Cafer Beye Dair Hatıralarım

Cafer Beye Dair Hatıralarım

A.Vahap YURTSEVER. 

1938 yılı Ekiminde merhum Mehmet Emin Resulzadenin daveti üzerine milli çalışmalara iştirak etmek için Varşovaya gitmiştim. Orada Emin Beyle çalıştığımız bir sene zarfında (Promete) cephesi ve onun etrafında toplanan teşekküller hakkında etraflı bilgi edinebilmiştim. Bu teşekküllerden birisi de, merhum Cafer Seydahmet Beyin başında bulunduğu Kırım Türklerinin Milli Merkezi idi. Köstence’de yayımlanan EMEL dergisi bu Millî Merkezin fikirlerine tercüman olmakta idi. EMEL’in, o zamana kadar çıkmış olan nüshalarını gözden geçirdikten sonra, 11 senelik sürgün hayatımda karşılaştığım Kırımlı Türklerin hapis ve menfalarda marûz kaldıkları facialara ve bilhassa Ural kamplarındaki feci akibetlerine dair bildiklerimi yazarak dergi yazı işleri müdürlüğüne göndermiştim. Bu hâtıralarım EMEL’de neşredilmiştir.
 
[ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”2,3″ ihc_mb_template=”1″ ]
Emin Beyle Cafer Bey arasında, Rus Mahkûmu Türklerin ve umumiyetle Sovyet boyunduruğu altında bulunan milletlerin muhacerette ve memleket dahilinde takip edecekleri yol hakkında tam bir fikir birliği mevcut bulunmakta idi. Azerbaycan ve Kırım millî teşekkülleri arasında, gerek Polonyadaki faaliyetlerinde, gerekse Pariste Fransızca olarak yayımlanan (Promethee) dergisi etrafında yapılan çalışmalarda mükemmel bir ahenk ve tesanüt kurulabilmişti. Demek oluyor ki, daha o devirde Promete Cephesi dahilinde Mahkûm Türkler arasında daimî bir işbirliği vücude getirilebilmişti.
 
Avrupada yapılan çalışmalar millî dâvalarımızın dış dünyaya tanıtılmasında çok mühim bir rol oynamıştır. Bu çalışmaların önemi bilhassa İkinci Dünya Savaşında ve onu bu güne kadar takibeden sulh devresinde tamamiyle meydana çıkmıştır. Muayyen prensiplere dayanılarak muntazam ve sistemli bir şekilde yapılan bu geniş siyasî çalışmalar neticesindedir ki, bu gün Dış Türklerin millî dâvaları Doğudan Batıya kadar dünyanın her tarafında matbuata ve milletlerarası teşekküllere aksedebilmiştir.
Cafer Beyi gıyaben tanıdığım, yazıları ve eserleri sayesinde kendisine karşı derin bir saygı hissi beslemiş olduğum halde, merhumu, ancak İkinci Dünya Savaşını takibeden yıllarda bir gün Emin Beyle Ankaranın Kızılay semtinde dolaşırken görmem ve tanımam mümkün olmuştu. O zamanlar Cafer Bey, saçlarının ağarmış olmasına rağmen sıhhatli ve gayet yakışıklı bir insandı. Tavırları ve konuşmaları, insana derhal hürmet telkin ediyordu. Milli heyecanı ve imam simasından göze çarpıyordu.
 
İkinci defa Cafer Beyi, Rus mahkûmu Türk İlleri ileri gelenlerinin Boğaziçinde tertip ettikleri yemekli bir toplantıda ziyaret edebilmiştim. Bu toplantıda merhum hocamız Prof. Sadri Maksudi Bey de hazır bulunmakta idi. Gerek Cafer Bey, gerekse Sadri Bey birer konuşma yaparak Millî Dâvanın istikbaline olan derin güvenlerini belirtmişlerdi.
 
Cafer Beyi üçüncü defa, Av. Müstecib Ülküsal’ın yazıhanesinde ziyarete muvaffak olmuştum. Yine üstad, derin irşatlariyle yürüyeceğimiz çetin yol üzerine ışık saçmıştı.
 
O’nu bir defa da, yine Türk Cephesi ileri gelenlerinin, İstanbulda “Azerbaycan Kültürünü Tanıtma Derneği”nin merkezinde yaptıkları toplantıya başkanlık ederken görmüştüm. En son buluşmamız İstanbuldaki Divan Otelinde vuku bulmuştu. Hastalandıktan sonra Cafer Beyi görmem maalesef mümkün olmadı. Fakat, ağır hasta olduğu devrede bile gerek Kırım dâvası ile, gerekse diğer Mahkûm Türk İllerinin yaptıkları millî savaşlarla manevî ilgisini hiçbir zaman kesmemişti. Merhum Emin Beyin (70) inci doğum yıldönümü ve sonra da vefatı münasebetiyle gönderdiği mektup ve telgraflar “Azerbaycan” dergisinin sütunlarında mümtaz bir yer işgal etmiştir.
 
Cafer Bey, merhum Çelebi Cihanla beraber Kırım Millî Kurtuluş Dâvasının önderlik vazifesini şerefle yapmış bir insandır. Eğer bir gün tarihî Kırım diyarı için millî kurtuluş ve rönesans mukadder ise, bu ancak Cafer Beyin tesbit ve tebşir ettiği yol üzerinden yürümekle tahakkuk edebilecektir. Biz Azerbaycanlılar ve diğer Mahkûm Türk illeri Kırımı kendimizden bir parça addetmekteyiz. Hangimiz daha evvel kurtulursa, diğer Mahkûm Türk İllerinin dâvasını bizzat kendi millî kurtuluş savaşı gibi sonuna kadar ve yılmadan savunacaktır. Kırım dâvası aynı zamanda bütün Mahkûm Türk İllerinin müşterek dâvasıdır. Ana yurdundan sürülmüş Kırımlılar kendi vatanlarında yerleşmedikçe ve müstakil hayata erişmedikçe hiçbir mahkûm Türk ili kendi dâvasının muvaffak olacağına ciddiyetle inanamaz. Bu dâvayı Cafer Bey, dünyanın her tarafına dağılmış ve yayılmış bulunan Kırım Türklerine ve bilumum Rus Mahkûmu Türk illerine kutsal bir emanet olarak bırakmıştır. Bu emanetin tahakkuku iledir kî gerek büyük şehit Çelebi Cihanın, gerekse Cafer Beyin yüce ruhları şad olacaktır.
[/ihc-hide-content]

 
Emel 4 sf. 16-17.

Bakınız

18  MAYIS 1944 KIRIM SÜRGÜNÜ -2014 RUSYA İŞGALİ VE ZULÜMLERİ

                      BİLDİRİ          …