Kırım Türklerinin Meselesi Birleşmiş Milletlerde Görüşülüyor

Birleşmiş Milletler Teşkilâtı Genel Kurulunun sosyal, hümaniter ve kültürel komisyonunun 7 Ekim 1981 tarihli oturumunda konuşan A.B.D. vekili Richard Schifter, A.B.D.’nin Sovyetler Birliğindeki Kırım Tatarlarının kaderine, İran’daki Bahaî cemaatının tehdit altında bulunmasına ve Uganda’daki katliamlara endişe duyduğunu belirtti. [ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”2,3″ ihc_mb_template=”1″ ]

Bilindiği üzere yukarıda adı geçen komisyon değişik ülkelerde ırkî, millî, siyâsî sebeplerden ayrı guruplara, azınlıklara yapılan haksızlıkları incelemektedir, îşte bu komisyonda konuşan Amerikan vekili Schifter, Sovyetler Birliğini kastederek, bazı ülkeler kendilerinin resmî ideoloji ve kanunları yönünden diskriminasyona (vatandaşlar arasında ayırım yapmağa, küçük düşürmeğe) elvermediğini belirterek kendilerini haklı çıkarmağa uğraşmaktalar; fakat bunlar parlak sözlerden ibaret olup, bu nevî ülkelerde kanunların gerçekten yerine getirilip – getirilmediği incelenmelidir; demiştir. Richard Schifter yukarıda belirtilen ve buna benzer hadiselerin hükümetlerin başka soydan olanlara karşı gösterdikleri kötü muamele, ırkî ayırımı men eden beynelmilel normlar ile bağdaşmadığını belirterek, B.M. Teşkilatı bu konuda yapılan “her türlü şikâyeti” incelemesi ve cevaplandırması gerektiği hâlde Kırım Türklerinin acı kaderlerini hiçbir zaman dikkate almamıştır; Kırım Türkleri 37 yıl boyunca çok büyük soy kırımına duçar oldular; dedikten sonra sözlerine şöyle devam etmiştir:

“(Kırım Türkleri) 18 Mayıs 1944’de, tek bir gün içinde, yüzbinlerce insan sabahın erken saatlerinde süngü ve makineli tüfeklerle mücehhez gizli polis tarafından yataklarından kaldırılarak, hayvan vagonlarına yüklenmiş, sürgüne yollanmışlardır. Onları tek bir sebepten, Müslüman ve değişik bir soydan oldukları için, üç haftalık bir yolculuk sonunda 2.500 km. uzaklıktaki bir yere yolladılar. Onların onbinlercesi yolda (açlıktan, susuzluktan ve hastalıklardan) Öldü; ölülerini gömemediler, demiryolları üzerinde bırakmak zorunda kaldılar. Sürgün yerine vardıklarında da binlercesi çeşitli hastalıklardan ve açlıktan öldüler. Çünkü sürgün yeri de, Kırımlılar da bu yeni şartlara göre hazırlanmamıştı. Sürgün yerinde onlar dar bir bölgede yaşamağa mecbur tutuldular; ayda bir defa polise gözükmek zorunda bırakıldılar ve onlar ancak en düşük ve ağır işler yapmağa tâbi tutuldular.

Kırımlılara tatbik edilen bu katı rejim on yıldan sonra bir nebze yumuşatıldı; onüç yıldan sonra ise (1967) (Sovyet) hükümeti onlara haksızlık yaptığım kabul etti. Fakat aynı devletin sınırları içinde bulunmasına, onların da aynı devletin vatandaşları olmalarına rağmen kendi ana yurtları Kırım’a dönmelerine izin verilmedi. Onlar kendi hukuklarının tanınması için kanunî yollarda müracaatlarda bulundularsa da, baskıya tabî tutuldular, tevkif edildiler ve hapse atıldılar. Uluslararası örgütlere yaptıkları başvuruları da neticesiz, cevapsız kaldı ve durumları düzelmedi.”

B.M.’deki A.B.D. vekili Schifter, Kırım Türklerinin acı hallerinden bahsettikten sonra, bazı ülke temsilcilerinin “Kırım Tatarlarınınki gibi resmî şekilde gündeme getirilmeyen başka meseleleri de karıştırmayın, aksi takdirde A.B.D.’nde zencilere, Kızılderililere kötü muamele yapılıyor diye propagandaya başlarız” diyerek tehdit ettiklerini belirtti. A.B.D.’nde bu nevî problemlerin açık şekilde basında, televizyonda tartışıldığını, eskiden Amerika’da haksızlıklar yapıldığını gizlemediklerini söylemiş ve diskriminasyona duçar edilen bütün halkların, bu meyanda Kırım Tatarlarının da meselesi incelenmeli ve gizlenmemeli; demiştir.

Kısacası A.B.D. belki de tarihinde ilk defa olarak esaretteki bir Türk boyunun kaderini resmî olarak ortaya koydu. 150’den fazla devletin üye olduğu Birleşmiş Milletler Teşkilâtında Kırım Türklerinin probleminin ortaya konması, bu mücadelede çok kimseye cesaret verebilir. Kırım Türkleri en tabiî hakları olan ana yurtlarına dönme mücâdelesinde nihayet yeni bir döneme girdiler. Temennimiz bu teşebbüsün ilk ve son olmaması ve hür dünyadaki başka devletlerin de Kırım Türklerini desteklemeleridir. Sovyetler Birliğinin vatandaşlarına yaptığı haksızlığı yüzüne vurmalarıdır…

[/ihc-hide-content]

Emel Dergisi Sayı: 126. Eylül-Ekim / 1981

Bakınız

18  MAYIS 1944 KIRIM SÜRGÜNÜ -2014 RUSYA İŞGALİ VE ZULÜMLERİ

                      BİLDİRİ          …