Dünya Komünist Gizli Teşkilâtı
Suzanne LABIN.
(Yazar, Gazeteci, Konferansçı, 1957 hürriyet mükâfatını kazanan, Atlantik mükâfatı jüri üyesi, Komünizm hakkında bir çok eser ve makalelerin müellifi: “Korkunç Stalin”, “Demokrasi Dramı”, “St. Germain Görüşmeleri”, “Hürriyet Canilerine Hürriyet verilmeli midir?”, “Kızıl Çin’de insanca şart”, “12’ye 5 var.” Fransız Sosyalist Partisi üyesi.)
TEHDİDİN İNCELENMESİ
[ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”2,3″ ihc_mb_template=”1″ ]
“Silâhlar dengelenince söz hilenindir”
Beşinci yüzyılda yaşamış olan Çin askerî nazariyecisi Sun Tse’nin bu meşhur sözü, Komünist taktiğinin temelini teşkil etmektedir. Nükleer silâh alanında denge sağlanınca Sovyet tehdidi, yer altı ve gizli çalışmalar alanına kaymıştır. Bu zekânın bozguncu savağıdır. Bu, siyasî savaktır. Batı dünyasının bunu anlaması, buna hazırlanması ve bu savaştan – eğer insan hürriyet ve şerefini kurtarmak istiyorsa mutlaka muzaffer çıkmalıdır.
Ben, Komünizmin demokrasiye karşı bu saldırışını “Konspirasyon” diye adlandırıyorum. Çünkü o, açık ve dosdoğru yönetilen araçlarla değil, konspirasyona mahsus olan ve inkâr edilen gizli, yapma, fesatçı ve bozguncu vasıtalarla savaşmaktadır.
Siyasî savaş, psikolojik savaş, bozguncu savaş, Bey’in savaşı, propaganda savaşı, soğuk savaş bunların hepsi konspirasyonun türlü ortam ve bölgelerine göre adlandırılan savaşlardır. Bu tabirlerden en genel olanı siyasî savaştır.
Siyasî savaş tamamen askerî kampın dışında kalan, içerdeki hürriyet rejimini yıkmak ve Komünizmin dünya hâkimiyetine yol açan müstebit totaliter idareyi kurmak için Kremlin tarafından her milletin sosyal yaşayışında yapılan faaliyetlerin toplamıdır. Başlıca araçları şunlardır: Evvelâ propaganda, sonra sızma, çürütme, ahlâkı yıkma, sabotaj, ayaklandırmalar, nihayet, Sovyet ordusunu karıştırmaksızın, gerilla (iç savaş) Başlıca hedefleri: Milletlerin siyasî faaliyetlerini kontrol eden makam ve mevkileri (vekâletleri, servisleri, radyo ve televizyonları, okul ve üniversiteleri, fırka ve sendikaları, nüfuzlu grupları, milletler arası teşkilâtları, genel olarak umumî efkârı)’ ya ele geçirmek veya – hiç olmazsa – Kremlin’in görüşlerine yaklaştırmak ve bunların kimler için çalıştıklarını belli etmemek ve açığa vurmamak.
Normal siyasî çalışma ile Sovyetlerin siyasî savaşı arasında büyük farklar vardır. Sovyetlerin siyasî savaşı, meclislerde çoğunluk sağlamak içtin değil, mevcut medenî ve demokratik sistemi yıkmak gayesini güden ve gerekirse demokrasi şampiyonlarını son kişisine kadar tereddütsüzce ortadan kaldırmak için yapılan amansız bir savaştır.
***
Senelerden beri hür dünya birçok pozisyonları kaybetmiştir. Buna sebep silâhlarının azlığı veya kötülüğü değil, uzak ve aydın görüşlü olmaması ve Sovyetlerin siyasî savaşına önem vermemiş bulunmasıdır. Sovyetlerin, propagandaları sayesinde, silahları ile kazandıkları toprak avantajları kadar iyi pozisyonlar sağladıkları gözden kaçırılmaktadır. Sovyetlerin ikinci Dünya Savaşı sonunda yıldırım hızı ile yayılmaları Müttefiklerinin Yalta’da verdikleri tavizlerin sonucudur. Batılılar, Stalinizmin Hitlerizm kadar lanete lâyık olduğunu ölçe bilmiş olsalardı, bu tavizleri havsalalarına sığdıramazlardı. Roosevelt güneşli Kırım’da geçirdiği zamanın bir tek gününde, Müttefiklerin uğrunda harp ettikleri manevî değerlerin hangisi ile ilgili olduğunu bilmediği Stajın nazariyeleri aşkına, Kremlin’e, şöhretinin cazibesine kapılarak, milyarlarca ruble tazminat yardımında bulundu.
Amerika Birleşik Devletleri, Mao’nun bir kahraman toprak devrimcisi olduğu propagandasına kapılıp Çin’i bırakmasaydı, Milliyetçi Çin hezimete ve mağlubiyete uğramazdı.
Avrupa ordusunun yenilgisinde propagandanın oynadığı kesin rolü hatırlayalım. Sabah ve akşam sahte delegasyonların, milletvekillerinin kapılarını aşındırdıklarını veya durmadan telefonla bunları kandırmağa çalıştıklarını, yahut onbeş milyon tehdit mektubunun gönderildiğini düşünelim. Konspirasyon edebiyatında eşi olmayan bu baskı ile Sovyet propagandasının nasıl yaratıldığını anlarız.
Bir tek Sovyet askerî Afrika’nın ve Lâtin Amerika’nın toprağına ayak basmaksızın, propaganda ajanlarının muazzam sofizmi sayesinde, bu memleketlerin kulübesinden sarayına kadar komünizmin sızdığa
görülmektedir. Kremlin’e yolu açanlar, Sovyet füzeleri değil, komünist ajanlarıdır. B.Amerika Cumhurbaşkanının Tokyo’ya gelmesini engelleyenler füzeler değil, birkaç talebe grubu olmuştur. B. Amerika’nın 6. Filosunun burnu dibinde Bağdat ihtilâlini hazırlayanlar ve yapanlar Moskova’ya bağlı olanlardır. Gine, Gana ve Sudan, Moskova’nın birkaç yüzbin dolar sarf edip elde ettiği ve komuta mevkiine koyduğu adamlar sayesinde, Batılıların yüzlerce milyon dolarlık füze ile yapamayacağı, Kremlin eğilimli birer Devlet haline gelmişlerdir. Kongo, Moskova ajanlarının, idare dairelerinde, pazar yerlerinde, köylerinde ve kulübelerinde dolaşıp yaptıkları propagandanın etkileri altında Sovyet mahrekine girmek tehlikesindedir. Küba, hiç bir yardımı dokunmayan Amerikan füze rampalarının yanında olmasına rağmen, Moskova’nın sade, klâsik fakat korkunç sızma siyaseti sonunda Sovyetlerin kök saldığı bir toprak olmuştur.
B. Amerika, milyarlarca dolarlık silâh deposundan bir tek füze, top, mitralyöz çıkarma imkânı bulmaksızın, 5 Sovyet ajanının teşkilâtlandırdığı komünist yuvalarının patırdı ve ayaklanması sonunda Panama’yı Moskova’nın etkisine bırakmak zorunda kalacaktır.
Batılıların askerlik gayret ve hazırlıkları küçümsenecek gibi değildir. Bu cihet, işin temelidir. Fakat şimdi oynanan şey siyasî savaştır. Bu savaşta Batılılar kör, sağır ve dilsizdirler.
Hür dünya ve Sovyetler arasındaki anlaşmazlıklar karşısında propaganda cephesi askerî cepheden daha kesin surette karar verecek durumdadır:
— Sözler 20. yüzyılın gülleleridir.
— Bir büyük gazete 10 uçak gemisinden daha kuvvetlidir.
— Bir televizyon geri milletleri 10 barajdan daha iyi kazanır.
— 10 komünist 5 tümen askerin yaptığı eseri bozar.
— İstihbarat Vekili Savunma bakımından Savunma Vekilinden daha önemlidir.
Komünistler kendi memleketlerinde umumî efkârı sustururlar, fakat düşman kampındakini kazanmağa çalışırlar. Demokratlar genel efkâra saygı gösterirler ama düşmanın konspirasyonuna tepki göstermezler.
Büyüklüğünü kendi beynine borçlu olan medeniyetimiz, Bey’in felcine uğramak felâketi yüzünden yok olmak tehlikesindedir.
Düşmanın Bey’inlerimizi silâhsızlandırmasına kayıtsız kalırken, kollarımızı silâhlandırmak neye yarar?
Sovyetler Birliği’nin siyasî savaşta kullandığı teknik nedir? Biri, doğrudan doğruya güvenip kullandığı Komünist partileridir. Diğeri, türlü vasıtalarla kullandığı propagandadır. Bu ikincisinden kasti komünist olmayanları kazanmak değil, onları ya tarafsız hale getirmek veya fark ettirmeksizin idare etmektir.
1960 yılında mevcut Komünist Partileri :
Dünya yüzünde büyük veya küçük, eski veya yeni, çiftçi veya sanayici ileri veya geri, beyaz, sarı veya siyah hiç bir millet yoktur ki, Komünist Partisi bulunmasın. Bu partilerden bazılarının bir avuç ve bazılarının yüzbinlerce üyesi vardır. Her halde hepsinin bir merkezi ve külliyetli parası vardır. Bu partilerden bir kısmı açık ve gerçek adlarıyla, bir kısmı, İran’da olan Tudeh gibi, değişik bir isimle, bazıları da Portekiz ve Türkiye’de olduğu gibi, gizli ve isimsiz çalışırlar.
Komünist idaresi altında bulunan memleketler hariç, diğer memleketlerdeki komünist partilerine mensup üyelerin toplam sayısı 6 milyon kadar tahmin edilmektedir. Bunlardan 3 milyonu 7 memlekette, 2.5 milyonu 22 memlekete ve yarım milyonu da gizli olarak küçük gruplar halinde çalıştıklara memleketlere aittir.
Komünist partilerinin kanun dışı sayıldıkları memleketler: 1956’dan beri Batı Almanya, İspanya, Portekiz, Türkiye, Kostarika, Kolombiya, Ekvator, Guatemala, Haiti, Honduras, Nikaragua, Panama, Paraguay, Peru, Güney Kore, 1953’ten beri Nepal, Pakistan, Filipin, Güney Vietnam, Suudi Arabistan, Ürdün’dür. Amerika Birleşik Devletleri’nde ve İngiltere’de Komünist partileri serbest olmakla beraber o kadar zayıftırlar ki, parlâmentolarda bir tek vekilleri yoktur. Bütün Afrika’da 1961 yılı içinde 40 bin kadar komünist olduğu tahmin edilmiştir. Moskova bunlar arasında tercüman ajanlar vasıtasıyla çalışmaktadır. Ajanlar komünist değil, sosyalist görünerek çalışırlar. Birçok yerlerde üniversiteli, milliyetçi, sendikalı olarak faaliyet gösterirler. Bunlar Moskova’dan U. R. S. S., Çekoslovak, Doğu Almanya Konsoloslukları, Fransız Komünist Partisi veya Afrika’da yerleşmiş Çinli Komünistler delâletiyle para ve talimat alırlar.
Kuzey Kutup ile Güney Kutup arasındaki büyük veya küçük bütün komünist partileri şu müşterek özellikleri taşırlar:
1. Bunlar bir şefe, birkaç sivrilmiş idareciye, bir merkeze, bir matbaaya, bir sicil servisine propaganda okuluna sahiptirler ki, diğer herhangi bir zengin demokratik partiden 50 – 200 oranında fazla gazete, broşür, kitap, beyanname yayınlarlar, mitingler tertip ederler.
2. Çokluktan ziyade kaliteye önem verdikleri için üyelerini, insanları ve toplulukları kışkırtmak ve yöneltmek hususunda kabiliyetli ve bilhassa hazırladıkları kişilerden seçerler. “Maksat, vasıtayı mubah kılar” şiarı bütün üyeler tarafından benimsenir. Tek gayeleri, idareyi ele geçirmek ve bunu diktatörce kullanmaktır.
3. Kanunca tanınmış komünist partisinin bir gizli dublörü vardır ki bu, çok kere açıkça çalışandan daha fazla iş görür.
4. En şiddetli konspirasyon komünist üyeler arasında cereyan eder. Alt kademedekiler üsttekilerin siyasetine asla etki yapamaz. Parti İçindeki disiplin bir kışladakinin aynıdır. Partiye bir giren bir daha çıkmağa cesaret edemez.
(Devam edecek)
(x) Yazarın yayınladığı (Vie ou Mor du MondeLibre) kitabında bulunan umumi raporundan bir özet olan bu tercüme, bundan evvel basılmış ve bundan sonra basılacak yazıların bir kısmıdır.
[/ihc-hide-content]
Emel 12, Eylül 1962
Emel KIRIM VAKFI