DOBRUCA’DAKİ MİLLÎ FAALİYETİN ÖNDERLERİ İÇİN AÇILAN DAVALAR – 2.Bölüm

Yazar:

EMEL 90 Yaşında; Emelcileri Unutmuyoruz

 

DOBRUCA’DAKİ MİLLÎ FAALİYETİN ÖNDERLERİ İÇİN AÇILAN DAVALAR*

 2.Bölüm

 

Saim Osman KARAHAN

Müstecib H. Fazıl’ın Türkiye’ye göç etmesinden sonra Dobruca Tatar cemaatinin millî faaliyetleri Necip H. Fazıl, avukat Hamdi Nusret, öğretmen Mehmet Vani ve müftü Mustafa Ahmet’ten meydana gelen bir komite tarafından idare edilmekteydi. Yayın organları Hamdi Nusret’in çıkardığı Halk gazetesiydi.

1943 yılında Kırımlı mülteciler aileler ve kafileler halinde Dobruca’ya gelmeye başlayınca bu komite yeniden teşkilâtlanır, başlıca görevi Kırımlılara maddî ve manevî, her türlü yardımı sağlamak olur.

Bu yeni komitede yer alanlar şunlardır: Necip H. Fazıl, Hamdi Nusret, Tevfik İslâm, İbadula Abdula, Nazif Abdurahim, Fevzi İbrahim, Selim Ablakim, Kasap Kâzım, Kasap Şükri.

Necip H. Fazıl 22 Ekim 1948’de Köstence Emniyet Müdürlüğünün işkencehanesinde şehit edilir. Hamdi Nusret faaliyetlerinin deşifre edildiğini bildirip İrsmambet Yusuf hoca efendiye işlerin yeni bir komite tarafından devralınması gerektiğini anlatır. Kendisi 1949 yılında bir Türk gemisine gizlice binerek Türkiye’ye kaçmayı başarır.

Kırımlılara yardım işleri başka mefkûreci arkadaşlar tarafından devralınır: İrsmambet Yusuf – başkan, Müstecib Hüseyin – kasiyer, Mehmet Vani, Ali Osman, Eyüp Menali, Ferhat Faik – üyeler.

Bu yıllarda ise işgalci Sovyetlerin şemsiyesi altında komünist rejim Romanya’da politik ve ekonomik olarak iyice yerleşmektedir. Karşıt ideolojileri ve milliyetçilik duygu ve faaliyetleri sindirmek ve ortadan kaldırmak rejimin öncelikli hedeflerinden birisi olur.

Dobrucalı Tatar milletperverler takip altına alınır, birer birer tutuklanır, işkencelere tabi tutulur, uydurma suçlamalar kabul ettirildikten sonra davalara çıkarılır, sudan sebeplere dayandırılarak mahkûm edilir. 1935 yılında şair Mehmet Niyazi’nin mezarı başında yapılan anma merasimine katılmış olmak bile işlenmiş bir suç olarak 1952-1953 yıllarındaki davalarda zabıtlara geçer.

Millî faaliyetlerde bulunmuş olanlar için başlıca iki grup davasından başka birçok ferdî davalar açılmıştır.

Birinci ya da Büyük Tatar Grubu davasında yargılananlar şu 16 kişidir: 1. İrsmambet Yusuf, 2. Müstecib Hüseyin, 3. Mehmet Memduh, 4. Bekmambet Ali Osman, 5. Mehmet Halim Vani, 6. Abdula Tevfik İslâm, 7. Sultan H. Fazıl, 8. Canakay Nazif, 9. Şayip Veli Abdula, 10. Ahmet Mustafa, 11. Malik Kadır, 12. Ennan Kurtmolla, 13. Şerafettin İbraim, 14. Saliha Mehmet Memduh, 15. Cafer Yusuf. 16. Căruntu Ştefan (Romen doğramacı, Şerafettin İbraim’in meslektaş arkadaşı).

İkinci Tatar Grubu davasının sanıkları şunlardır: 1. Salim Cafer, 2. Abdula Ablay, 3. Ablamit İzzet, 4. Reşit Kadır, 5. Faik Ferhat.

Ferdî davaların sayısı hem çoktur hem de bunların büyük kısmı kamunun bilgisinden uzak kalmıştır: Tahsin İbrahim, Doktor Eyüp Musa, Şevket Musa, Nuri Resul, Necip Resul, Ziya Resul, Dentist Memedemin Şükri, … Herbirinin hayatı birer dram ve gelecek nesiller için birer insanlık dersi olmuştur. Cümlesine Allah rahmet eylesin …

 

*

 

Irsmambet Yusuf

  1. İrsmambet Yusuf Efendi

Öğretmen ve din adamı İrsmambet Yusuf Efendi 1903 yılında Orta Dobruca’nın Mahmut Kuyusu köyü belediyesine bağlı Peştera köyünde doğmuştur. Mecidiye medresesinde tahsil görmüş, öğretmeni şair Mehmet Niyazi’nin işaret ettiği yolda, okul arkadaşları Mehmet Vani, Tahsin İbrahim, Kâzım Seydahmet, Sait Osman gibi, mazlum Tatar insanının manevî babası ve kılavuzu olarak hayata atılmıştır.

Hareketli, heyecanlı, şen, daima iyimser, dürüst, yardımsever, herkesin şefkate ihtiyacı olduğuna inanan, soydaş insan canlısı, milletsever bir kişiydi.

Aydınbey (Prisăceni – şimdi Bulgaristan’da), Kiracı (Cotul Văii), Deli Oruç (Deliruj – Vârtopu) köylerinde ve Köstence’nin bir semti olan Anadolköy’de görev almıştır.

Müstecib H. Fazıl ve arkadaşları Emel Mecmuasını çıkarıp Kırımtatar Hars Teşkilâtlarını kurduklarında davet beklememiş, kendisi koşup gelmiş, millî yolda vazifeler yüklenmiştir.

Necip H. Fazıl’ın şehit edilmesinden sonra, komünizmin en azgın şiddet yılları 1949 – 1952’lerde, Kırımlı sığınmacılara yardım komitesinin başkanlığını hiç tereddüt etmeden üstlenmiş, yardımların sürdürülmesini sağlamıştır.

İşkenceler altında, bu şerefli davranışı ile aslında büyük bir suç işlediği ve mektuplaştığı Türkiye’de bulunan Müstecib Ülküsal ve Amdi Nusret’e hayat pahalılığı, zenginlerin topraklarına el konulması,  her yerde Rus askerlerinin bulunması, Mangalya’da bir askeri deniz üssü kurulması gibi, içinde hiç de teknik bir bilgi ve belge olmayan, herkesin çevresinde gördüğü veya duyduğu havadisleri ileterek Sovyetler Birliği düşmanlığı ve Türkiye hesabına casusluk yaptığı kabul ettirilerek rejim tarafından kendisine ve yakın arkadaşlarına Büyük Tatar Davası adıyla bilinen dava açılmıştır. İrsmambet efendi ömür boyu ağır hapis cezasına çarptırılmıştır. Köstence, Bükreş, Aiud cezaevlerinde yattı. Zaman içinde bazı kanun maddeleri kadük ve gülünç kalınca, 12 yıl sonra serbest bırakıldı. Bir süre belediyenin şehir içi ulaşım ve temizlik işlerinde memuriyet yaptı, sonra da Kocal’ (Koca Ali – Lumina) ve Kara Murat (Mihail Kogâlniceanu) köylerinde hocalıkta bulundu.

1984 yılında Hakkın rahmetine kavuştu.   

*

 

Köstence ili, Devlet Güvenlik Genel Müdürlüğü 

9 Şubat 1953, Köstence – İrsmambet Yusuf’un sorgulama zaptı’ndan:

Sorgulama başlangıcı saat 10:30 – bitişi 11:25.

Sorgulama görevlisi Emniyet Müdürlüğünden teğmen Crişan Petre.

Tutuklu İrsmambet Yusuf, 12 Şubat 1903’te Köstence ili, İzvoru Mare köyünde (Mahmut Kuyusu), baba Yusuf, anne Elifzade’den doğumlu. Romen vatandaşı, Tatar asıllı. Politik parti üyesi değil. Tahsili Mecidiye medresesinde 8 sınıf. Mesleği 2 No.lu Tatar Okulunda öğretmen (ve Anadolköy semti camiinin hocası). Son adresi Köstence Farului Sokak No.18.

Evli, eşi Sabriye, ev kadını, 43 yaşında. Kızı Nilüfer 21 yaşında, öğretmen. Oğlu Timuçin 19 yaşında, öğrenci. Kızı Süyüm 17 yaşında, öğrenci. Kızı Hicriye 12 yaşında, öğrenci. Oğlu Cengiz 11 yaşında. Hepsinin ikamet yeri Köstence, Farului sokak No. 18.

Sosyal menşei küçük burjuva, babası din hocası idi. 1947 yılına kadar siyasî faaliyeti: karşıdevrimci milliyetçi Tatar teşkilâtı üyesi. (Diğer zabıtlarda, Romen lejyoner teşkilâtına da üye). Hoca olması sebebiyle askerlikten muaftı, askerlik yapmadı. Savaş madalyası ile taltif edilmedi. Esirlikte bulunmadı. Yurt dışına çıkmadı. Sabıkası ve mahkûmiyeti yoktur.

Soru: Kaç kardeşsiniz, neredeler ve ne iş yaparlar?

Cevap: Üç erkek, üç kız kardeşim var. Bekmambet 37 yaşında, işi …( cevabın devamı kaynak kitapta eksik, baskıda atlanmış). Başka kardeşlerim yok.

Soru: Kendinizin veya eşinizin malvarlığı?

Cevap: Hiçbir şeyim yok. Hoca aylığımla geçiniyoruz. …

(A.S.R.İ. fond P, dosar 2280, vol. 2, ff. 129 -132)

Köstence ili, Devlet Güvenlik Genel Müdürlüğü 

18 Temmuz 1952 – İrsmambet Yusuf’un sorgulanma zaptı.

12 Şubat 1903’te Köstence ili, İzvoru Mare (Mahmut Kuyusu) doğumlu tutuklu İrsmambet Yusuf, tatar dili öğretmeniyim, eskiden lejyonar partisi (faşist tipte, terörcü bir Romen partisi) politikasını güttüm. Son adresim Köstence, Farului sokak No. 18.

Sorgulama saat 8.00’de başlayıp saat 22.00’da bitti.

Soru: 1943 yılından evvelki milliyetçi Tatar hareketinde ne gibi faaliyetlerde bulundun?

Cevap: 1928 yılından önce idi, Köstence ilinin Tătaru (Azaplar) köyünde Necip Fazıl’ın önderliğinde “Tonguç” adlı bir milliyetçi gençlik teşkilâtı kurulmuştu. Bunun amacı gençlik arasında birtakım milliyetçi fikirleri yaymak, Kırım’ın kurtarılması ve bir Tatar devletinin kurulması idi.

Pazarcık’ta, köylerdeki teşkilâtların faaliyetini yönlendiren bir Komite kurulmuştu. Bu komitede şu kişiler bulunuyordu: Müstecib Fazıl – başkan, Musa Abdula – sekreter, Memet Zekerya – kasiyer, Halil Fehim, Memet Alim Vani, Rifat Midat, Tasin İbraim ve Reşit Ali Osman – üyeler. Pazarcık’ta faaliyet gösteriyor ve onların idaresinde tatar gençleri arasında, Kırım’da bir tatar devletinin kurulması yönünde propaganda yapan “Emel” adlı bir mecmua çıkıyordu.

“Emel” mecmuası olarak bu komite konferanslar veriyor, teşkilâtlar bunları köylere duyuruyor, aynı zamanda milliyetçi nitelikte müsamereler de tertipliyordu.

1930 yılında ben, bugün Bulgaristan sınırları içerisinde olan Adam-bey (Aydınbey ) köyünde öğretmen iken Pazarcık’a giderek Komitenin başkanı olan Müstecib Fazıl ile temas kurdum, bir gençlik teşkilâtının nasıl kurulduğuna dair talimat aldım. Köyüme dönerek bir teşkilât kurma işine giriştim, adını “Al–Cengiz” koydum. Komitemiz şu kişilerden meydana geliyordu: İrsmambet Yusuf – başkan, Yakup Kadirseyit – sekreter, Üsni Kalep – kasiyer, Muarem Zekeriya ve Seydamet Reşit – üyeler.

Benim idaremdeki bu teşkilât milliyetçi nitelikli birçok müsamereler, konferanslar tertipledi, bunları, bir Kırım tatar devletinin kurulması gerektiğini anlatarak milliyetçi propagandamızı diğer köylerde de tekrarladık.  

Teşkilâtımız bu faaliyetini 1940 yılına kadar sürdürdü. O tarihte Kadrilater (Güney Dobruca) Bulgarlara verildiği için ben köyden ayrıldım, Köstence ilinin Vârtopu (Deli-Oruç / Deliruj) köyüne geldim. Bu süre içerisinde Emel mecmuasıyla bağlarımı devam ettirerek Tatar yurttaşlarımız arasından yeni aboneler bulmaya çalıştım.

1936 yılında Köstence’de, Türkiye’den gelen Cafer Seydahmet’in başkanlığında yapılan Dobruca Milliyetçi Tatar Teşkilâtının kongresine katıldım. Cafer Seydahmet İstanbul’daki “Panturaniana” teşkilâtının Kırım şubesi başkanı idi. Bu şubenin yanısıra Memet Emin başkanlığındaki “Azerbaycan”, Ayaz İshaki başkanlığındaki “Kazan” teşkilâtları da bağlı idi “Panturaniana”ya.

Bu kongrede teşkilâtların adı “kültür teşkilâtı”ndan “Dobruca Milliyetçi Tatar Teşkilâtı” olarak değiştirildi. Burada bize gençlerin teşkilâtlandırılması işine hız vermemize, Kırım’ın kurtuluşu için hazır hale getirmek gayesiyle halk içinde daha esaslı bir milliyetçilik propagandası sürdürmemize dair talimat verildi.

Önceleri Arap harfleriyle, sonraları da Latin harfleriyle basılmış olan Emel mecmuasının idarehanesinin 1937 – 1938’de Köstence’ye taşındığını, kurucusu olan Müstecib Fazıl’ın ailesiyle Türkiye’ye göç ettiği 1940 yılına kadar burada çıkmaya devam ettiğini biliyorum.

Vârtop (Deli Oruç) köyünde, Köstence ilinde milliyetçi nitelikte müsamereler dizisi tertipleyerek faaliyetime devam ettim.

1942 yılında Müstecib Fazıl Kırım’ın bağımsızlığı için girişimlerde bulunmak üzere Türkiye’den Almanya’ya gitmişti. Bir süre sonra Almanya’dan Köstence’ye geldi, “İmperial“ otelinde sınırlı sayıda aydınlarla bir toplantı yaptı. Katılanlar arasında Amdi Nusret, Necip Fazıl, Şaip Veli Abdula, Memet Vani, Anis Abduraman bulunuyorlardı. Müstecib Fazıl yakında Kırım’da Tatar devletini kurabileceğimizi söyleyip bizi ümitlendiriyor, Almanya’dan geldiğini,  Kırım’ın kurtuluşu için Sovyetler Birliğine karşı savaşmak isteyen gönüllülerin listesini çıkarmak istediğini bildiriyordu. Toplantıda bulunan bizler Müstecib Fazıl’ın tuttuğu bu listelere yazıldık.

Aynı maksatla Müftülükte de bir toplantı yapıldı. O zamanlar müftü Mustafa Ahmet idi ve o toplantıda 40 kadar aile Kırım’a gönüllü gitmek için başvuruda bulunmuştu.

Bu listeler tamamlandıktan sonra Müstecib Fazıl bunları alıp Almanya’ya döndü. Bir süre sonra Necip Fazıl’a Müstecib Fazıl’dan bir mektup geldi, gönüllülerin Kırım’a gitmelerine izin verilmediğini bildiriyordu.

Kırım’ın Kurtuluşu için Savaşma Komitesinin faaliyeti Müstecib Fazıl’ın gitmesinden sonra da devam etti. Komite’de Necip Fazıl, Amdi Nusret, Memet Vani, Mustafa Amet vardı, tertipledikleri müsamerelerle, Amdi Nusret’in idaresindeki “Halk” mecmuasındaki yazılarıyla milliyetçilik propagandası yapıyorlardı.

Bu komite 1943 yılına kadar faaliyette bulunduktan sonra, o yıl “Kırımlılara Yardım Komitesi” adını aldı. O yıl Alman orduları Doğu Cephesinden çekiliyordu, onlarla birlikte, Almanlarla işbirliği yaptıklarından dolayı Sovyet makamlarınca yakalanıp cezalandırılmaktan korkan birçok Kırımlı ailesi de geliyordu.

“Kırımlılara Yardım Komitesi”nde şu kişiler bulunuyordu: Amdi Nusret, Necip Fazıl, Tevfik İslâm, İbadula Abdula, Nazif Abduraim, Fevzi İbraim, Ablakim Selim, kasap Kâzım, kasap Şükri.

Odesa’daki Kırımlıları getirmek için Komite’den Abdula İbadula ve Abdulakim Selim (ve Necip Fazıl – S.O.) gittiler, oradaki aileleri Köstence’ye alıp geldiler.

Soru : 23 Ağustos tarihine kadar Kırımlı mültecilere yardım için ne gibi faaliyetlerde bulundun ?

Cevap : 1943 yılında Kırımlılar geldiğinde Vârtop’ta (Deli-Oruç’ta) öğretmen ve hocalık yapıyordum. Köstence’ye geldikleri haberini aldığımda onlarla tanışmak için oraya hareket ettim. Necip Fazıl’a başvurdum, o da beni Kırımlıların başkanı Amet Özenbaşlı ile tanıştırdı ve bana köyüme gidip Kırımlılar için yardım toplamaya başlamamı, göndereceği aileleri yerleştirmek için hazırlık görmemi söyledi.

Bir süre sonra adıma Köstence’den posta ile, Yardım Komitesi tarafından gönderilen makbuz defterleriyle Kırımlılara para yardımı için halka hitaben yazılmış bir çağrı yazısı geldi. Böylece ev ev dolaşıp 1500 ley topladım. Birkaç gün sonra Necip Fazıl beni Köstence’ye çağırdı. 1500 leyi de götürüp ona gittim. Vardığımda Necip Fazıl ile Ahmet Özenbaşlı, Seitömer Duacı adında, hasta bir Kırımlı ile karısını evimde misafir etmemi rica ettiler. Kabul ettim. Aynı zamanda elime İlmi Efendi adında bir Kırımlı ile karısını daha verdiler, onları Kiracı’daki (Cotul-Văii’deki) Abdurman Refii’ye yerleştirdikten sonra, diğer Kırımlı ile evime döndüm.

Seitömer Duacı ile karısını 1945 yılına kadar misafir ettim, Seitömer hastalığından ölünce Vârtop (Deli Oruç) camiinin bahçesine defnettik. Karısı 1946 yılına kadar bizde kaldı. Ben Köstence’ye taşınınca, o köyde kalmaya devam etti ve birkaç ay sonra Sovyet makamlarına gidip teslim olduğunu haber aldım.

Soru: Memlekette bulunan Kırımlı mültecilere sahte evrak temin işiyle kim meşgul olmuştur?

Cevap: Kırımlıların memlekete geldiklerinde ellerinde Sovyet evrakları olduğunu, sonraları bunların bazısına Romen evrakları temin edildiğini biliyorum. İsmail Ametov adlı Kırımlı’ya Necip Fazıl’ın temin ettiğini biliyorum, İsmail Ametov’un kendisinden duymuştum.

23 Ağustos 1944’ten sonra Amet Özenbaşlı Omurça’da (Valea Seacă’da), Memet Vani’de misafirdi. Şaip Veli ile bir görüşmemizde onun evrak işleriyle uğraştığını anlatmıştı, fakat bu işi halledebilip edemediğini bilmiyorum. [1]

İsmail Ametov ve Sanie Nusret’ten duymuştum, şimdiki Köstence müftüsü Yakup Memet, Abdula Kürkçü’ye evrak temin etmiş.

1947-1948’lerde Türkiye’ye kaçıp gitmiş olan Karataylı (Nisipari’li) Murat’ın da memleketimize sığınan Kırımlı mültecilere evrak temin ettiğini duymuştum. 

Soru: 23 Ağustos 1944’ten 1949’a kadar Kırımlı mültecilere yardım ve yataklık işlerinde ne gibi faaliyetlerde bulundun?

Cevap: 23 Ağustos 1944’ten sonra Kırımlı Mültecilere Yardım Komitesi’nde Necip Fazıl, Amdi Nusret ve Memet Vani vardı, önceki çalışmalarına kanun dışı surette devam ettiler. Benim bu Komite ile ilgim Kırımlı mülteci İsmail Ametov’u misafir etmek şeklinde oldu.

1943 yılında Azaplar’da Necip Fazıl’ın evinde kalan mülteci İsmail Ametov’la tanışmıştım. Bir oğlum kaynar suyla haşlanınca, tedavi ettirmek için, çok iyi bir doktor olduğunu duyduğum İsmail Ametov’a gittim.

1944 yılının sonlarında Necip Fazıl tarafından gönderilen Tevfik İslâm, Necib’in İsmail Ametov’u misafir etmemi istediğini söyledi. Ben kabul ettim, birkaç gün sonra da, gece, Tevfik İsmail Ametov’u, karısını ve bir kızını alıp geldi. Onları on ay süreyle misafir ettim.

On aylık süre zarfında Ametov’un ailesine Kanlı-çukur / Kan-şukur (Grăniçeru) köyünden baba Tevfik İslâm ile Necip Fazıl para ve gıda yardımında bulundular.

Bu on aylık sürede İsmail, tek başına, Kanlı-çukur köyüne, Tevfik İslâm Abdula’ya gidip yanında iki hafta kalıp geldi.

1945 senesinin sonlarında Necip Fazıl, İsmail Ametov’u Valea Seacă’ya (Omurça’ya) Memet Vani’ye bırakabileceğimi bildirdi, ben de dediklerini yerine getirdim.

Kırımlı İsmail’i Memet Vani’lere götürüp bıraktıktan sonra, 1949 yılının ortalarına kadar bir daha onunla görüşmedim, ta ki o zaman, Toksofu’lu (Grădina’lı) Nazif Canakay onu benim evime getirdi. Gelir gelmez, ben ona başka bir ev bulmaya çalıştım, çünkü bende başka şahıslar da kalıyordu, onun durumu çevremizde duyulabilirdi. Onu misafir etmesi için Mustafa İbraim’le konuştum, o da onları misafir edecek oldu. İsmail ailesini Mustafa İbraim’in evine götürdüm, orada dört ay kadar kaldılar, sonra birkaç vakit Mustafa İbraim’in oğlu Şerafettin İbraim’de kaldılar (Doğramacı Şerafettin).

Mustafa ve Şerafettin’de saklandığı sürede İsmail Ametov birkaç günlüğüne Memet Mendu’nun (Necip Fazıl’ın ablası Saliha’nın eşi) evinde de kalırdı.     

1950 yılının ilkbaharında eniştem Şakir İsa ile görüşüp İsmail Ametov adında bir Kırımlı mülteciyi evinde misafir etmesini istedim. Kabul edince, onları eniştemlere, Büyük Palaz (Palazul Mare) köyüne İbraim Mustafa’nın at-arabasıyla götürdük.

Büyük Palaz’da, Şakir İsa eniştemlerde Kırımlı mülteci İsmail Ametov ve ailesi 1951 yılının Aralık ayına kadar kaldılar. Şakir İsa’nın evinden Horozlar / Orazlar (Cocoşu) köyüne geçtiklerini, orada iki hafta kadar kaldıklarını, sonra Düğüncü (Nuntaşi) köyüne Cafer Yusuf’a gittiklerini ve tutuklanmalarına kadar orada oturduklarını biliyorum.

Soru: İsmail Ametov ne zaman ve kimin tarafından getirildi Köstence’ye?

Cevap: İsmail Ametov Büyük Palaz’dan Köstence’ye 1951’in Mayıs veya Haziranında eniştem Şakir İsa tarafından getirildi. İlk gelişlerinde gece olduğu için, at-arabalarını bizim bahçeye çektiler, ben İsmail’i alıp Memet Mendu’nun evine götürdüm, Şakir İsa’da hemen köyüne, Büyük Palaz’a döndü.

İsmail Ametov Memet Mendu’da yaklaşık iki hafta kaldı, bu arada üç gün Müstecip Hüseyin’de de misafir oldu.

Kırımlı mülteci Köstence’ye dişlerini yaptırmak için gelmişti. Ertesi gün İsmail Ametov ve Müstecip ile dentist Şükri’ye gittik. Ben dışarıda bekledim, onlar ikisi muayenehaneye girdiler. Dişlerin yapılması için Müstecip Hüseyin 4-5.000 ley ödedi. Bu paraların bir kısmını ben, bir kısmını Müstecib Hüseyin verdik. Ben Tevfik İslâm’dan 1.000, Memet Vani’den 1.000, Seydamet Ablamit’ten 2.000, berber Amet’ten 500, Seyitveli Osman’dan 200 ley toplamıştım. Bunları ben Müstecip Hüseyin’e teslim ettim.

Müstecib Hüseyin Halil’den, Yusuf Duacı’dan, Eyüp Menali’den, Ferat Faik’ten, Nazif Canakay’dan, Tasin İbraim’den para ve erzak toplamıştı.

Soru: Kırımlı mülteciler için yardım toplayanlar kimlerdi, bu yardımlar kimlere verildi ve bu eylemi kim idare ediyordu?

Cevap: 1949 yılının başlarında Kırımlı Mültecilere Yardım Komitesi’nde olan Amdi Nusret, Türkiye’ye kaçmadan önce, beni evine davet etti, görüştük, sohbet ettik ve bana bu yardım faaliyetini sürdürmemi söyledi. Böylece bundan birkaç vakit sonra, Müstecib Hüseyin’le temas kurdum, kendisine Amdi Nusret’in söylediklerini anlattım. O da bir Komite kurmamızdan yana oldu.

Bir müddet sonra Omurça (Valea Seacă) köyüne gittim, Eyüp Menali’nin evinde, Ali Osman Bekmambet, Ferat Faik, Memet Vani ile de bir arada, bir toplantı yaptık. Kırımlı mültecilere yardım işleri için bir Komite kurma kararını aldık. Ben başkan, Müstecib Hüseyin kasiyer seçildik, diğerleri de para ve erzak toplama işlerine bakacak üyeler idiler.

Yardımlar bende ve Müstecib Hüseyin’de toplanıyordu, diğerleri getirdiklerini cemaatten mi toplamışlardı, kendilerinden mi veriyorlardı, bilmiyorum, şunu şunu getirdim diyorlardı.

Kırımlı mülteciler için toplayıp Müstecip Hüseyin’e verdiğimden başka, ayrıca, Şerafettin İbraim’den 200, Mustafa İbraim’den 200, Kadir Ablakim’den 2.000, Şevket Musa’dan 500, Eyüp Musa’dan 2.000, dentist Şükri’den 300 ley toplayıp İsmail Ametov’un kendisine verdim.

Bendeki paraları İsmail Ametov, Büyük Palaz’da, eniştemlerde kaldığı vakit toplamıştım.

Soru: İsmail Ametov, Amdi Nusret ve Necip Fazıl’ın Köstence’deki Türk Konsolosluğu ile ilişkileri hakkında neler biliyorsun?     

Cevap: 23 Ağustos 1944’ten hemen sonra, İsmail Ametov’un anlattıklarına göre, Necip Fazıl kendisini alıp Köstence’ye Türk Konsolosluğunun sekreteri olan Şevket Musa’ya götürmüş. Şevket aracılığıyla o zamanın Konsolosu ile de tanışmış ve hep birlikte İsmail Ametov’un kaçışı için neler yapabileceklerini araştırmışlar. Konsolos ile Şevket bir imkân çıkar çıkmaz kendisini göndereceklerini vaad etmişler. Gene o gün Konsolos kendisine yardım olarak 2.000 ley vermiş.

Gene İsmail Ametov’un anlattıklarına bakılırsa Necip Fazıl ve Amdi Nusret Türk Konsolosluğu ile iyi ilişkiler içinde imişler, fakat ne gibi ilişkilerde olduklarından bana söz etmedi.

Soru: Memet Mendu’nun evinde kimlerle buluştun, orada daha kimler vardı ve neler konuşuluyordu.

Cevap: Mendu Memet’in evinde çok kişilerle karşılaştım, fakat bunlar önceden kararlaştırılmış karşılaşmalar değildi. Sadık Memet, Mambet Rafet gelirdi ve şimdiki rejimi kötüleyerek, ona sövgüler yağdırarak konuşurduk.

1951 yılında İsmail Ametov Büyük Palaz’dan geldiğinde, birkaç defa Mendu’nun evinde buluştuk. Müstecib Hüseyin de gelirdi, rejime karşı konuşmalar yapardık. İsmail Ametov gidişata bakıp, çok vakit geçmeden şimdiki rejimin değişeceğini, zirâ Ruslara karşı bir savaşın başlamasına az kaldığını anlatırdı. Böylece bize cesaret verir, sabırlı olmamızı, yakında kurtulacağımızı söylerdi.

İsmail Ametov’un Mustafa İbraim’de kaldığı günlerde, çok defalar birlikte Şerafettin İbraim’in evine gider, şimdiki rejimi kötüleyici sohbetler eder, emperyalist devletlerin radyolarını dinlerdik. Sonra ben onlardan ayrılıp Mendu Memet’e gider, duyduklarımı ona da anlatırdım.

Soru: Kırımlı mülteciler 23 Ağustos 1944 tarihinden sonra daha kimler tarafından misafir edildi?

Cevap: 23 Ağustos 1944’ten sonra Özenbaşlı ailesi Mehmet Vani’de misafir edildi. Onun evinde ne kadar zaman kaldıklarını bilmiyorum, sonra oradan Bükreş’e gitmişler. Kırımlıların başkanı olan Ahmet Özenbaşlı, duyduğuma göre, orada bir uçakla İtalya’ya gitmeye çalışırken devlet görevlilerince yakalanmış. Ailesi tekrar Omurça’ya dönüp bir süre daha oturmuş, sonra Necip Fazıl’da, Saniye Nusret’te kalmış, daha sonra da İbrail’e gitmiş (Brăila).

1947-1948 yıllarında Tevfik İslâm’in evinde Şükri Gazi ailesi kaldı. Sonra Bükreş’e gittiler, oradan da İbrail’e geçtiler.

1945 yılına kadar Yakup Memet’in evinde Kırımlı mülteci Abdula Kürkçü kaldı. Sonra o Bükreş’e gitti, oradan Saniye Nusret, Necip Fazıl ve Amdi Nusret ile bağlarını devam ettirdi.

Şerafettin İbraim ile konuşmalarımızdan bildiklerim, kendisi doktor Ömerov’u misafir etmiş, babası İbraim Mustafa da Bekir adında bir başka Kırımlıyı, fakat ne zamandan ne zamana kadar olduğunu bilmiyorum.

23 Ağustos 1944’ten sonra Kırımlı mülteciler aşağıda adları geçen şu kişilerde misafir edildi: Şükri Gazi ailesi Azaplarlı Tevfik İslâm’da, İsmail Ametov ve ailesi Nazif Canakay’da, keza Düğüncü’lü Cafer Yusuf’ta, Köstence’li İbraim Mustafa’da, Müstecib Hüseyin’de, Şerafettin İbraim’de, Büyük Palazlı eniştem Şakir Bulat’ta, Horozlar köyünden Seyitömer’de.

1949 yılında, İsmail Ametov Köstence’de iken onunla Memet Mendu’nun evinde görüşürdük. Müstecib Hüseyin de bulunurdu. İsmail Kırım’ın bir gün gene Kırımlıların olacağını, kendisinin Sağlık bakanı, benim Kırım müftüsü, usta doğramacı Memet Mendu’nun Bayındırlık bakanı, Müstecip Hüseyin’in Ticaret bakanı olacağımızı söylerdi.[2]

Beyan ettiklerini imzalayan  – İ. Yusuf.

Sorgu subayı : …

(A.S.R.İ, fond P, dosar 2.280, vol. 1 ff. 29 – 36 / Emniyet Arşiv kayıt no.su)

*

 … 1952 – Bir sorgulama zaptından bir bölüm – (A.S.R.İ, fond P, dosar 2.280, f. 49).

… Bundan sonra, kısa bir zaman sonra, Saniye Nusret Amdi’den bir mektup aldı. Türk gemicileri getirmişlerdi. İçinde bana ve Ali Osman Bekmambet’e diye yazılmış bir pusula da vardı.

Daha sonra, Müstecib Fazıl ve Amdi Nusret’ten Memet Mendu’ya da mektup geldi. Yine Türk gemicileri getirmişti.

Soru: Türk casusluk teşkilâtından talimat alma ve ona bilgi göndermenin yolları hangileri idi ?

Cevap: Türk casusluk teşkilâtından gelen bütün talimatları Müstecib Fazıl ve Amdi Nusret vasıtasıyla alıyorduk. Gemilerde tayfa olan ajanlar getiriyordu. Bilgiler yine onlar tarafından götürülüyordu. Getirdikleri mektupları bıraktıkları adamları vardı: Saniye Nusret, bir lokanta sahibi olan Kemal Yaşar (Aşçı Yaşar), Müstecib Hüseyin ve Amdi Nusret’in babası Menan.

Bilgi göndermenin bir diğer yolu Köstence Türk Konsolosluğunda sekreter olarak mektup ulaştırmakta daha çok imkânlara sahip olan Şevket Musa’nın vasıtasıyla idi.

Soru : Amdi Nusret’in kaçışından kaç zaman sonra gelmeye başladı ilk haberler Türkiye’den ?

Cevap: – Amdi’nin Türkiye’ye kaçışından bir buçuk ay kadar sonra Müstecib Hüseyin’in Köstence’de birkaç ortağıyla beraber işlettiği dükkânına bir uğradığımda içeriye bir Türk gemici girdi. Müstecib Hüseyin onu bana takdim ettikten sonra, bazı konuşacakları olduğunu söyleyip dışarı çıktılar. Ertesi gün kararlaştırdıkları yerde buluşmak üzere anlaştıktan sonra gemici gitti. İsmi hatırımda kalmadı. Sonra, dükkânda kimseler kalmayınca Müstecib Hüseyin cebinden Türk gemicinin getirdiği mektubu çıkardı. Türkiye’den, Müstecib Fazıl’dandı, gemiciyi Ovidiu Meydanındaki bir tütüncü ile tanıştırmasını istiyordu. Ona bir başka mektupla bir meblağ para şahsen verilecekti. Hatırladığıma göre, bu para ile Türkiye’ye, tam bilmiyorum, bilmem ne alıp gönderecekti.

*

 

… 1952 – Zaptın birkaç sayfa sonrasından bir bölüm – (A.S.R.İ, fond P, dosar 2.280, vol. 1 f.f. 52-57).

 

… Ametov, (Müstecib Hüseyin’in) limanda çalışan tanıdığının yardımıyla (… içeri girdikten sonra) gemici onu teslim alacaktı. Ben de gemicinin ertesi gün getireceği mektuplara havadislerimi içeren bir cevap yazacaktım. Sonra Saniye Amdi gelip gemici İsmail’i aldı, nereye bilmiyorum,  birlikte gittiler. Ertesi gün ne sebepten ise, gemici mektupları getirip gelmedi, halbuki Müstecib Hüseyin Kırımlı İsmail Ametov’u liman sahasına sokmaya tanıdığıyla anlaşmışlardı.  

Bu sözünü ettiğim mektupların haricinde, 1950’de ya da 1951’in başlarında iki defa Kırımlı İsmail Ametov’un mektuplarını alıp Müstecib Hüseyin’e verdim. O da onları Türk gemiciler vasıtasıyla Türkiye’ye, Müstecib Fazıl’a gönderdi. İsmail Ametov Türkiye’ye gidebilmesi için kendisi ve ailesi için pasaport ve para yardımı talebinde bulunuyordu. Ben mektupları okumadım, fakat İsmail Ametov öyle demişti. Müstecib Hüseyin onları Türk gemicilerle gönderdiğini söyledi bana.

Ayrıca Kırımlı İsmail Ametov’un Türkiye’ye Şerafettin İbraim vasıtasıyla dört mektup yolladığından da haberim var. Bir para alışverişi hususunda Türkiye’deki akrabaları arasında bir anlaşma mı varmış ne, yani İsmail Ametov’un akrabaları Şerafettin’in akrabalarına Türk lirası verecek, Şerafettin de burada İsmail Ametov’a Romen parası verecekmişmiş. Bu yolla Şerafettin İbraim’in İsmail Ametov’a 10.000 ley verdiğini biliyorum. 

1951 yılının başlarında İsmail Ametov bir mektup daha yazıp Türkiye’deki Müstecib Fazıl’dan Türkiye’deki akrabalarıyla aralarında anlaşıp para yollamasını ve pasaport temin etmesini rica ediyordu. Bu mektubu Türkiye’ye postalaması için Şevket Musa’ya kendim verdim ve bu vesile ile Şevket Musa İsmail Ametov’a yardım olarak benden 500 ley gönderdi.

Bu saydığım mektuplar Türk casusluk teşkilâtının ihtiyaç duyduğu bilgiler hakkında henüz somut talimata sahip olmadığımız bir zamanda teati edilmişti. Ancak 1950’nin yazından sonra göndereceğimiz bilgilerin nevi hakkında somut talimat almaya başladık.

Şöyle ki, 1950 yılının yazında Memet Mendu, Türkiye’den Müstecib Fazıl ve Amdi Nusret’ten bir mektup aldı. İçinde Müstecib Hüseyin ve bana yazılmış bir kısım da vardı, bizden şu hususlarda bilgi isteniyordu:

‒ Büyük toprak sahiplerinin mallarına nasıl el konulduğuna ve onlara ne gibi muameleler yapıldığına dair ;

‒ Eğitim reformuna dair;

‒ Memleketin ekonomik vaziyeti, çarşı-pazarın durumu, yiyecek içecek bulunup bulunmadığı, serbest ticaret ve devlet ticareti, halkın geçim durumu konularına dair;

‒ Müstecib Fazıl Azaplar köyünde bıraktığı 10 hektar toprağının durumunu da merak ediyordu.

Bu mektuba ben, Müstecib Hüseyin ve Memet Mendu birlikte cevap verdik, her birimiz birer kâğıda raporlarımızı yazdık. Eğitim reformuna dair ayrıntılı bilgiler verdik, Sovyetler Birliğindeki Kazan’dan gelen okul kitaplarıyla ders vermenin güçlüklerini anlattık. Köy ağalarının topraklarına el konulmasının nasıl yapıldığını, Azaplar (Tătaru) köyünden somut örneklerle, Sadık Septar, Mambet Mennan ve Osman Nuri’nin toprakları alındıktan sonra başka taraflara sürüldüklerini gösterdik. Zengin köylülere iyi toprakları ellerinden alınıp, yerine köyden uzak ve en verimsiz yerler verildiğini yazdık.

Müstecib Hüseyin serbest ticaret ile devlet ticaretinin durumunu, çarşı-pazarda ihtiyaç maddelerini bulamayan halkın perişan ruh halini anlattı. 

Bu yazdıklarımız Mendu Memet’e verildi o da Türk gemiciler vasıtasıyle Türk Gizli Servisinde çalışan Müstecib Fazıl’a gönderildi.

1951 yılında, Mayıs ayında mı, Haziranda mı, tam hatırlayamıyorum, Mendu Memet’e Türk Gizli Servisindeki Müstecib Fazıl ve Amdi Nusret’ten yeni bir mektup geldi. Benden, Müstecib Hüseyin ve Memet Mendu’dan şu bilgileri göndermemizi istiyorlardı:

– Tuna – Karadeniz kanalının nasıl yapılmakta olduğuna dair,

– Memleketin ekonomik durumu, serbest piyasada mal bulunup bulunmadığına dair,

– Köstence’deki Sovyet askerlerine dair,

– Romanya Halk Cumhuriyetinin (R.H.C.) ordusunun durumuna dair,

– Kışlalar, tabyalar gibi askeri yapılara dair,

– Köylerde üretim kooperatiflerinin kurulmasına karşı köylülerin ve bilhassa Tatar halkımızın takındığı tavrına dair,

Bu talimatları içeren mektup bir Pazar günü öğleden sonra Memet Mendu’nun evinde, Memet Mendu ve karısı Salia Mendu, İsmail Ametov, Müstecib Hüseyin ve benim huzurumuzda okundu. Her birimiz çalıştığı alanla ilgili daha önemli olan bilgileri toplaması için iş bölümü yapıp, birkaç gün sonra yeniden bir araya gelerek elimizdekileri kâğıda dökme kararını aldık.

Böylece ben Köstence’de çok Rus askerinin bulunduğunu, Romen kışlalarının hemen hemen hepsine yerleştiklerini yazdım. 

R.H.C. askerlerinin boş arsalara ve şehir kenarına kurulmuş barakalara yerleştirildiğini ve çoğunun Şantiyelerde ve Kanal’da çalıştırıldığı bilgisini verdim.

Mangalya’da gölün bulunduğu yere askeri gemiler için liman ve bir askeri havaalanı yapılmakta olduğunu belirttim.

Sovyetler Birliği Askeriyesi kumandanlığının Köstence Cezaevinin karşısındaki yerde olduğunu yazdım.

Tuna Deltasından Mangalya’ya kadar bütün deniz boyunca ağır toplarla donatılmış tabyalar inşa edildiğini bildirdim.  

Memet Mendu Tuna – Karadeniz kanalının ve ona bağlı tesislerin yapımında işlerin nasıl gittiğine, buralarda çok sayıda siyasî mahkûmların yağmur, soğuk demeden, ağır şartlarda çalıştırıldığına dair bilgiler verdi, Köstence dışına yapılan yeni kışlalardan, Tuna Deltasından Köstence’ye kadar inşa edilen çok sayıdaki tabyalardan, sayılarını vermeksizin bahsetti. Bir sayı bildiğini de sanmıyorum ya. Hatırlayamadığım daha birçok şeylerden söz etti.   

Müstecib Hüseyin (bir bakkal olarak) iç ticaretin durumu, serbest piyasadaki mal kıtlığına dair bilgiler verip halkın bu kıtlıktan dolayı son derece hoşnutsuz olduğunu bildirdi.

Bizim derlediğimiz bu bilgiler önce birtakım kâğıtçıklara geçirildi, sonra da vakit geç olduğundan, ertesi gün kendisi ile Salia Mendu onları temize çekip bir zarfa koyup bana verecek oldular. Ben de gemicilerle ya da diplomatik kuryelerle Türkiye’ye göndermesi için Konsolosluk sekreteri Şevket Musa’ya teslim edecektim.

Ertesi gün öğleden sonra, mutabık kaldığımız üzere, Mendu’nun evine geldim, İsmail Ametov’un toparladığı bilgiler mektubunu bir tamam okuduktan sonra alıp akşamleyin Şevket Musa’nın evine gittim. Mektup Müstecib Fazıl’ın adına, dolayısiyle Türk Casusluk teşkilâtına idi.

Mektubu verirken Şevket Musa’ya mukayyet olmasını, mektubun çok önemli olup, mutlaka yerine varması için elinden geldiği her şeyi yapmasını söyledim, o da, sen hiç merak etme dedi.

Hakikaten de, iki ay kadar sonra, yani Eylül veya Ekimde bilgi gönderdiğimiz mektubun yerine ulaştığından emin olduk, çünkü Müstecib Fazıl’dan gene Memet Mendu adına bir cevap geldi, bilgiler için bize teşekkür ediyor, Salia Mendu ve Sultan Fazıl’a para gönderiyor, bir şeyler yazıyordu. Memet Mendu’ya ne yapıp yapıp bu mektuba da cevap yazmasını, emniyet tarafından izlendiğimiz için artık bilgi gönderemeyeceğimizi bildirmesini söyledim. Bunu Memet Mendu’ya daha önce de, mektup gelmeden evvel, Eylül 1951’de de söylemiştim.

Birkaç gün sonra Mehmet Mendu ile karşılaştık, Müstecib Fazıl ve Amdi’ye mektup yazdığını, emniyetin takibinde olduğumuzu bildirdiğini söyledi.

Soru: Bilgi toplamakta kimlerden yardım alıyordun?

Cevap: Türkiye’ye gönderdiğim bilgilerde kimseden yardım görmedim, Türkçe öğretmeni olduğum için kendi işimle ilgili olanları söyledim, diğerleri ise kendi gördüklerimdir.

1951 yılının sonbaharında, Köstence Tatar Öğretmen okulunda mutemet olan Mangalyalı Cafer ile öz aramızdaki konuşmalarımızda Mangalya’da neler inşa edilmekte olduğunu sordum, o da bir deniz üssü ile bir hava üssünün yapılmakta olduğunu söyledi. Deniz üssünün Mangalya gölünde olacağını ekledi. (Denizin çok yakınında olan bu göl kısa bir kanalla denize bağlanarak askerî liman haline getirilmişti – S.O.). 

Mart 1952’de Cafer ile tekrar karşılaşmamızda, laf laftan,  Mangalya’da deniz ve hava üslerinin inşası sebebiyle halkı başka yerlere göçürmeye başladıklarını anlattı.

Bunların benim beyanlarım olduğunu imzamla tasdik ederim. – İ. Yusuf.

(A.S.R.İ., fond P, dosar 2.280, cilt I, sayfa 52-57).

 

 

Kaynak: Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokrat Birliği ve Köstence “Ovidius” Üniversitesi Tarih Fakültesinin ortak yayını eser : Tătarii în İstoria Românilor – Muntenia – Constanţa (Köstence) 2004.

* Saim Osman Karahan’ın bu önemli yazısı Bahçesaray Dergisi’nin 49, 52, 53 ve 54. sayılarında 4 bölüm halinde neşredilmişti. Bu vesileyle kendisi de samimi ve faal bir Emelci olan, bir dönem Emel’in yazıişleri müdürlüğünü yapan Saim Osman Karahan’ı ve bütün Emelcileri rahmetle anıyoruz (EMEL).

[1] (Ahmet Özenbaşlı ailesinin evrak işleri Mehmet Vani tarafından, arkadaşı olan Nurbat / Basarabi noteri Nicu’nun yardımıyla halledilmiştir: Mehmet Vani Yurtsever – Dobruca’nıñ Dawuşı – cilt 3, Hatıralar ; Köstence 2013, Editura Ceconi).

[2] (Dostlar arasında bir şakalaşmadan ibaret olan bu sözler savcının iddianamesinde müstakbel bağımsız Kırım hükümeti için bir görev taksimi olarak sunulmuştur.).

TAVSİYELER

EMEL KIRIM KÜLTÜR MERKEZİ için desteğinize ihtiyaç var

  Değerli üyelerimiz ve Emelci dostlarımız, Sizi Emel’in 90. yaşında sizi Emel Kırım Kültür Merkezi’ne …