Mustafa Cemiloğlu Kimdir?

Necip ABDÜLHAMİTOĞLU.
 
Sovyet Emperyalizmini protesto için 29 haftayı aşkın bir süre, belirli aralıklarla, açlık grevi yapan ve bu uğurda canını veren Mustafa Cemiloğlu, 1943 yılında Kırım’ın Bozköy’ünde dünyaya gelmiştir.
 
[ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”3,2″ ihc_mb_template=”1″ ]
Mustafa Cemiloğlu, Kırım Türkleri’nin 18 Mayıs 1944 tarihinde yurtlarından topyekûn sürülmeleri sırasında 6 aylık bir bebekti. Halkı, Sovyet yöneticileri tarafından önceden tespit edilmiş yerlere iskân edilirken, yani Sovyetler Birliği’nin ücra köşelerine dağıtılırken, Cemiloğlu ve ailesi de Özbekistan’ın kıraç topraklarında kendi kaderlerine terk ediliyordu…
 
Mustafa Cemiloğlu’nun ilk hatıraları işte bu kıraç topraklardaki küçük bir köyde başlar. Fakat pek parlak ve iç açıcı değildir, bu hatıralar; köy dışına çıkmak, askerler tarafından vurulmak demektir; bir nevi açık hava hapishanesidir Cemiloğlu’nun köyü. Dilediğince gezememiş, gönlünce eğlenememiş, doyuncaya kadar yiyememiştir. Diğer taraftan, okulda öğretmenlerin «Kırım Tüklerinin yüzyıllar boyunca haydutluk ettikleri, en sonunda Almanlarla işbirliği yaparak vatana ihanet ettikleri ve bu yüzden de cezalandırıldıkları» yolundaki aşağılayıcı iftiraları onun körpe dimağında silinmeyecek izler bırakmıştı.
 
Cemiloğlu’nun ailesi, köydeki diğer Kırım Türkleri gibi fakirdi. «Vatan Haini» damgasını taşıdıkları için ikinci sınıf vatandaş sayılıyorlar ve en ağır işlerde, en az ücretle çalıştırılıyorlardı. Mustafa Cemiloğlu, bu şartlar altında, çok genç yaşında hayat mücadelesine girdi.
 
Kırım Türkleri Gençlik Birliği: 1956’da Moskova’da yapılan Sovyetler Birliği Komünist Partisinin 20. Kongresi, Kırım Türklerinin siyasî hayatında önemli bir dönüm noktası teşkil etmiştir. Kruşçev’in Kongre’de Stalin’in «Cinayetlerini» teşhir ve takbih etmesi, dolayısıyla Stalin’in kurbanları arasında yer alan Kırım Türklerine anavatanlarına dönmeleri hususunda bir ümit ışığı, yakmıştır.
 
1962’de Kırım Türklerinin tekrar Kırım’a dönmelerini sağlamak amacıyla «Kırım Türkleri Gençlik Birliği» nin kurulmasına teşebbüs edildi. Müteşebbis 25 gencin içinde Mustafa Cemiloğlu da bulunuyordu. Bir süre sonra yaşlı bir üyenin ikazları üzerine Birliğin kurulmasından vazgeçildi. Buna rağmen KGB (gizli polis teşkilâtı) olaya el koyarak müteşebbis gençleri yıldırmak yoluna gitti. 25 gençten Sait Hamza Ömeroğlu ve Murat Ömeroğlu, «Anti Sovyet Propaganda ve Sovyet Hükümetine Karşı Bir Organizasyon Kurma Teşebbüsümden dolayı üç ile beş sene arasında cezaya çarptırıldılar. Diğerleri ise işyerlerinden çıkarıldılar. Mustafa Cemiloğlu bu suretle Taşkent Uçak Fabrikasındaki işini kaybetmiş oluyordu.
 
KGB, Cemiloğlu’na bir şans tanımıştı: Kendisi ve ailesi için çok önemli olan işinin iadesine karşılık, KGB hesabına muhbirlik yapacaktı. Mustafa Cemiloğlu günlerce sorguya çekilmeyi ve işsizliği göze alarak bu adi teklifi redetmiştir.
 
Millî Kültür Araştırmaları: Mustafa Cemiloğlu işsiz kalınca, Taşkent’te «Sulama Mühendisliği Enstitüsü»ne kaydını yaptırarak yeniden öğrenimine başlamıştı.
 
Bir Kırım Türk’ü olarak önüne çıkarılan güçlükler, çektiği sıkıntılar, O’nu geçmişe yönelik araştırmalara sevketmiş ve halkının İstıraplarını dile getirmeye zorlamıştı. Üstelik, Kırım Türklerinin tarihine isnad edilen yakışıksız ithamlara karşı bir de eser hazırlamıştı. 1963 yılında hazırlamış olduğu bu eser, «13-18. Yüzyıllardaki Kırım Medeniyeti» üzerineydi. Cemiloğlu, boş vakitlerinde sürekli olarak kütüphanelerde çalışıyor, tahrif edilmiş metinlerin arasında halkı ile ilgili gerçekleri arıyor, bulduklarını değerlendiriyordu:
 
Fakat bu çalışmalar, Cemiloğlu’nun başına «iş» açtı. Söz konusu eseri ile siyasî faaliyette bulunup, komünist faaliyetlere katılmadığı gerekçesiyle 1965 yılında okuldan çıkarıldı. Aynı yılın Eylül ayında ise kaydı tamamen silinerek sokaklarda bayılıncaya kadar dövüldü.
 
Yoğunlaşan Polis Takibatı: Haksızlığa ve adaletsizliğe karakter olarak tahammülü olmayan Cemiloğlu, Moskova’ya giderek temyiz mahkemesine müracaat etti. Davayı kazandı ve şikâyeti, Eğitim Bakanlığı tarafından da uygun bulundu. Fakat, Bakanlıktan çıkar çıkmaz polis tarafından tutuklandı ve silâhlı muhafaza altında Taşkent’e gönderildi.
 
Cemiloğlu’nu yıldırma çabaları bu kadarla da kalmadı; Taşkent’e dönüşünde «Asker Kaçağı» olduğu ileri sürüldü. Kısa bir müddet sonra başarısızlıkla sonuçlanan «cebine saat koyma» provokasyonundan da kurtulunca, 1969 yılında asker kaçağı olmasından dolayı 1,5 yıl hapis cezasına mahkûm edildi.
İlk Mahkûmiyet: Mustafa Cemiloğlu, yargılanması sırasında Kırım Türklerinin başına gelenlerin Auschwitz ve Dachau Kamplarında Nazilerin yaptıklarından daha farklı olarak hatırlanamayacağını ifade etmiş bütün isteğinin insanlığa karşı işlenen bu zulümlerin kökünden kazınması olduğunu belirtmişti.
 
Cemiloğlu 13 yılık mahkûmiyetini bir ceza kampında geçirdi. Kampta fikirlerini değiştirmesi istenmiş, bunu reddedince de hücreye kapatılmıştı. Hapisten çıktıktan sonra da peşi bırakılmadı. Kendisine bütün iş kapıları kapatıldı ve okul da kaydını yenilemedi. Bu konuda bir KGB binbaşısı diğer bir Kırım Türk lideri Reşat Cemiloğlu’na samimi olarak. 22 Ocak 1968 tarihinde şunları söylemişti:
 
«Eğer Mustafa ve Server gibi insanlar yüksek tahsil yapmazlar ise daha iyi olur. Bizim için aydın insanlarla karşı karşıya gelmek, işçilerle karşı karşıya gelmekten çok daha zordur. Öyle ise onların da işçi olmalarını sağlayalım.»
 
Genç Lider Cemiloğlu : Artık Kırım Türkleri O’nu daimi temsilcileri olarak seçmişlerdi. Güçlü bir kişiliği, yıkılmak bilmez bir azmi vardı. Kırım Türklerinin haklı davasına dikkatleri çekmeğe, yurtlarına dönmelerini sağlamaya çalışacaktı.
 
Kırım Türklerinin yurtlarından sürülüşünün 24. yıldönümü sebebiyle Moskova’da bir miting düzenlenmesi uygun görülmüştü. Aynı zamanda Çırçık Olayları da protesto edilmiş olacaktı (21 Nisan 1968’de Kırım Türklerinin üzerlerine zehirli sıvı sıkılmıştı). Fakat Cemiloğlu, Mayıs 1968 de Moskova Polisi tarafından çok çabuk teşhis edilmiş ve tutuklu olarak Taşkent’e geri gönderilmişti. Geri kalan 800 kadar temsilci de 17 Mayıs 1968’de Moskova Polisi’nin geniş çapta bir operasyonu ile yakalanıp Orta Asya’ya gönderilmişlerdi.
 
İnsan Haklarını Koruma Komitesi: Mustafa Cemiloğlu, Moskova’da bulunduğu süre içinde, Sovyetler Birliğinde İnsan Haklarını savunan Genel Demokratik Hareket Birliği üyeleriyle tanıştı. Emekli General Pyotr Grigorenko. Leonid Plyusch, A. Galiç, A. Kosterin vb. liberal Sovyet aydınları. Kırım Türkleri’nin davasına yakınlık gösterdiler. Mustafa Cemiloğlu onlarla beraber çalışmaya başladı. Ve «İnsan Haklarını Koruma Atılımı Grubu»nun ilk 15 üyelerinden birisi oldu. Cemiloğlu sürekli olarak Sovyet yöneticilerine protesto mektupları yazıyor, çağrılarda bulunuyordu. O’nun Çekoslavakya işgaline karşı kaleme almış olduğu protesto, bardağı taşıran son damla oldu; 1969 Eylül’ünde tutuklandı ve üç ay sonra 12 -19 Ocak 1970 tarihleri arasında yargılandı.
 
Ya Vatan Ya ölüm!..: Sovyet Mahkemesi tarafından «Katmerli cani» olarak vasıflandırılan Mustafa Cemiloğlu. 12 – 19 Ocak 1970 tarihlerinde bir hafta süreyle yargılandı. Mahkemede iddia makamı, Cemiloğlu’nu: «Sovyetler Birliği’ndeki Kırım Türklerinin durumu hakkında haberler düzenlemek ve yaymak” ile suçlandırıyordu.
 
Bu suçlama üzerine Cemiloğlu. Sovyet Mahkemesinden uydurma değil, gerçek deliller göstermesini ve Devlet Güvenlik Komitesine mensup tanıkları mahkeme salonundan çıkarmasını talep etmiştir. Bunun yanısıra duruşmasında, başları derde girmesin diye Avukatların yardımını reddetmiş, mahkemenin tayin ettiği avukatları da emir altında çalıştıkları için kabul etmemiştir. Ayrıca, savcının, Kırım Türkleri aleyhinde çalışmış bir kişi olduğunu öne süren Cemiloğlu, yargıcın da davanın yürütülmesi hususunda gizli polisten yazılı emirler almış olduğunu ispatlamıştır.
 
Duruşma devam ederken, Sovyet şartları için oldukça karakteristik olan şu ilgi çekici olay cereyan etmiştir:
 
«Mahkeme salonunun arka sıralarında Mustafa Cemiloğlu’nun, Kırım Türklerinin asırlık geleneğine uyarak kalpağını başından çıkarmadan oturan 75’lik amcasına, Sovyet yargıcı, kalpağını çıkarmasını ihtar etmiş, aksi takdirde mahkeme salonundan atılacağını bildirmiştir. Bunun üzerine ihtiyar ağlayarak başım açmak zorunda kalmıştır. Kırım Türkleri’nin bu milli yaşayış geleneğini açıkça hor görme davayı izleyen Kırım Türkleri arasında şiddetli protestolara sebep olmuştur.»
 
Mahkeme önünde savunmasını yapan ve son söz hakkından gereği gibi faydalanan Cemiloğlu, Sovyet Mahkemesini yalnız karşı suçlama ile yetinmemiş, aynı zamanda Sovyet Hükümetinin Kırım Türklerine karşı yürüttüğü siyaseti şiddetle tenkit eden bir de konuşma yapmıştır. Cemiloğlu, Kırım Türklerinin sahip bulundukları büyük maddi ve manevi kültürü hatırlatmış, mahkemeye Sovyetler Birliği’nde, «Kırım Türk Halkına iftiraları ihtiva eden» edebi ve diğer yayınların listesini göstermiştir. Daha sonra Cemiloğlu, Kırım’a dönme teşebbüsünde bulunan Kırım Türklerinin Sovyet sivil ve ceza makamları tarafından uğradıkları takibatın tablosunu çizmiştir. Sonunda Mustafa Cemiloğlu, Kırım Türkleri hakkında yapılan kovuşturmaları protesto maksadıyla 30 günlük açlık grevi ilân ettiğini bildirmiş ve konuşmasını «YA VATAN YA ÖLÜM» sözleriyle bitirmiştir.
 
Taşkent Mahkemesi, Mustafa Cemiloğlu’nu, bu cesaretli çıkışından sonra üç yıllık kürek cezasına çarptırmıştır.
 
Son Mahkûmiyeti: Mustafa Cemiloğlu, 1972’de tahliye edildiği zaman açlık grevleri yüzünden sağlığı iyice bozulmuştu. Diğer yandan sürekli olarak KGB tarafından gözaltında tutuluyordu.
 
Bütün yıldırma çabalarına rağmen dâvasından bir an olsun sapmayan Cemiloğlu, bu arada Sovyet makamlarına sürekli olarak dilekçeler göndermiş ve bu yüzden de «Sovyet makamlarını boş yere meşgul ettiği» gerekçesiyle sorguya çekilmiştir.
 
Kırın Türkleri’nin topyekün sürgün edilişinin 30. yıldönümünde kendisine saldıran KGB ajanları ve milisleri ile mücadele ettiği gerek çesiyle, 1974 yılının 13 Mayısında «Serserilik – parazitlik» suçundan yargılanan Mustafa Cemiloğlu, bir yıl hapis cezasına mahkûm edildi. Cemiloğlu’nun bu cezası, 1975 Haziranında sona erecekti. Fakat KGB, «Sovyet Devletini tahkir edici» suçlamalarla onu yeniden mahkûm ettirmek istiyordu. Cezasının bitimine üç gün kala sahte suçlama dosyaları Omsk Savcılığı’na gönderildi…
 
Ölüm Orucu: KGB, Mustafa Cemiloğlu’nu tekrar mahkûm ettirmek amacıyla hapishanedeki diğer mahkûmları aleyhinde tanık olarak kullanmak üzere harekete geçti. Cemiloğlu bu oyuna düşmeyecek kadar tecrübeliydi; bu uydurma tanıklara imkân vermemek için açlık grevine başladı. Çünkü açlık grevi yapan mahkûmları ayrı bir hücrede tutuyorlardı. Cemiloğlu böylece aleyhinde tanıklık yapabileceklerden uzak kalmayı başarmıştı. Buna karşılık Mustafa Cemiloğlu’nun sağlık durumunun her geçen gün biraz daha bozuluşu yakınları tarafından endişe ile izlenmekteydi. Kendisine açlık grevinden vazgeçmesi ve daha fazla hayatım tehlikeye atmaması yolunda tavsiyede bulunanlara karşı elindeki tek silahı kullanmaktan başka çaresi olmadığım söylüyor ve «Açlık grevini çocukça bir kahramanlık için yapmıyorum. Açlık grevine yalnız bir protesto olarak değil, sahte tanıklardan kurtulmak için başladım. Görüyorsunuz beni suçlamak için şimdi bir mazeret bulamıyorlar» diyordu.
 
Mustafa Cemiloğlu’nun açlık grevi belirli aralıklarla 29 haftayı geçmişti. Ocak ayına gelindiğinde 30 kiloya düştüğü ve iç kanaması geçirdiği bildirilmişti.
 
[/ihc-hide-content]
 
 

İçerik sitemize henüz yüklenmedi. Emel Dergisi sayı:93. Mart-Nisan 1976 Sf. 9-15&

Bakınız

18  MAYIS 1944 KIRIM SÜRGÜNÜ -2014 RUSYA İŞGALİ VE ZULÜMLERİ

                      BİLDİRİ          …