Canibek Han’ın Kırım’da ne kadar hanlık yaptığını bilmiyorsak da Hacı Giray’ın vefatından sonra 1466-1469 yıllarında Kırım’da hanlık yapmış olan Nurdevlet’in 1477-1479 senelerinde de hanlık yaptığını görüyoruz (32).
[ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”1,2,3″ ihc_mb_template=”1″ ]
Buna göre Canibek Han Kırım’da pek kısa bir zaman hanlık yapabilmiştir.
Canibek’in yedine Mengli Giray’ın gelmeyip de Nurdevlet’in gelmesinin sebebi anlaşılmamakla beraber, Altınordu Hanının tazyikiyle Kırım limanlarından birine iltica etmiş olan Mengli Giray Han’ın oradan imkân bularak İstanbul’a gitmiş olması ve bu esnada hâdiseleri yakından takip eden Nurdevlet’in, Canibek’in zayıflığından istifade ederek Kırım beylerinin de yardımıyla, tahta geçmiş olması çok kuvvetli bir ihtimaldir.
Canibek Han idareden âciz ve iktidarsız bir şahıstı. Bir taraftan kendisine payitaht edindiği Kırım’ın en güzel, en zengin şehirlerini insafsızca tahrip ve yağma ederek Kırımlıların nefretini kazanmış, diğer taraftan da bu yaptığı işlerin yanına kalmayacağını anlayarak Rus Kinâzı İvan’a elçisiyle mektup göndererek, şayet bir gün Kırım tahtından tard edilecek olursa kendisine yardım edip etmeyeceğini sormuştu (33).
Bu sıralarda Karabuğdan’a sefer açan Fatih Sultan Mehmet, Mengli Giray Han’dan Gedik Ahmet Paşa ile Mengli Giray Han arasında yapılan mütekabil yardım antlaşmasına dayanarak, yardım istemişti. Mengli Giray Han bu yardımı göndermişse de bu esnada kendisi de taarruza uğradığı için ordusunu geriye, Kırım’a çektiği anlaşılmaktadır.
Son zamanlarda Akdes Nimet Bey tarafından neşredilen Kırım Mirzalarından Aminik Beyin Sultan Fatih’e yazdığı mektup bu meseleyi çok güzel izah etmektedir, Ehemmiyetine binaen kısaca naklediyorum:
“Hüvelgani ve Hüve Sultan Bin Sultan Essultan Mehmet Han” diye başlayan ve uzunca dibaceden sonra, Karabuğdan’a açtığınız sefer için bizden muavenet istemişsiniz. Biz, de kendi düşmanımız olduğu halde sizin yardımınıza geldik. Birçok düşman kalelerini ilhak edip hesapsız miktarda ganaim aldık. Badehu rücu kılıncaya kadar, düşman geldi, evlerinizi yağma etti, diye haber alarak aldığımız ganimetleri alıp dönmeğe hazırlanırken düşman arkamızdan geldi. Cereyan eden şiddetli muharebede çok adamımız zayi oldu. îki kardeşim şehit düştü. Birçok at, silâh kayıp ettik. Kendimiz tek bir atımızla geldik (34). Bu suretle memleketimize gelince Altınordu kuvvetleri geldi, memleketimizi zaptetti. Atlarımız zayıf olduğu için düşmana mağlûp olduk. Bu acele haberle Kırım’a döndüğümüz için mübarek cemâlinizi görmek nasip olmadı. Elhamdülillah sonradan
Karabuğdan seferinde düşmana galip geldiğinizi işiterek çok sevindik, ilâh…
denilmektedir (35).
Yukarıda Canibek Han’ın uzun müddet Kırım tahtında kalamadığını, aynı yıllarda Kırım’da Nurdevlet’in hanlık yaptığını kaydetmiştik. Nurdevlet, hanlığı esnasında mütemadiyen biraderi Haydar tarafından izaç
edilmişti. Diğer taraftan onun hanlığı Kırım ahalisini de memnun etmemişti. Bu defa ondan şikâyet edilerek Sultan Fatih Mehmed’e müracaatlar vuku buldu. Kırım Mirzalarından Aminek Bey, Osmanlı Sultanına yazdığı mektupta, Nurdevlet’in tahtından indirilerek, yerine Mengli Giray’ın nasbedilmesini rica ediyordu (36). Nurdevlet de vaziyeti bildiği için Sultana mektuplar yazarak bu gibi sözlere itimat edilmemesini rica ediyordu (37).
Mengli Giray taraftarlarının Sarayda ağır basmaları ve bilhassa Aminik Mirza’nın mektuplarının tesiriyle, Kırım tahtına Mengli Giray Han tekrar Han naspedildi. Yalnız bu tâyinin tarihi belli değildir. Mengli Giray Han tarafından Mayıs 1478 tarihinde Sultan Fatih’e yazılan mektubun Kırım’dan yazıldığı anlaşılmaktadır. Fakat aynı yılın birinci teşrininde Aminek Mirza tarafından Sultan Fatih’e yazılan mektupta, Kırım Mengli Giray’ın Han tâyin edilmesi rica edildiğine göre, aynı yılın Mayısında Kırım’da bulunan Mengli Giray henüz Kırıma Han naspedilmemişti (38). Nurdevlet, Lehistan Kiralına da aynı sene bir mektup yazıp elçileri ile göndererek, Türkiye ile bir ittifak yapmasını teklif ettiğine göre, aynı senede onun da Kırım’da hüküm sürdüğü anlaşılmaktadır (39). Buna göre, Mengli Giray’ın Kırım tahtına geçmesi, 1478 senesinin sonlarında veyahut 1479 yılının başlarına rastlar. 30 Nisan 1479 tarihinde III. Ivan, Mengli Giray’ın yeniden tahta geçmesi münasebetiyle elçisini göndererek tebrik etmiş ve babasının tahtında, yurdunun başında sağlam oturmasını temenni etmiştir (40).
Mengli Giray Han’ın 1476 senesinde Saray hanının tazyikiyle Kırım limanlarının birine iltica ettiğini ve oradan da İstanbul’a geçtiğini yukarıda görmüştük. Kırım beylerinin ve bilhassa Aminik Mirza’nın iltimasıyla yeniden Kırım’a Han naspolunduktan sonra Mengli Giray Han, Sultan Fatih ile bir anlaşma yapmıştır. Bu anlaşmayı bazı şark müverrihleri Osmanlıların Kırım Hanlığı üzerinde hâkimiyeti diye kaydetmişlerse de, garp tarihçileri ve bilhassa elimizde bulunan bacı vesika bu zekaya iki devlet arasında yapılmış bir ittifak olarak kabul etmektedirler.
Sultan Fatih ile Mengli Giray Han arasında aktedilen siyasî ve askerî ittifak şu maddeleri ihtiva etmektedir:
1 — Osmanlı Padişahı Kırım” tahtına, Cengiz neslinden başka bir sülâleye mensup olan birisini Han nasp edemez.
2 — Babı Âli, Giray ailesine mensup olanlardan hiçbir kimseyi, hiçbir vakit ve hiçbir sebep tahtında idam cezasıyla tecziye edemez.
3 — Hanın memaliki ve Giray ailesinin yaşadığı başka yerlerde (Türkiye’de Kırım Giraylarına ait arpalıklar, çiftlikler olacak) içinde yaşayan başkası olsa bile her türlü tecavüzden masun olacaktır.
4 — Cuma namazında okunan hutbede Sultanın ismi okunduktan sonra Hanın da ismi okunacaktır.
5 — Han tarafından vuku bulan herhangi bir tahrirî müracaata, Sultan tarafından red cevabı verilemez.
6 — Han, harp esnasında beş tuğla sancak taşıyabilecektir (41).
7 — Her sefer vukuunda Han, Babıâliden kendi hususî askerleri için 120 kese, Mirzaları ve Kapıkulları için de 80 kese altın alacaktır (42).
Paris Millî Kütüphanesinde bulunan el yazması Kırım tarihinde, Kırım – Türkiye münasebeti ve Sultan Fatih’le Mengli Giray arasındaki mukavele şu şekilde anlatılıyor:
(Bengli Giray Han bini Hacı Giray Han rıdva nulla hû taalâ ecmain 880 senesi Gedik Ahmet Paşa Kefe ve Mangup Kalelerini feth ve teshir eylediğinde Mangup Kalesinde Venedik elinde esir olan Bengli Giray Han
paşayı mezkûrun eline düşüp asitaneye gönderdiğinde derunu Kırım’da kesir kıtallarden naşi ehalii Kırım’ın itti-faklarıyla adam gönderüp arz ve Bengli Giray’ın Han olmasını rica ettiklerinde bu şartlar ile tarafeynden kararda da olduktan sonra Kırım’a Han edip Tuğ ve alem ve mehter ihsan edip irsal eylemiş. Mezkûr şartlar şunlardır:
Evvelâ hilafı şer birbirimize elimiz dahi ererse katleylemiyelüm ve saniyen her umurda birbirimize muavenet üzere olup düşmanımızdan intikam alalum ve salisen senden sonra han olanlar biat idüp azl ve naspları Osmanlı Padişahının elinde olsun ve rabien Kefe ve Mangup civarında olan halkın nasp ve kazası ve aşan Osmanlının olup Kırım hanları ana karışmamak üzere ve Osmanlı Padişahı dahi Han sekenesine dokunmamak üzere ilâh..) denilmektedir (43).
Sultan Fatih ile Mengli Giray Han arasında yapıldığında şüphe olmayan ve fakat ele geçen metinleri üzerinde tam bir birlik bulunmayan anlaşmanın ihtiva ettiği başlıca mâna ve mahiyet bu iki Türk devleti arasındaki siyasî ve askerî menfaatlerin yekdiğerini tamamladığını ve Osmanlı sultanları tarafından naspolunan hanların haricî siyasetlerinde, malî işlerinde istiklâllerine sahip bulunduklarını göstermektedir. Bu iki devletin yekdiğeri aleyhinde hiçbir gûna harp ve darpte bulunmamayı taahhüt etmiş olmaları ve bunu kan ve din esasına dayandırmış bulunmaları anlaşmanın ruhunu teşkil etmektedir. Hakikaten Osmanlı ve Kırım Türkleri bütün tarihleri boyunca bu prensiplerden dışarı çıkmamışlardır. Kısacası bu muahededen de anlaşıldığına göre, bu ittifakla Kırım müstakil bir devlet olmak vasfını kaybetmiş değildir. Belki siyasî hâkimiyeti biraz tahdit, edilmiştir. Bu vaziyet bilhassa hanların şahsî kabiliyet ve kudretleri zaafa uğradıkça sarsılmıştır. Han, faal, akıllı olduğu ve ele geçen fırsatlardan istifade etmeyi bildiği zaman, Osmanlılardan tamamen ayrı olarak, Kırım’ın ihtiyaçlarına göre istediği gibi müstakil bir siyaset yürütüyor; faaliyet, kudret ve zekâdan mahrum, idareden âciz herhangi bir Han zamanında ise Kırım, Sultanların gayrı mahdut isteklerine tâbi olarak hakikî matbu vaziyetine düşüyordu.
Kırım, Türkiye ve Lehistan münasebetlerine dair ilk eseri yazan Bartoşeviç bu hususta gayet meraklı malûmat vermektedir. Muharrir, evvelâ Mengli Giray Han’ın Osmanlı Devletine bir bir muahede yapmak için müracaat ettiğini ve yapılan bu muahedede çok akıllıca hareket ettiğini zikirle, maddeleri birer birer tahlil ediyor ve Mengli Giray Han’ın, Kırım’a Han naspetme meselesini Osmanlı Sultanlarına bırakmakla, Kırım’da olacak kargaşalık ve entrikaların önünü aldığını, Giray neslinden birisini han yapmak mecburiyeti olduktan sonra böyle yapmakta bir mahzur olmadığını kaydederek, muahedenin bütün maddelerini Hanın menfaatine olarak izah etmektedir. Müellif ilâveten diyor ki, Cengiz neslinden olan hanlar kendilerini hiçbir zaman Osmanlı neslinden olan sultanlardan dûn addetmezlerdi.
(Devam edecek)
_______________________
(32) Y. Kolankovski: Yuk. eser, s. 329-330.
(33) Pulaski: Yuk. eser, s. 1125.
(34) Kırım hanları sefere giderken her asker yanında 2-3 at bulundururdu.
(35) Akdes Nimet Kurat: Topkapı Sarayı Müzesi Arşivindeki, Altınordu, Kırım ve Türkistan hanlarına ait Yarlıklar ve Bitikler, İstanbul 1940. s. 103-104.
(36) A. N. Kurat: Aynı eser, s. 99.
(37) A. N. Kurat: Aynı eser, s. 99.
(38) A. N. Kurat: Aynı eser, s. 99.
(39) A. N. Kurat: Aynı eser, s. 99.
(40) Hruşevski: Yuk. eser.
(41) Y. Bartoşeviç: Poglond Polskiz Türtsiyon i Ta tarami. Varşova, 1860. Müellif bu eserinde, hanlar ordunun başında Sultanların altı tuğuna mukabil beş tuğ taşırlardı diyor.
(42) Peysunel: Traite sur le commerce de la Mer Noire. Paris 1787. vol. II. s. 228-230.
Langles: Notice sur leş Khanat de la Grimde. Paris 1802 s. 4-6. Sestrenseviç Bohoş: Istoria tsareviça Hersonesa a Tavriyskogo C. II. s. 256-258. Smirnov: Yuk. eser, s. 294.
(43) Paris’te (Bibliotheque Nationale) de el yazması kitaplar dairesinde No. 515. Kırım Tarihinden alınmıştır. Smirnov da Yük. eser, C. I. s. 297-298. de Rusya hariciye nezareti kütüphanesinde dört maddelik bir mukavelenin bulunduğunu kaydetmektedir. Y. Bartoşeviç: Yük. eser, a. 58-75. Sahib Giray Tarihi: Paris millî kütüphanesinde No. 164 el yazma. Y. Bartoşeviç: Yuk. eser s. 65-69.
[/ihc-hide-content]
Emel Dergisi 8, Ocak-Şubat 1962. Sayfa .
Emel KIRIM VAKFI