KIRIM TATARLARI GELECEKLERİNİ NASIL KURMALILAR?

KIRIM TATARLARI GELECEKLERİNİ NASIL KURMALILAR?

                                                                                                                                  Nail AYTAR                                                                                      

    Kırım Tatarlarının günümüzde en büyük meselesi hiç şüphesiz geleceklerini nasıl kuracaklarıdır. Kırım Tatarlarının geleceklerini kurmada çözmeleri gereken önemli problemleri vardır. Bu problemlerin çözümünde dünyanın neresinde olursa olsun bütün Kırım Tatar aydınlarına, fikir adamlarına görev düşmektedir. Fikirler farklı olsa da tartışarak en doğru olanını bulmak bu meseleye gönül vermiş bizlerin görevidir.

    Kırım Tatarlarının millî meselesini yakından incelediğimizde şu meselelerin öncelikle çözümlenmesi gerektiğini yakından görüyoruz:

    1 – Kırım Tatar nüfusunun büyük çoğunluğu henüz kendi vatanlarında yaşayamamaktadır. Kırım Tatar nüfusunun yalnızca 280.000’e yaklaşan kısmı vatana dönebilmiş, zor şartlar altında hayatlarını kurmaya ve devam ettirmeye çalışmaktadırlar. BDT’na dahil Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Kazakistan, Rusya, Ukrayna, Kafkas Ülkeleri ve Baltık Ülkelerine dağılmış yaklaşık 600-700 bin Kırım Tatarı henüz vatana dönememiş veya dönüş için gerekli şartları sağlayamamıştır. 18 Mayıs 1944 yılında haksız ve zalimce vatanlarından sürülen bu insanlar vatana dönebilmenin yollarını aramaktadır. Kırım Tatarlarının vatanlarına dönüş meselesinin çözümlenmesi için öncelikle sürgün vahşetinin müsebbipleri olmak üzere daha sonra soy birliğimiz olan bütün Türkler, aynı dine inandığımız bütün Müslümanlar ve insan haklarına duyarlı olan bütün insanların yardımı ve desteklerine ihtiyaçları vardır.

    Kırım Tatarları eşi bulunmaz bir şekilde dünya üzerine yayılmışlardır. 1783 yılında Çarlık Rusya’sının siyasi emelleri doğrultusunda işgal edilen Kırım’dan yüzbinlik dalgalar halinde başlayan göç hadisesi yakın zamanlara kadar devam etmiştir. Vatanını terk etmek mecburiyetinde kalan bu insanlar her bakımdan kendilerine en yakın buldukları Anadolu topraklarına, o dönemde Osmanlı toprakları olan Dobruca bölgesine yerleşmişlerdir. 2. Dünya Savaşından sonra ise mülteci olarak Almanya ve A.B.D. gibi ülkelerde de yaşamak durumunda olan Kırım Tatarlarının gözü her zaman Vatan Kırım’da olmuş ve millî Emellerinden hiçbir zaman vazgeçmemişlerdir. Bu milyonlarla ifade edilen Kırım Tatarlarından geri dönüşler olsa bile ilk planda Kırım’ın nüfus yapısına etki etmesi beklenmemelidir. Bu kitle lobi ve ekonomik faaliyetler için daha önemlidir.

    2 – İkinci önemli mesele ise Kırım’ın sunî olarak yaratılmış farklı milletlerden oluşmuş yapısıdır. Rusların işgalinden sonra Kırım’a gelen Rus ve diğer milletler sürekli teşvik görmüşlerdir. Kırım’ın esas ahalisi göçe zorlanırken yeni gelen diğer milletlere Kırım toprakları dağıtılmıştır. Komünist dönemde de bu uygulama devam etmiş, son 50 yılda ise Kırım’a Ukrainler yerleştirilerek Kırım’ın Ukrayna’nın bir parçası olduğu iddia edilmiştir. Sovyet sisteminin tek millet “Sovyet insanı” yaratma ideali doğrultusunda yapılan uygulama da sonuçta sadece Rus Emperyalizmini getirmiştir.

    Bu gelişmelerden sonra son darbeyi de Stalin 18 Mayıs 1944 yılında toplu sürgün ve yok etme politikasıyla vurdu. Kırım Tatarları bu sürgün sırasında nüfusunun yarısına yakınını kaybetti. Her şeye rağmen Kırım Tatarı vatanından vazgeçmedi ve bugün ona kavuşma mücadelesini sürdürmektedir. Bugüne kadarki uygulamalar sonucunda Kırım’a yerleştirilen Rus ve Ukrainler ise yavuz hırsız misali Kırım’ı paylaşma kavgası yapmaktadırlar. Kırım üzerinde hak iddia etmek kaba güçle değil, tarihî ve millî haklarla olur. Kırım üzerinde tarihî ve millî hakları olan tek millet ise Kırım Tatarlarıdır. Kırım Tatarları daha evvel gasp edilmiş haklarını istemektedir ve bundan daha doğal bir şey de olamaz. Kırım Tatarları bu haklarını er veya geç alacaktır. Umarız diğer milletler bunu anlar ve desteklerini Kırım Tatarlarından esirgemez.

    3 – Üçüncü önemli mesele, Kırım Tatarlarının millî tarih ve kültürlerinin uğradığı kayıpların tamiridir. Kırım Tatarları hanlık devri sonrası Rus işgali sırasında özellikle dinî ve millî hakları gasp edilmiş olarak yaşadılar. 1900’lü yılların başına kadar İsmail Gaspıralı’nın Tercüman’ı dışında hiçbir yayın organına sahip değildi. Tercüman ve İsmail Gaspıralı da ılımlı bir politika izleyerek bir boşluğu doldurdular. Bu karanlık 100 yıllık dönemden sonra Rusya’da Çarlık rejiminin yıkılma dönemine girmesi ve Tercüman gazetesinin etkisiyle oluşan Kırımlı aydın kitle de faaliyetlere başladı. Özellikle Abdurreşit Mehdi ve etrafındaki öğretmenlerce çıkarılan Yaş Tatarlar hareketinin yayın organı olan Vatan Hadimi gazetesi etkili yayınlar yaptı. Bu kadar dar alanda olsa bile bu yayınlar fikri alanda kendini hemen gösterdi. Kırım’ı kurtarmak için hareketler başladı, İstanbul’daki Kırımlı öğrencilerin kurduğu Vatan Cemiyeti ve liderleri Çelebi Cihan, Cafer Seydahmet önemli faaliyetlerde bulundular. Bütün bu hareketlerin sonucunda 9 Kasım 1917 yılında Millî Kurultaylarını toplayan Kırım Tatarları millî devletlerini ilan ettiler. “150 yıllık karanlık devir bitti” derken bu sefer Kırım Bolşeviklerce işgal edildi ve devlet kabaca ortadan kaldırıldı. 1927 yılına kadar süren Veli İbrahim döneminde Kırım kültürel alanda önemli gelişmeler kaydetti. Bu yıllarda başlayan aydın insan katliamı, Kırım’da yazar, şair, öğretmen bırakmadı. Sayıları binlerle ifade edilen bu katliamdan kurtulanlar ise Urallara, Sibirya’ya sürgüne gönderildiler. Fikir adamları ortadan kaldırılan bir milletin daha kolay yok edileceğini bilen komünist yöneticiler, 18 Mayıs 1944 yılında Kırım Tatarlarını bir gecede hayvan vagonlarıyla sürgüne gönderdiler. Ağızları açılmayan hayvan vagonlarında aç ve susuz haftalarca kalan insanlar ölüleriyle beraber yatıp kalktılar. Sürgün sonrası yerleştirildikleri çalışma kamplarında da normal hayatlarını kurmalarına müsaade edilmedi. Yaşadıkları kampların dışına izinsiz çıkamayan, sağlık, eğitim gibi haklardan mahrum yaşayan Kırım Tatarlarına artık yok edildi gözüyle bakılıyordu. Hem fizikî hem de ruhî alanda büyük bir darbe yiyen Kırım Tatarı sadece yaşamak, varolmak çabası ile baş başa bırakıldı. Karnını doyurmaya, giyinmeye, barınmaya çaba gösteren Kırım Tatarı millî haklarından da hiçbir zaman vazgeçmedi. Bu asimilasyon ortamından sonra Hruşçev döneminde Lenin Bayrağı adında bir gazete çıkarmaya muvaffak olan Kırım Tatarlarının Vatan’a dönüş mücadelesi de başladı. 1957 yılında başlayan dönemde toplu dilekçeler, Moskova’ya gönderilen temsilciler bir sonuç alamadılar. Kırım Tatarlarına yapılan uygulamanın haksız olduğunu söyleyen yetkililer çözümü için hiçbir şey yapmadılar. 1978 yılında örnek birkaç sayı ile yayın hayatına Yıldız dergisi başladı. Lenin Bayrağı ve Yıldız, Sovyet sisteminin birer parçası olsa da pek çok Kırım Tatar şair ve yazarının yetişmesine vesile oldu.

    Gorbaçev dönemi ile başlayan çözülme döneminde Kırım’a dönmeye başlayan Kırım Tatarları bugün vatanda adını Yañı Dünya olarak değiştiren Lenin Bayrağı, Avdet, Dostluk, Salgır gibi pek çok dergi ve gazete çıkarmaktadır. Akmescit Üniversitesinde Kırım Tatar Dili bölümü açılmış ve öğretmen yetiştirmektedir. Yeni yeni kitaplar yayınlanmakta, şairler, ressamlar, yazarlar ve müzisyenler medeniyetimizi yükseltmek için elbirliğiyle çalışıyorlar. Bu her gün artan tempoyla yükselen kültürel gelişmelere muhaceretteki Kırım Tatarlarının da katkıları gerekmektedir. Dobruca’da zaman zaman yayınlanan kitap ve dergiler vardır. ABD’nde yayınlanan periyodik birkaç dergi ve Türkiye’de Emel Dergisi olmasına rağmen yeterli olmamakta, daha çok dergi ve kitaba ihtiyacımız vardır. Edebiyat yarışmaları, şiir yarışmaları resim yarışmaları gibi kültürel gelişmeleri olumlu yönde artırıcı çalışmalar yapılmalıdır. Basın yayın kadar önemli bir diğer mesele ise millî kütüphane, millî istatistik, millî arşiv gibi kurumların faaliyete geçirilmesidir. Bu kurumlar bir milletin beyni ve hafızasıdır, pek çok sosyal ve ekonomik faaliyetin ilk basamağıdır. Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın Latin harflerine geçme kararı da bir an önce uygulamaya geçirilmelidir. Bu sayede bütün Türklerin ortak alfabeye geçmesi kadar dil probleminin çözümlenmesi de kolaylaşacaktır.

    4 – En önemli meselelerimizden bir tanesi de ekonomik meseledir. Ekonomik meseleleri Kırım ekonomisini canlandırarak vatana dönenlere yeni iş imkanları sağlamak ve diğer faaliyetler için gereken parasal kaynakların sağlanması olarak ikiye ayırabiliriz. Geri dönüşü finanse etmek, dönenlere iş imkânı sağlamak, eğitim-öğretim, sağlık ve kültür işleri için yeterli kaynak sağlanması çok önemlidir. Şu anda vatana dönüş dönenlerin kendi, öz imkânlarıyla olmakla beraber yıllarca yaşadıkları yerlerde hak ettikleri hakları alamayan, evlerini satamayan Kırım Tatarları çok zor durumlarda kalmaktadır. Evini, eşyasını değerinin çok altında satmak zorunda kalan Kırım Tatarı, bu para ile Kırım’da ancak derme çatma bir kulübeye sahip olabilmektedir, o da genellikle milislerce yıkılmaktadır, inşaat malzemesi bulunamamaktadır veya çok pahalıdır. Gecekondu türü evler, çadırlar, naylon-tahta karışımı barakalar, yerin altı kazılarak yapılan çukurlarda Kırım Tatarları “vatan toprağıdır, bizi ısıtır” diyerek her türlü hava koşullarında yaşamaya çalışmaktadırlar. Bu problemlerin çözümünde Kırım Tatarlarının büyük desteklere ihtiyaçları vardır. Sürgün sırasında ocağındaki yemeğine kadar evini, tarlasını her şeyini bırakıp gitmek zorunda kalanlar başta olmak üzere Kırım Tatarlarının dişiyle tırnağıyla ülke kalkınmasında çalıştıkları Özbekistan ve diğer Türk Cumhuriyetlerinin, Türkiye ve Müslüman ülkelerin yardımlarına ihtiyaçları vardır. Muhaceretteki Kırım Tatarlarının da Kırım’da başta turizm, otel işletmeciliği, inşaat ve ticari faaliyetleri artırmaları gerekmektedir.

    5 – Önemli meselelerimizden bir tanesi de eğitim-öğretim meselemizdir. Uzun yıllar kendi dili ile eğitim görmeyen Kırım Tatarları Rusça’ya bağımlı hale getirilmek istenmiştir. Asimilasyonun bir parçası olan Rusça eğitim sonucu dilimiz kendi dinamizmini kaybetme noktasına gelmiştir. Öncelikle ilkokullardan başlayarak anadilde eğitime başlanmalıdır. Eğitim meselesi aşıldığında pek çok problem kendiliğinden çözümlenecektir. Maddî ve manevî alanda başarılı insanların yetiştirilmesi, iyi bir eğitimden geçer. Bir toplumun geleceği açısından aydın insan gücü birinci derecede önem taşır, bu sebeple öncelikle Türkiye olmak üzere dış ülkelere yüksek öğrenim için öğrenci gönderilmelidir. Komünist sistem tarafından tahrip edilen dinî eğitim yeniden düzenlenmelidir. Komünist sistemce ortadan kaldırılan 1500 civarındaki camii ve mescitten geriye kalanlar tamir edilerek faal hale getirilmelidir. Ruslarca değiştirilen şehir, köy, dağ, nehir gibi yerlerin gerçek isimlerine tekrar kavuşmaları sağlanmalıdır. Mahvedilen doğal çevre korunmalı eski güzelliğine kavuşturulmalıdır, isimlerin arkasına takılan ekler (Rusça takılar -ev, -eva, – ov) bırakılarak eski güzel aile adları tekrar alınmalı ve bunlar ısrarla kullanılmalıdır.

Bakınız

   18  MAYIS 1944 KIRIM SÜRGÜNÜ -2014 RUSYA İŞGALİ VE ZULÜMLERİ

                      BİLDİRİ          …