KIRIM KÖPRÜSÜ

KIRIM KÖPRÜSÜ

 

Zafer KARATAY

 

“Putin’in en büyük gücü Batı’nın zaaflarıdır.”

 

Rusya işgalinden kurtulmak için büyük bir mücadele veren Ukrayna ordusu, 8 Ekim 2022 tarihinde sabaha karşı Kırım Kerç köprüsünü vurdu. Bu hem psikolojik hem de askerî yönden işgalci Rusya’ya büyük bir darbe oldu. İşgalci Rusya yetkilileri Ukrayna’nın Kırım köprüsünü  vuracağı yollu haberler üzerine, bilhassa da onlar için büyük bir darbe olan Karadeniz donanmasının amiral gemisi Moskva’nın vurularak batırılmasından sonra övünerek Kırım köprüsünün 20 ayrı koruma kalkanı ile korunduğunu açıklamışlar ve Ukrayna’nın bunu başaramayacağını iddia etmişlerdi. Ukrayna köprüyü Rusya’nın hiç beklemediği bir şekilde havadan füzelerle veya İHA’lar ile değil, denizden gönderdiği insansız kamikaze teknelerle vurdu.

Çok kanlı, vahşi ve her türlü savaş suçunu işleyerek sürdürdüğü kanlı 2. Çeçenistan savaşıyla, Çeçenistan’da hakimiyeti sağlayan Putin, 1991 yılında dağılan SSCB’den bağımsızlıklarını ilan eden ülkeleri yeniden vesayet altına almak için harekete geçti. 2008 yılında Gürcistan’a saldırarak Güney Osetya’yı işgal etti. Bu işgale gerekçe olarak, merkezî Gürcü yönetimiyle anlaşmazlıkta bulunan Güney Osetya bölgesi idarecilerinin çağrısını göstermişti.

SSCB’nin dağılma sürecinde Ukrayna SSC’ne bağlı bir oblast (vilayet) statüsündeki Kırım’da çoğunluğu oluşturan ve yönetimi ellerinde bulunduran Ruslar, o süreçten başlayarak her fırsatta Kırım’ı Rusya Federasyonu’na bağlamak için birçok defa teşebbüslerde bulunmuşlardı. Putin ve yönetimi Çeçenistan ve Gürcistan’ı işgalinde güçlü bir tepki vermeyen, hatta göz yuman Batı’nın tutumundan cesaret alarak, Ukrayna anayasasında çifte vatandaşlık statüsü olmamasına rağmen, Kırım’da hızla taraftarlarına Rus pasaportu dağıtmaya başladı ve nerede yaşarsa yaşasın Rusya vatandaşlarının haklarını korumaya hazır olduklarını dillendirmeye başladı. Gürcistan savaşı zamanında Mustafa A. Kırımoğlu bu tehlikeye dikkat çekmiş ve Rusya’ya gereken cevap verilmediği takdirde sıranın Kırım’a ve başka yerlere geleceği konusunda dünya kamuoyunu uyarmıştı.

Avrupa Birliği’nin lokomotifi Almanya’nın güçlü başbakanı Gerhard Schröder’i başbakanlıktan ayrılır ayrılmaz 2006 yılında Gazprom yönetim kuruluna alan ve çok güçlü bir pozisyon veren Putin daha sonra bir başka Almanya Başbakanı H. Kohl’ü de ekonomik olarak kendisine bağladı. Gazprom gibi aslında monopol olan ve lobiye ihtiyaç duymayan devlet şirketleri ve kendisine yakın oligarkların şirketleri vasıtasıyla, başta Almanya, Fransa, İtalya (eski başbakan Berlusconi dahil) olmak üzere bir çok ülkede bir çok siyasetçi, gazeteci, bilim adamı gibisinden etkili kişileri ekonomik, cinsellik, vb. yollarla devşirerek, Rusya’nın büyük ve güçlü lobisini oluşturdu. Eski bir KGB ajanı olarak Batı’nın zaaflarını çok iyi biliyordu ve bunu başkanlığı döneminde ustaca kullandı.

Gürcistan işgali zamanında oluşan tepkilerin yumuşamasını ve unutulmasını bekleyen Putin Kırım’ı ele geçirmek için hazırlıklar yaparken Ukrayna’da desteklediği Yanukoviç 2010 yılında Cumhurbaşkanı seçildi. Putin Kırım’ı ele geçirmek isterken önünde bütün Ukrayna’yı Rusya’ya bağlama fırsatı buldu. Adamı Yanukoviç Ukrayna’yı Rusya’nın vasal devleti haline getirmek için adımlar atmaya başladı. 1994 yılında Ukrayna ile Rusya arasında imzalanan Budapeşte Memorandumu ile Rusya Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü tanımış ve garantör olmuştu. Ayrıca SSCB’den kalan Karadeniz donanması paylaşılmış, savaş gemilerinin çoğunluğu doğalgaz borcu olarak Rusya tarafında bırakılmış ve Rusya’nın Akyar (Sivastopol) limanını kiralık olarak kullanması için imzalar atılmıştı. Bu anlaşmayla yapılan tarihî bir diğer büyük hata da, ABD ve Batının baskısıyla Ukrayna tarafının elindeki 1100’den fazla nükleer başlıklı, uzun menzilli füzeleri Rusya’ya vermesiydi. Şimdi ne yazık ki Rusya bu füzelerle Ukrayna’nın şehirlerini ve sivil altyapı tesislerini vurmayı sürdürüyor. Yanukoviç eski Cumhurbaşkanı Yuşçenko döneminde başlayan AB katılım sürecinden vazgeçerek Rusya ile stratejik bir anlaşma imzaladı ve ayrıca Karadeniz donanmasının kullanım süresini 40 yıl uzattı. Aynı zamanda eski anlaşmadaki Ukrayna ordusu ve yetkililerinin Rus üslerini denetleme yetkisini kaldırarak Kırım’ın gelecekteki işgaline çok elverişli bir zemin yarattı.

Yanukoviç’in bu adımları, Ukrayna’nın geçmişte olduğu gibi Rusya’nın vasalı olmasını istemeyen, Batılı ülkeler gibi demokratik ve özgür bir devlet olarak kalmasını isteyen halkı ayaklandırdı ve Meydan gösterileri neticesinde Yanukoviç kaçarak Putin’e sığındı. Putin de harekete geçerek Karadeniz donanması, özel kuvvetler ve Kırım’daki iktidarı elinde tutan Ruslar vasıtasıyla 26-27 Şubat 2014 günü Kırım’ı işgal etti. Aynı şekilde Ukrayna vatandaşı görünümlü Rus özel kuvvetlerinin operasyonu ve yerel işbirlikçilerle, Lugansk ve Donetsk bölgelerinin bir bölümünü ele geçirdi. Harkiv, Odesa, Herson, vb. yerlerdeki kalkışmalar ise dirayetli idareciler tarafından bastırıldı veya engellendi.

O dönemde Güney Ukrayna’yı işgal edemeyen Putin ve rejimi Kırım’ı işgal eder etmez Kırım köprüsünün inşaatına başladı. Putin bu köprüyle dünyaya “Kırım ebediyen Rusya’nın olacak” mesajı verirken, gerçekte bu köprüyü gelecekte Ukrayna’ya saldırı hazırlığı için inşaa ettirmişti. Çift şeritli gidiş gelişli araç yolu ve iki hatlı demiryolu olan Kırım köprüsünün bu amaçla kurulduğu, 2022 şubat ayında Ukrayna’ya saldırmadan önce, 2014 yılındaki işgalden sonra Kırım’a yerleştirdiği on binlerce asker ve silahlara ek olarak, Güney Rusya ve Kafkasya’dan getirdiği büyük askerî yığınak ile savaş süresinde bu köprü üzerinden Güney Ukrayna cephesine sağladığı cephane, asker, yakıt ve diğer lojistik destekle açıkça ortaya çıktı.

Kırım köprüsünün vurulması ve ağır hasar görmesi savaşın gidişatında önemli bir eşiğin daha aşıldığını ve psikolojik üstünlüğün kesin olarak Ukrayna tarafına geçtiğini göstermesi bakımından çok önemlidir. Rusya artık güney Ukrayna’daki birliklerine yeterli cephane ve lojistik desteği zamanında ulaştıramamaya başladı ve savaşın başından beri işbirlikçi idarecilerin yardımıyla işgal ettikleri Herson şehir merkezinden çekilmek zorunda kaldı. Ağır kayıplar vererek Dnipro (Özi/Özü) nehrinin doğusuna çekildi. Herson şehir merkezinde Ukrayna bayrağı ile birlikte bizim Gökbayrağımız dalgalanmaya başladı. Vatan Kırım’ın özgürlüğüne bir adım daha yaklaşıldı.

Kırım köprüsü, Kırım yarımadasını anakaraya bağlayan kara ve demiryolu köprüleri, Ukrayna’yı işgalde büyük ve stratejik rol oynayan Akyar’daki dahil, Kırım’daki Rus üsleri ve askerî havaalanları vurulmaya devam edecek. Kırım köprüsünün tamamen yıkılıp işlevsiz hale gelmesi şarttır ve bu mutlaka gerçekleşmedir. Kırım’a işgalle beraber gelenler,  Rusya’nın işgaline yardım edenler ve işbirlikçileri köprü yıkılmadan kaçmadıkları takdirde Ukrayna adaleti karşısında hesap vereceklerdir.

Putin’in en büyük gücü Batı’nın zaaflarıydı. Umarız haklı bir özgürlük savaşı veren Ukrayna’yı destekleyen ülkeler zaaflarına yenik düşüp Ukrayna’ya verdikleri desteği azaltmazlar. Ukrayna’yı Kırım, Luhansk ve Donetsk’in işgal altındaki bölgelerini Rusya’ya bırakmaya, krizi bu şekilde dondurmaya zorlamazlar. Aklı başında herkes, her Batılı biliyor ki Ukrayna onların özgürlüğü ve güvenliği için de savaşıyor. Türkiye’nin ve Türk Dünyasının güvenliği ve geleceği için de savaşıyor.

 

Unutmayalım : “Putin’in en büyük gücü Batı’nın zaaflarıdır.”

En büyük destekçileri de ruhunu ve kişiliğini satmış olanlardır. Kişisel çıkarlarını ülkelerinin millî çıkarlarının önünde görenlerdir.

TAVSİYELER

SAMSUN’DA SÜRGÜNÜN 80.YILINDA KIRIM KONFERANSI

Samsun Türk Ocağı “Sürgünün 80 Yılında Kırım” Konferansı düzenliyor Samsun Türk Ocağı’nın Kırım Türklerinin vatanlarından …