17 Mart 1968 akşamı Moskova’da bulunan Kırım Tatar Halkı Temsilcileri Sovyetler Birliği ilerici yazarlarından A. Y. Kosterin’in 72 nci doğum yılı münasebetiyle şerefine bir toplantı tertiplediler Ciddî hastalığı sebebiyle Kosterin kendisi törene gelemedi. Yazarın karısı Vera İvanovna Kosterina ve yakın arkadaşı emekli Tuğgeneral P. G. Grigorenko bu akşamda hazır bulundular.
[ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”2,3″ ihc_mb_template=”1″ ]
[/ihc-hide-content]
Temsilciler adına konuşan Kırımlı dedi ki:
«Yoldaşlar! Moskova’da Kırım Tatar Halkı temsilcileri adına, zamanımızın en ilerici yazarlarından, halkımızın büyük dostu, Rusya’nın en iyi evlâtlarından devrimci Alexei Yevgrafoviç Kosterin’in 72 nci doğum yılını kutlamaktan şeref duyarım. Yarım milyondan fazla bir kitle teşkil eden Kırım Tatar Halkının halen Moskova’da bulunan altmış mümessili namına, halkımız ve hakları memleketin kara kuvvetleri tarafından çiğnenen diğer küçük halklar için yapmış olduğu şeyler dolayısile yoldaş Kosterin’e şükranlarımızı bildirmek isterim (şiddetli alkışlar).
Yoldaş Kosterin, kaba mezalime uğrayan ve hâlâ uğramakta olan, buna, bağımsızlık haklarımıza ve özellikle ana vatanımız üzerindeki haklarımıza saygı gösterilmesini istediğinden maruz kalan halkımıza, çetin bir hayat ve varolma mücadelesini yürüttüğü bir sırada, dost elini uzatmıştır. Bunu biz hiç bir zaman unutmayacağız (şiddetli alkışlar).
24 yıl önce, ihtiyar, kadın ve çocuklar kendi ana vatanları olan Kırımdan yük vagonları içinde sürgün edildiği, ıstırap içinde hayatlarını kaybettiği; onbinlerce soydaşımızın kamplarda açlık ve hastalıktan öldüğü ve soydaşlarımızın sadece kendi halkını topyekûn imhadan kurtarmak için ve onları tekrar kendi vatanlarında yerleştirmek için teşebbüslerde bulundu diye hapsedildiği o zamanlarda, şu sorular sormak hakkımız idi: « Senin şuur ve vicdanın var mı, ey Rusya? Evlâtlarından hiçbiri, bunlar cinayetlerdir diye haykırmıyacak mıdır- Bu utanç verici manzaralarına neden lâkayt kalıyorlar?»
Şimdi artık söyliyebiliriz: «Evet, böyle bir evlâdın var!» Rusya’nın vicdanım A. Y. Kosterin ve onun gibi demokratik düşünceli evlâtların temsil ediyor. Onların bizim halkımıza yardımları millî mücadelemize yeni ufuklar açmış, mücadelemizi oldukça kolaylaştırmıştır ve ilerleyişin muzaffer olacağı gün yaklaşmaktadır.
«Rusya’nın büyüklüğünü Aleksey Yevgrafoviç Kosterin gibi şahsiyetlerin sayılarıyla kaim olacağına inanıyorum.»
«Kırım Tatar Halkı temsilcileri namına yoldaş Kosterin’e acil şifalar diler ve nice mes’ut doğum günlerini kutlamasını temenni ederim (şiddetli alkışlar).
Cevabî konuşmasını yapmak için kürsiye çıkan Tuğgeneral Grigorenko dedi ki:
«Sayın yoldaşlar! Bildiğiniz gibi tehlikeli bir enfaktüs yüzünden hastanede bulunan yakın arkadaşım Aleksey Yevgrafoviç Kosterin, bu akşam burada kendisini temsil etmek için bendenizi ve eşi Bayan Vera Kosterina’yı rica ettiler. Bu benim için büyük bir şereftir. Bilhassa beni Kırım Tatarlarının kendi muhtariyet mücadelesi hususundaki müşterek fikirlerimizi burada dile getirmeye memur ettiğinden dolayı çok bahtiyarım.
Çeşitli milletlerin yaşadığı Şimalî Kafkasya’da doğup büyüyen Aleksey Kosterin, çocukluğundan beri bu küçük milletlerin nasıl ezildiklerine, bu milletler arasındaki ve zalim (istilâciler) tarafından körüklenen ihtilâf ve düşmanlıklara ve gerici emperyalist şovenizma şahit olmuştur. Kendi halkının bu gibi yabancı unsurları nasıl ezdiğini gören ve bundan ıstırap duyan Kosterin, bir rus vatanseveri olarak hayatını bu halkların millî eşitlik mücadelesine ve aralarında dostluk tesis etme dâvasına vakfetti gençlik çağında azmettiği bu dâvaya hiç ihanet etmemiştir.
«Çarlık zindanlarında kaldığı üç yıl onun devrimci azmini kıramamış ve bilâkis kuvvetlendirmişti. Şubat ihtilâlinde hapisten çıkar çıkmaz hemen şimalî Kafkasya’da teşkilâtlandırma ve eğitim mevzularına eğildi. Hatta «Beyazlar» bu bölgeyi işgal ettiği zaman dahi Kafkas halklarını terketmedi. Dağlarda, çete teşkilâtını kurarak son «Beyaz» asker Kafkasya’dan kovuluncaya kadar mücadeleye katıldı.
İç harbin sona ermesinden sonra da, particilik ve yazarlık faaliyetinde, millî eşitlik dâvası onun için en büyük dâva olarak kaldı.
«Yalnız bir defa Aleksey Kosterin’in itiraz sesi duyulmadı. Bu Volga Almanları, Kalmuklar, şimalî Kafkasya’daki bazı küçük milletler ve sizin halkınız olan Kırım Tatarları kendi yurtlarından hayvanca sürgün edildiği zamana tesadüf etti. Kosterin hiç konuşma imkânına sahip değildi, çünkü kendisi dikenli tel arkasında Stalin’in ve Beriya’nin temerküz kamplarında bulunuyordu.
Onyedi yıllık bu korkunç esaret de onun azmini kıramadı. Çok geçmeden tekrar serbest bırakıldı ve tekrar küçük ve unutulmuş milletleri korumak ve müdafaa etmek için korkusuzca ve emin olarak sesini duyurmağa başladı.
«Şimdi müsaadenizle sizin hareketinizin söz konusu olabilecek problemlerine dair benim ve Kosterin’in görüşlerimizi kısaca açıklıyalım.
«Halkınızın anavatanlarından atıldığı, ecdadlarının topraklarından koğulduğu, tüm Kırım Tatar halkının imhası kaçınılmaz olduğu inancını uyandırabilecek kadar ağır şartlar altında sürgünlere gönderildiği günden bu yana yakında çeyrek asır geçmiş olacaktır. Fakat bu cefakâr ve çalışkan millet dayanabildi ve düşmanlarının inadına hayatlarını muhafaza etti. Mevcudünün % 46’sını kaybettikten sonra yine toparlandı ve millî ve insanlık hakları için mücadeleye girişti.
«Bu mücadele neticesiz kalmamıştır: Kırımlıların sürgün statüleri kaldırılmış ve medenî hakları iade edilmiştir. Siyasî ve medenî hakların iade edilmesi bazı kayıt ve şartlara bağlanmıştı ki, bu da kararın önemini oldukça küçültmüştür. en kötüsü de karar gizli tutulmuştu ve o zamanlar Kırım Tatarlarının Kırım’ı düşmana sattıklarına inandırılan geniş Sovyet Halk kitlelerinin bu ihanet iddialarının bir uydurmadan ibaret olduğundan haberi dahi olmamıştır. Daha fenası da siyasî haklarının iade edilmesine dair kararname, bir yan neticesi olarak telâkki edildiğinde, ayni zamanda Kırım Tatarlarının bir millet olarak ortadan kaldırıldığını kanunen tastiklemiş oluyordu. Kararnameye göre artık bir kırım Tatar mefhumu kalmamış ve sadece «bir zamanlar Kırımda yaşamış olan Tatarlar» tabiri kaim olmuştur.
«Yalnız bu gerçek, mücadelenizin hedefe ulaşmadığına ve hatta tersine bir netice verdiğine açık bir delildir. Siz Kırım Tatarları olarak zulme uğradınız, ancak «Siyasî Haklarının İadesi» inden sonra bir de bakıyorsunuz ki, yer yüzünde böyle bir millet hiç kalmamış! Millet yok olmuştur; fakat tefrik ve tahkir edici durum aynen kalmıştır. Kırım’dan sizin kovulmanız için size maledilen cürümleri işlememişsinizdir, yine Kırım’a geri gidemiyorsunuz.
Ne sebepten halkınız başka milletlerin istifade ettiği eşit haklardan istifade edemiyor? SSCB Anayasasının 123 ncü maddesi der ki: «Irk ve millet farkları bakımından doğrudan doğruya veya dolaylı olarak vatandaşlar hakkında yapılacak kısıtlamalar kanunla cezalandırılır.
Böylece görülüyor ki kanun sizden yanadır (sürekli alkışlar). Buna rağmen haklarınız ayaklar altında çiğnenmektedir. Bu nasıl iştir?
«Bizce bunun başlıca sebebini hasımınızı küçümsemekte olduğunuz gerçeğinde aramalıdır. Siz dürüst insanlarla işiniz olduğunu zanediyorsunuz. Bu böyle değildir. Milletinize reva görülenler yalnız Stalin tarafından yapılmamıştır. Onun cürüm arkadaşları hem hayatta ve hem de yüksek mevkilerdedir. Korkuyorlar ki, şayet kanunsuz olarak sizlerden alınan haklar size geri verilirse, kendilerinin bu işde oynadıkları mutavassıt rol için er geç cevap vermek zorunda kalacaklardır (şiddetli alkışlar). Bu sebepten mücadelenize mâni olmak için her çareye baş vuruyorlar.
«Eğer her şey bugünkü halinde bırakılırsa, kanunların ihlâl edilmediği kanaati, hiç bir şey olmamış gibi, ortada kalacaktır.»
«Sizin kullandığınız taktik de bu gayeyi elde etmek için onlara yardımcı oluyor. Siz partive hükümet mercilerine basit dilekçeler yazıyorsunuz ki, bunlar sizin millî eşitlik haklarınıza karşı olan kimselerin elinden geçiyor.
Sunulan dilekçelerin mevzuları umumiyetle kayıtsız ve şartsız temel haklara temas ettiğine göre, bu hususta karar verecek olanlar meseleyi şüpheli ve izaha muhtaç bir konu olarak kabul ve buna göre muamele ederek davanızı işinizle hiç ilgisi bulunmıyan mütalâalarla reddederler. Misâl olarak şu mütalâaları gösterebiliriz: «Tatarları yerleştirmek için Kırım’da yer kalmamıştır». «Tatarlar Orta Asya’yı terkederlerse, orada işçi kalmıyacaktır». Kırım Tatarları yeni memleketlerinde kökleşmişlerdir. Zaten bunlar ayrı bir millet teşkil etmemektedirler. Bir tatar cumhuriyetinde yaşamak isteyenler Tatar Muhtar Cumhuriyetine gitsinler. «Tekrar onları yerlerine yerleştirmek çok külfetli olacaktır.» vesaire gibi.
Sizin millî rönesansınızın hasımları tarafından sarfedilen bu gibi ve benzeri sözler metelik dahi etmez. Fakat siz taleplerde ve isteklerde bulunuyorsunuz ve sizin istekleriniz «Mühim» itirazlara maruz kalıyor, böylece siz de hedefinizden uzaklaşmış oluyorsunuz. Dâvanızı kazanmak için azimli olarak ilerlemeniz lâzımdır:
Kanunen size ait olan hakları rica etmeyiniz onları isteyiniz! (şiddetli alkışlar, «doğrudur!» sesleri).
İstemeğe başlayınız! Bir kısmını, bir kırıntısını istemeyiniz, sizlerden kanunsuz olarak alınan hakların tümünü isteyiniz Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinin yeniden kurulmasını isteyiniz (şiddetli alkışlar).
İstekleriniz yalnız yazılı dilekçelerden ibaret kalmasın. Onları Anayasanın size bahşettiği bütün vasıtalarla destekleyiniz. Konuşma hürriyetinizden, yayın, toplantı ve yürüyüş hürriyet ve haklarınızdan istifade ediniz.
«Taşkent’de sizin için bir gazete yayınlanıyor. Fakat bu gazeteyi çıkaranlar sizin dâvanızı desteklemiyor. Bu gazeteyi ele geçiriniz. Neşriyat müdürünü kendiniz tâyin ediniz. Şayet onlar size müsaade etmezlerse, o gazeteyi boykot ediniz ve yeni bir gazete çıkarınız. Kendi yayın organı olmadan herhangi bir hareket muntazam inkişaf edemez.
Mücadelenizde kendinizi dar bir nasyonalist kabuğuna sokmayınız. Sovyetler Birliğinin başka ilerici milletleriyle ve bilhassa, sizin gibi tahkir edilen ve edilmeğe devam eden ve aralarında yaşadığınız Rus ve Ukrayna milletleriyle temaslar kurunuz.
Sizin dâvanızı yalnız bir iç meselesi olarak görmeyiniz. Yardım için İlerici Dünya efkâri umumiyesine ve beynelmilel teşekküllere baş vurunuz. 1944 yılında size reva görülen muamelenin açık bir tarifi vardır. Ona GENOCİDE yani HALKLAR KATLİAMI derler (Büyük Sovyet Ansiklopedisi Cilt 10, Sahife 441), ve insanlığa karşı işlenen en ağır cürümdür.
9 Aralık 1948 tarihinde toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca kabul edilen konvansiyonda GENOCİDE şöyle tarif ediliyor: Genocide millî, etnik, ırkî ve ya dinî grupları kısmen veya tamamen imha etmek maksadı ile muhtelif metodlarla, özellikle onların kısmen veya tamamen mahvolmasına yol açacak hayat şartlarına mecbur edilmesi suretiyle, tatbik edilen tedbirlerdir. GENOCİDE tabir edilen bu gibi hareketler, beynelmilel kanunlara göre ve medenî dünya tarafından takbih edilen ve failleri ve yardakçıları cezaya çarptırılan, bir cürümdür. Gördüğünüz gibi uluslararası kanunlar da sizden yanadır (şiddetli alkışlar). Şayet meselenizi memleket içinde halledemediğiniz takdirde, Birleşmiş Milletlere ve Beynelmilel Adalet Divanına müracaat etmeniz hakkınızdır.
Dilenmeye devam etmeyiniz! Kanunsuz olarak elinizden alınan hakkı geri alınız! (şiddetli alkışlar) (herkes gayri ihtiyari olarak ayağa kalkıyor ve Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti = KIRIM MSSC diye tekrarlıyor). Ve bu haklı ve asil dâvanızda hasımlarınıza, mücadelenizin ön sıralarında yürüyen arkadaşlarınızı hırpalama fırsatını vermeyiniz. Orta Asyanın bazı yerlerinden eşit haklar için mücadele eden soydaşlarınız mahkemeye sevkedildi ve yalan suçlamalarla kanunsuz olarak hapse atıldı. Halen Taşkent’de de buna benzer bir mahkeme Enver Hemedov, Yuri ve Sabri Osmanov ve diğerleri aleyhine tertiplenmiştir. Onların cezalandırılmasına mani olunuz, duruşmaların açık olmasını talep ediniz, çok sayıda mahkeme salonuna gidiniz ve hususi surette seçilmiş dinleyicilerin mahkeme salonunu işgaline müsaade etmeyiniz.
Son sözümü de söyliyeyim: Aleksey Yavgrafoviç Kırım Tatarlarından bir çok tebrik mektup ve telgrafları aldığını size bildirmemi rica etti. O bunlara şimdi cevâp verecek durumda değildir, ve bu sebepten kendisini muhtelif surette tebrik edenlere şükranlarının bildirilmesini söyledi. İstikbalde de tüm kuvvet ve enerjisini eşitlik ve milletler arasında hak eşitliği ve samimi dostluğu teessüsü gibi vatanseverlik ve beynelmilel vazifelere hasredeceğini teyid etti,
Ben kadehimi cesur ve eğilmez millî eşitlik dâvası kahramanları şerefine, bu cephenin en tanınmış simalarından biri olan yazar, Aleksey Yevgrafoviç Kosterin’in şerefine ve Kırım milletinin sağlığına kaldırıyorum. Milletinize haklı dâvasında tam bir muvaffakiyet dilerim. Sayın dostlar, yeniden kurulacak KIRIM MUHTAR SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETİ topraklarında, Kırım’da toplanmamız şerefine! (şiddetli alkışlar, Kosterin şerefine kadehler kaldırılıyor, milletler arasında dostluk ve Kırım’da müstakbel toplantı şerefine, Kosterin ve Grigorenko yoldaşlar tarafından temsil edilen Rus ve Ukrayna milletleri şerefine kadehler kaldırılıyor ve marşlar söyleniyor).
Emel 47. Temmuz-Ağustos 1968. Sf. 7-11.
Emel KIRIM VAKFI