Bahçesaray Çeşmesi

Şükrü ELÇİN
 
Bahçesaray’da bir “Gözyaşı Çeşmesi” vardı Akyar mermerinden yapılmış,
Bu çeşme Kırım Giray’ın gönül ikliminde açan nilüferdi.
Bu çeşme Kerem’di, bu çeşme Aslı’ydı, bu çeşme Dilara Bikeç selsebiliydi,
Bu çeşme gazilerle, erenlerle, şehitlerle beraberdi.
[ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”2,3″ ihc_mb_template=”1″ ]
 
Gaspıralı İsmail bu çeşme başında duydu, sesini târihin;
Bu çeşmede uyandırdı Cemiller’i, geçmiş zaman hüzniyle hâtıralar.
Kuru dallar, bu çeşme akar iken sevinçle yapraklanırdı, 
Bu çeşme akar iken akmaz oldu, göç etti Anadolu’ya kuşlar.
 
Sen, Yayla Dağları’nın rahmeti, sen sevdalara nakış çeşme; 
Sen, Sibirya yollarında sürgün onbinlerin, yüzbinlerin yürek acısı. 
Sen, Akmescid camiinde Karahisâri’ce bir sülüs, 
Sen, Mengli Giray divânında ta’lik yazısı.
 
Bu gece, tuğa dil bağladı Gazi Giray, kâkül-i hoşbû yerine, 
Bu gece, Cenevizli tavşan, Gedik Ahmed Paşa Karadeniz’de şahin; 
Bu gece, şimşeklere el sallayan süvariler Tuna’dan geçti, 
Bu gece, denizi yara yara yaklaştı Kefe’ye, gemileri Fâtih’in.
 
II
 
Gözleve’de Âşık Ömer’in sazı asılı kalmış duvarda, 
Kefe’nin Kızlar Kulesı’nde baykuşlar ötmektedir. 
Ay bir sarı gül Çadır Dağı’nda bu gece, donmuş, garip; 
Bahçesaray’da Gözyaşı Çeşmesi’nden kan akmaktadır.
 
Sibirya yollarında bir türkü tutturmuş Sudaklı kız, yanık; 
“Sağlıkla kal vatan” derken içimi kemirdi firak. 
Hacı Giray’ın türbesinde yanan mum sönmüş artık, 
Salacık Boğazı’nda kuşlar ötmez olmuş, susuzluktan çatlamış toprak.
 
Zehirli rüzgârlar esti Akyar’ın bahtı üstüne, 
Zülfü gece, yanağı gündüz gelinleri sardı peygamber yası. 
İstanbul’da yayıldı Hırka-i Şerif’den Kur’an sesi perde perde, 
Erik ağaçlarında sallanıp kaldı çocukların rü’yâsı.

Bu gece gök yüzü kurşunla örtülü,
Bu gecenin karanlığında nefes alamaz insan.
Korkudan göz pınarları kurumuş analar, evlatlar gelmez kaleme
Bu gece insanlık yerde sürünüyor, memleket olmuş bir zindan.

Biz Geray’dık, biz Çora Batur, biz Dilara Bikeç’tik,
Üç dişli tarak tamgamızla aziz-i vakt iken, a’da zelil kıldı bizi.
Kırım’da beyaz kefenlere sarılmış nur yüzlü ölülerimizle birlikte
Susuz ceylanlar gibi kaybettik hürriyetimizi.

Biz zamana hükm edenlerin soyundan, Altaylar’dan gelmişiz.
Tanrı’nın verdiği emaneti Zalim bizden alamaz.
Kasım’da buz tutan göl Mayıs’ta çözülür bir gün,
Gece, gecenin içinde tulu-i haşre kadar sürmez.

III
Sen, Orhon’dan, İdil’den, Sakarya’yla Aras’tan gelen su;
Sen besmeleyle abdest alanların şiiri Dilara’m.
Bu gece Fatih’in minareleri niyazdadır senin için,
Yağmur yağar bu gece, yer doymaz, ben sana nasıl doyem.

Ayvalık’ta Şükrü Elçin dert içinde göz yaşına şeydadır,
Akmaz iken akar elbet suyun çeçme, geçer azme hail zulüm korkusu.
Dest busi arzusiyle ölürsem dostlar,
Kuze eylen toprağım sunun anınla yare su.

Ağustos 1981

[/ihc-hide-content]

Bakınız

18  MAYIS 1944 KIRIM SÜRGÜNÜ -2014 RUSYA İŞGALİ VE ZULÜMLERİ

                      BİLDİRİ          …