Keyfî Gözaltılar; Ayrılıkçılık ve Terörizm Suçlamaları *
İNSAN HAKLARINI İZLEME ÖRGÜTÜ
Çeviren: Huriye Molbaylı ALTAN
Berlin, 14 Kasım 2017.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Kırım’daki Rus yetkililerin Kırım Tatarlarına uyguladığı zulmü, aslen yarımadadaki muhalefeti tamamen susturmak amacıyla ve çeşitli bahanelerle yoğunlaştırdığını bildirdi. Kırım Tatarları, Kırım Yarımadası’nın azınlıkta kalmış Müslüman yerli halkıdır. Kırım Tatarlarının çoğunluğu 2014 yılında başlayan Rusya işgaline açıkça karşı çıkmaktadır.
[ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”1,2,3″ ihc_mb_template=”1″ ]
İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün Avrupa ve Orta Asya direktörü Hugh Williamson: “Kırım’daki Rus yetkilileri, 2014’ten beri Rusya işgaline karşı sözünü sakınmayan muhalefetlerinden dolayı Kırım Tatarlarına acımasızca zulmettiler” ve “politik alanda aktif olan Kırım Tatarlarını aşırıcı ve terörist olarak gösterdiler, birçok kişiyi sürgüne zorladılar ve kalmayı seçenlerin de fikirlerini ifade etmek için kendilerini asla güvende hissetmemelerini sağladılar” dedi.
Rusya’nın işgali başladığından beri Rus makamları ve onların temsilcileri tarafından Kırım Tatar halkına ve onları destekleyenlere (gazeteciler, blogcular, aktivistler ve diğerleri) taciz, yıldırma, tehdit, izinsiz ve hukukdışı ev baskınları, fiziksel saldırı ve zorla kaçırılma uygulandı. Yetkili makamlara yapılan şikâyetler etkin bir şekilde araştırılmamaktadır. Rusya, Kırım’daki eylemlerini eleştiren Kırım Tatar medyasını ve organizasyonlarını, Kırım Tatarlarının en yüksek özyönetim ve yürütme organı olan Kırım Tatar Millî Meclisi’nin dağıtılması ve yasaklanması da dâhil olmak üzere, yasaklamıştır.
Ekim 2017’de Kırım’daki İnsan Hakları İzleme örgütü araştırmacıları, Rusya’nın Kırım’daki eylemlerini eleştiren Kırım Tatarlarına karşı ayrılıkçılık suçlamalarının yanı sıra yeni ve devam eder bir şekilde, asılsız terörizmle ilişkili suçlamalar yöneltildiğini belgeledi. Araştırmacılar ayrıca diğer Tatarların tutuklanmasını ve cezalandırılmasını protesto etmek için barışçıl bir şekilde tek kişilik protesto eylemleri düzenleyen Kırım Tatarlarına yönelik gözaltına alma ve para cezalarını da belgeledi. Rus yasalarına göre tek başına protesto yapmak isteyenlerin resmî izin alma zorunluluğu yoktur.
2015 yılından bugüne Rus yetkililer, İslamcı Hizb ut-Tahrir hareketi üyesi olduğu iddiasıyla en az 26 kişiyi gözaltına aldı. Hizb ut-Tahrir 2003 yılından beri Rusya’da terör örgütü olarak yasaklanmıştır, ancak Ukrayna’da ve Avrupa’nın büyük kısmında böyle bir yasak yoktur. Onlar bir terörist gruba katılmak veya bir terörist grup organize etmek suçlamasıyla tutuklanmışlardır. Genellikle Rus yetkililerin onların Hizb ut-Tahrir ile ilişkisi olduğunu iddia etmeleri için sadece görüş veya dinî ve siyasî inançları ifade etme, toplanma gibi eylemler (çoğunlukla kamusal olmayan alandaki) yeterlidir. Bu suçla tutuklananlar 5 yıldan ömür boyu hapse kadar ceza alabilirler. Tutuklamalar, Rusya’nın resmî yönergeleri dışında İslam’ı vaaz eden ve eğitilen Müslümanların üzerine çökme uygulamasıyla tutarlıdır.
Birçok davada Rus polisi ve güvenlik servisleri bölücü, aşırıcı veya terörist faaliyetlerinden şüphelenilen veya suçlanan kişileri kötü muameleye tabi tutmuş ve onlara yasal prosedürleri uygulamayı reddetmiştir. Bir vakada eski bir tutuklu, güvenlik görevlilerinin kendisini dövdüğünü ve elektrik şoku vererek muhbir olmaya zorladığını söylemiştir.
Ekim ayında Rus yetkilileri, Kırım’ın işgalini eleştiren yorumunu sosyal medyada yazan Kırım Tatar aktivisti Süleyman Kadirov’u bölücülükle suçladı. Bu suçlama, Rus mahkemesinin Kırım Tatar lideri İlmi Umerov’a bir medya organında yer alan röportajında Kırım’daki Rus eylemlerini eleştirmesi sebebiyle iki yıl hapis cezası vermesinden birkaç hafta sonra oldu.
Eylül ayında, Kırım’daki Rus mahkemesi bir diğer önemli Kırım Tatar lideri olan Ahtem Çiygöz’ü sahte bir “kitlesel isyan” tertip etmek suçundan sekiz yıl hapis cezasına çarptırdı.
25 Ekim’de, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki müzakerelerden sonra, Rus yetkililer Çiygöz ve Umerov’a Kırım’ı terk izni verdi ve Türkiye’ye gönderildiler. 27 Ekim’de Kiev’e geldiler.
Uluslararası kanunlara göre Rusya, Ukrayna’nın izni olmadan Kırım’da işgalci güç olarak kontrolü eline almıştır ve Rusya’ya yasal olarak kabul edilmiş bir egemenlik devri yoktur.
Ukrayna’daki Birleşmiş Milletler İnsan Hakları İzleme Komisyonu 25 Eylül’de Kırım’daki insan hakları durumu ile ilgili “Rusya’nın işgali altında insan hakları önemli derecede kötüye gitti” sonucuna varan ilk raporunu yayınladı.
Rus makamları ve temsilcileri, terörizm ve aşırıcılıkla mücadele adı altında Kırım Tatarlarına uyguladığı zulmü derhal durdurmalı, Kırım’da dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne yapılan tüm haksız müdahalelere son vermelidir ve kolluk kuvvetlerinin Kırım Tatarlarına karşı uyguladığı kanunsuz baskı, suistimal ve tacizler hakkında derhal etkili ve tarafsız soruşturma başlatmalıdır. Rus ve Ukrayna makamları bağımsız insan hakları gruplarının yanı sıra insanî yardım ve hükümetlerarası örgütlerin Kırım’a serbestçe erişmelerini sağlamalıdır.
BM İnsan Hakları Ofisi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Avrupa Konseyi, Kırım’daki insan hakları durumunu belgelemeye ve kamuoyuna rapor etmeye devam etmeli ve Rus makamlarını hem mevcut hem de geçmişteki ihlallerini ele almaya çağırmalıdır. Avrupa Birliği ve üye ülkeleri, Türkiye ve ABD de dâhil olmak üzere, Rusya’nın uluslararası ortakları, gözaltına alınan Kırım Tatar aktivistlerinin serbest bırakılması ve Kırım Tatar halkına yönelik taciz ve keyfî eylemlerin sona erdirilmesi için çağrı yapmaya devam etmelidir.
Williamson, “Çiygöz’ün ve Umerov’un artık risk altında olmaması iyi bir haberdir, ama aynı zamanda onların çilelerine son vermek için sürgüne gitmek zorunda kalmaları bir rezalettir. Kırım’daki diğer tutsaklar için ise Rusya’nın uluslararası ortakları Kremlin’e baskı yapmalı ve Kırım yetkilileri Kırım Tatar halkına zulmetmeyi bitirmelidir” dedi.
İnsan Hakları İzleme örgütü araştırmacıları Kırım’da Akmescit (Simferopol), Kurman (Krasnogvardeyskoe), Karasubazar (Belogorsk) ve Yalta şehirlerinde Ekim ayının son günlerinde, Kırım Tatar liderleri ve ailelerinin üyeleri, avukatlar, gazeteciler ve diğerleri ile konuştu. Görüşülen kişiler bu görüşmeler için hiçbir ücret almadı ve görüşmenin amacı olan İnsan Hakları İzleme örgütünün bu insanlardan edinecekleri bilgileri nasıl kullanacakları görüşülen kişilere bildirildi.
Hizb ut-Tahrir’e Katıldıkları İddiasıyla Başlatılan Soruşturmalar
2015 yılından bu yana Kırım’daki Rus yetkilileri, Hizb ut-Tahrir grubuna katıldıkları ve onunla ilişkileri olduğu için terörist gruba katılma veya onu organize etme suçlamasıyla çoğu Kırım Tatarı olan en az 26 kişi hakkında dava açmıştır.
1953 yılında kurulan Hizb ut-Tahrir, şeriat temelinde dünya çapında bir hilafet kurmak için çalışan, ama bu hedefine ulaşmak için şiddet kullanılmasını açıkça kınayan uluslararası İslamcı bir harekettir. 2003 yılında Rusya, Hizb ut-Tahrir’i terör örgütü olarak yasaklamıştır. Hizb ut-Tahrir, Ukrayna’da veya Avrupa’nın çoğu ülkelerinde yasaklanmamıştır. Almanya, Özbekistan ve Kırgızistan dâhil olmak üzere, çok sayıda eski Sovyet cumhuriyetleri, Çin, Mısır ve çoğu Arap ülkeleri de yasaklamıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne göre Hizb ut-Tahrir üzerinde yasaklama kararı veren Almanya ve Rusya’nın bu kararı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal etmemektedir.
Şubat itibariyle, tanınmış Rus düşünce kuruluşu Sova Center’a göre 47 kişi, Hizb ut-Tahrir hareketine mensup oldukları iddiası ile Rusya’da hapistedir. Sova Center 2016 raporunda vurgulandığı üzere Rus yetkililer ve mahkemeler insanları sadece dinî içerikli yayınlar dağıtmak, eğitim almak veya Hizb ut-Tahrir bağlantılı dinî konularda tartışmalara katılmak suçundan mahkûm etmiştir.
Son birkaç yıl içinde Memorial İnsan Hakları Merkezi, Rusya’da Hizb ut-Tahrir ile ilişkisi olduğu için mahkûm edilen 40 kişiyi ‘‘siyasi mahkûm’’ olarak tanımlamıştır.
Ukraynalı yetkililer, Hizb ut-Tahrir yasak olmasa da işgal öncesinde Kırım’da şüpheli takipçilerinin listelerini tutmuş ve İnsan Hakları İzleme örgütünün bilgi aldığı bazı kişiler, Rus makamlarının bu listeleri kullanarak Kırım Tatarlarını tutukladıklarını ve suçladıklarına inandıklarını söylemişlerdir.
Belgelenmiş tutuklama vakalarının 25’inde terörle ilgili iddialar yalnızca Hizb ut-Tahrir ile ilişkileri olduğu tahminlerine dayanmaktadır. Hiçbir şüpheli, herhangi bir şiddet eyleminin planlanması, uygulanması veya yardımcısı olmakla suçlanamadı.
Tutuklulardan bazıları Hizb-ut Tahrir ile bir dereceye kadar ilişkili olduklarını inkâr etmemekle birlikte tamamı bir terör örgütüne herhangi bir katılımı tamamen reddediyorlar. Rus yasalarına göre terörist bir gruba üye olmak (madde 205.5, Rus Ceza Kanunu’nun 2. bölümü) 5 ila 10 yıl hapis cezası getirir. Bir terörist grubunun faaliyetlerini organize etmek için verilen ceza (205.5 maddenin birinci fıkrası) ise 15 yıldan müebbet hapse kadar değişir.
Belgelenen tüm olaylarda kolluk kuvvetleri şüphelilerin evlerini aradı ve bilgisayar donanımı, telefonlar, flash sürücüler ve diğer veri saklama cihazlarına ve İslamî kitaplara el koydu. Daha sonra bu kişiler, Hizb-ut Tahrir’le ilişkili oldukları şüphesiyle gözaltına alındılar.
Gözaltına alınan kişiler adına çalışan aktivistler ve avukatlar İnsan Hakları İzleme örgütüne soruşturmacıların sundukları kanıtların çoğunun insanların dairelerindeki toplantıların video ya da ses kayıtlarından ya da Kur’an-ı Kerim’in yorumları ve Rusya’nın Kırım’daki eylemlerine dair görüşlerin tartışmalarından; dinî edebiyata sahip olmak, toplantılar, sohbetler yapmak ve diğer sözde yeni üye kazanma faaliyetlerine yönelik etkinliklere katılmaktan ibaret olduğunu bildirmişlerdir
Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) bildirdiğine göre Yalta, Bahçesaray, Akmescit ve Akyar’daki Hizb-ut Tahrir hücreleri tespit ve elimine edilmiştir. Yetkililer, her şehirde dört ila altı kişiyi tutuklamış ve bir kişiyi hücrenin lideri, diğerlerini de üye olmakla suçlamışlardır.
Belgelenen vakalara ek olarak Ağustos 2016 yılında, Kırgızistan vatandaşı Ahmatcan Abdulayev Kırım’da tutuklanmıştır. Kırım’daki insan hakları durumunu izleyen Ukrayna merkezli Kırım SOS’a göre, yetkililer bu kişiyi Hizb ut-Tahrir’e katılmak ve terörist hareketlere yataklık yapmak ile suçlamıştır. Abdulayev, Akmescit’te duruşma öncesi tutuklu bulunmaktadır.
Bahçesaray – 11 Ekim 2017
FSB ajanları, 11 Ekim 2017’de saat 06.00’da Kırım’ın merkezinde yer alan Bahçesaray şehrinde arama emri çıkartmadan 6 Kırım Tatarı’nın evini aradı.
Aramadan sonra yetkililer Timur İbragimov, Memet Belyalov, Server Zekeryayev, Seyran Saliyev, Ernest Ametov ve Marlen (Süleyman) Asanov’u tutukladılar ve onlar mahkemece soruşturma süresince 2 ay gözaltında kaldılar. Kırım SOS’un verdiği bilgiye göre Asanov, Hizb-ut Tahrir terör hücresi organize etmekle, diğerleri de buna dâhil olmakla suçlandı. Tüm suçlamalar reddedildi.
Zair Smedlayev, (Kurultay’ın seçilmiş bir üyesi olan Tatar lider ve aramalarla ilgili gelişmeleri takip eden komitenin de üyesi) İnsan Hakları İzleme örgütüne bu tutukluların dindar Müslümanlar olduklarını ve Rusya’nın Kırım’ı işgalini eleştirdikleri için bu aramalara maruz kaldıklarını söylemiştir.
Asanov’u temsil eden avukat Emil Kurbedinov’un İnsan Hakları İzleme örgütüne verdiği bilgiye göre, yetkililer Asanov’u ilk sorgulamada “Rusya karşıtı” faaliyetlerde bulunmakla suçlamılar, fakat 25 Ekim’deki resmî suçlamada ise Bahçesaray’da bir “terörist hücre” oluşturma suçlaması ile karşılaşılmıştır.
Yetkililer, tutuklamalar ve aramalar sırasında çeşitli usul ihlalleri gerçekleştirdiler. İki avukatın İnsan Hakları İzleme örgütüne bildirdiğine göre güvenlik servisi görevlileri ve polisler, aramalar sırasında avukatların müvekkillerini temsil ettiklerini ifade etmelerine rağmen alana girişlerini tamamen engelledi. Aranan kişiler bu şahısların kendi avukatları olduklarını ve onları temsilen orada bulunduklarını söylemelerine rağmen izin verilmedi ve avukatlar bunun için aramaları izleyemediklerini söylediler. Kurbedinov, yetkililerin gerekli tutuklama ve diğer usulle ilgili belgeleri de zamanında sunamadığını söyledi.
Tutuklulardan birini temsil eden başka bir avukat, Aleksey Ladin, güvenlik yetkililerinin suçlamalarının sorgulama sırasında tutuklananların arasındaki konuşmalardan elde edilen iki adet ses kaydına dayandığını iddia etti. Bu ses kayıtlarında Kur’an ve diğer dinî konularda çeşitli yorumlar vardı, ancak bunların hiçbiri şiddet veya başka bir suç faaliyetiyle ilgili değildi.
Kurbedinov, Asanov’un başarılı bir işadamı ve ‘‘Kırım Dayanışma’’ adlı bir grubun aktif destekçisi olduğunu belirtti. 2016’da kurulan bu grup; Kırım Tatar aktivistleri ve aile üyelerini, avukatlar ve insan hakları savunucularını içeriyor ve yetkililer tarafından zulüm gören Kırım Tatarlarını destekliyor. Kurbedinov, Asanov’un defalarca bu grubun toplantıları için bir mekân sağladığını belirtti.
Seyitler (Nijnegorski)
Seyitler’de yerel bir pazarda tüccar olarak çalışan Kırım Tatarı Renat Paralamov, Eylül ayında güvenlik güçleri tarafından Hizb-ut Tahrir ile ilişkisi olduğu şüphesiyle gözaltına alındı ve işkenceyle muhbir olmaya zorlandı. 13 Eylülde, Seyitler’de ailesi ile yaşadığı evinde bir grup kar maskeli kişi arama yapmıştı ve “silah ve uyuşturucu” aradıklarını söylemişlerdi. Paralamov’un bilgisayarına, tabletine ve kayınvalidesinin İslam üzerine olan kitabına el koymuşlardı.
Aramadan sonra maskeli kişiler, Paralamov’u bir minibüse bindirerek götürmüşlerdi.
24 saatten fazla süre içinde ailesi ve avukatı kendisiyle temas kuramamıştı ve onun nerede olduğu hakkında hiçbir bilgiye sahip değillerdi. Paralamov’un avukatı ve bir grup aktivist, Seyitler ve Akmescit’deki polis karakollarını ve FSB bürolarını ziyaret etmişlerse de onun nerede olduğuna dair bir cevap alamadılar ve hatta tutuklandığını dahi doğrulatamadılar. 14 Eylül sabahında polis, Seyitler karakolunun önünde toplanmış olan Paralamov’un ailesi ve arkadaşlarına onun bir gün önce serbest bırakıldığını ama onun yetkililerin bazı sorularına cevap vermek için “gönüllü” olarak geri döndüğünü bildirdi. Aynı gün saat 12:30 civarında Paralamov, Akmescit’te bir otobüs durağından ailesini telefonla arayarak kötü dövüldüğünü, sarsıntı geçirdiğini ve yürüyemediğini söyledi. Paralamov’un ailesi, onu Akmescit’te hastaneye götürerek birden fazla kanama ve morluklar da dâhil olmak üzere, yaralarını belgeledi. Eylül ayının sonunda Paralamov, ailesi ile birlikte Kırım’dan ayrıldı. Kiev’e geldiğinde yaralarının tedavisi için 15 gün hastanede yattı.
Kasım ayının başında Kiev’de düzenlediği basın toplantısında Paralamov, tutukluluk zamanında kendine yapılan işkenceleri anlattı. FSB karakoluna götürüldükten sonra başının üzerine bir torba geçirildiğini, ağzının bantlandığını ve elektrik şokuyla işkence yapıldığını söyledi. Ayrıca göğsüne ve başının arkasına yumrukla vurulduğunu anlattı. Avukat istediğinde ise bir FSB ajanının göğsüne yumruk atarak “Ben avukatınım!” dediğini açıkladı.
Paralamov’a FSB ajanları tarafından Hizb-ut Tahrir ile olan ilgisi soruldu ve bir muhbir olması talep edildi. Kırım Tatarlarının toplantılarına katılarak bilgi toplaması ve yetkililere aktarması istendi. Aynı zamanda 13 Eylül’de Simferopol’daki FSB karakolunu terk ettiğini ve gönüllü olarak Hizb ut-Tahrir’le bağını itiraf etmek üzere geri döndüğünü ve gönüllü olarak FSB ile “işbirliği” yapmayı kabul ettiğini iddia eden bir belgeyi zorla imzalattırdıklarını belirtti.
Paralamov ertesi gün yetkililer tarafından bir ormana götürülerek kamera karşısında bu itirafı tekrarlattırdıklarını anlattı. Yetkililerle işbirliği yaparsa gerçek hapis cezası yerine üç yıllık şartlı ceza alacağı ve bir Kırımlı avukat tutmaması, zira kendilerinin ona avukat temin edecekleri söylendi.
Yalta
FSB, 11 Şubat 2016’da Yalta ve çevresindeki kasabalarda 11 Kırım Tatarının evini aradı. Şüphelilerden birini temsil eden avukat Edem Semedlyaev, kolluk görevlilerinin bazı evlerin kapılarını ve camlarını kırdığını söyledi.
FSB, ev aramalarını takiben 14 kişiyi gözaltına aldı. 10 kişi ertesi gün serbest bırakıldı, lakin 4’ü tutuklandı. Tutuklananlar; Emir-Usein Kuku, Enver Bekirov ve Vadim Siruk Hizb-ut Tahrir’e katılmakla, Müslim Aliyev ise yerel Hizb-ut Tahrir hücresini organize etmekle suçlanmıştı. Hepsi ayrıca Rus Ceza Kanunu’nun 278. maddesi uyarınca “cebren iktidarı ele geçirme” teşebbüsünden de suçlanıyordu. İki ay sonra Yalta polisi Refat Alimov ve Arsen Cepparov’u da aynı suçlamalarla tutukladı. Bu altı kişi tutuklu olarak duruşma gününü bekliyorlar.
Ekim 2016’da cezaevi doktorları, tutukluların zihinsel sağlık durumunu değerlendirmek istediklerini söyleyerek dinî uygulamaları ve siyasî görüşleri hakkında onları sorguladı. Tutukluların hiçbiri cevap vermek istemeyince Kasım 2016’da değerlendirilmek amacıyla 3 ila 4 hafta boyunca zorla bir psikiyatri hastanesine yerleştirildiler. Yetkililer, tutukluların akıl sağlıklarının yerinde olduğunu ve bu nedenle eylemlerinden sorumlu olduklarını belirtti.
Gözaltında olanlardan Aliyev’in aile üyeleri, İnsan Hakları İzleme örgütüne 11 Şubat tarihinde sabah 07.00 sıralarında 10 ağır silahlı ve kar maskeli kişinin evlerini aramaya geldiğini, bir arama emri ya da herhangi bir kimlik göstermediklerini ve Aliyev’in avukat talebini reddettiklerini anlattı. Onlar, direnmemesine rağmen Aliyev’i karısının ve çocuklarının gözü önünde zorla yüzüstü yere yatırdılar. Aliyev’in ailesine silahlar ve yasaklanmış kitaplar aradıklarını söylediler. Arama için yanlarında iki şahit getirmişlerdi. Aliyev’in eşi, aramaya tanıklık etmek üzere komşularını da çağırmayı teklif etti, fakat silahlı adamlar bu teklifi reddettiler.
Aramaya gelenler, Aliyev’in eşine ve çocuklarına sert davrandılar. Bunlardan biri Aliyev’in 12 yaşındaki oğluna “Sen büyüyünce ne olmak istiyorsun? Bizim gibi babana benzer insanları yere indirenlerden mi olmak istersin?” diye sordu. Bir diğeri de masadan Kur’an’ı alıp yere attı, Aliyev’in eşi onu almaya çalışınca da Kur’an’ı tekmeyle ittirdi.
Arama sırasında yetkililer içinde çocuk kitapları da olan 3 çanta kitaba, Aliyev’in bilgisayarına ve cep telefonuna el koydular. Daha sonra kitapları ve bilgisayarı iade ettiler.
Gözaltında alınanlardan Emir-Usein Kuku, insan hakları savunucusu ve Rus makamlarına Kırım’daki ihlalleri araştırması için baskı yapmak amacıyla Ekim 2014 yılında kurulmuş olan “Kontakt” İnsan Hakları Grubu’nun bir üyesidir. Kuku, yetkililerin onu Nisan 2015’te gözaltına alıp Kasım 2015’te sorguya çektiğini ve kendisine bir muhbir olarak çalışmayı teklif ettiklerini, onun ise bu teklifi reddettiğini kamuoyuna açıkladı.
Eylül 2016’da Kırım Savcılığı, Kuku’nun ebeveyn görevlerini ihlal ettiğine dair bir soruşturma açtı. Ekim 2016’da yerel polis müfettişi, Kuku’nun 5 ve 9 yaşlarındaki çocuklarıyla onlar okuldayken, yanlarında herhangi bir büyüğün olmadığı ortamda görüşmek üzere birçok girişimde bulundu. Kuku’nun 9 yaşındaki oğluna sorulan sorulardan biri babasının gözaltında iken ebeveynlik görevlerini ihmal ettiğini ima eder nitelikteydi.
Altı tutukludan biri olan Cepparov’u temsil eden avukat Cemil Temişev, İnsan Hakları İzleme örgütüne Nisan ve Mayıs 2016 arasında cezaevi idaresinin Cepparov’un eskiden beri mevcut olan ve ameliyat gerektiren sağlık sorunu için gerekli tıbbî desteği sağlamayı reddettiğini bildirdi. Temişev’in defalarca şikâyet etmesinden sonra Cepparov hastaneye kaldırıldı ve ameliyat edildi. Mayıs 2017’de Cepparov’un sağlık durumu tekrar kötüleşti, ancak yetkililer yine gerekli tıbbî desteği sağlamayı reddettiler. Temişev ayrıca cezaevi idaresinin Cepparov’u hücre kapısını yeterince hızlı açmaması ve sakalını tıraş etmeyi reddetmesi gibi keyfî bahanelerle, toplam 16 gün olmak üzere, iki kez hücre hapsiyle cezalandırdığını söyledi.
Bahçesaray- Mayıs 2016
12 Mayıs 2016 tarihinde dört Bahçesaray sakini; Rüstem Abiltarov, Zevri Abseitov, Remzi Memtov ve Enver Mamutov tutuklanarak Hizb ut-Tahrir üyeliğiyle suçlandı.
Polis, Bahçesaray’daki beş evi ve bir kafeyi aradıktan sonra bu dört kişiyi tutukladı. Mamutov, bir hücre organize etmek ve ona liderlik yapmakla, diğerleri ise organizasyonla ilgili olmakla suçlanıyor. Eski bir Rus Savcısı, gözaltına alınan kişilerin “halk arasında propaganda çalışması şeklinde anayasaya aykırı bir faaliyet” yürüttüklerini iddia etti. Dördü de soruşturma süresince gözaltında tutuldu.
Akmescit
Ekim 2016’da polisler Ayder Saledinov, Rüstem İsmailov, Uzeyir Abdullayev, Teymur Abdullayev ve Emil Cemadenov’u tutukladılar. Akmescit şehrinde bir ev aramaları dalgasından sonra Abdullayev bir Hizb ut-Tahrir hücresi organize etmekle, diğerleri de bu hücreye katılmakla suçlandı. Soruşturmayı bekleyen beş kişi de gözaltında kaldı.
Aralık 2016’da Saledinov, İsmailov ve Uzeyir Abdullayev soruşturma tesislerine götürülürken FSB görevlileri tarafından dövüldüklerini açıkladılar. Şubat 2017’de Saledinov ve İsmailov suç eylemleri sırasında ruhsal sağlık durumlarının belirlenmesi ve değerlendirilmesi için bir psikiyatri hastanesine gönderildiler. Avukat Kurbedinov, Teymur Abdullayev’in Kırım Tatar dilinde bir mektup yazdığı için Mart 2017’de hücre cezasına çarptırıldığını söyledi.
Akyar
Akyar polisi Ocak 2015’de Ruslan Zeytullayev, Ferat Sayfulayev, Rüstem Vaitov ve Nuri Primov’u tutukladı. Zeytullayev, Hizb ut-Tahrir hücresi organize etmekle, diğerleri de katılımcı olmakla suçlandılar.
7 Eylül 2016 tarihinde Rusya’nın Rostov-na-Donu vilayetindeki bir askerî mahkeme, terör örgütüne katılmak suçundan Vaitov, Primov ve Sayfulayev’i 5 yıla; Zeytullayev’i ise 7 yıla mahkûm etti.
Savcı karara itiraz ederek Zeytullayev’in bir terörist grubun sadece “katılımcısı” olarak değil, aynı zamanda “organizatörü” olduğu için de suçlu bulunması gerektiğini bildirdikten sonra 27 Aralık tarihinde, Rusya Yargıtayı onun yeniden yargılanması gerektiği kararını aldı. Savcı, Zeytullayev’in Hizb ut-Tahrir’in Akyar lideri olduğu iddiasıyla ona daha şiddetli bir ceza verilmesini istedi.
Nisan 2017’de yeniden yargılama sonucunda mahkeme, terörist grup kurmak suçuyla Zeytullayev’i azamî güvenlikli bir cezaevinde 12 yıla mahkûm etti. Savcılık buna tekrar itiraz ederek 18 yıllık bir ceza talebinde bulundu. Temmuz ayında, Rusya Yargıtayı Zeytullayev’in cezasını 15 yıllık hapis cezasıyla değiştirdi. İnsan Hakları İzleme örgütü hükmü inceleyerek Zeytullayev’e karşı davanın gizli tanık ifadelerine, Hizb ut-Tahrir üyelerine karşı açılan soruşturmalar hakkında başkalarıyla konuşmalara ve medya eleştirilmesine; broşür, el ilanı ve diğer Hizb-ut Tahrir yayınlarını bulundurma iddiası üzerine dayandırıldığını bildirmiştir.
Eylül ayında, bu dört Kırım Tatarı hapis cezalarını çekmek için Rusya’nın çeşitli bölgelerine nakledildi. “Memorial” İnsan Hakları Merkezi bunları siyasî tutuklular olarak kabul etti.
Ayrılıkçılık Soruşturmaları
18 Ekim’de bir yıl süren soruşturma sonrası Rusya’nın güvenlik servisleri, eski Meclis üyesi 55 yaşındaki Kırım Tatar aktivisti Süleyman Kadirov’u ayrılıkçılıkla suçladı. (Rusya Ceza Kanunu’nun 280.1 maddesi, bölüm 2.)
Kadirov’un avukatlarından biri olan Aleksey Ladin’in, Nisan ayında İnsan Hakları İzleme örgütüne söylediğine göre Rusya Federal Finansal Gözetim Hizmetleri’nin resmî “aktif teröristler ve aşırıcılar” listesinde Kadirov’un ismi de yer almaktadır.
Suçlamalar ise başka bir kullanıcının Facebook sayfasında Kırım’la ilgili videonun altına Kadirov’un Mart 2016 yılında yaptığı yorumlardan kaynaklanıyor. Yorum şöyledir: “Süleyman Kadirov katılıyor! Kırım Ukrayna’dır. Her zaman öyle olmuştur ve daima öyle olacaktır. Videonun yazarına çok teşekkür ederim! Destekliyorum!”
Kadirov yargılanmayı tutuksuz olarak beklemektedir.
Tek Kişilik Protestolar İçin Tutuklananlar
Kırım yetkilileri, keyfî bahanelerle Kırım Tatarlarının barışçıl toplanma taleplerini reddetmekte ve spontane protesto gösterilerine çullanmaktadır. Ağustos ve Ekim 2017 arasında yetkililer barışçıl protesto hakkını kullandıkları için düzinelerce Kırım Tatarını tutuklamış, en az 10 Kırım Tatarını da para cezasına çarptırmıştır. Tutuklananlar ve para cezası alanlar arasında Akmescit’te Kırım Yargıtay binasının önünde Kırım Tatar liderlerinin yargılanmasına ve Kırım Tatarlarının evlerinin güvenlik görevlileri tarafından aranmasına karşı pankartla tek kişilik protesto düzenleyen kişiler de vardır.
8 Ağustos’ta Akmescit polisi, 76 yaşındaki Sever Karametov’u Akmescit Kırım Yargıtay binasının önünde Ahtem Çiygöz duruşmasını tek başına pankart taşıyarak protesto ederken gözaltına aldı. Üç polis memuru Karametov’a yaklaşıp onları takip etmesini emretti. Karametov kalmak için ısrar edince onu yakaladılar ve zorla götürdüler. Karametov’un avukatına göre ileri düzeyde Parkinson hastalığı olan Karametov hakkında 9 Ağustos günü yargıç, onun sıhhî muayeneden geçirilmesine dair karar almayı reddetti ve onu polis emrine direnmekten suçlu buldu. Karametov’a 10 gün hapis cezası verildi ve o bunu yerine getirdi. Mahkeme ayrıca Karametov’a 10.000 Ruble (yaklaşık 165 ABD Doları) para cezası verdi.
11 Ekim günü, Bahçesaray yetkilileri Hizb ut-Tahrir’le ilgisi olduğundan şüphelenilen kişilerin evlerinin aramalarını video ile kaydeden ve sosyal medyada canlı yayın yapan dokuz aktivisti gözaltına aldı. Yetkililer, onları kamu düzeninin bozulmasına yol açan izinsiz bir halk toplantısına katılmakla suçladılar. Gözaltına alınanların avukatı, karakola götürülürken polislerin aktivistlerden bazılarına vurduklarını medyaya söyledi. Aynı gün yapılan duruşmalarda, dokuz kişiye çeşitli suçlardan 15.000 Ruble’ye (yaklaşık 261 ABD Doları) kadar varan değişik miktarlarda, toplam olarak 135.000 Ruble tutarında (yaklaşık olarak 2.350 ABD Doları) para cezası verildi.
14 Ekim’de, 100’den fazla Kırım Tatarı 11 Ekim’deki tutuklamaları protesto etmek için Kırım çevresindeki farklı yerlerde tek kişilik protestolar yaptı. Protestocular Kırım Tatarlarının uğradığı zulmün son bulması için işaretler, yazılar tutarak Kırım’ın ana yollarında durdular. Basında çıkan haberlere göre polis, tek kişilik protesto yapan en az 49 kişiyi gözaltına aldı. Rüstem Kamilev (tutuklamaları izleyen bir Kırım Tatar avukatı), Facebook sayfasına yüklemiş olduğu video açıklamasında polisin gözaltına alınanların zorla parmak izlerini aldığını ve avukat yardımından men edildiklerini bildirdi. Tüm tutuklular ceza görmeden aynı gün serbest bırakıldı.
Zair Smedlyaev’in İnsan Hakları İzleme örgütüne söylediğine göre ilerleyen günlerde bu protestoya katılanlar tekrar karakollara çağırıldı. Aktivistlerin Smadlyaev’e aktardığına göre sorgulamalar sırasında protestoculara 14 Ekim protestolarını kimin organize ettiğini, kimlerin katıldığını ve sembolleri onlar için kimlerin hazırladığına dair sorular soruldu.
Yasal Çerçeve
İşgalci bir güç olarak Rusya, kesinlikle engellenmediği sürece, işgale başladığı sırada Kırım’da yürürlükte bulunan Ukrayna yasalarına saygı göstermek zorundadır. Ancak Rusya, işgalci bir güç olma statüsünü reddederek Rusya federal yasalarını Kırım’a uygulamaktadır. Daha önce yarımadada suç sayılmayan faaliyetler suç olmaya başladı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Medenî ve Siyasî Haklar Uluslararası Sözleşmesi ve İşkenceye Karşı Sözleşme de dahil olmak üzere, tüm ilgili insan hakları sözleşmeleri Kırım’da geçerlidir ve tüm makamlar, Rus makamları altında hareket eden Rus veya Kırımlı tüm yetkililer de dahil olmak üzere, bu sözleşmelere bağlı kalmak zorundadır.
Rusya Kırım sakinlerinin ifade özgürlüğü, toplanma ve gösteri özgürlüğü, din özgürlüğü, keyfî gözaltına alınmama ve işkence de dâhil olmak üzere, kötü muameleye maruz kalmama hakkı, adil yargılama ve yasalara uygun yargılanma hakkı, gizlilik hakkı vb.ne saygı göstermekle sorumludur. İnsan Hakları İzleme örgütü, Rusya’nın Kırım Tatarlarına karşı fiillerinin bu hakları ihlal ettiğini ve bütününde bunun bir zulüm politikası anlamına geldiğini düşünmektedir.
Hizb ut-Tahrir’i terörist grup olarak tanımlamak Rusya’nın takdirine kalan bir durum olsa da Rus yetkilileri şiddet içermeyen muhalefet, eleştiri veya protestoyu bastırmak için bunu bir araç olarak kullanarak ceza hukukunu keyfince uygulama hakkına sahip değildir. Ceza hukukunun herhangi bir kısmı veya tüm uygulaması, yasal prosedürlere uygun yargılama bakımından uluslararası standartlara uyumlu olmalıdır ve suç oluşturan fiile odaklanmalıdır, yoksa ifade ve fikir özgürlüğü, toplanma gibi temel hakların cezalandırması için kullanılmamalıdır.
Soruşturmaya uğrayan Kırım Tatarlarına karşı ileri sürülen kanıtlarda hiçbir şiddet eylemi içinde olmadıkları veya bunlara yardım etmedikleri görülmüştür. Bir terör örgütüne karışmakla suçlanan kişilere sunulan kanıtlar öncelikle çoğu özel dairelerde yapılan toplantılar, Kur’an yorumlamaları ya da Rusya’nın Kırım’daki eylemlerinin yorumlanması veya dinî literatürdeki konular hakkında yapılan tartışmalardır. Şiddet içermeyen konuşmalar için Kırım Tatarlarının terör suçlamasıyla ve özellikle de terörizm veya aşırıcılık eylemleriyle özdeşleştirilmesi, fikir, ifade ve din özgürlüğüne haksız bir müdahaledir.
Rusya’nın Hizb ut-Tahrir yasağı üzerinden giderek cezaî davranışlarda bulunmayan, suç işlemeyen, sadece Rus işgaline karşı olan ya da dinî veya siyasî fikirlerini söyleyen Kırım Tatarlarını hapsetmek, örgütlenme özgürlüğünün ihlali olmakla kalmayıp siyasî amaçlar için adalet sisteminin de kötüye kullanımıdır. Rus yetkililer, insanların toplu veya bireysel olarak hak ihlallerini barış içinde protesto etme hakkını inkâr etmesi ve onların protesto hakkını barışçıl şekilde uygulamalarını ellerinden alarak cezalandırması bu eylemleri daha da arttırmaktadır.
* Merkezi New York’da bulunan ve 1978 yılında kurulan bağımsız bir sivil toplum örgütü olan Human Rights Watch (İnsan Haklarını İzleme) örgütünün Vatan Kırım’da özellikle de Kırım’ın yerli halkı ve tarihi sahipleri olan Kırım Tatarlarına karşı yürüttüğü insan hakları tecavüzlerini ortaya koyan bu rapor 14 Kasım 2107 tarihinde örgütün resmi sayfasında yayınlanmıştır. İngilizce orijinali için bakınız; https://www.hrw.org/news/2017/11/14/crimea-persecution-crimean-tatars-intensifies
[/ihc-hide-content]
Emel KIRIM VAKFI