KİTABİYAT

KİTABİYAT

Nail AYTAR

İsmail H. A. Ziyaeddin, Toy, Kriterion Yayınevi, 1992 yılı, 84 sayfa Kırım Tatarca şiirler.

Elimizde ki şiir kitabının yazarı İsmail Ziyaeddin uzun yıllardan beri Kırım Tatar kültürüne değişik hizmetleri geçmiş değerli bir ede­biyatçımızdır. Şiir, duygu ve düşüncelerimizi en kısa ve etkili yoldan ile­tebileceğimiz çok yönlü bir ifade tarzıdır. Şairimiz de bu yolu kullanarak mensubu olduğu milleti ve kültürünü anlatıyor. Öncelikle şiirlerinde este­tik, kalıp gibi zorlamalara gitmeden topluma, kendi insanlarına mesajlar vermeyi ön planda tutmuş şairimiz. Şiirlerini anlayabilmek için şairin nasıl şartlarda yaşadığını ve nasıl bir milletin içinden geldiğini bilmek lazımdır. Çünkü mensubu olduğu Kırım Tatar toplumu geçmişinde büyük devletler kurmuş, dünya üzerinde etkili rollerde bulunmuş, medeniyetler kurmuş bir millettir. Daha sonraları Rus işgali ile göçlere maruz bırakılmış, toprağından olmuş, horlanmış, asimile edilmeye çalışılmış değer verdiği her şey elinden alınarak yaşamasına müsaade edilmiş veya ölümü seçmeye zorlanmış bir millettir. Bu ve benzeri şartları yaşamış bir milletin şiirleri, şarkıları elbette hüzünlü olacaktır ve yok edilmeye çalışılan değerlerine dört elle sarılmış olmalarından daha doğal bir şey olamaz. Bu haliyle Kırım Tatar toplumu dalları kesilmiş, kökleri çıkarılıp atılmaya çalışılan bir millet olarak vatan toprağında tekrar köklenerek yeşermeye çalışmaktadır. Bir millet diliyle, töresiyle, diniy­le, toprağıyla ve bayrağıyla yaşar. Şairimizde bunun için dilimizi unut­mamak, korumak ve güzelleştirerek geliştirme temalarına dört elle sarılmıştır. Dilini unutan bir toplum kendisine yabancı ifadelerle kendini anlatmak durumundadır, bu da asimilasyonun ilk basamağıdır. Dil bir Kırım Tatarı için bir İngiliz veya Fransızdan çok daha farklı anlamlar taşır. Kırım Tatarı birbiriyle anlaşabilmek için değil varlığını koruya­bilmek için diline sarılır. Ancak bu sayede. Cengiz Dağcı ana dilini hiç kullanmadan yaşayabileceği bir ülkede Nobel’e aday eserler yaratabilir, Bekir Sıtkı Çobanzade çocuğunu sever gibi “Tuvgan Tilim” diyebilir, Meh­met Niyazi gibi vatan toprağından uzaklarda, ateşiyle yanar tutuşur.

İsmail Ziyaeddin 13 Kasım 1912 yılında Köstence’de dünyaya gelmiş babası Kırım doğumlu Hacı Ahmet Efendidir. Hacı Ahmet Efendi Kırım’dan İstanbul’a tahsil için gelmiş, daha sonra tahsilini, müteakip Köstence’ye gelerek hocalık ve öğretmenlik yapmıştır. İsmail Ziyaeddin orta ve medrese eğitimini bitirdikten somu öğretmenlik ve hocalık yapmıştır. Romanya Başmüftülüğü de yapan İsmail Ziyaeddin ilerlemiş yaşına rağmen İnşaat Yüksek Enstitüsünü bitirerek mühendis olmuş ve bu alanda pek çok eser yazmıştır. Romanya’da Türkçe eğitim verildiği yıllarda kitap yazarı olarak komisyonlarda bulunmuştur. Pek çok edebî ve siyasî makalesi yayınlanan şairimizin bazı eserleri Türkiye ve eski Yugoslavya’da yayınlanmıştır. Köstence’de faaliyet gösteren dernek ve cemiyetlerde faal olarak görevlerde bulunan İsmail Ziyaeddin her bakımdan örnek aldığı Mehmet Niyazi’nin prensiplerinin peşinden gitmiş, Mehmet Niyazi gibi ata yurt, ana yurt diyerek Kırım İstiklâl’ini savunmuştur.

Şiirlerini konularına göre gruplandıran şairimiz ilk bölümde ki şiirlerini “Tüşünceler” adı altında yazmış. Bu bölümde “Barış İçün”, “Oylav” “Asretlik”, “Ana Tilim”, “Mehmet Niyazi’nin Kabri Başında” şiirleri yer almış. Şiirleri zaman zaman “Barış İçün” şiirinde olduğu gibi evrensel değerleri taşırken, zaman zaman da millî değerler konu ediliyor. “Oylav” şiirinde halkımızın geri kalmasının sebepleri araştırılırken, “Asretlik” şiirinde anne sevgisi dile getiriliyor. “Ana Tilim” şiirinde ise dilimizin güzelliğinden bahsedilerek onu değiştirmek isteyenler şiddetle eleştiriliyor. Kitabın ikinci bölümünde “Töreler, Törenler” başlığı altında millî ananeler anlatılmış. İlk şiir “Tepreç” halkımızın güzel bir adeti olarak heyecanla anlatılmış. İkinci şiir kitaba adını da veren “Toy” şiiri. Bu şiirde Akkı ve Sadet adında ki iki gencin tanışıp evlenmesine kadar geçen zaman duygusal ifadelerle anlatılmış. Bu uzun şiir parçalara bölünerek önce gençlerin pencereye giderek tanışmaları, birbirlerine aşık olmaları, cavşı göndermeleri, ailenin karar vermesi, söz kesimi, toy başlaması, nikah töreni, çınlaşma, küreş, kiyev traşı, toy tüşmesi, kiyev kapama sırasıyla anlatılmış. Bu güzel ifadelerle törelerimizin en az dili­miz kadar önemli olduğunu, bu değerlerin milletleri bir arada tutan zamk­lar olduğunu hissettiriyor bize İsmail Ziyaeddin.

Üçüncü bölüm “Ballar İçün” başlığını taşıyor ve çocuklara hitab ediyor. Bu bölümde “Neniy”, “Okul”, “Kuşlar niçün ketesiz”, “Eki Koraz”, “Yankı”, “Kış”, “Kar Cava”, “ilkyaz”, “Mışık man Tilki”, “Arslan postu kiygen Eşek”, “Koyan man Kalpak”, “At, İt ve Eşek”, “Kalpakman Ayakkap” şiirleri çocuklara zaman zaman öğüt verici, eğlendirici yönler taşıyor.

Kitabın önsözünde de belirtildiği gibi dil konusunda yazarın “Romanya Tatarcası” diye ifade ettiği Kırım çöl bölgesi lehçesi kullanılmış. Dilin bir milleti birleştiren faktörlerin başında geldiği düşünülürse bu konuda

daha hassas davranmamız zarurîdir, Dünya’nın neresinde yaşarsa yaşasın bütün Kırım Tatarları dil problemini aşarak ortak bir edebî dil ile yazmalıdır. Bu konuda rahmetli İsmail Bey Gaspıralı’nın dediği gibi “Dilde, Fikirde, İşde Birlik” sözü rehber alınarak hareket edilmeli, aynı düşünceler için aynı ifadeler kullanılmalıdır.

Kitaba teknik yönden baktığımızda beyaz kağıda temiz bir baskı yapılmış. Ali C. Ahmet – Naci’nin redaksiyonu ile bu kitabın titizlikle hazırlanmış olduğu hemen göze çarpıyor. Bu değerli kitabın kaç adet basıldığı hakkında bir rakam verilmemiş.

Bu esere emeği geçen herkesi gönülden tebrik ediyor ve şairimizin henüz yayımlanmadığını söylediği son şiirlerinin bir an önce Kırım Tatar okuyucularına sunulmasını bekliyoruz.

TAVSİYELER

SAMSUN’DA SÜRGÜNÜN 80.YILINDA KIRIM KONFERANSI

Samsun Türk Ocağı “Sürgünün 80 Yılında Kırım” Konferansı düzenliyor Samsun Türk Ocağı’nın Kırım Türklerinin vatanlarından …