RUS EMPERYALİZMİ HAKKINDA KAZAKİSTAN’DAN BİR BAKIŞ
Azamat JUNİSBAY *
Tercüme: Sedanur ÖZKAN
1980’lerde Almatı’da büyüyen tamamen Ruslaşmış bir Kazak çocuğu olarak, Kazakça konuşan Kazakların kırsal ve geri kalmış olduğu yönündeki Rus-merkezli görüşü derinlemesine içselleştirmiştim. Utanç verici bir şekilde, uzun yıllar boyunca, şimdi çok acı verici bir şekilde belirgin görünen şeyi anlayamadım.
Rus kültürüne olan hayranlığım ve kendi atalarımın diline olan nefretim, Moskova’nın Orta Asya’daki sömürge yönetiminin yan ürünleriydi. Sömürgeleştirilenler kendi dillerine ve kültürlerine tepeden bakmayı öğrendiklerinde, yerleşimci sömürge projesi tamamlanmış olur.
Sovyet sonrası Rusya katil bir sömürgeci güç olarak köklerine geri döndüğünde, Rus dili ve kültürüyle olan dengesiz aşk ilişkim sona erdi. Kazak dili ve kültürüne olan eski küçümsemem, Kazakça öğrenme çabalarıyla ve kaybım için pişmanlıkla yer değiştirdi.
Bir zamanlar Rus hayranı olarak, Rusya ve Ruslar hakkında daha gerçekçi bir görüşe yavaş yavaş uyandım. Rusya’nın Gürcistan ve Ukrayna’yı işgalinin dehşeti benim uyanma çağrılarım oldu. Ayrıca, Kazakça konuşan Kazak halkı hakkında önemli bir şey öğrendim.
Birçoğunun Rusya hakkında her zaman çok daha doğru bir görüşe sahip olduğu ortaya çıktı. Son araştırma projem için Kazakça konuşanlarla yapılan röportajları toplarken, Ukrayna’nın Rus emperyalizmine karşı mücadelesine olan empatilerinden derinden etkilendim.
Ancak başka bir şey daha vardı. Benim sömürgecilik karşıtı uyanışım Rus emperyal rövanşizminin dehşetlerinden kaynaklansa da, birçok Kazakça konuşan kişi her zaman uyanık görünüyordu. Bu, birçok sohbette açıkça görülüyordu. Ancak, bir şey göze çarpıyordu.
Birkaç yaşlı katılımcı beni gerçekten etkileyen belirli bir Kazak atasözünü okudu. Kazakçadan İngilizceye şu şekilde çevriliyor: “ARKADAŞINIZ RUS İSE, ELİNİZDE BİR BALTA BULUNDURUN.” Rusça konuşarak büyüyen bir Kazak olarak, bunu daha önce hiç duymamıştım.
Atasözünün sürekli uyanık olma ihtiyacı hakkındaki açık mesajı, Rusya ve Ruslara karşı uzun süredir devam eden tedirginlikten kaynaklanmaktadır. Bunun Sovyet döneminde reşit olan katılımcılar tarafından ifade edilmiş olması özellikle çarpıcıydı. Ancak aynı zamanda mantıklıydı da.
Moskova’nın Kazakistan’daki yönetimi sırasında, Rusçayı iyi konuşamayan etnik Kazaklar, Kazakça konuşanlar için eğitim ve mesleki fırsatlar son derece sınırlı olduğundan kendi topraklarında ikinci sınıf vatandaş olarak yaşıyorlardı. Rusça, moderniteye açılan kapı olarak sunuluyordu.
Rus sömürgeci bakış açısını içselleştirdiğim için, bir zamanlar aptalca Kazakça konuşan insanları arkaik ve cahil olarak görmüştüm. Cahil olanın ben olduğum ortaya çıktı. Uzun zamandır bu kadar yanılmış olmak alçakgönüllülük gerektiriyor. Ama dedikleri gibi, geç olsun güç olmasın.
Yazarın X hesabından yayınladığı bu seriye gelen cevaplardan:
@T_Krawchenko: Putin, birkaç durumda Kazaklara karşı derin saygısızlık göstererek gerçek yüzünü ortaya koydu. Bunun orada nasıl haber yapıldığını ve insanların ne düşündüğünü merak ediyorum.
@DejanPe56325417: Bu, yayılmacı, emperyalist Moskova devletinin, 14-yüzlerin ikinci yarısından beri tüm biçimlerinde izlediği modeldir. Şiddetin tarihini ve zorla boyun eğdirme talebini her zaman barış, ışık ve bilgi getiricileri olarak yeniden yazar
@CrevauxAsatiani: Sovyet emperyalizmi oldukça sert bir şeydi
@azamatistan: Çok yönlü. 1980’lerin başında Kazakistan’ın başkentinde sadece iki ilkokul/ortaokul Kazak okulu vardı, ancak 100’den fazla Rus okulu bulunuyordu. Üniversite programlarının çoğu yalnızca Rusça olarak sunuluyordu. Liste uzun.
* Prof. Dr. Azamat Junisbay, Kazakistan’da Al Farabi Üniversitesini bitirmiş, doktorasını İndiana Üniversitesinde yapmıştır. Halen Kaliforniya’da Pitzer Kolejinde sosyoloji bölümünde öğretim üyesidir. Kendisinden izin alarak X (@azamatistan) hesabında seri olarak yayınladığı bu yazıyı kendisinden izin alarak yayınlıyoruz.
Emel KIRIM VAKFI