KARATAY, ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİNDE KIRIM’DA RUS İŞGALİNİ ANLATTI

Zafer Karatay Üsküdar Üniversitesinde “Rus İşgalinin 12. Yılında Mevcut Durum” konferansında Kırım ve Kırım Tatarlarının durumun anlattı

  

Rus işgalinin 12. yılında Kırım ve Kırım Tatarlarının durumu ile Ukrayna, Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay’ın konuşmacı olduğu ve Gazeteci-Yazar Mehmet Cemal Çiftçigüzeli’nin oturum başkanlığında gerçekleştirilen konferansta ele alındı.

 

Rus işgali altındaki Kırım’da baskı altında kalan Kırım Tatarları, kaçırılan Kırım Tatar gençler, aileler ve özellikle Kırım Tatar annelerin çektiği acılar, Bağımsız Aydınlar Topluluğunun Üsküdar Üniversitesi Bağlarbaşı Risale-i Nur Araştırmaları Platformu (RİNAP) Kampüsü’nde yapılan haftalık konferanslarda, “Rus İşgalinin 12. Yılında Mevcut Durum” başlığı altında 3 saati aşkın bir süre müzakere edildi.

19 Ocak 2026 tarihinde düzenlenen konferansta, aralarında gazeteciler, yazarlar, akademisyenler, emekli subaylar ve sanatçıların olduğu Bağımsız Aydınlar Grubunun davetiyle Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay konuştu. Kırım’a yedi defa giden ve bu gezilerindeki anı ve gözlemlerini Türkiye gazetesinde yayınlayan Gazeteci-Yazar Mehmet Cemal Çiftçigüzeli’nin Zafer Karatay’ı, onun Kırım mücadelesinde yaptıklarını ve Kırım Mücadelesini değerlendirdiği açılış konuşmasıyla toplantı başladı.

KONFERANSTA KIRIM TATAR HALKININ ACILARI ANLATILDI

Kırım’a yedi defa gittiğini, onların vatanları Kırım’a dönüş ve vatanlarına sahip çıkma mücadelelerine yakınen tanık olduğunu belirten Çiftçigüzeli, ”Kırım Tatar yazar Şamil Aladin ile tanıştım. Sovyet ordusunda asker olup izinli olarak Kırım’a dönen Aladin, “Evimizin kapısını çaldım. Hiç tanımadığım biri açtı. ‘Ne var?’ diye sordu. Önce şaşırdım, afalladım, acaba yanlış eve mi gelmiştim? Yok, burası bizim evimizdi. Evimiz olduğunda ısrar ettim, ailemin nerede ve ne olduğunu heyecanla sordum. Asker ve polis çağırarak beni ‘deli’ diye tımarhaneye koydular. Sonra öğrendim: Bir gecede bütün halkımızı vagonlara doldurarak sürgüne göndermişlerdi.” şeklinde konuştu. Mehmet Cemal Çiftçigüzeli“Bir örnek aydınımız, kendisini bürokrasiye değil davasına adamış vakıf insan, belgesel film üstadı yönetmen ve yazar, inancı için yaş grubuna bakmadan coğrafyamızda dağ taş demeden koşuşturan, davasını anlatan Zafer Karatay’dan dinleyeceğiz ve onun yapımcılığını yaptığı, eşi Neşe Sarısoy Karatay’ın yönetmenliğini yaptığı ‘Kırımoğlu, Bir Halkın Mücadelesi’ belgeselinde bir bölüm izleyerek toplantımıza başlıyoruz.” ifadelerini kullanarak sözü Zafer Karatay’a bıraktı.

Zafer Karatay, Rus işgalinin 12 yılda Kırım Tatarlarının durumunu, Kırım’da yapılan zulmü, hapse atılan Kırım Tatarlarını ve ailelerinin anaların acılarını duyurma, Rusya propagandasının ve yalanlarının etkili olduğu Türkiye’de böyle değerli bir topluluğa gerçekleri anlatma fırsatı verildiği için teşekkür ederek başladı ve belgesel filmlerinin Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun mücadelesini anlatan bölümü iştirakçilere izleterek başladı.

Karatay, daha sonraki sunumuyla, Kırım ve Kırım Tatarlarının tarihini, Rusya’nın Kırım ve Türkiye üzerindeki emellerini, Türkiye’ye II. Dünya savaşı ardından saldırmak isteyen Stalin’in sınır boylarında temizlik yaparak, Kırım, Karaçay Malkar ve Ahıska Türkleriyle Çeçenler ve İnguşları sürgün ettiğini, Kırım Türklerinin sürgünden dönüş mücadelelerini dile getirdi. Bu meyanda Kırımoğlu’nun Ruslar tarafından beş defa ayrı ayrı mahkûm edilmesini, zindanlara atılmasını, çilelerini, direnişini, sürgün edilişini, insan hakları mücadelesini, ölmesi adına yapılan planları konferans çerçevesinde anlatan Karatay, 1989 yılında Kırım’a ilk defa gidişi sonrasındaki anılarından ve gözlemlerinden, Türk dünyasıyla Kırım Tatarlarının en önemli isimlerinden olan İsmail Bey Gaspıralı’dan, Kırım’da bulunan Zincirli Medresesinden ve Türkiye’den sağlanan yardım ve desteklerden bahsetti.

“SAVAŞI RUSYA’NIN KAZANMASI, KIRIM TÜRKLERİNİN TÜRK DÜNYASININ GELECEĞİ KARANLIK DEMEK”

Konferansının son bölümünde Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgaline ve sonrasında yaşananlara, işgalci Rusya’nın Kırım Tatarlarına yaptıkları zulümlere örnekleriyle değinen Karatay, Rusya’nın işgalle beraber Kırım Tatar Milli Meclisini 18 Mayıs 1944 sürgün kurbanlarını Akmescit meydanında ve başka yerlerde toplanarak anmalarını yasakladığını, öldürdüğü ve kaçırdığı Kırım Tatarlarını, hâlen Rusya hapishanelerinde tutulan Kırım Tatarlarını ve annelerini fotoğraflarla göstererek anlattı. Karatay, “Ne yazık ki güzel Türkiye’mizin ana akım medyası Rusya propagandasının etkisi altında. Kimisi bilerek kimisi cahilliğinden Rusya propagandasına hizmet ediyor. Kendi kardeşlerinin durumunu görmezden bilmezden geliyor. Kırım, Kırım Türkleri için açık cezaevine dönüştü. Rusya bir katillere en fazla 20 yıl verirken, hiçbir teröre şiddete başvurmamış, Rusya işgalinin benimsememiş Kırım Türklerine 3 ile 24 yıl arasında ceza veriliyor. Örneğin, Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan yardımcısı Nariman Celal’e 17 hapis cezası verildi. Esir takasıyla serbest kalan Nariman Celal’i Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski, Türkiye’ye Büyükelçi olarak atadı. Bize Ukrayna ve Rusya arasında ne fark var diyenlere en iyi cevabımız bunlar. 1991 yılından 2014 yılına kadar Ukrayna döneminde hiçbir Kırım Tatar siyasi sebeplerle tutuklanmadı. Rusya’nın yaptıkları ortada.” değerlendirmesini yaptı.

Rusya’nın bu savaşı kazanmaması gerektiğini kaydeden Karatay, “Kırım işgal edildiğinde Rusya Genelkurmay Başkanı Garüsimov böbürlenerek bu zamana kadar Karadeniz’in efendisi Türklerdi, artık biziz demişti. Zelenski liderliğinde büyük bir direniş gösteren Ukrayna ordusu ve halkı, hiç donanmaları olmadığı halde Rusya’nın Karadeniz donanmasının çoğunu batırdı. Rusya, Ukrayna bataklığında debelenirken Karabağ işgalden kurtarıldı. Rusya Suriye’den çekilmek zorunda kaldı. Rusya savaşı kazanırsa Türk dünyasında iş birliğinin geleceği karanlıktır. Kırım Tatarlarının geleceği büyük tehlike altına girecektir. Ukrayna’nın savaşı, Türk dünyasının savaşıdır. Kırım Tatarlarının var olma savaşıdır.” dedi. Karatay konuşmasını, Türk aydınlarına Kırım’da kardeşlerinin durumunu, baskıları ve gerçekleri Türk kamuoyuna anlatma, Rusya hapishanelerindeki Kırım Tatarlarını, onların eş, çocuk ve annelerinin durumunu ve onları savunan Kırım Tatar avukatlara yönelik baskıları duyurma çağrısıyla bitirdi.

 

Konferansın sonunda yazar Veli Dalbudak “Taşra Küçük İstanbul” adlı romanını, araştırmacı-yazar Mahmut Haldun Sönmezer ise “Modernleşme Sürecinde İstanbul Yahudileri” adlı eserini Zafer Karatay’a hediye ettiler.

Ayrıca, Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş ve Karatay ile birlikte “Ey Güzel Kırım” adlı eseri yazan ve konferansın oturum başkanlığını yapan Çiftçigüzeli, sosyal medya hesabından konferansta Karatay’ın anlattıklarını, kendi gözlemlerini ve hatıralarını paylaştı.

Mehmet Cemal Çiftçigüzeli konferansta Zafer Karatay’ın anlattıklarını, kendi gözlemlerini ve hatıralarını facebook hesabından şöyle paylaştı:

Mehmet Cemal Çiftçigüzeli

teSpordosn078f57cl751c79f4i11gai20g12l89h0mtglltsi5lgg4a63cu ·

Ey Güzel Kırım!

Üsküdar Üniversitesi Bağlarbaşı RİNAP kampüsüne hür ve bağımsız aydınlarımız 12 yıldan beri zülüm altında, tutulan, aşsız ve işsiz bırakılan, anavatanlarından göçe mecbur edilen, hak, hukuk ve insan hakları aramanın men edildiği, Tatar gençlerin kaçırılarak bir daha kendisinden haber alınamayan, ailelerin ve özellikle anaların helak olduğu, çırpınıp durduğu Rusya işgali ve ilhakı altındaki Ey Güzel Kırım’ı müzakere ettik.

Bir örnek aydınımız, kendisini bürokrasiye değil davasına adamış vakıf insan, belgesel film üstadı yönetmen ve yazar, inancı için yaş grubuna bakmadan coğrafyamızda dağ taş demeden maile koşuşturan, davasını anlatan Zafer Karatay’dan, Türk Dünyasının bir parçası Kırım’la nefes alıp veren bu aydınımızı dinledik, çektiği belgesel dramayı izledik, Kırımlı Annelerin sesinden çığlıklarını duyduk, öfkelendik, yakardık ama umudumuz da arttı.

Çünkü dünya kötü idare ediliyor ve liderler acımasız. Hesapları da çarşıda bozulacak. Moskova kaynak, kadro ve askerini Ukrayna’da telef etmeseydi, Rus üssü hâlâ Suriye’de kalacak, Karabağ Savaşını Bakü kazanamayacak, işgal sürecekti. Emperyalizm deşifre oldu, önümüzdeki zaman dilimi emperyalist ülkelerin çözülmesini yaşayacak.

TRT’den mesai ve dava arkadaşım Zafer Karatay bakalım neler anlattı ve neyi ve niçini nasıl tartıştıştık.

Kırımlı yazar Şamil Alaattin ile Taşkent’te sürgünde görüşmüştüm. “Sovyet ordusunda askerdim. İzinli olarak Kırım’a döndüm, ailemi göreceğim için sevinçliydim. Evimizin kapısını çaldım. Hiç tanımadığım biri açtı. “Ne var?” diye sordu. Önce şaşırdım, afalladım, acaba yanlış eve mi gelmiştim? Yok burası bizim evimizdi. Israr ettim evimiz olduğunda, ailemin nerede ve ne olduğunu heyecanla sordum. Evimine yerleştirilen Rus asker-polis çağırarak beni “deli” diye tımarhaneye koydular. Yıllar sonra bunu ancak öğrenebildim. Ruslar bir gecede bütün halkımızı hayvanların taşındığı vagonlara doldurarak sürgüne göndermişlerdi”

Kırım’a defalarca gittim. Kırım Tatarlarının sürgününü uluslararası bir sempozyumda tartışmayı planladık. Kırım Yazarlar Birliği Başkanı Selim Şakir’i mütevazi yerinde ziyaret ederek kurucusu ve yöneticisi olduğum Türkiye Yazarlar Birliği adına protokol imzaladım. Sonra da bunu Akmescit’te hayata geçirdik.

Sovyet yönetimi sürgüne gönderdiği Türklerden biri de Mustafa Cemil Kırımoğlu idi. Bu sürgünleri bizzat yaşayan ve en iyi anlatan Kırımlı Yazar Cengiz Dağcı’dır. İngiltere’de yaşayan Cengiz Dağcı vefat ettiğinde de Türkiye’nin girişimiyle doğduğu köye defnedildi.

SSCB dağıldıktan sonra bağımsızlık kazanan ve sürgünden dönen Türkler gibi, Türkiye’den de insanlarımız akın akın Kırım’a gittiler. Kırım Tatarları da öyle; 47 yıl önce sürgüne gittikleri yurtlarına avdet ettiler.

Sovyetler camileri bile ateizim müzesi olarak kullanmışlardı. Hansaray’da aşırı kalabalık vardı o gün. Prof.Dr. Nevzat Yalçıntaş imam oldu, TMKV Yöneticisi Kemal Özpınar da bir Tatar Türküyle birlikte çift sesli karşılıklı ezan okuyarak iki rekat şükür namazı kıldılar. Adeta bu eylem milat oldu. Kırım Tatarları Türkiye’den bahsederken kıble derler, çünkü yarımadaya göre Türkiye tam da güneyde kıble hizasındadır.

Bir halkın mücadelesi hayırla ve mutlulukla neticelenmişti. Kendisiyle evinde görüştüğüm Taşkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Akmescid’e dönmekten mutluydu, geçimini iş olmadığı için düğünlerde enstrüman çalarak sağlıyordu, ama çok mutluydu. Bu Kırım Tatar halkının mücadelesi ve yaşanılan çile içindeki sabır tamı tamına bir destandır.

Zafer Karatay “Aga” dedikleri liderleri M.Cemil Kırımoğu’nun beş defa ayrı ayrı mahkumiyet olayını, intihara Ruslarca teşvik edilmesini, aç ve susuz bırakılmasını, çilelerini, sürgünlüğünü, direnişini, insan hakları çığılıklarını, yaşadığı zindanlarını, ölmesi ve intihar etmesi için yapılan tahrikleri, tacizleri, teşebbüsleri ve planları tek tek anlattı. Dahası var Sibirya soğuğunu iyice hissederek ölmesi için gömleği çıkarılıyor, iki günde bir aş veriliyordu. Allah’ın izni ve iradesi olmadığından Kırımoğlu’nu şehit edemediler, öldüremediler, planları ters yüz oldu. Tam tersi bu çileye Kırımoğlu açlık grevi başlatarak cevap verdi. Dünya kamuoyu bunu duydu. Kırım Tatarlarının dünyada ve bölgede bir kez daha var olduğunu anladı.

Zafer Karatay Türk Dünyasının simgesi “Dilde,fikirde işte birlik”in yol göstericisi Gaspıralı İsmail’den, zincirli medreseden bahsetti. TİKA ise Kırım Türk eserlerini, kurum ve kuruluşlarını adeta sil baştan ihya ve inşa etti. Eskişehir Odunpazarı Belediyesi katkı verdi.

Kırım’ın Rusya tarafından işgal ve ilhakı sonrası arabulucu olarak Tataristan Devlet Başkanı Şimiyev Putin’i telefonla arayarak konuştu. Yanında Kırımoğlu da vardı. Durumu anlattı. M.Cemil Kırımoğlu Rusya işgali bitirmedikçe Putin ile görüşmeyi reddetti. Putin kızacak ve zulmünü artıracak diye düşünülerken heyecanlanan Tataristan’ın SSCB dağıldıktan sonraki ilk Cumhurbaşkanı Şimiyev’e Putin “Kırımoğlu tamıtamına bir lider. Kendisine de bu cevap yakışırdı, Zaten önerimi kabul etmesini de beklemiyordum” diyor. Bu olayın hemen ertesinde ben de Başkent Kazan’da idim ve bu gelişmenin yansımaları yaşadım.

Yaşadığım bir başka olay da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Kırımoğlu’nu devlet nişanıyla Çankaya’ki törende onurlandırması oldu. Kırımoğlu artık kendisini anılarını yazmaya, konferanslar vermeye, halkıyla daha fazla beraber olmaya zaman ayırıyor. Görevini ise göçe mecbur bırakılan Ukrayna Milletvekili Kırım Tatarı Rafer Çubar üslendi. Ukrayna’da Savunma Bakanı da bir Kırım Tatarı Türk’tür.

Kırım’in Ruslar tarafından ilk işgali 1774’tür. Osmanlı halifelerinin de ilk vatan toprakları kaybı Kırım’dır. Zulüm karşısında göçler başladı ve Kırım Tatarları azınlık durumuna düştü. Kırım muhteşem bir yer. Bunu en fazla bilenler de Ruslardır. Onun için gerek SSCB zamanında ve gerekse dağılmasının ardından Rus kurmaylarının çoğunun yazlığı Kırım’dadır.

1923 Yılındaki istatistiklere göre Kırım Tatar Halkının nüfus 1.800.000. Bu sayı sürekli göçlerle azaltılıyor. Kırım Tatarları başta Türkiye olmak üzere Romanya ve Almanya gibi ülkelerde de yaşıyorlar.

SSCB dağıldıktan sonra Kırım’a dönen Tatar Türkleri çok mutluydular. Önce Türkiye ve Suudi Arabistan’daki cemaatler akın akın bölgeye gelerek teşkilatlandı, halkı kendi çizgilerine çekmeye başladılar. Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı geç de olsa devreye girdi. Bu ilgiyi gören Rusya, Rus imamlar yetiştirerek”İslamı seçti” diye propaganda yapıp halkı aldatmaya yönelseler de başarılı olamadılar. Rusyanın işgali ve ilhakı sonrasında Kırım’da artık bunların hiç birisi kalmadı, Moskova tek başına yönetiyor.

Kırım’daki refaranrdum silahların gölgesinde, Rus tanklarının tehdidinde oldu. Kırım Türkleri öldürülme, kaçırılma ve kaybolma olaylarının arması dolayısıyla referandumda evlerinden çıkmadılar. Ruslar Kırım Milli Meclisi’ni basıp yağmaladılar, 2034 yılına kadar Mustafa Cemil Kırımoğlu’na ülkesine girmemesi için yasak getirdiler. Oğlunu bir da bir dönem şantaj için Kırım’da tutuklattılar.

Zorba bir hukuk çağı böylece zulmüne artırarak devam ediyor. Durum vahim, ancak Kırım Tatarları ümitsiz değil. Eğer onca duyarsızlığına rağmen Ukrayna olmazsa Kırım Türk Halkı daha da sıkıntıya düşer. Ukraynalı Lider Zelenski iyi götürüyor Rusya ile olan savaşı. AB ve ABD Ukrayna’yı aldatıyor, işi bitene kadar kullanıp, sonra yanlızlığa itiyor. Dolayısıyla Ukrayna desteklenmeli. Batıya güvenilmemelidir.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir dönem örnek olan Kırım Tatarı Balıkesir Milletvekili ve Bakan Ahmet İhsan Kırımlı gibi politikacılar artık yok. Ama Kırım Tatarlarının ve Türk Dünyasının en büyük ümidi ve destekçisi Ankara’dır. Türkiye genelinde 40 kadar Kırım Tatarları amaçlı sivil toplum kuruluşu bulunuyor. Yaşasın Kırım tatarı soydaşlarımız.

TAVSİYELER

KARATAY, ÜSKÜDAR ÜNİVERSİTESİNDE KIRIM’DA RUS İŞGALİNİ ANLATTI

Zafer Karatay Üsküdar Üniversitesinde “Rus İşgalinin 12. Yılında Mevcut Durum” konferansında Kırım ve Kırım Tatarlarının …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir