KOZAKLARIN KIRIM HANLIĞINA KARŞI FAALİYETLERİNİN BAŞLAMASI

Yazar:

KOZAKLARIN KIRIM HANLIĞINA KARŞI FAALİYETLERİNİN BAŞLAMASI
Yrd. Doç. Dr. Mehmet ALPARGU*


Kozak ve Kazak Terimleri
Tarihî çerçeve içinde “Kazak” kelimesi bir isyan sonucu siyasî maksatla bazen ailesiz, bazen da aile ile cemiyetten uzaklaşarak, bulunduğu bölge dışında siyasî hâkimiyeti yeniden ele geçirmek için dolaşan
hükümdarlık ailesi üyelerine veya beylerine verilen isimdir. Türkçe bir kelime olan kazak kelimesi kullanılışındaki yanlışlık yüzünden karışıklıklara sebep olmakta ve meselenin anlaşılmasını güçleştirmektedir.
Türk Kazaklarının ortaya çıkışı 1457 sonrasına dayanır. Bu tarihte Oyratların hücumuna uğrayan Özbekler büyük zayiat vermişlerdi. Moğol kabilelerine karşı gösterilen başarısızlıklar üzerine bir kısım Türkler, Ebu’l Hayr Han’ın pasif tutumunu protesto ederek onun hâkimiyetini tanımayıp kuzeye doğru göç edip ayrılmışlardır. Özbek Devleti’nden ayrılan bu Türklere kendi başlarını buyruk hareket ettiklerinden dolayı bunlara kazaklar adı verilmiş ve o tarihten itibaren bunlar “Kazak” diye tanınmışlardır.
Rusların her işte kullandıkları maceraperest adamları da “Kazak” olarak adlandırmak terminolojik bir hata olarak uzunca bir süre inceleme eserlerinde görülmüş bir husustur. Aslında Türk kazaklarından Rusların emrinde bulunan grupları ayırmak için, ikincileri kozak ya da kazaçi diye isimlendirmek daha doğru olacaktır.


16. Yüzyılın Ortasında Rus Faaliyetleri
1547’de taç giyerek Rusların ilk çarı olan IV. İvan, Kırım Hanı Devlet Giray’ın ilk hanlık yıllarında Kazan ve Astarhan taraflarına hücumlara başlamış ve 1552 yılında da Kazan’ı işgal etmiştir. Devlet Giray Kazan’ı
kurtarmak için yaptığı seferde Oka suyuna kadar varmış olmasına rağmen Kazan’ı kurtaramadı. Ruslar bu başarıdan sonra Astarhan’a yöneldiler, burayı bir kısım Nogayların da yardımıyla ele geçirdiler. Astarhan Han’ı Yağmurcu ise kaçarak Azak’ta Osmanlılara sığındı.
Astarhan’ı geri almak için harekete geçen Devlet Giray da bunda başarılı olamadı, onun hareketine mani olmak isteyen Rus kuvvetleriyle  hayli çetin bir savaştan sonra, geri dönmek zorunda kaldı (1556). Kazan ve Astarhan’ın Rusların eline geçmesiyle şimdiye kadar pek önem verilmeyen Moskova Knezliği yeni bir güç olarak ortaya çıktı. Bu başarılardan sonra, Rusların nüfuz ve hâkimiyeti Hazar Denizi ve kıyıları, Kafkasya ve Karadeniz’in kuzeyine kadar yayılmış oldu. Kırım ve Karadeniz sahillerinde Rus tehlikesi kendini açıkça hissettirdi.


Dimitri Vişnevetski ve Zaporek Kozaklarının Hücumları
Kozaklar Azak denizine dökülen Don nehriyle Dinyeper (Özi) ve Aksu nehirleri arasında ve bu nehirlerin mensuplarına doğru olan bataklıklarda yerleşmiş olarak 17. yüzyılın başında bulunuyorlardı. Bunlardan Don nehri taraflarındakine “Don Kazakları” Özi tarafında bulunanlara ise “Zaporek” veya “Şelale Kazakları” denmekteydi. Bu yazımızda ikincilerin yani Zaporek Kazaklarının ilk faaliyetinin Osmanlı Devleti ve Kırım Hanlığı açısından önemini ortaya koymak istiyoruz.
16. Yüzyıl ortalarında önce Litvanya daha sonra da Rusya’nın organize etmesi sonucunda Dimitri Vişnevetski’nin faaliyetleri önem kazanmıştır. O, Litvanya azilzade ailelerinden birinden gelmekteydi. Litvanya Kralı II. Sigismund zamanında kendisine Çerkasi ve Kanev’in stratosluğu verilmiş, böylece o Kırım Hanlığı’na karşı Polonya Litvanya Krallığının güney sınırındaki en önemli hudut kumandanı haline gelmişti.
Kırım Hanlığı ye Osmanlı Devleti aleyhine harekete geçen Vişnetevski topladığı kuvvetlerle hücumlara başladı. Bu kuvvetlerin başında Dinyeper’e 15 kilometre kadar uzaklıktaki Hirtoka’yı işgal eder, burası daha sonra Seç (Seca) olarak bilinen Kozak üssü haline gelecekti. Vişnetevski 1556’nın sonunda Osmanlılarla anlaşmazlığını çözümleyen II. Sigismund’dan yeterli yardımı alamayınca Rusya’ya bağlanmayı tercih eder. Bu bölgeye yeni gelen göçmenlerle kozaklar güçlerini artırıyorlardı.
1559 Şubatında IV. İvan’ın düzenlettiği iki seferde de Kozaklar bulundular. Bu sırada Kırım Hanlığının başında Devlet Giray Han bulunuyordu. Aynı yıl Vişnetevski, Azak kalesine sonuçsuz bir hücumda
bulundu. Azak’a karşı saldırının sonuçsuz olmasına rağmen, bu saldırının gelişen olaylar ve şartlar açısından önem taşıdığını görmekteyiz. İlk defa bu şekilde bir tehdit altında kalan Azak, tarım ürünleri bakımından bir yükleme limanıydı. Kıtlık zamanında da İstanbul’a bu bakımdan katkıda bulunuyordu. Üstelik Azak’a karşı yapılan hücumla da Astarhan ve Türkistan ticaret yolunun ileride tehdit altında kalacağına dair belirtiler de ortaya çıkmıştı.

Rusların himayesindeki kuvvetler iki taraftan hücuma geçiyorlardı ki, bunlardan birisi de Adaşev’in kumandasındaydı. Dimitri ise Don’a doğru yönelerek bu bölgede kaleler inşa ettiriyordu. Ruslar Doğu Kırım’daki Kerç şehrine de asker gönderiyorlardı. 1560 Haziranında Ukrayna ve Don Kazakları ile Janeylerden oluşan kuvvetleri ile Azak’a saldıran Vişnetevski başarılı olamadı. Kimi tarihçilere göre ise bu sefer gerçekleşmedi. Sadece hazırlığı yapılmıştı.
1561’de Çar ile bağlarını koparan Vişnetevski Polonya’ya döndü.
Sigismund II ona unvanını ve topraklarını iade etti. 1564’de Vişnetevski Osmanlı Devleti’ne karşı son bir sefere daha çıktı. 4000 kişilik bir ordu ile Moldovya’ya girdi. Moldovyalıların kendisine oynadıkları bir oyun ile yakalanarak İstanbul’a gönderildi ve orada öldürüldü.
Osmanlı Devleti ve Kırım Hanlığı Kozakların faaliyeti sebebiyle başlangıçda sorumluluğu Rusya’nın yüklenmesi gerektiğini düşünmemelerine rağmen veya bunu ifade etme konusunda hassas olmaya
özen gösterirlerken, daha sonraki dönemlerde ise olayların hacım ve mahiyetinin büyümesi ve değişmesi üzerine, bu ihtiyatlı tavıra ve üslûba son vermişler, sorumluluğun Rusya’da olduğunu açıkça belirtmeye
başlamışlardı. Rus elçileri ise Kozakların Çarın adamı olmadığını söylüyorlar, ancak haydut ve yağmacı olduklarını da inkâr edemiyorlardı.
Sonuç olarak, önceleri Litvanya, sonraları Rusya’nın organize ettiği ve yardım sağladığı Dimitri’nin (Osmanlı kaynaklarından Dimitraş) Kozak hareketi ve devamında meydana gelen Kozak olayları Kırım Hanlığı’nın sınırlarını tehdit ettiği gibi, Rusya’nın ilerleyişinde de etkili olmuşlar ve bu bölgedeki Türk kuvvetlerini meşgul etmeye devam etmişlerdir.

Yararlanılan Kaynaklar
1. Chantal Lemercier – Quelquejay, Un Condottiere Lithuanien du XVI.
Siecle Le Prince Dimitrij Visneveckij et L’origine de la Sec Zaporogue
D’apres Les Archives Ottomanes, Cahiers du Monde Russe et Sovietique,
X, 2, 1969. s. 258-279.
2. ———— La Structure Sociale et Politique et Religieuse du Caucase du
Nord au XVI. siecle, C.M.R.S., Avril 1987, s. 125 -148.
3. Mehmet Saray, Buhara (Özbek) Hanlığı, Tarihte Türk Devletleri, cilt 2,
Ankara, 1987, s. 591-594.
4. Zeki Velidi Togan, Bugünkü Türk ili, Türkistan ve Yakın Tarihi, İstanbul,
1981.
5. Muzaffer Ürekli, Kırım Hanlığının Kuruluşu ve Osmanlı Himayesinde
Yükselişi (1441 -15691, Ankara, 1989.

 

*  Gazi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi

Emel 181, Kasım-Aralık 1990. Sayfa 23-35.

TAVSİYELER

Bülent Tanatar ATR Televizyonunda

Emel Dergimizin editörü, Emel Kırım Vakfı yönetim Kurulu üyesi, yazar, çevirmen Bülent Tanatar, 11 Ekim …