ÇARLIK DEVRİMİNDE KIRIM TATARLARINA YAPILAN DİNÎ BASKILARIN TARİHİNE DAİR

ÇARLIK DEVRİMİNDE KIRIM TATARLARINA YAPILAN DİNÎ BASKILARIN TARİHİNE DAİR

                                                     Hasan GULUYEV – Emil KERİMOV

    1919 yılında Bakü’de “Müstakil Emekçi Ziyahların İttifakı” tarafından Arslan Kriçinskiy’nin Oçerki Russkoy Krımskih Tatar (Sınır Boylarında Rus Siyaseti Hakkında Derlemeler: Kırım Tatarlarının Dinî Takibatı Tarihine Dair) adlı kitabı yayınlandı. Kitap iki bölümden ibarettir. Birinci bölümde Kırım Tatarlarına karşı dinî sebeplerden yapılan takibatın tarihine dair araştırma ve Çarlık Rusyasının Kırım’da bu sahada yürüttüğü siyaseti ifşa eden 60’a yakın belgeler yer almaktaydı. Kitapta yer alan bütün belgeler Tavrida Gubermyası’nın (valiliği) arşivinde saklanmakta idi. Eser, Kırım’ın Rusya tarafından istilâ edilmesinden sonra Kırım Tatarlarının kültürlerinin ve hususen dinlerinin baskı altına alınmasına ve takibata uğratılmasına hasrolunmuştur.

    Yazar, kitapta 1784 yılından itibaren Kırım Tatar köylülerinin elinden topraklarının zorla alınarak Rus azilzadelerine ve yüksek rütbeli memurlarına dağıtıldığını kaydetmektedir. 1877 yılında Kırım Tatar köylülerinin % 47’si tamamen topraksız hale getirilmişti. Rus istilasi sırasında Kırım Tatarlarına ait 300000 desyatina (l desyatina = yaklaşık l hektar) vakıf toprağı vardı.

    XX. asrın başlarında ise bu rakam 83000 desiyatina inmişti. Baskılar sonucunda 1774 – 1860 yıları arasında Kırım’da 687 köy boşaldı. Yalnızca 1860 – 1862 yollarında 200000’ni aşkın Kırım Tatarı Kırım’ı terketmeye mecbur kaldı. Çar II. Aleksandr bu olayı Kırım’ın “istenmeyen ahaliden temizlenmesi” olarak değerlendirdi. Kırım’dan göç edenlerden 60000’ni açlık, sefalet ve salgın hastalıklar sebebiyle yollarda öldü. Tavrida Gubernatoları “Müslümanlara tuzaklar kurmaktaydılar”. Mesela 1780 yılı Ocak ayında Orkapı ve Gözleve bölgelerinde Kurban Bayramı münasebetiyle Müslümanlar kurban kesince Rus hafiyeleri halkın “fanatizm”inden söz ettiler. Güya bayramın “vaktinde” geçirilmediği bahanesiyle 56 Müslüman din adamını kırbaç cezasına mahkûm ettiler, Kırım dışına sürdüler veya öldürdüler. Çarlık memurları bütün Müslüman din adamlarından şüphelenmekteydiler. 1823 yılında Kırım’da tarlalar çekirge istilasına uğramıştı. Bu felaket üzerine dua etmek ve ayin yapmak üzere Türkiye’den bir grup din adamı “mukaddes su” ile Kırım’a geldiler. Kırım Tatarları Türkiye’den gelen din adamlarını her yerde törenle karşıladılar. Rus idaresi ve bilhassa Gubernator Vorontsov bunu tehlikeli görerek Türkiye’den gelen din adamlarını Kırım’dan kovarak Odessa üzerinden Türkiye’ye yolladı. Bu hadiseden dolayı Çarlık Rusyası, Kırım Tatarlarını Ruslara karşı “silahlı isyanda” bulunmakla suçladı.

    Kırım Tatarlarının başlarına gelenlere Osmanlı-Rus Savaşları da önemli etki yapmıştır. Kırım Harbi sırasında, 1853 yılında çok sayıda Kırım Tatarı Rusya’nın iç bölgelerine sürüldüler. Rus Jandarma ve Polisleri kılık değiştirerek sık sık camilere girerler ve bu şekilde halkın Ruslara karşı ne düşündüklerini öğrenmeye çalışırlardı. Kırım Tatarlarının hacca gitmesine de çoğu zaman mâni olundu.

    Türkiye’nin Kırım Tatarları üzerindeki tesirini azaltmak için Rusya, Kırım’da müftülük kurmuştu. Rus idaresinin görüşlerine göre kendilerinin kurdurduğu müftülük varken Mekke’ye kadar gitmeye gerek yoktu, müftünün hayır duası yetmeliydi. Kırım’dan Mekke’ye gitmek büyük problemdi. 1848-1885 yılları arasında Ali İsmailoğlu adında yalnızca tek bir Kırım Tatarı hacca gidebilmişti. Rusya dışına pasaport alabilmekte son derece güçtü. Müslüman din görevlisi olarak Ruslar sadece “itimada şayan” adamları yerleştiriyorlardı. Türkiye’ye değil dinî amaçlarla, akrabalarla görüşmek, tahsil yapmak, ticaret yapmak veya çalışmak gayeleriyle dahi gidebilmek çok güçleştirilmişti, İstanbul’da ve Kahire’de tahsil görmüş Kırım Tatarlarının dinî vazife almalarına izin verilmiyordu. Kazan, Ufa ve Orenburg’te tahsil almış mollalara ise ancak “siyasi cihetten güvenilir” olduklarından vazife verirlerdi. Kırım’da imamların ve hatiplerin haspedilmeleri alışılmış hallerdendi. Müftü vazifesine de yalnızca hükümetin ağzına bakan şahıslar tayin olunabilirdi.

    1912 yılına kadar Rusya kanunları gereği Kırım’da dinî vazifelere ancak “ruhani sınıf” mensubu olan şahıslar tayin olunabilirdi. Rusların Kırım’ı işgalinden sonra bunlar kabul ettikleri bir grup mollayı ruhani sınıf ilan etmişler ve yalnızca bu mollalarla bunların çocuk ve torunları bu sınıf mensubu olarak kabul edilmişti. Bu sunî sınıf ise Kırım Tatarlarına karşı büyük zorluklar çıkartmaktaydı. Çünkü kitlevi baskılar sonucunda Kırım’da Müslüman din hadimlerinin sayısı azalmıştı. Mesela, 1890 yılına ait Tavrida Guberniyası belgelerine göre Kırım’daki 737 camiden yalnızca 281’i geçici din adamları sayesinde açık bulunabilmekteydi. Camilerin ise Ortodoks Kiliselerine çevrilmesi de sık görülüyordu. Meselâ, 1783’de Rus askeri birlikleri, Kırım’ı işgal ederlerken Sudak Camisi kiliseye çevrildi. Rusya Kırım’daki camilerden çoğunu da tahrip etti. 1805’te bütün Kırım dahilinde (Yalta bölgesi hariç) 1356 cami ve 5139 imam, hatip ve müezzin vardı. 1914’te ise camilerin sayısı 942’ye düşmüştü.

    Kriçinskiy’nin eserlerinin 1. cildi Kırım Tatarlarının Müslüman olmalarından dolayı uğradığı baskılara bizzat Rus Çarlık belgelerine dayanak ışık tutmaktadır. Bu baskılar Sovyet hakimiyeti devrinde ise çok daha büyük boyutlara ulaşarak devam etmiştir.

TAVSİYELER

Prof.Dr HENRYK JANKOWSKİ’YE TÜRK DİLİNE HİZMET ÖDÜLÜ

ÜNLÜ TÜRKOLOG Prof.Dr HENRYK JANKOWSKİ’YE TÜRK DİLİNE HİZMET ÖDÜLÜ Türk Dil Kurumu 2025 Yılı Türk …