İSMAİL BEY GASPRALI’NIN AİLE BAĞLARI İLE İLGİLİ BAZI NOTLAR

Yazar:

Zehra KARABAŞ UYGURER.

İSMAİL BEY GASPIRALI’NIN 160. DOĞUM YILI
İsmail Bey Gaspıralı’nın aile içi ilişkilerine ait hikâyeyi çok yakın akrabalarımdan -annem, babam, dayım Yahya Abbasov ve yengem Meryem Abbasov’dan (Emir-Zade)- defalarca dinledim. İsmail beyin torunlarını da yakından tanıyordum.
İsmail Bey, bildiğiniz gibi, Yalta yakınlarındaki Avcıköy’de dünyaya gelmiş. Babası tarafından Kafkasya’dan gelmiş, Avcıköy’de yerleşmiş bir Çerkez olduğunu söylüyorlardı torunları, yani ilişkileri çok yakından bilen kimseler.
İsmail bey ilk evliliğini muhtemelen çok genç yaşta ve muhtemelen gene Avcıköy’den SAMUR hanımla yapmış. Bu evlilikten HATİCE adında bir kız çocuğu dünyaya gelmiş.
HATİCE tahminen 2 yaşında iken, bilinmeyen bir nedenle, genç çift boşanmış. İsmail bey Avcıköy’den ayrılmış, muhtelif okullarda tahsil görmüş, kendini bildiğimiz ideallere adamış. Sayısız gezileri sırasında Kazan’da tanıştığı zengin bir Kazan Tatarının kızı olan Zühre hanımla ikinci evliliğini yapmış. Zühre hanımın ailesi İsmail beyin faaliyetlerini parasal yönden desteklemiş.
Gelelim genç dul SAMUR ve kızı HATİCE’ye. Boşandıktan bir süre sonra SAMUR ikinci evliliğini Yalta, Dereköy eşrafından Emir-Zade ile yapıyor. SAMUR’un bu evlilikten 3 çocuğu dünyaya geliyor: 1) Hayri Emir-Zade; 2) Ayşe Emir-Zade; 3) Meryem Emir-Zade. Hayri Emir-Zade sinema ve halk dansları sanatçısı, o zamanlar bütün Kırım’ın tanıdığı meşhur “oyuncu Hayri”. Ayşe Emir-Zade, tahsilini İstanbul Darülfünun’da yapmış aydın bir Tatar kadını. Kırım’a döndükten yıllar sonra Şah-Murat Dağcı ile evlendi. Tek evlat olan Timur Dağcı, yanılmıyorsam, halen hayatta ve Kırım’da yaşıyor. Şah Murat Dağcı, Kızıltaşlı Cengiz Dağcı’nın amcasıdır. Meryem Emir-Zade-Abbasova Yahya dayımın eşi ve benim sevgili yengem. Son derece kültürlü ve uyumlu bir karaktere sahip rahmetli yengemin biz çocukların yetişmesine çok emeği geçti. Bu bağlantı dolayısıyla Gaspıralı ailesi ile olan ilişkiler evimizde sık sık konuşulurdu.
Baba ayrı, anne bir 4 çocuk Yalta, Dereköy’de büyümüş. İsmail beyden olma HATİCE yengem, ağabeyi ve ablasının çok sevilen HATİCE APTE’leri idi. Büyüdükten sonra HATİCE birisi ile evlendirilmiş, fakat kiminle evlendiğini hatırlamıyorum. Bu evlilikten birbirinden güzel 4 kız çocuğu dünyaya gelmiş. Bir de erkek çocuk vardı, İsmail, ama ben yaşıtım olan bu çocuğun HATİCE’den mi, yoksa kızlarından birinden mi olduğunu iyi hatırlamıyorum.
Gaspralı İsmail beyin torunları olan 4 güzel genç hanım: 1) Zehra (?); 2) Meryem; 3) Nigâr; ve 4) Dilâra (?) idi. Bir de İsmail, ama ben, yukarıda da dediğim gibi, bu çocuğun kimden olduğunu iyi bilemiyorum.
Dayım Meryem yengemle Bakû’de yüksek ziraat tahsili yaparken evlenmiş;  Kırım’a dönünce bizimle aynı evde oturdular. Bu vesile ile yukarıda adları geçen genç hanımlar ve İsmail sık sık bizim misafirimiz oluyordu. Bu hanımların o sıralarda üçü evli idi. En küçükleri ise (yanılmıyorsam Dilâra) bekârdı.
Evli olanlardan Nigâr’ın eşi Seyit Ömer Turpçu 1927-28’lerde başlayan “Milliyetçi-Burjuva” temizlik furyasının, gene yanılmıyorsam, ilk kurbanlarından idi.
Adamcağız sürüldü ve bir daha Kırım’a döndüğünü sanmıyorum. O sıralarda babama henüz “temizlik” rüzgârı çarpmadığından, Seyit-Ömer Turpçu’nun bazı kitapları bizim evde saklanmıştı. Evli olan diğer iki kız kardeşin eşleri de aynı akibete uğramış.
O sıralarda çok meşhur olan “millî” oyuncu Hayri (yengemin ağabeyi) de sık sık evimize geliyor, babamla sohbet ediyordu. Hayri “amca” güzel Asiye hani Karaşayskaya ile evli idi. Çocukları olmamıştı. Bizim evde dünyaya gelen yeğeni Tamilla’ya bayılıyordu. Asiye hanımın anne bir, baba ayrı (baba Çerkez) bir de kız kardeşi Havva vardı. Tiyatro sanatçısı idi, çok güzel ve bekârdı. Aile içinde ona Avoçka deniliyordu. Emir-Zade kardeşlerden Ayşe hanım (Ayşe aptemiz) epey sonra ve yanılmıyorsam Kırım dışında, Kızıltaşlı Şah-Murat Dağcı ile evlendi.
Tek evladı olan Timur Dağcı’nın halen Kırım’da yaşadığını duydum. 1991’de Kırım’a gittiğimde oğlu Hayri’nin adresini buldum, fakat sadece eşi ile tanışabildim, Hayri’yi göremedim. Vakit darlığından onları bir daha arayamadım.
Hayri Emir-Zade eşi Asiye ile daha sonra Azerbaycan’a gitti ve orada yerleşti, yıllar sonra orada öldü. Baldızı Havva da onların peşinden gitti. Ne yazık ki Mahaçkala’da tifoya yakalandı ve orada öldü. Yengem Meryem Abbasova (Emir-Zade) dayımın ölümüne kadar Semarkant’ta yaşadı; dayım ve yengem II. Dünya Savaşının çıkmasından birkaç yıl önce Kırım’ı terk ettiklerinden, toplu sürgüne uğramadılar. Onlar Kırım’dan ayrıldıklarında 1 tek kız çocuğu vardı: Tamilla.
Kuzenim olan Tamilla hayatta ve Moskova’da Kulak-Burun-Boğaz hastalıkları uzmanı olarak hayatını sürdürüyor. Dayım ve yengemin Semarkant’a yerleştikten sonra 1 oğulları olmuş: Alim Abbasov. Alim Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra Kırım’a yerleşmiş ve 1999’da (1998 de olabilir) burada ölmüş. Timur Dağcı ile kuzen oluyorlar. Dayımın ölümünden sonra yengem Taşkent’e, ablası Ayşe’nin yanına taşınmış ve orada vefat etmiş. 1944’ün Mayısındaki toplu sürgünden sonra Özbekistan’da sağ kalabilen Kırım Tatarları kendi aralarında evlilikler yapmışlar. Ve yukarıda bahsettiğim Gaspıralı’nın torunu İsmail (belki torun çocuğu) halamın torunu Ayşe ile evlenmiş. Bu evlilikten dünyaya gelen tek kız çocuğu, Hediye Ablayeva. Hediye ses sanatçısı ve Kırım’ın tanınmış halk oyunları ustası Münir Ablayev ile evli. “Kırım Dans ve Şarkı” topluluğunun üyesi olarak Topluluk Ankara’ya geldiğinde Hediye ile görüştüm. Babasının ve hatta kayınvalidesinin hayatta olduğunu söyledi. “Kayınvalidem” dediğine göre, İsmail büyük Gaspıralı’nın torun çocuğu oluyor. 1997 yazında Taşkent’e gittim, İsmail’in adresini bulmaya çalıştım, fakat 6 ay önce öldüğünü söylediler.
Yukarıda anlattıklarımda bazı yanlışlıklar olabilir. Ben bu hikâyeleri dinlediğimde 7-8 yaşında çocuktum. Ama, Gaspıralı ailesi içindeki bağlantılar esas itibariyle bundan ibaret.

TAVSİYELER

Müstakillik künü hayırlı olsun, Ukrayna!

Kırım Tatar Milli Meclisi Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay’ın Ukrayna Bağımsızlık …