolat tarafından Kırım Türk dili konusunda çeşitli sınıf öğrencileri için özel surette hazırlanan bir ders kitabı yayınlanmıştır.69 Kırım Türk dilci ve filologu B.B. Gafurov’un «Kırım Tatar edebî dili» başlıklı yazısından anlaşılıyor ki, bu mesele aynı zamanda Sovyet Türkistanı cumhuriyetlerindeki Kırım Türk bilim kadrolarının da araştırma konusu olmaktadır. 1937-1938 temizlik yıllarında öldürülen tanınmış Kırım Türk şair ve bilgini Prof. Dr. Bekir Çobanzade’nin edebî eserlerine işaret eden Gafurov, Kırım Türk gençliğini Çobanzade’nin gösterdiği yolu izlemelerini ve kendi ana dil ve edebiyatlarını Kırım Türklerinin yaşlı kuşağının sevmiş ve sevmekte olduğu kadar sevmeye çağırmaktadır. 70 Şunu da ekliyelim ki, çağdaş Kırım Türk şairlerinden bir çokları (Aliyev, Cevahir Mecidov ve diğerleri) kendi şiirlerinde Kırım Türk gençliğine ne pahasına olursa olsun ana Kırım Türk dilini korumayı telkin etmektedirler.
 
Türkistanda Kırım Türk dilini araştırma ve geliştirme merkezlerinden biri, Taşkent’deki Nizamî Pedagoji Enstitüsüne bağlı Kırım-Tatar Dil ve Edebiyatı Şubesidir. Bu şubeye başlıca olarak Özbekistanın orta dereceli okullarında Kırım Türk dili kursunu yapmış olan öğrenciler devam etmektedir. Bu şubede Kırım Türk edebî dili sahasında gelecekte çalışacak dilci – öğretmen kadroları hazırlanmadadır. 71
 
Kırım Türk şairlerinin, yazar, sanatçı ve bilginlerinin etrafında toplandıkları başlıca merkez, Taşkent’te 1956 yılından beri yayınlanan ve daimî geniş yazar ve muhabir kadrosuna sahip olan Lenin bayrağı gazetesidir. Onun Genel Yayın Müdürü Kırım Türk yazarı İ. İslâmov’dur.72 Özbekistan dışında yaşayan Kırım Türklerinin de okudukları bu gazete, başta yaşlı ve genç Türk aydınları olmak üzere, tamamiyle Kırım Türklerinin kendi kuvvetleriyle çıkmaktadır. Bu gazeteye yazı yazan bir çok Kırım Türkleri, Özbekistan dışında Moskovada, Leningrad, Herson ve Sovyetler Birliğinin diğer şehirlerinde yaşamaktadırlar. Lenin bayrağı gazetesinin, Kırım Türklerinin sosyal, millî ve kültür hayatındaki rolü o kadar büyüktür ki, bu rol bir dereceye kadar, Kırımda geçen asrın sonunda ve bu asrın başında, yazımızın başlangıcında kaydettiğimiz Tercüman gazetesinin oynadığı rol ile kıyaslanabilir.
 
Özbekistanda millî eser veren Kırım Türk aydınlarını etrafına toplayan ikinci merkez, Taşkent’te Gafur Gulam Edebî Yayın Evine bağlı Kırım Türk Şubesidir. Başında Kırım Türk şairi Çerkeş Ali ile redaktör şair Seyit Ömer Emin’in bulunduğu bu şubenin, Kırım Türk şair ve yazarlarının 1969 da 20’yi aşkın eserini yayınlaması gerekiyordu. Bu şube tarafından bugüne kadar, edebî faaliyete daha İkinci Dünya Savaşından önce Kırımda başlayan ve şimdi Kırım Türk şair ve yazarlarının yeni, yetişmekte olan kuşağın ilhamcısı ve yol göstericisi olan Şamil Alâaddin, Abdülrahim Altanlı, Eşrif Şarmizade, Rahim Tınçerov, Yusuf Bolat, Rıza Halid ve saire gibi ilerigelen Kırım Türk edebiyatçılarının eserleri yayınlanmıştır.73
 
Çağdaş Kırım Türk edebiyatının bu genç öncülerini tanıtmak faydadan hali değildir. Bunlar Şair Nuri Abdullah, nesir yazan mizah yazarı İsa Abdurrahman, 1967 de yazmağa başlayan genç ve kabiliyetli şair Ahmet Adil, şair Ahmet Akkaşlı, şair Z. Albatlı, Kırım Türk lehçesine bir çok Özbek ve Kazak şairlerinin eserlerini çeviren çok dilli büyük şair Çerkes Ali, Kırım Türk dilini koruma ve geliştirme kampanyasını açmış olan şair Şeryan Aliyev, gazeteci ve yazar Mambet Aliyev, şair K. Bulaganaklı, bazı baladların müellifi, lirik tarzda yazan şair Remzi Burnaş, kadın yazan Nuriye Ethemov, bir çok manzumeler kaleme alan büyük şair Seyit Ömer Emin, şair Rıza Fazıl ve İskender Fazıl, kendi edebî eserlerini daha İkinci Dünya Savaşından önce iki dilde (Türkçe ve Rusça) yazmağa başlayan ve halen Leningrad’da yaşayan çağdaş Kırım Türk edebiyatının en büyük simalarından biri olan şair Rıza Halid, genç gazeteci ve şair Zakir Kurtnezir, genç ve çok verimli şair Eşref İbrahim, Emine baladını ve vatanına ait bir çok şiirleri kaleme alan Bilâl Mambet, ana dili konusunu işleyen şaire Cevahir Mecidov, edebî faaliyete daha İkinci Dünya Savaşından önce Kırımda başlayan ve nesir yazan tanınmış şair Ahmet Mefayev (aynı zamanda Kırgız dilinden tercümeler de yapmaktadır), Ziyalılar romanının yazarı Murat Reşit, yurdunun tabiat tablolarını dile getiren genç ve kabiliyetli şair Şakir Selimov, Vatan şehidlerine şiirlerinin yazarı Enver Selâmet, şair Süleyman Leman, hikayeci Emil Halid ve kadın yazarı Saide Azimov, Moskovada yaşayan, fakat Türk dilinde yazan bulutlu günler eserinin yazarı Stepa Gamzin, yazar Abdullah Dermenci, Ayı balası ve diğer çocuk hikâyelerinin yazarı İzzet Emirov, yazar Rüstem Muhiddinov, mizah yazarı Tahir Selim, yazar Haydar Osman, hikâyeci Yakup Zeki ve diğerleri.74 Çağdaş Kınm Türk edebiyat eleştirmeci ve bilginleri olarak Safder Nogayev ile Rostov şehrinde yaşayan Seyit Halil Seyit Ahmedin isimleri kaydedilebilir.75 Bunlardan Safder Nogayev Gençlerin nazımı başlıklı yazısında bugünkü Kırım Türk edebiyatını şöyle nitelendirmektedir:
 
Kırım Türk okuyucuları arasında ihtilâl önce şair ve yazarların eserlerine ve genellikle 1920 lerde ve 1930 larda Sovyet rejimi şartları altında yazılan eserlere büyük rağbet gösterilmeğe devam edilmektedir. Şamil Tohtargazi’nin, Bekir Çobanzade, Ömer İpçi, Rahim Tınçerov, Şamil Alâaddin, Reşir Murat ve başkalarının eserleri bu cümledendir. Bunların eserleri yeniden basılmakta ve Kırım Türk edebî dilinin öğrenimi için birer kaynak hizmeti görmektedirler. Safder Nogayev, çağdaş Kırım Türk şair ve yazarları iki esas grupa bölmektedir: daha İkinci Dünya Savaşının arifesinde edebiyat sahasında ilk denemelerde bulunan yaşlı grup ve son 15 yılda Kırım dışında edebî faaliyete başlamış olan genç grup. Ahmet Mefayev, Enver Selâmet, Rıza Halid, Seyit Ömer Emin, Çerkeş Ali, Yunus Demirkaya ve saire gibi şair ve nesir yazanlar ilk grupa, Bilâl Mambet, Eşref İbrahim, İskender Fazıl, İsa Abdurahman, Rıza Fazıl, Şakir Selimov, Zakir Kurtnezirov ve saire gibi 1960 ların genç şair ve yazarları da ikinci grupa mensupturlar. Genç grup eserlerinin karakteristik niteliğini, onların Kırım Türk folkloru ile büyük yakınlık76 ve Türkistan ile Kafkasyanın millî şair ve yazarlariyle olan sıkı mânevi bağlılık teşekkül etmektedir.
 
Safder Nogayev’in söylediklerine şunu da ekliyelim ki, bugünkü Kırım Türk edebiyatının karakteristik niteliklerinden biri de, eserleri 1930 larda Sovyetler Birliğinde yasaklanan ve Kırım kütüphanelerinden kaldırılan ihtilâl ve savaş öncesi Kırım Türk klâsiklerinin ölümlerinden sonraki reabilitasyonlarıdır. Söz konusu olanlar ünlü Kırım ıslâhatçısı İsmail Bey Gaspıralı, en ileri gelen Kırım şair ve dilcisi Prof. Dr. Bekir Çobanzade, şair Haşan Çergiyev ve saire gibi büyük Kırım Türk şair, yazar ve gazetecileridir. Onların itibarları, başta Lenin bayrağı sütunlarında olmak üzere, bizzat Kırım Türk edebiyatçılarının, eleştirmeci ve bilginlerinin gayretleri ile iade edilmektedir.77 Bunun yanısıra Genç Tatarların, 1930 ların kanlı temizlik yıllarında can veren liderleri Abdülreşit Mehdi (Mediyev),78 Muhtar Sovyet Kırımın «başkanı» İlyas Tarhan gibi ihtilâl öncesi Rusyadaki Kırım Türklerinin ilerigelen şahsiyetleri ve hattâ bütün «Kırım-Tatar Komünist Gençlik Teşkilâtı» da temize çıkarılmaktadır.79 Şunu da kaydetmek gerektir ki, bu siyasî reabilitasyon kampanyasına savaştan önce Kırımda çalışmış olan bazı Rus komünistleri de katılmaktadırlar. Meselâ, Sovyetler Birliği Leninci Komünist Gençler Birliğinin sabık birinci sekreteri A. İ. Milçakov (1929), Lenin bayrağı gazetesine yazdığı makalede, komünistlik bakımından, «Kırım Genç Tatar komünistlerine» gerek geçmişte ve gerek bugün gayet iyi sicil vermektedir.80
 
Bugünkü Kırım Türk edebiyatı meselesine tekrar eğilerek onun gayet geniş hacmini kısaca kaydetmek lâzımdır. Meselâ sadece 1967 yılında ve yalnız Lenin bayrağı gazetesinde olmak üzere 90’ı aşkın hikâye ve çok sayıda edebî fıkra ve eleştirmeler yayınlanmıştır.81
 
Şekil sanatlarında başta Kırım Türk ressamı ve Taşkent Üniversitesi öğretim üyesi Kâzıl Eminov olmak üzere, bir kaç isim kaydedilebilir. Şu da kayda değer ki, Kırım Türk şekil sanatları uzmanları, kendi eserlerinde Kırım ve Kırım Türklerini aksettirmiş olan Rus ressamlarının savaş öncesi tablolarım temize çıkarmağa çalışmaktadırlar. Bununla ilgili olarak bugün Leningrad’da yaşamakta olan Kırım Türkü İ. Hasanin’in «Nina Jaba’nın yaratıcılığı» (kendi bir çok resim ve tablolarında Kırım Türklerinin yaşantısını konu olarak alan bir Rus kadın ressamı) başlıklı yazı dikkati çekmektedir. Hasanin bu yazıda Kırım Türklerinin ve Kırımın, bugün Sovyetler Birliğinde anlaşılır sebeplerle önem verilmeyen Nina Jaba’ nın eserleri de dahil, Puşkin, Mitskeviç, Kotsuybinski, Korolenko, Markeviç, Markov, Gorki, Voloşin gibi dünya edebiyat ve araştırma üstadları üzerindeki Kırım Türklerinin ve Kırımın etkisi meselesine değinmektedir.
 
Kırım Türklerinin çağdaş tiyatro sahasında Kırım Türklerinin Özbek Devlet Tiyatrosu yanında 1957 de meydana getirilen ve geçenlerde ıslah edilen «Kaytarma» adlı şarkı ve dans topluluğunun varlığını da kaydetmek gerekir. Kırım Türklerince «halkımızın iftiharı» diye adlandırılan bu topluluk halihazırda 14’ü dansör olmak üzere, 37 kişiden ibarettir. Kıyaslamak için şunu da kaydedelim ki, Kırımda 1936 da böyle bir ekip 30’u dansör olmak üzere, 75 kişiden meydana gelmekte idi. Bugünkü «Kaytarma» topluluğunun bale hocaları Enver Aliyev, Nusret Şabanov, Hakim Cemilov ve başkalarıdır.82 «Çoban oyunu» ve «Arzı kız» gibi maruf Kırım Türk dansları 7 kişilik gruplarla oynanmaktadır.83 Aynı şey meşhur Kırım «Kaytarma» oyununun bazı şekilleri için de söylenebilir. Lenin bayrağı gazetesinin 1969 ekiminde verdiği üç haberden,84 «Kaytarma» topluluğunun âdeta göçebe bir hayat yaşadığı anlaşılmaktadır. Bu da Kırım Türklerinin dağınık bir halde bulunduklarından ileri gelmektedir. Adıgeçen topluluk 10 yılı aşkın bir süre içinde, Güney Kafkasya cumhuriyetleri de dahil, Özbekistan ve Sovyetler Birliğinin diğer birlik cumhuriyetleri arasında mekik dokumaktadır. «Kaytarma» topluluğunun Kırım Türkleri üzerinde, özellikle Kırım Türk gençliği ve onun çevresi üzerinde yaptığı büyük etki de kaydedilmeye değer. Özbekistanın Fergana ve diğer bölgelerindeki Kırımlı Türk kızlarının okul derneklerinde millî kıyafetle kendi millî danslarını öğrenmeleri vakıası, şüphesiz «Kaytarma» topluluğunun etkisini ortaya koymaktadır.85
 
Yazımızın sonunda, onun «Giriş» kısmında değindiğimiz Sovyetler Birliği Yüksek Şura Prezidyumunun 5 Eylül 1967 tarihli kararnamesiyle, Kırım Türklerine Kırıma dönmemek şartiyle kazandırılan kısmî siyasî itibar meselesine dönelim.86 Bu kararnamenin Kırım Türklerini yatıştırmadığına, aksine her çareye başvurarak Kırıma dönme hakkını elde etmek isteyen Kırım Türklerinde büyük bir memnuniyetsizlik ve inatçı bir direnme hareketi yarattığına şaşmamak lâzımdır. Kelimenin tam mânasiyle bütün Kırım Türklerine özgü bir istek, Lenin bayrağı gazetesinde 1967 -1970 yıllarında yayınlanan bir çok makale, belge ve edebî eserler incelenirken de hissedilmektedir. Nevar ki yine aynı gazetenin materyellerinden görülüyor ki, Sovyet sansürü Sovyet basınında Kırım Türklerinin Kırıma dönme lehinde herhangi bir yazı ve belgenin çıkmamasına büyük dikkat vermektedir. Yine aynı anlaşılır sebeple Sovyet basınında şimdiye kadar Kırım Türklerinin millî faaliyeti, Kırıma dönme yasağı vesilesiyle yaptıkları bir çok gösteri ve protesto hareketleri ve nihayet Kırım Türk aydınları liderlerinin Simferopol ve Taşkent’de yargılanmaları hakkında hiçbir bilgi verilmemiştir. Kırım Türklerinin Sovyet makamlarına karşı gösterdikleri direnme hareketinin, hiçbir yerde ve hiçbir suretle Sovyet anayasa ve kanunları çerçevesini aşmamasına ve «anti – sovyet» veya «anti – komünist» : ve «karşı ihtilâlci» adlandırılabilecek şekiller almamasına rağmen Sovyet basını hiç şüphesiz Sovyet sansürünün verdiği direktife uyarak, genellikle Kırım Türkleri ve özellikle onların Kırıma dönme konusunda inatla susmağa devam etmektedir. Kırım Türklerinin Sovyetler Birliğinde gösterdikleri millî faaliyete ait bilgi, şimdilik ancak oradaki yabancı muhabirler kanaliyle alınmaktadır.87
 
Yabancı muhabirlerin, Kırım Türklerinin son iki yıl süresince gösterdikleri milli direnme hareketi hakkındaki haberlerin bilânçosu kısaca şöyle yapılabilir:
 
17.3.1968 — Kırım Türk temsilcilerinin Moskovada, Kırım Türklerinin büyük dostu Rus yazarı Aleksey Yevgrafoviç Kosterinin 72. doğum yılı münasebetiyle yapılan törende gövde gösterileri. Kırım Türk temsilcileri Kırım Türklerine Kırıma dönme hakkının tanınması ve Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin yeniden kurulması talebinde bulunuyorlar. Bunların dilekleri, Kırım Türklerinin millî ve devlet haklarının savunucusu olmak üzere son zamanlarda dünya çapında ün kazanmış olan emekli tuğgeneral UkraynalI Piyotr Grigoryeviç Grigorenko tarafından hararetle destekleniyor.
 
21.4.1968 — Kırım Türklerinin, Leninin doğum günü münasebetiyle Özbekistanın Çirçik şehrinde düzenledikleri toplu gezinti. Bu gezintide «Leninist millî siyasetin» başlıca prensiplerinin Sovyetler Birliğinde uygulanması ve buna dayanarak Kırım Türklerine Kırıma dönme müsaadesinin verilmesi yolunda dileklerde bulunuluyor. Buna karşılık KGB organları, göz yaşartıcı ve boğucu gazlar kullanmak ve göstericileri topluca tutuklamak suretiyle gezintiyi dağıtıyorlar.
 
23.4.1968 — Moskovadaki 16 Kırım Türk temsilcisi, Kırım Türklerinin Çirçik’deki gezintilerinin dağıtılmasının ve onların yurtları Kırıma dönme yasağının Sovyet anayasasına ve kanunlarına aykırı olduğu gerekçesiyle Sovyetler Birliği K. P. Merkezi Komitesi Politbürosuna ve SSCB Başsavcılığına açık protesto mektubuyla müracaatları.
 
1969 un başı — Moskovadaki Kırım Türk temsilcilerinin Sovyetler Birliği ve dünya kamuoyunun ilerici kuvvetlerine özel bir beyanname ile başvurmaları. Bu beyannamede Kırım Türklerinin Kırıma dönmek ve Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetini yeniden kurmak yolundaki dilek ve talepleri tekrarlanıyordu.88
 
Sovyet makamları bu hareketleri en aktif Kırım Türklerini tutuklamak ve mahkemeye sevketmekle cevablandırıyor.
 
23, 24 ve 28 Nisan 1969 — Bu tarihlerde «Sovyet devlet ve sosyal nizamını kötüleyen bile bile uydurma yalanlar» yaymakla suçlanan Kırım Türklerinden Ömer Bayev Kırımın Simferopol şehrinde yargılanıyor. Nevar ki mahkemede Ömer Bayev’in bu «uydurmalarının», onun Sovyetler Birliğinde «Kırım-Türk meselesinin bugüne kadar bir çözüme bağlanmadığı» yolundaki açıklamalardan ibaret olduğu anlaşılıyor. Bu suçlamanın bütün mânasızlığına rağmen Bayev Sovyet mahkemesi tarafından sert rejimli toplama kampında iki yıl hapse mahkûm ediliyor. Bu sıralarda Simferopol’de bulunan Kırım Türkleri mahkeme binası önünde gösterilerde bulunarak bu olayı protesto ediyorlar.
 
7 Mayıs 1969 — Emekli tuğgeneral Grigorenko, 2000 Kırım Türkünün ricası üzerine 22.5.1969 tarihinde Taşkent’te yargılanan Kırım Türklerinin savunmasını üzerine aldığı için Taşkent’de tutuklanıyor. Grigorenko bugüne kadar (Temmuz 1970) hapiste bulunmaktadır.
 
19 Mayıs 1969 — Kırım Türklerinin Kırıma dönme meselesine ait Kırım Türk belgelerini (genellikle mektuplar) saklamakla suçlanan Kırım Türk temsilcilerinden İlya Gabay Moskovada tutuklanıyor.
 
22 Mayıs 1969 — Taşkent’te bu tarihte «Sovyet aleyhtarı gösterilerinde» bulunmakla suçlanan bir grup Kırım Türkü yargılanacaktı. Nevar ki, aynı günde Taşkent’te toplanan Kırım Türkleri, «Kırım Türklerinin sürgününden ve Kırım Muhtar Sovyet Cumhuriyetinin ortadan kaldırılmasından hemen sonra başlayan ve bugüne kadar devam ettirilen takibata» karşı protestoda bulundukları özel bir beyanname yayınlıyorlar. Aynı günde yüzlerce Kırım Türkü Taşkent mahkemesi binası önünde gösterilerde bulunduklarından dâva 1969 temmuzuna kadar erteleniyor.
 
6 Haziran 1969 — Moskovada öğle üzeri «Komünist ve İşçi partilerinin Uluslararası Konferansı» nda «emperyalizme karşı mücadele problemleri» meselesi görüşülürken, aynı Moskovanın Mayakovski meydanında Kırım Türklerinden müteşekkil bir grup çağdaş «Sovyet emperyalizmine» karşı gösterilerde bulunuyor.
 
1 Temmuz-5 Ağustos 1969 — Bu süre içinde Taşkent’te Sovyet makam ve kanunlarına karşı gelmekle suçlanan bir grup faal Kırım Türkünün muhakemesi yapılıyor. Kırım Türklerinin Kırıma dönme uğrunda öncülük yapan savaşçılar olarak tanınan bu «suçlular» şunlardır: Bayan Svetlana Ahmedov ile Münire Halilov, Reşat Bayramov, Haydar Bariyev, Rıdvan Gafarov, Roland Kadıyev, İzzet Hayırov, Rıza Ömerov, Rüstem Eminov ve İsmail Yazıcı. Bir aydan fazla süren bu dâva, esas itibarile, sanıkların herhangi bir gerçek suçunu kimse ispat edemediğinden, Sovyet makamlarının Kırım Türk meselesinde yeniden itibarını düşürerek sona eriyor Sovyet mahkemesi işin içinden sıyrılmak için Reşat Bayramov ile tanınmış fizik bilgin Roland Kadıyev’e toplama kampında üç yıllık kürek cezası, diğerlerine de bir kaç aydan 1,5 yıla kadar hapis cezası veriyor. Bu dâva Hür Dünya basınında geniş yankılar uyandırdı.89
 
5 Ağustos 1969 — Yukarıda anlatılan dâva ile ilgili olarak, sayıları 500 – 700 kişi kadar olan ve Taşkent’te Sovyet mahkemesinin verdiği kararı alenen protesto eden Kırım Türkleri, Özbekistan K. P. Merkez Komitesi ve Savcılığı binaları önünde büyük gösterilerde bulunuyorlar. Gösteri polis tarafından dağıtılmış, bir kısım göstericiler de 15 günlük hapse çarptırılmışlardır.
 
Sonunda şunu da kaydedelim ki, Kırım Türkleri yaptıkları bütün teşebbüs ve çağrılarda bir yandan kesin olarak Sovyetler Birliği Anayasası ve «Leninist millî siyaset» prensipleri çerçevesi içinden çıkmamakta, öte yandan da yalnız Kırım Türklerinin Kırıma dönme ve Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetini yeniden canlandırma haklarını talep etmekle yetinmeyerek, bütün Sovyetler Birliği vatandaşlarının medenî siyasî ve millî haklarının fiiliyatta uygulanması isteklerini de ileri sürmektedirler. Böylece Kırım Türkleri bugün, Sovyetler Birliğinde ilerici kuvvetlerin son yıllarda kendiliğinden doğma ve gittikçe gelişmekte olan hareketinin öncüleri durumuna gelmişlerdir. Kırım Türkleri yalnız kardeş Türk halkları (Türkistanlılar, Kazanlılar ve saire) tarafından değil, aynı zamanda Sovyetler Birliğinin en büyük iki İslâv halkının – Rus ve Ukraynalıların – ilerici çevreleri tarafından da asıl bu sebeple kuvvetle desteklenmektedir. Yine bu sebepler ve Kırım Türklerinin bugünkü millî direnişlerinin ilerici niteliği, Hür Demokratik Dünya basını ve geniş kamuoyunun dikkatini çekmektedir. Nevar ki Kırım Türklerinin acı kaderi ve Kırıma dönme tabiî haklarından yoksun bırakılmaları meselesi, Hür Dünya basınında, özellikle son iki yılda bir çok defalar açıklanmış ve aydınlatılmış olmasına rağmen, Sovyet basını, şüphesiz yukarıdan aldığı emir üzerine, bu konuna bugüne kadar (Temmuz 1970) değinmemiştir. Sovyet basınının bu tutumu, Sovyet hükûmetinin yalnız Kırım Türkleri meselesine değinmekten kaçındığını değil, korktuğunu da en iyi şekilde ortaya koymakta ve anlaşılan dünya kamuoyunun bu meseleyi zamanla unutacağı ümidini besleyen bu basın susmayı tercih etmektedir. Nevar ki Sovyetler Birliğinde Hür Demokratik Dünya muhabirlerinin ve küçük olmakla beraber hür gizli basının faaliyet göstermeleri, Kırım Türklerinin haysiyetini kırıcı hareketlerin ve buna karşı onların inatla direnişlerinin devamı hakkında dış dünyada bilgi edinmeye imkân vermektedir.
 
 

 
 
Not: Bu yazı Münih’te yayınlanan Dergi’nin 59. sayısında yayınlanmıştır.
 
1 Pravda, 28.6.1946.
Vedomosti Verbovnogo Soveta SSSR ot 9 marta 1914 g., No. 4 (798), Moskova, s. 145.
Vedomosti Verbovnogo Soveta SSSR ot 8 sentiyabrya 1967 g., No. 36 (1382), Moskova, s. 532-53.
Aynı eser; «Postanovleniye Prezidyuma Verhovnogo Soveta SSSR o porpad-ke primeneniya statyi 2 ukaza Prezidyuma Verhovnogo Soveta SSSR ot 28 aprelya 1956 goda».
5 Ülküsal, Müstecip : «Kırımlılar yurtlarına neden dönemiyorlar», Emel dergisi, İstanbul, 1969, No. 52, s. 1-4; The New York Times, 3.5.1969; Posev dergisi, Erankfurt/main, Aralık 1969, s. 12 -13.
Lenin bayrağı, Taşkent, 18 Ocak 1968.
The Observer, Londra, 30.3.1969; Der Spiegel, Hamburg, 14.4.1969; Süddeutsche Zeitung, München, 7/8 Haziran ve 12/13 Temmuz 1969; The New York Times, 3.5.1969; The Guardian, Londra, 9.5.1969; Le Monde, Paris, 10.5.1969; Yeni gazete, 15.5.1969; Medeniyet, 15.5.1969; Türk İş Gücü, 17.5.1969; Devlet, 19.5.1969; Frankfurter Rundschau, 8.7.1969.
8 Herodot : IV. Kitap; Bachmakoff, Alexandre: Cinquante siècles d’évolution ethnique autour de la Mer Noir, Paris, 1937; Soysal, Abdullah: «Kırımın ilk Türk sakinleri», Yeni Türk dergisi, İstanbul 1941, cilt IX, s. 584 • 586.
9 Baron de Tott: Mémoires sur les Turcs et les Tartares, IV, Amsterdam, 1875, S. 155-156.
10 Borozdin, Ilya: «Novıye dannıye po zolotoordinskoy kültüre v Krımu», Novıy Vostok, Moskova, 1927, XVI-XVII., s. 256-274; Bodaninski, Hüseyin: Arheologiçeskoye i etnografiçeskoye znaçeniye tatar v Krimu, Simferopol, 1930.
11 Gözaydın, Ethem Feyzi: Kırım. Kırım Türklerinin yerleşme ve göçmeleri, İstanbul, 1948, s. 39.
12 Kriçinski, Arslan: Oçerki russkoy politiki na okrainab. Çast pervaya. K istorii religioznıb pritesneniy krımskih tatar. Prilojeniye: sekretnıye dokumentı, Bakû, 1919, s. 70-71.
13 Sumarokov, Pavel: Dosugi krımskogo sudyi ili vtoroye puteşestviye v Tavridu, Petersburg, 1803, cilt I, s. 198 – 206; 1805, cilt II, s. 76 – 95, s. 122 -123; Dubois de Montrepeux: Voyage autour du Caucase chez les Tcherkesses et les Abkhases, en Golchide, en Géorgie, en Arménie et en Crimée, Paris, 1839, vol VI; Clarke, Edward Daniel: Voyage en Russie, en Tartarie et en Turquie, vol II, Paris, 1812.
14 Gasprinski, Ismail: «Muhacereti muntazama», Türk Yurdu, İstanbul, cilt II, s. 706 – 713.
15 Roskoschny, Herman: Russland. Land und Leute, Band I, Leipzig.
16 Özenbaşlı, Ahmet: «Çarlık hâkimiyetinde Kırım faciası yahut Tatar hicretleri», Emel Mecmuası, 1934, No. 2 -10; Kriçinski, A aynı eser, s. 2-3. 
17 Kırımlı, Cafer Seydahmet: Gaspıralı İsmail Bey, İstanbul, 1934, s. 12-21.
18 Seydahmet, Cafer: «Kırım ve Kırım Türkleri», Türk Yurdu, İstanbul, 1928, s. .573.
19 Hasanin, İ.: «Amansız küreşçi», Lenin bayrağı, Taşkent, 14.11.1968, No. 135 (1378), s. 3.
20 Emel Mecmuası, 1935, No. 11-12, s. 85-86; 1937, No. 4, s. 11.
21 Tarihler, 1917 yılına kadar eski, 1.1.1918 yılından itibaren de yeni stilde verilmiştir..
22 Yelagin, V.: «Natsionalistiçeskiye illüzii krımskih tatar v revolyutsionmye godı», Novıy Vostok dergisi, Moskova, 1925, cilt 5, s. 193; Seydahmet, Cafer: «Kırım ve Kırım Türkleri», Türk Yılı, İstanbul, 1928, s. 480.
23 Millet gazetesi, Simferopol, 3.10.1917, No. 73; 4.10.1917, No. 74; Golos Tatar gazetesi, Simferopol, 14 ve 21 Ekim 1917.
24 Ülküsal, Müstecip, Hacı Fazıl: «Kurultay nasıl toplandı», Emel Mecmuası, 1937, No. 11, s. 12-35; Kırım Mecmuası, İstanbul, 1334 (1918), No. 2, s. 2; Revue du Monde Musulman, Paris, cilt LI, s. 143 -147.
25 Yelagin, B.: aynı eser, cilt V, s. 208.
26 Nayda, S. F. Dr.: Istoriya goroda geroya Sevastopolya 1917 -1957, Kiyev, 1958, s. 35-52.
27 Aynı eser, s. 53-59.
28 Kırım, haftalık gazete, Simferopol, 10 ve 15 Mayıs 1918; «Die tatarische Republik in der Krim», Tägliche Rundschau, Berlin, 28.5.1918, No. 267, s. 2; «Die neue Regierung in der Krim», Westfälische Neueste Nachrichten, Bilefeld/Westf., 8.6.1918, No. 132, s. 2; «Staatsparlament der Krim», Rheinisch – Westfälische Zeitung, Essen, 2.6.1918, No. 432, s. 1; Kırımal, Edige: Der nationale Kampf der Krimtürken, Emsdetten/Wastf., 1952, s. 193-270.
29 Denikin, A. İ.: Oçerki russkoy smutı, cilt III, Berlin, 1924, s. 40-41.
30 Nayda, s. F.: aynı eser, s. 110-135.
31 Falkenhorst, A.: .«Massenmord auf der Krim», Donau – Zeitung, Belgrad, 23 Şubat 1943.
32 Tatmanlı : «Kırımda açlık felâketinin hakikî âmilleri», Emel Mecmuası, 1933, No 3, s. 9 -17, No 4, s. 6 -13, No 7, s. 7 -14; Aleksandrov, Grigori: «İstrebleniyeye krımskih tatar», Sotsialistiçeskiy Vestnik, New York – Paris, 1950, No 3, s. 51; Bütün Kırım, Kırım Muhtar Sovyetler Hükümetinin dergisi, Simferopol, 1925.
33 Kırımal, E.: aynı eser, s. 288 – 290.
34 «Prigovor po delu Veli İbrahimova», İzvestiya, 1. 5. 1928 .
35 Teferruatı için bak: Kırımal, E.: aynı eser, s. 300 – 303.
36 Akın, İsmail: Bolşevizm felâketi ve Kırım halk mücadelesi, Immenstadt/ Bihlendorf, 1947 (El yazması yazarın arşivinde bulunmaktadır, s. 8).
37 Berlindeki Kırım Türk temsilciliğinin İstanbulda Kırım Milli Merkezine 1941 -1943 yıllarında sunduğu raporlardan alınmış parçalar (Belgeler yazarın şahsî arşivindedir).
38 Bayan Niyazov (Kermençikli), Z.: «Vatanperverler yılnamesi», Lenin bayrağı, 31. 8. 1967, No 104, s. 4.
39 «Raporlardan alınmış parçalar…», s. 10.
40 Lenin bayrağı 13.9.1969, No 109, s. 2.
41 Aynı yerde; Lenin bayrağı, 7.11.1969, No 132.
42 Lenin bayrağı, 2.9.1969, No 104, s. 4.
43 Lenin bayrağı, 4.9.1969, No 105, s. 4.
44 Lenin bayrağı, 9.9.1969, No 107, s. 4.
45 Lenin bayrağı, 13.5.1969, No 56, s. 3.
46 Aynı yerde.
47 Aynı yerde.
48 Lenin bayrağı, 25.3.1969, No 6, s. 4.
49 Lenin bayrağı, 1.5.1969, No 56, s. 3; 8.3.1969, No 29, s. 5.
50 Lenin bayrağı, 22.3.1969, No 35, s. 4.
51 Lenin bayrağı, 12.7.1969, No 98, s. 3.
52 Lenin bayrağı, 2.11.1969, s. 4.
53 Lenin bayrağı, 14.6.1969, No 70, s. 3.
54 Lenin bayrağı, 31.8.1967. 
55 Lenin bayrağı, 8.7.1969, No 80, s. 4.
56 Lenin bayrağı, 28.8.1969, No 102, s. 3.
57 Lenin bayrağı, 16. 12. 1969, No 148, s. 4.
58 Lenin bayrağı, 13, 5. 1969.. No 56, s. 3.
59 Lenin bayrağı, 8.5.1969, No 55, s. 3; 25.2.1969, No 24, s. 3; 29.10.1968, No 129, s. 4 – 5.
60 Lenin bayrağı, 5.12.1969, No. 144.
61 Lenin bayrağı, 11 ve 14 Ekim 1969, No 121 ve 122.
62 «Kırımdaki vaziyet hakkında», Kırım gazetesi, Berlin, 13.12.1944, No 2, s. 4; «Kırım haberleri» Kırım, Berlin, 10.1.1945, No 3, s. 8.
63 Sabık MVD yarbayı G. S. Burlutski’nin, özel komisyon önünde (Batı Almanya) teype alınan ifadeleri, 28 Temmuz 1954, Makara No 4.
64 DERGİ, Münih, 1969, No 56, s. 70.
65 «Déclaration des droits des peuples de Russie et ses effets», Revue du Monde Musulman, Paris, 1922, vol. LI, p. 5-6, 7-9.
66 Geografiçeskiy atlas SSSR, Moskova, 1950, Harita, No 14.
67 «Rosia deportuje mniejszosc turecka z Besarabii», Narodowiec, Lens (Pas de Calais), 19.9.1951, s. 2; DERGİ, 1967, No 48, s. 78-79. 
68 Lenin bayrağı, 22.2.1969, No 23; 27.3.1969, No 37; 1.4.1969, No 39; 3.4.1969, No 40; 22.5.1969, No 60; 14.6.1969, No 70! 27. 5. 1969, No 69; 31.7.1969, No 90; 4.11T969, No 131; 25.11.1969, No 139; 1.1.1970, No 1; 4.1.1970, No 2.
69 Şemizade, Eşref: «İlk karılgaç (İlk kırlangıç), Lenin bayrağı, 5.4.1969, No 41; 21.21.1968, No 150.
70 DERGİ, 1968, No 52, s. 74 – 75.
71 Lenin bayrağı, 29.10.1968, No 129 ve 1.12. 1968, No 150.
72 Lenin bayrağı 15.12.1969, No 20; 6.5.1969, No 54; 30.8.1969, No 10.
73 Rıza Fazıl: «Yeni kitaplar», Lenin bayrağı, 29.5.1969, No 63.
74 Lenin bayrağı, 31.8.1967, No 104; 29.10.1968 No 129; 14.11.1968, No 135; 21.12.968, No 150; 11.1.1969, No 5; 11, 13 ve 15 Şubat 1969, No 18. 19 ve 20; 20, 22 ve 25 Şubat 1969, No 22, 23 ve 24; 4.3.1969, No 27; 8.3.1969, No 29; 22, 25 ve 27 Mart 1969, No 35, 36 ve 37; 1.4.1969, No 39; 8.4.1969, No 42; 17.4.1969, No 46; 8.5.1969, No 55; 15.5.1969, No 57; 22.5.1969. No 60; 24, 27 ve 29 Mayıs 1969, No 61, 62 ve 63; 3 ve 5 Haziran 1969, No 65-66; 19.6.1969, No 72; 26.6.1969, No 75; 10 ve 12 Temmuz 1969. No 81-82; 2.8. 1969, No 91; 9.8.1969. No 94; 14, 16 ve 19 Ağustos 1969, No 96, 97 ve 98; 23 ve 26 Ağustos 1969. No 100-101; 6.9.1969, No 106; 11.9.1969, No 108; 2.10.1969, No 117; 7.10.1969, No 119; 30.10.1969, No 129; 1, 4 ve 7 Kasım 1969, No 129, 10 ve 131; 13, 15, 18, 20, 22 ve 25 Kasım 1969, No 134-139; 11.12.1969, No 146; 16, 18 ve 20 Aralık 1969, No 148, 149 ve 150; 1 ve 4 Ocak 1970, No 1 – 2.
75 Lenin bayrağı, 18 ve 25 Mart 1969, No 33 ve 36.
76 Safder, Nogayev: «Yaşlar poeziyası (Gençlerin nazımı), Lenin bayrağı, 25.3.1969, No 36, s. 3.
77 Lenin bayrağı, 1.8.1968, No 91; 24.4.1968, No 135; 31.5.1969, No 64; 3.6.1969, No 65; DERGİ, 1968, No 51, s. 75-77 ve No 52, 1968, S. 74-75.
78 Lenin bayrağı, 14.11.1968, No 135.
79 Lenin bayrağı, 29.10.1968, No 129.
80 Aynı yerde.
81 DERGİ, No 51, 1968, s. 76 – 77.
82 Alimova, Leviza: «Halkımızın gururu», Lenin bayrağı, 8.3.1969, No 29, s. 6; Rıza, Fazıl: «Ansambl geniş yolda», Lenin bayrağı, 15.5.1969, No 57, s. 3.
83 Lenin bayrağı, 14.8.1969, No 96, s. 47.
84 Lenin bayrağı, 9.10.1969, No 120.
85 Lenin bayrağı, 25.2.1969, No 24, s. 4.
86 Bak kaynak: 4, 5 ve 6.
87 Bak kaynak: 6 ve 9.
88 Hürriyet Radyosunun 4.6.1968 tarihli özel yayını; DERGİ, No 52, 1968, s. 75 -77 ve No 56, 1969, s. 71 – 73.
89 Bronska – Pampuch, Wanda: «Krimtataren in Taschkent vor Gericht. Formell rehabilitierte Minderheit darf nicht in ihre alte Heimat zurück», Süddeutsche Zeitung, 12/13 Juli 1969; Schulze, Martin: «Ihre Rehabilitierung steht nur auf dem Papier. Die unter Stalin verbannten Krim-Tataren kämpfen um ihre Recht. Prozess in Taschkent», Frankfurter Rundscbau, 8 August 1969.
 

Emel 59. Sayfa 4-23.

TAVSİYELER

EMEL KIRIM KÜLTÜR MERKEZİ için desteğinize ihtiyaç var

  Değerli üyelerimiz ve Emelci dostlarımız, Sizi Emel’in 90. yaşında sizi Emel Kırım Kültür Merkezi’ne …