RUSYA SUÇ İŞLEMEK İÇİN KIRIM’I NASIL KULLANIYOR?

RUSYA SUÇ İŞLEMEK İÇİN KIRIM’I NASIL KULLANIYOR?*

 

İvanna PAŞKO**

Çeviren: Özgür KARAHAN

 

2014 yılından bu yana Kırım, Rusya’nın yasa dışı işgali altında kalmıştır. Bu süre zarfında yarımada, dünyanın büyük bir kısmı tarafından “tartışmalı bölge” ya da hatta barış sürecinde potansiyel bir pazarlık kozu olarak görülmüştür. Ancak, Rusya’nın topyekûn işgalinin başlamasıyla birlikte Kırım’ın sadece bir askerî üs olarak değil, aynı zamanda savaş suçları işlemek, sistematik baskılar uygulamak ve stratejik manipülasyonlar gerçekleştirmek için bir araç olarak kullanıldığı açıkça görülmüştür.

İşgal için askerî sıçrama tahtası olarak Kırım

2014’te işgalin başlamasından bu yana Rusya, Kırım’ı stratejik bir askerî üsse dönüştürdü. Yasa dışı ilhakın hemen ardından yarımada, Rus Karadeniz Filosu için kilit bir merkez ve bölgesel militarizasyonun odağı haline geldi. Askerî altyapı hızla genişledi; yeni füze sistemleri, hava birlikleri, hava savunma sistemleri ve daha fazlası konuşlandırıldı. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı’na göre, 2019 sonbaharı itibarıyla Rusya Kırım’a 40 tank, 583 zırhlı araç, 162 ağır topçu sistemi, 122 savaş uçağı, 62 helikopter ve 12 çok namlulu roketatar sistemi konuşlandırmıştı.[1] Buna ek olarak, bölgede 34 Rus savaş gemisi ve yedi denizaltı hâlihazırda faaliyet gösteriyordu.

Rusya topyekûn işgalin ilk günlerinde Ukrayna’nın güneyine yönelik saldırısını işgal altındaki Kırım’dan başlattı. Yarımada bir sıçrama tahtası olarak kullanıldı; bu sayede Kremlin kara hedeflerine saldırıları koordine edebildi, sivil ve askerî noktalara füze atışları gerçekleştirdi ve hem hava hem de deniz kuvvetlerini devreye soktu. İlk saldırının başarısız olmasının ardından, yarımada çevredeki Ukrayna bölgelerine (Besarabya, Prıçornomorya, Tavriya, Prıazovya, Podniprovya ve Zaporijya) yönelik saldırılar için bir üs olmaya devam etti.

Rusya, Kırım’ı çeşitli nedenlerle aktif olarak kullanıyor. İlk olarak, elverişli demiryolu ve karayolu bağlantıları askerlerin, yakıtın, ekipmanın ve mühimmatın hızlı bir şekilde cephe hatlarına taşınmasını sağlıyor. İkinci olarak, 2014 işgalinden[2] sonra Sivastopol’de [Akyar] konuşlandırılan Rus Karadeniz Filosu, yarımadayı hem bir toplanma alanı hem de füze saldırıları ve deniz keşifleri için bir fırlatma üssü olarak kullanıyor. Üçüncü olarak, Kırım’ın cepheye yakınlığı, insansız hava araçları ve roketlerin fırlatılması için uygun bir üs olmasını sağlıyor. Mesafe daha kısa olduğundan, füzeler hedeflerine daha hızlı ulaşıyor; bu da Ukrayna kuvvetlerinin tepki vermesi için daha az zaman kalmasına yol açıyor.

Rusya’nın Askerî Ekipmanlarının Kırım’a Konuşlandırılması

Elverişli lojistik konumu sayesinde Kırım, Ukrayna’nın geçici olarak işgal edilmiş bölgelerine silah, asker ve ikmal malzemelerinin taşınmasında ana güzergâhlardan biri haline geldi.

Askerî ekipman cepheye gönderilmeden önce çoğunlukla bakım veya onarım görmesi gerekiyor. Bunun için Rusya, Kırım’da gerekli altyapıyı inşa etti -tamir üsleri, teknik istasyonlar ve atölyeler kuruldu. Eski çiftlikler, fabrikalar ve sanayi binaları geniş çapta dönüştürülerek mühimmat, yakıt ve diğer askerî malzemelerin depolandığı alanlara çevrildi. 2018’de Ukrayna medyasından Crimea.Realities’in [Krım.Realii] gazetecileri bölgede terk edilmiş ahırları tespit etti.[3] 2019-2020’ye gelindiğinde ise, aynı bölgede, tam ölçekli bir savaş durumunda kullanılmak üzere büyük bir askerî tesis -bir depolama üssü- inşa edilmişti. Bu tekil bir örnek değil; Rusya, tam kapsamlı işgalden çok önce bu tür üsleri kurmaya başlamıştı.

Ayrıca yarımada, askerî tatbikatların yürütülmesi için önemli bir merkez haline geldi; 2014’ten sonra Rus birliklerini ve zorla Rus ordusuna alınan Kırımlı sivilleri barındırmak üzere birçok askerî birlik ve kışla inşa edildi. Yalnızca 2015’te, Rus Karadeniz Filosu’na bağlı 126. Münferit Sahil Savunma Tugayı ve 8. Topçu Alayı için planlanan altı yatakhaneden ikisi tamamlandı; bu binalar 1.800 işgalci askerin konaklaması için tasarlanmıştı. Çeşitli raporlara göre, 2014 ile 2021 arasında yarımadanın farklı bölgelerinde Rus askerleri ve aileleri için 10.000’den fazla daire inşa edildi.[4] 2023’te ise Rus hükümeti, Ukrayna’ya karşı savaşta savaşan askerlere konut garantisi sağlayan bir yasa çıkardı. Bu askerlere, bu evlerin mülkiyetini kaydettirme süreçlerinde de kolaylıklar tanındı.

Rusya’nın İşgal Altındaki Bölgelerdeki Militarizasyon Yoluyla Uluslararası Antlaşmaları İhlali

Kırım’ın militarizasyonu, Rusya’nın yerel halkın güvenliği ve refahını hiçe saydığını açıkça ortaya koyuyor. Birçok Kırımlı, hayatlarının adeta savaşın rehinesi haline geldiğini, yarımadanın devasa bir askerî üsse dönüştürüldüğünü ve insanların fiilen işgalci güçlerin ihtiyaçlarını karşılayan bir kaynak olarak kullanıldığını fark etmiş durumda.[5] Dahası, Rus güçleri sivil altyapıyı kasten askerî stratejilerine entegre ediyor; Ukrayna’nın saldırı ihtimalini azaltmak için tesisleri yerleşim alanlarının yakınına inşa ediyor. Sarı Kurdele direniş hareketinin koordinatörü, işgalin idarî merkezi ve Rus Karadeniz Filosu’nun karargâhı olan Sivastopol [Akyar] sakinlerinin, evlerinin yakınına askerî tesisler inşa edilmesinden duydukları endişeyi dile getirdiklerini ve bu durumun siviller için tehlikeyi büyük ölçüde artırdığını belirtti.[6]

Rusya’nın yarımadadaki askerî varlığı, yerel aktivistlere, sivil topluma ve Ukrayna’ya sadık sivillere yönelik baskıları da körüklüyor. Zorla seferberlik ve baskı tehdidiyle karşı karşıya kalan 200.000’den fazla kişi, Temmuz 2024 itibarıyla yarımadadan kaçmak zorunda kaldı.[7] Bu karar dikkatli bir planlama gerektiriyor; zira Rus işgal güçleri yarımadadan çıkışları sıkı şekilde izleyip kontrol ediyor.

Kırımlıların Yasa dışı Şekilde Rus Ordusuna Alınması

Kırım sakinlerinin zorla seferber edilmesi, yarımadanın 2014’te işgal edilmesinden hemen sonra başladı; ancak en yoğun dalgalar 2022’deki tam ölçekli işgalin ardından yaşandı. İşgal altındaki topraklardaki sivillerin işgalci gücün ordusunda hizmet etmeye zorlanması, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 51. maddesinin ihlalidir.[8] Kırım Tatar Millî Meclisi’ne göre 25.000’e kadar celp kâğıdı dağıtıldı ve bunların %90’ı doğrudan Kırım Tatarlarına verildi.

Pek çok Kırım sakini başlangıçta Rus vatandaşlığını kabul etmeyi reddetti. Ancak sağlık hizmetlerine, eğitime, istihdama, emekliliğe erişimin reddi ve doğrudan tehditler gibi ağır kısıtlamalar nedeniyle vatandaşlık almak zorunda bırakıldılar. Rus pasaportu taşımak, her erkeği otomatik olarak askerlik yükümlüsü ve dolayısıyla seferberlik kapsamında kılıyor. Celp işlemleri de sık sık usulsüzlüklerle yürütülüyor: askerlik şubeleri tıbbî raporları rutin şekilde reddediyor, görevliler erteleme ve muafiyet belgelerini çoğu zaman görmezden geliyor veya anında imha ediyor. İşgal makamları, Ukrayna yasaları uyarınca daha önce tanınmış olmasına rağmen, dinî inançları da muafiyet gerekçesi olarak kabul etmiyor.

Açık kaynaklar, erkeklerin işten çıktıktan hemen sonra sokakta askerlik görevlileri tarafından defalarca gözaltına alındığını, çoğu zaman doğrudan askerlik şubelerine götürüldüğünü bildiriyor.[9] Gözaltına alınanlara nerede bulundukları ya da sonrasında ne olacağı hakkında bilgi verilmiyor; işgalci güçler onlara telefonlarını kapatmalarını emrediyor ve aileleriyle herhangi bir temas kurmalarını engelliyor. Fiziksel ve psikolojik baskı altında, çoğu kişi Rus ordusuna katılmak için “gönüllü” başvurular imzalamaya zorlanıyor.

Kırım’ın eski Cumhurbaşkanlığı Daimî Temsilcisi Tamila Taşeva’nın bildirdiğine göre, yalnızca 2023’te yaklaşık 44.500 Kırım sakini Rusya Federasyonu Silahlı Kuvvetleri’ne askere alındı.[10] Diğerleri ise askerlikten kaçmak için kayıtlı adreslerinde kalmamayı, böylece askerlik şubesi veya güvenlik görevlilerinin ziyaretlerinden uzak durmayı deniyor.

Celp kâğıtlarını görmezden gelen, askerlik şubelerine uğramayan veya sağlık kontrollerini atlayan kişiler giderek artan idarî para cezalarıyla karşılaşıyor. Ayrıca polis, bu kişileri arananlar listesine ekliyor. İşgalci yetkililer onları telefon verileri, sosyal medya faaliyetleri ve sokak kameraları aracılığıyla takip ediyor. Seferberlik kapsamında olup da yarımadadan ayrılmaya çalışan erkekler kontrol noktalarında durduruluyor ve çıkışlarına izin verilmiyor. Böyle bir zulme karşı dava açmak da sonuçsuz kalıyor -çoğu kişi sonunda ceza alıyor ve zorla askere alınıyor.

Kırım’daki İnsan Hakları İhlalleri

2022’deki tam kapsamlı işgalden bu yana Rusya, işgal altındaki Kırım’da baskıları önemli ölçüde artırdı. Ukrayna’yı açıkça destekleyen kişiler sık sık tacize uğruyor, tutuklanıyor ve uydurma suçlamalarla yargılanıyor. Aynı zamanda gazeteciler, gönüllüler ve aktivistler para cezaları, yasa dışı tutuklamalar ve işkencelerle hedef alınıyor. Sadece 2024’te Rusya, 61 kez mahkeme kararı olmadan ev baskını düzenledi, 109 sorgu ya da sözde “görüşme” gerçekleştirdi ve 111 sivili yasa dışı şekilde gözaltına aldı. Mahkûm edilenler çoğunlukla aileleriyle iletişim hakkından mahrum bırakılıyor ve uygun bir hukukî savunmaya erişimleri olmuyor.

Yasa dışı baskınların yanı sıra, yerel aktivistler de sürekli olarak gözaltına alınma ve uydurma suçlamalarla karşı karşıya kalma tehdidi altında yaşıyor. Kırım insan hakları örgütü CrimeaSOS’un proje koordinatörü Sabina İlyasova’nın aktardığına göre, işgal altındaki Kırım’da her üç günde bir insan kaçırma olayı yaşanıyor.[11] Kaçırılanlar genellikle Ukrayna ordusuna veya istihbaratına yardım etmekle suçlanıyor. Hemen her gün en az bir kişi, çevrim içi olarak Ukrayna şarkıları paylaşmak ya da Ukrayna’ya destek niteliğinde küçük jestlerde bulunmak -örneğin kadınların tırnaklarını mavi ve sarıya boyaması- nedeniyle tutuklanıyor. İlyasova’ya göre, en az 140 sivil rehine ve siyasî mahkûm hapishanelerde insanlık dışı muameleye maruz kalıyor.

Baskılar yalnızca sivil toplum aktivistleriyle sınırlı değil; Rus güvenlik güçleri sıklıkla onların akrabalarının evlerine de baskın yapıyor. Örneğin Nisan 2024’te Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Kırım Tatarı gazeteci Gülsüm Halilova’nın 74 yaşındaki babası Halil Halilov’un evini aradı.[12] Hipertansiyon hastası olan yaşlı adam baskın sırasında yataktan kalkamadı. Ajanlar yasaklı yayınlar, silahlar ve başka eşyalar aradı, fakat hiçbir şey bulamadı.

İnsan hakları ihlalleri çoğu kez gözaltı merkezlerinde devam ediyor. Gözaltına alınanlar sık sık işkenceye maruz bırakılıyor, itirafta bulunmaları ya da casusluk, aşırılıkçılık veya terörizm suçlamalarını kabul etmeleri için baskı görüyor. Rus ceza yasasına göre bu suçlar uzun hapis cezalarıyla cezalandırılıyor. Bazı kişiler birkaç gün sonra, çoğunlukla artık izlendikleri yönünde tehdit ve uyarılarla serbest bırakılıyor. Diğerleri ise sahte suçlamalara dayalı olarak yargılanıyor ve hapis cezalarıyla karşı karşıya kalıyor. ZMİNA İnsan Hakları Merkezi yönetim kurulu başkanı Tetyana Peçonçık’ın bildirdiğine göre, 2025 itibarıyla Kırım’da net bir suçlama olmaksızın 105 kişi hapiste bulunuyor; bunların 52’si sözde casusluk vakaları. Yaklaşık 1.300 kişi ise para cezasına çarptırıldı, gözaltına alındı, işten çıkarıldı veya Ukrayna’ya duydukları sempatiyi kınayan “pişmanlık videoları” çekmeye zorlandı.

2017’de Rus FSB görevlileri, Rus vatandaşlığını kabul etmeyi reddeden Rinat Paralamov’u kaçırdı. Paralamov, diğer Kırım Tatarlarının “Hizb-ut Tahrir” ile bağlantılı olduğu iddialarına dair isim vermesi için elektrik şoklarıyla işkence gördü. Ayrıca tüm ailesini tehdit ederek işbirliğine zorlamaya çalıştılar. İşkenceden sonra adam Simferopol’de bir tren istasyonunun yakınlarına bırakıldı ve aktivistler tarafından bulundu. Daha sonra Rinat ve ailesi hayatlarını korumak için Kyiv’e taşınmak zorunda kaldı.

Rusya’nın işgal yönetimi, sağlık sorunlarını baskı aracı olarak da kullanıyor. Gözaltında bulunanların sağlık durumları sistematik biçimde göz ardı ediliyor ya da kasten gerekli tedavilerden mahrum bırakılıyor. 2023’te, iki Kırım siyasî mahkûmu -Kostyantın Şıring ve Cemil Gafarov- tedaviye erişim engellendiği için hayatını kaybetti.[13] 2024 sonbaharı itibarıyla, sağlık durumu kötü olan ve acil tıbbî bakıma ihtiyaç duyan 67 Ukrayna vatandaşı, Kırım’da yasa dışı şekilde hapsedilmiş durumdaydı.[14]

Bağımsız avukatlara yönelik baskılar

Aktivistler ve sivil toplum liderlerinin yanı sıra, bu siyasî tutukluları savunan bağımsız avukatlar da sistematik olarak hedef alınmaktadır. 2022 yılında insan hakları savunuculuğuyla bilinen üç Kırım Tatar avukat -Lilya Gemici, Rüstem Kâmilyev ve Nazım Şeyhmambetov- itiraz etme hakkı tanınmadan meslek lisanslarını kaybetti.[15] Temmuz 2023’te, Kırım Tatarlarını ve siyasî davalarda yargılanan Ukraynalıları savunan insan hakları avukatı Oleksiy Ladin de barodan ihraç edildi.[16] Siyasî mahkûmların aileleri ve insan hakları aktivistleri, bu uygulamaların adil yargılanma ve savunma hakkını engellemeyi amaçladığını belirtmektedir.

Kırım Tatarlarına yönelik yerli halk olarak baskılar

Kırım’ın yerli halkı olan Kırım Tatarlarına yönelik baskılar, sadece 2022’deki topyekûn işgalle sınırlı değildir. Bu baskıların kökeni, 18. yüzyılda Rus İmparatorluğu’nun yarımadayı ilk kez işgal etmesine kadar uzanır. O tarihten itibaren, dil, gelenek ve dinî hayata yönelik kısıtlamalar Rus sömürgeci politikasının kalıcı bir unsuru olmuştur. Kırım Tatarlarının anavatanlarındaki varlığını ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerin zirvesi ise 1944 sürgününde yaşanmıştır. Bu süreçte bütün Kırım Tatar halkı zorla Sovyetler Birliği’nin uzak bölgelerine gönderilmiş, Sovyet döneminin son yıllarına kadar geri dönmeleri yasaklanmıştır.

Baskılar, Kremlin güçlerinin yarımadayı 2014’te yeniden işgal etmesinden sonra da devam etmiştir. Moskova, bu tarihten itibaren Kırım Tatar kimliğini silmek için çeşitli yöntemlere başvurmuş, “Rus Kırım’ı” şeklindeki tarihsel miti pekiştirmeye çalışmıştır.[17] Rus güvenlik servisleri, polis ve askerî güçler düzenli olarak Kırım Tatarlarının evlerine baskın düzenlemiştir. Kırım Tatar Kaynak Merkezi’nin verilerine göre, yalnızca 2023 yılında işgalci otoriteler 65 ev araması gerçekleştirmiş, bunların 46’sı Kırım Tatarlarının evlerinde yapılmıştır.[18] Bu aramalarda Ukrayna sembolleri, yasaklı kitaplar, silahlar veya Rus propagandasının Ukrayna’ya karşı sebepsiz saldırısını ve Kırım’ın yasa dışı işgalini meşrulaştırmak için kullandığı sözde “terörist Nazi örgütleriyle” bağlantı arayışları öne çıkarılmıştır.

Çoğu zaman bu baskınlarda hiçbir şey bulunmamaktadır. Eğer aile şanslıysa, görevliler evi talan edip sakinlerini korkuttuktan sonra ayrılmaktadır. Yarımadayı terk edebilenlerin aktardıklarına göre ise en az bir aile üyesi -çoğunlukla erkekler- sorguya alınmak üzere götürülmektedir. “Sebep” ise herhangi bir şey olabilir: “şüpheli davranışlar” ya da Rus kolluk kuvvetlerinin baskın sırasında yerleştirdiği, çoğunlukla Rusya’da yasaklı kitaplardan ibaret uydurma deliller. 2014’ten bu yana sürdürülen bu politika esasen halkı sindirmeyi ve işbirliğine zorlamayı hedeflemektedir. Direnenler ise daha sert yöntemlerle karşılaşmaktadır: gözaltılar ve sorgulamalar.

Bu kurumsallaşmış baskılar özellikle Kırım Tatarlarını orantısız biçimde hedef almaktadır. Kırım Tatar Kaynak Merkezi’ne göre yalnızca 2023 yılında kayda geçen 173 gözaltının 119’u (%69) yerli Kırım Tatarlarını hedef almıştır. Şubat 2025 itibarıyla Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın Kırım Özerk Cumhuriyeti Temsilciliği 221 siyasî tutuklu tespit etmiş, bunların 134’ünün Kırım Tatarı olduğu açıklanmıştır. Uzmanlar bu uygulamaları “hibrit sürgün” olarak tanımlamaktadır; çünkü tehditler, baskılar ve zorla askere alma uygulamaları Kırım Tatarlarını anavatanlarını terk etmeye zorlamaktadır.

Son dönemde Rusya, Kırım Tatarlarını giderek daha fazla Hizb-ut Tahrir adlı İslamî örgütle bağlantılı olmakla suçlamaktadır. Bu örgüt Rusya’da yasaklıdır ve bu suçlamalar Moskova için gözaltıları meşrulaştıran kullanışlı bir araç haline gelmiştir. Sadece Mart 2024’te Rus güçleri işgalin başlangıcından bu yana üçüncü en büyük baskın dalgasını gerçekleştirmiş, on Kırım Tatarını bu örgütle bağlantı iddiasıyla tutuklamıştır.[19]

Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerinden getirilenler için bir transit merkezi ve hapishane olarak Kırım

Yerel halka yönelik doğrudan baskıların ötesinde, Rusya Kırım’ı işgal ettiği bölgelerden kaçırdığı Ukraynalılar için kilit bir tutuklama merkezi hâline getirdi: çocuklar, sivil rehineler, savaş esirleri, eski Ukrayna askerleri ve yerel yetkililer bu kapsama giriyor. Bu gözaltı merkezleri, siyasî baskılarda aktif rol oynayan FSB’nin tam kontrolü altında işletiliyor. Yerel halkta olduğu gibi, bu tutulan kişiler de genellikle sahte itirafnameler ve ifadeler imzalamaya zorlanıyor. Bu belgelerde, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin sivilleri hedef aldığı ileri sürülüyor -Kremlin’in, işgali “yerel halkı koruma” gerekçesiyle meşrulaştırmak için ürettiği propagandaya hizmet eden bir anlatı.

Rus işgal makamları Kırım’ı esasen geçici bir gözaltı merkezi olarak kullanıyor. Buradan tutulan Ukraynalılar soruşturma tutukevlerine, Rusya’daki hapishanelere veya “filtrasyon kamplarına” sevk ediliyor;[20] bu da onların tespitini ve geri dönüşünü zorlaştırıyor. Bazıları ise tamamen sahipsiz bırakılıyor, kendi imkânlarıyla sığınacak yer bulmaya zorlanıyor. Bu şekilde yarımada, daha geniş çaplı zulüm mekanizmasının karanlık bir aktarma noktası işlevini görüyor.

Kaçmamış eski askerler ve Ukraynalı savaş esirleri yoğun sorgu ve işkenceye maruz kalıyor. Nitekim işgalin ilk günlerinde Kremlin’in yayımladığı program makalesinde, direniş gösterebilecek Ukraynalıların ortadan kaldırılması savaş hedeflerinden biri olarak ilan edilmişti. Temmuz 2022’de Tamila Taşeva, FSB’nin sorgu ve işkenceler için özel bir birim kurduğunu bildirdi.[21] Sistematik fiziksel ve psikolojik işkencelerin ardından tutulanlar hastanelerde ya da cezaevlerinde insanlık dışı koşullarda alıkonuluyor.

Cenevre Sözleşmesi’ne göre sivillerin savaş zamanında alıkonulması kesinlikle yasaktır.[22] Savaş esirleriyle ilgili belli kurallar ve zaman zaman esir değişimleri olsa da, sivillerin durumu çok daha karmaşıktır. Çünkü hiçbir yargılama yapılmıyor, hukukî süreç işlemiyor ve Ukrayna, Rusya’nın aksine, tek bir Rus sivili rehin tutmuyor. İnsanlar basitçe kaçırılıyor ve hukuksuz biçimde hapsediliyor. Rusya’nın geniş hapishane ağına dağıtıldıkları için izlerini sürmek ve serbest bırakılmaları için baskı yapmak da son derece güçleşiyor. Ukrayna Savaş Esirleri ile İlgili Koordinasyon Merkezi’ne göre Rusya yaklaşık 14.000 Ukraynalı sivili rehin tutuyor, ancak bu vakaların 2.000’den azı doğrulanabilmiş durumda.[23] Bazı siviller yeni işgal edilen bölgelerde alıkonuluyor; bazıları ise Kırım’da Sivastopol ya da Simferopol’e götürülüyor. Ukrayna anakarasının güneyi ile Kırım arasındaki idarî sınırda “filtrasyon kontrolleri”nden geçiriliyorlar. Bu kontrolleri geçemeyenler genellikle Simferopol 1 No’lu Tutukevine gönderiliyor.[24] Burada tutulan Ukraynalılar, Rusya Soruşturma Komitesi’ne hitaben belgeler imzalamaya ya da FSB’ye, Ukrayna ordusunun sivilleri ve sivil altyapıyı bombaladığına dair beyanlar vermeye zorlanıyor.

Bu baskılar, Tavriya ve Prıazovya gibi Kırım’a komşu bölgelerde yaşayan Kırım Tatarı sivilleri de hedef alıyor. Kaçırılan Kırım Tatarları çoğu zaman 2016’da Rus işgaline tepki olarak Ukrayna Kara Kuvvetleri bünyesinde kurulan Noman Çelebicihan Kırım Tatar Taburuna üye olmakla suçlanıyor. Rusya tarafından “aşırıcı örgüt” ilan edilen bu tabura mensup olmakla itham edilmek, Rus yasalarına göre uzun yıllar hapis cezası anlamına geliyor. Ancak, bu suçlamalar çoğu zaman temelsizdir ve etnik-siyasî eziyetin bir aracı olarak kullanılmaktadır.

Ukraynalı çocukların Kırım üzerinden sürgünü

Rus işgal güçleri, yetişkinlere yönelik savaş suçlarının yanında benzer yöntemleri çocuklara da uyguluyor. Yeni işgal edilen bölgelerden Ukraynalı çocuklar “tahliye” veya “rehabilitasyon” bahanesiyle alıkonuluyor.[25] Birçoğu Kırım’daki sözde sağlık kamplarına götürülüyor. Burada aylarca ailelerinden kopuk tutuluyor, ardından Rusya’ya yasa dışı biçimde gönderilerek Rus ailelere evlatlık veriliyor. Oysa IV. Cenevre Sözleşmesi, işgal altındaki bölgelerden nüfusun, özellikle de çocukların transferini veya sürgününü ciddî bir savaş suçu olarak tanımlıyor.

Çocukların zorla götürülmesi politikası ilk olarak 2014’te başladı. Rusya, ebeveynlerinin veya vasilerinin bulunmadığını öne sürerek 4.000’den fazla Ukraynalı çocuğu kendi vatandaşı ilan etti. 2022’deki geniş çaplı işgalin ardından ise Kırım, bu sistemin merkezi haline geldi ve daha büyük ölçekte, sistematik bir politika olarak uygulandı. Bring Kids Back girişimine göre en az 19.546 Ukraynalı çocuk zorla götürüldü, ancak gerçek sayının çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Bu süreçte, çocukların bir kısmı Kırım’a getirilmekte ve uzun süre alıkonulmaktadır. Ardından onlara Rus kimliği verilmekte, koruyucu ailelere yerleştirilmekte ya da daha sonra Rusya’nın iç bölgelerine veya diğer işgal altındaki bölgelere gönderilmektedir. Bugüne dek sadece 1.399 çocuğun geri dönmesi sağlanabilmiştir.

Rus aileler, Ukraynalı çocukları evlat edinmeye yönelik maddî teşviklerle destekleniyor. Kremlin’in işgal sonrası başlattığı bu politika sadece Ukrayna’dan getirilen çocuklar için geçerli. Ayrıca işgalin ilk aylarından itibaren Rusya, Ukraynalı çocukların yasa dışı evlat edinilmesini kolaylaştırmak amacıyla onlara hızla Rus vatandaşlığı veriyor -hatta ebeveynleri veya yasal vasileri hâlâ Ukrayna’da olan çocuklara bile. Evlat edinildikten sonra ise bu çocukların izini sürmek zorlaşıyor; çünkü isimleri, yaşları ve vatandaşlık kayıtları değiştirilebiliyor.

Kırım’ın geniş turizm ve dinlenme altyapısı, çocukların “tatil” adı altında götürülmesinde kilit bir merkez olarak kullanılmasına imkân tanıyor. Bu kaçırmalar için en çok kullanılan kılıf “eğitim-sağlık merkezleri” -aslında kısa süreli yaz veya sezonluk tatil programları sunduğu söylenen kamplar ve sanatoryumlar- oluyor. Ailelere genellikle çocukların iki haftalık bir tatil geçireceği söyleniyor, bazı durumlarda bu yönlendirme zorla yaptırılıyor. Gerçekteyse çocuklar Kırım’da çok daha uzun süre tutuluyor ve pek çok vakada ebeveynlerine haber verilmeden Rusya’ya götürülüyor.

2022’de Ukrayna’nın güneyinden Yevpatoriya’daki [Kezlev] bir “rehabilitasyon” kampına gönderilen çocukların tanıklıkları, bu sürecin tipik örneğini oluşturuyor. Onların anlattıklarına göre, sırf Ukraynalı kimliklerinden ötürü, sürekli aşağılamaya, sözlü istismara ve hatta fiziksel şiddete maruz kaldılar.[26] Rus görevliler onlara Ukraince konuşmayı yasakladı, Rus millî marşını ve “vatansever” şarkıları ezberlemeye zorladı. Ukrayna yanlısı görüşlerini dile getirdiklerinde ise bodrumlara veya tecrit odalarına kapatıldılar. Çocuklar altı aya varan süreler boyunca bu koşullarda kaldı; bu süre boyunca görevliler onlara Ukrayna’da kimsenin onları önemsemediğini, hatta kendi ailelerinin bile umursamadığını söyleyerek Rusya’da kalmaya ikna etmeye çalıştı.

Bu yöntemlerle Rusya, Ukraynalı çocukların zorla asimilasyonunu sistematik biçimde yürütüyor. İşgal altındaki bölgelerdeki çocuk yurtlarında kalan yetimler ise daha da savunmasız. Yasal vasileri olmadığı için Rusya tarafından kurumlara yerleştirilebiliyorlar ve bu kurumlar onların ulusal kimliklerini silmeye yönelik ideolojik programlar uyguluyor.

Nüfusun Ruslaştırılması

Rusya, 2014’te Kırım’ı işgal ettikten sonra kendi kimliğini bölgeye dayatmaya başladı. Bu, yüzyıllardır değişmeyen bir imparatorluk politikası geleneğinin devamıydı. Kremlin’in stratejik hedefi, Kırım’daki Rus olmayan tarihin varlığını ve hatta hatırasını silmek. Bu amaçla sürgünler, baskılar, insan hakları ihlalleri, Ukrayna yanlısı nüfusun susturulması ve demografik mühendislik yöntemleri devreye sokuldu.

Bu stratejilerden biri, Rus vatandaşlarının Kırım’a yasa dışı şekilde yerleştirilmesidir. Aynı anda yerli halk ise güvenlik tehditleri, ayrımcılık ve hem işgalci yönetim hem de “yeni” Rus yerleşimcilerin baskıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalıyor. Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın Kırım Özerk Cumhuriyeti’ndeki eski temsilcisi Tamila Taşeva, 2014’ten bu yana 200.000’den fazla kişinin Kırım’dan ayrıldığını, bunların yaklaşık yarısının Kırım Tatarı olduğunu bildirdi.[27] Onun halefi Olha Kurışko’ya göre ise şu anda 800.000 ilâ 1 milyon arasında Rus vatandaşı Kırım’da yasa dışı şekilde ikamet ediyor.[28] Bu durum, işgal rejimine sadık sahte bir “barışçıl nüfus” görüntüsü yaratıyor.

Nüfus değişiminin yanı sıra Kremlin, Rus dili, kültürü ve tarih anlatılarını da Kırım sakinlerine çeşitli yollarla dayatıyor. Bağımsız Ukrayna medyasının yasaklanması ve bilgiye erişimin kısıtlanması nedeniyle birçok Kırımlı yalnızca Rusya’nın devlet kontrolündeki medya kaynaklarından haber alabiliyor. Medya Enformasyon Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, Ruslaştırmanın medya kanalları üzerinden aktif şekilde yürütüldüğünü ortaya koydu.[29]

Kremlin propagandası çoğu zaman daha örtük biçimlerde sunuluyor. Bu içerikler, Sovyet ve Rus filmleri, müzikleri ve çizgi filmleri aracılığıyla nostaljik duyguları harekete geçiriyor; tarihi manipüle ederek halkın Rusya ile “birlik” içinde olduğu izlenimini güçlendiriyor. Özellikle 9 Mayıs “Zafer Günü” kutlamaları veya II. Dünya Savaşı sırasında Leningrad savunucularına yapılan övgüler, Rusya’nın hâlâ kullandığı temel birleştirici mitler arasında. Kırım’daki propaganda medyası ayrıca Rusçanın “zenginliği”, dil kuralları ve ilginç dil bilgisi örnekleri üzerine içerikler üretiyor. Böylece özellikle okul çocukları, gençler ve genç yetişkinler adım adım Rus kültürüne asimile ediliyor.

Tüm bu yıllar boyunca Ruslar, Kırım Tatarları ile Ukraynalıları yalnızca evlerinden ya da işlerinden değil, aynı zamanda ifade özgürlüğünden, kendi ana dillerinde eğitim alma hakkından ve hatta kamuya açık yerlerde özgürce konuşma imkânından da mahrum bırakıyor. Bu politikaların sonucu olarak Kırım Tatarcası yok olmanın eşiğine gelmiş durumda. UNESCO’ya göre dili konuşanların sayısı 100.000’in altında ve bunların çoğu yaşlılardan oluşuyor.

Rus eğitim sisteminin dayatılması nedeniyle Kırım Tatar çocuklarının okullarda kendi dillerini öğrenme imkânı neredeyse tamamen ortadan kalktı; dil en iyi ihtimalle seçmeli ders olarak sunuluyor ve bu da çoğunlukla sadece bir formalite. İşgalden önce Kırım’da Kırım Tatarcasında eğitim veren 15 okul ve 384 sınıf faaliyet gösteriyordu. Kırım Tatar Kaynak Merkezi’nin verilerine göre 2025 itibarıyla bu sayı 7 okula ve 119 sınıfa düşmüş durumda. Bir zamanlar “Kırım’daki tüm milliyetleri koruma” bahanesiyle işgali meşrulaştırmaya çalışan Rusya, bugün Rusluk dışındaki her şeyi acımasızca ortadan kaldırıyor.

Bu uygulamalar, okullarda ve üniversitelerde Ukrayna dili, edebiyatı ve tarih derslerinin sistematik biçimde yasaklanması veya azaltılmasıyla el ele gidiyor; bunların yerine Rus müfredatı ve ideolojisi getiriliyor. Günümüzde Kırım’da tek bir Ukrayna okulu ya da Ukraynaca ders veren bir sınıf bile kalmadı.[30] Dil baskısının ötesinde, Rus propagandası Ukraynacayı “katillerin ve köylülerin dili” olarak yaftalıyor ve saygın hiçbir kişinin bu dili konuşmadığını öne sürüyor.

Öğretmenler de bu kısıtlamalardan ağır biçimde etkileniyor. Tehdit ve baskılara maruz kalan öğretmenler ya işten atılıyor ya da Rus müfredatına zorla uymak zorunda bırakılıyor. Bu koşulları kabul etmeyi reddedenlerin pek çoğu Kırım’dan kaçmak zorunda kalırken, kalanlar Rus dili ve edebiyatı öğretmeni olarak yeniden eğitim almaya zorlanıyor.

 

Çocukların Militarizasyonu

Ukrayna eğitimine yönelik yasaklamaların yanında çocuklar yoğun bir “vatansever” ideolojik beyin yıkamaya maruz kalıyor. Bu kampanyanın en önemli aracı, 2016’da Rusya Savunma Bakanlığı tarafından kurulan ve çocukları Rus ordusuna kazandırmayı amaçlayan “Gençlik Ordusu” adlı askerî-vatansever harekettir.

2022’den bu yana örgüt, işgal altındaki topraklardaki çocuk ve gençler arasında da yoğun biçimde Ukrayna karşıtı propaganda yayıyor. Resmî sitesinde katılımın gönüllülük esasına dayandığı iddia edilse de, gerçekte çocuklar çoğunlukla katılmaya zorlanıyor, aileler ise reddetmeleri halinde çeşitli yaptırımlarla tehdit ediliyor. Günümüzde Gençlik Ordusu’nun Rusya ve işgal altındaki Ukrayna topraklarında 1 milyondan fazla üyesi var; bunların yaklaşık 30.000’i Kırım’dan. Örgüt düzenli olarak askerî eğitim kampları düzenliyor; burada çocuklara ormanda yön bulma, tuzakları etkisiz hale getirme, muharebe taktikleri öğretildiği gibi silah kullanımı ve keşif eğitimi de veriliyor. Bu kursların ardından öğrenciler zorunlu sınavlara tâbi tutuluyor ve Rus ordusuna alınmada avantaj elde ediyorlar.

Rus hükümeti Gençlik Ordusu’nu güçlü şekilde destekliyor çünkü bu örgüt, ileride orduya alınacak gençlerin ideolojik olarak hazırlanmasında kritik bir rol oynuyor. Hatta örgütün bazı üyelerinin daha sonra Ukrayna’da savaşa gönderildiği biliniyor. 2025’te Kremlin liderinin doğrudan emriyle Gençlik Ordusu’na tarihteki en büyük tahsisat olan 1 milyar ruble (12 milyon doların üzerinde) aktarıldı.[31] Tam kapsamlı işgalin ardından ABD, AB ve birçok ülke bu örgütü yaptırım listesine aldı.

Rusya tarafından Kırım’da işlenen suçların niteliği ve boyutu, Kırım’ın yeniden özgürleştirilmesinin sadece siyasî bir dilek değil, stratejik bir zorunluluk olduğunu kanıtlıyor. Zulümlere, sürgünlere ve zalim yönetime rağmen Ukrayna’ya sadık kalan, özgürlüğe inanan ve uğruna mücadele eden halkı kurtarmak için bu adım kritik önem taşıyor.

Uluslararası kamuoyu genellikle Rus işgalini topraklar ve sınırlar bağlamında tartışsa da Moskova’nın işlediği insan hakları ihlalleri, Kırım’ın basitçe “verilemeyecek” bir yer olduğunu gösteriyor. Kırım sadece “ihtilaflı” bir toprak parçası değildir; bu topraklar, mavi-sarı bayrağın yeniden dalgalanacağı günü özlemle bekleyen, direnmeye ve dayanışmaya devam eden bir halkın vatanıdır.

*  Bu yazı ilk olarak 19 Temmuz 2025’te UKRAÏNER adlı dijital yayın kuruluşunda İngilizce olarak yayınlanmıştır. Aslı için bkz. https://www.ukrainer.net/en/russia-crimea-crimes/

** İvanna PAŞKO.

[1] Olga Gerasimçuk, “Мілітаризація території та свідомості” (Toprak ve Bilincin Militarizasyonu), https://www.voicecrimea.com.ua/uk/analytics/post/militarizaciya-teritori%D1%97-ta-svidomosti/

[2] Anastasiya Levkova, “Crimea: a postponed war” (Kırım: Ertelenmiş Bir Savaş),  https://www.ukrainer.net/en/en-crimea-postponed-war/

[3] Serhiy Koval, “Як Росія перекидає на фронт військову техніку через Крим і де слабкі місця у її логістиці” (Rusya, Kırım üzerinden cepheye nasıl askerî teçhizat naklediyor ve lojistiğinin zayıf noktaları nereler?), https://ua.krymr.com/a/krym-viyna-rosia-lohistyka-ozbroiennia-ukraina/32589228.html

[4] Vitaliy Solonçak, “Будівництво для військових в окупованому Криму” (İşgal altındaki Kırım’da askeriye için inşaat), https://www.voicecrimea.com.ua/uk/news/post/budivnictvo-dlya-vijskovix-v-okupovanomu-krimu/

[5] Karolina Hird, Nicole Wolkov, Angelica Evans, Kateryna Stepanenko ve George Barros “Russian Offensive Campaign Assessment”, June 23, 2024, https://www.understandingwar.org/backgrounder/russian-offensive-campaign-assessment-june-23-2024

[6] «Жовта стрічка», “Кримчани усвідомлюють, що Росія їх використовує як ресурс для війни” (“Sarı Kurdele”, Kırımlılar, Rusya’nın kendilerini savaş için bir kaynak olarak kullandığının farkındalar), https://www.ukrinform.ua/rubric-tymchasovo-okupovani/3951395-krimcani-usvidomluut-so-rosia-ih-vikoristovue-ak-resurs-dla-vijni-zovta-stricka.html

[7] Anna Murashko “About 200 thousand people could have left Crimea because of the occupation and the outbreak of a full-scale war” (İşgal ve tam ölçekli savaşın patlak vermesi nedeniyle yaklaşık 200 bin kişi Kırım’ı terk etmiş olabilir.), https://unn.ua/en/news/about-200-thousand-people-could-have-left-crimea-because-of-the-occupation-and-the-outbreak-of-a-full-scale-war

[8] Article 51: Enlistment. Labour (Madde 51: Askere alma, Çalışma), https://ihl-databases.icrc.org/en/ihl-treaties/gciv-1949/article-51?activeTab=

[9] Mıkola Mırnıy, “Чи можуть кримчани захиститися від незаконної мобілізації Росії”, (Kırım halkı Rusya’nın yasa dışı seferberliğinden korunabilir mi?), https://zmina.info/articles/chy-mozhut-krymchany-zahystytysya-vid-nezakonnoyi-mobilizacziyi-rosiyi/

[10] https://www.facebook.com/tamila.tasheva/posts/ pfbid032kGQxhvMXNt3nVvv2dnm41onupmtxhWMagWG9stm2PafvWGqAdN8UPkSHHdSPiDcl

[11] КримSOS: окупанти провели щонайменше 59 свавільних обшуків у Криму протягом 2023 року (KırımSOS: İşgalciler, 2023 yılında Kırım’da en az 59 keyfi arama gerçekleştirdi.), https://krymsos.com/krymsos-okupanty-provely-shhonajmenshe-59-svavilnyh-obshukiv-u-krymu-protyagom-2023-roku/

[12] Searches of Crimean Tatars’ Homes in Occupied Crimea (İşgal altındaki Kırım’da Kırım Tatarlarının evleri arandı.), https://crimeahrg.org/en/searches-of-crimean-tatars-homes-in-occupied-crimea/

[13] Natalie Adamovıç, “Gafarov-Shyring list: how Russia is killing political prisoners in Crimea”, https://zmina.info/en/articles-en/gafarov-shyring-list-how-russia-is-killing-political-prisoners-in-crimea/

[14] “Ніби про них всі забули”. Історії важкохворих кримських політв’язнів (“Sanki herkes onları unutmuş gibi.” Ağır hasta Kırımlı siyasi tutukluların hikayeleri), https://suspilne.media/crimea/913807-nibi-pro-nih-vsi-zabuli-istorii-vazkohvorih-krimskih-politvazniv/

[15] Russians revoked licences of 4 independent lawyers during the occupation of Crimea (Ruslar, Kırım’ın işgali sırasında 4 bağımsız avukatın lisansını iptal etti), https://ctrcenter.org/en/russians-revoked-licences-of-4-independent-lawyers-during-the-occupation-of-crimea

[16] Lawyer Aleksey Ladin was disbarred in the occupied Crimea (Avukat Aleksey Ladin, işgal altındaki Kırım’da barodan ihraç edildi), https://ctrcenter.org/en/lawyer-aleksey-ladin-was-disbarred-in-the-occupied-crimea

[17] Sofia Panasiuk, “Russian propaganda myths about Crimea” (Kırım hakkında Rus propagandasının mitleri), https://www.ukrainer.net/en/propaganda-myths-crimea/

[18] Аналіз порушень прав людини в окупованому Криму (İşgal Altındaki Kırım’da İnsan Hakları İhlallerinin Analizi), https://ctrcenter.org/wp-content/uploads/2024/01/analiz-2023.pdf

[19] CrimeaSOS: the third largest wave of searches took place in Crimea during 10 years of occupation (CrimeaSOS: Kırım’da 10 yıllık işgal süresince üçüncü büyük arama dalgası yaşandı), https://krymsos.com/en/krymsos-vidbulasya-tretya-za-masshtabnistyu-hvylya-obshukiv-u-krymu-za-10-rokiv-okupacziyi/

[20] Filtrasyon kampları Rusya tarafından, sivilleri ve savaş esirlerini çeşitli “kontroller” süresince tutmak için kurulan özel tesislerdir.

[21] Росія використовує Крим як хаб для незаконного переміщення українських дітей (Rusya, Kırım’ı Ukraynalı çocukları yasa dışı olarak nakletmek için bir merkez olarak kullanıyor), https://www.ukrinform.ua/rubric-crimea/3523154-rosia-vikoristovue-krim-ak-hab-dla-nezakonnogo-peremisenna-ukrainskih-ditej.html

[22] Geneva Convention relative to the Protection of Civilian Persons in Time of War (Savaş Halinde Sivil Kişilerin Korunmasına İlişkin Cenevre Sözleşmesi), https://www.ohchr.org/en/instruments-mechanisms/instruments/geneva-convention-relative-protection-civilian-persons-time-war

[23] Боротьба України за справедливість на тлі кризи безкарності Росії: інтерв’ю Тетяни Печончик для Фонду домів прав людини (Ukrayna’nın Rusya’nın cezasızlık krizinin gölgesinde adalet mücadelesi: Tetyana Peçonçik’in İnsan Hakları Vakfı’na verdiği röportaj), https://zmina.info/articles/borotba-ukrayiny-za-spravedlyvist-na-tli-kryzy-bezkarnosti-rosiyi-intervyu-tetyany-pechonchyk-dlya-fondu-domiv-prav-lyudyny/

[24] Viktoriya Korduban, Katerina Glyanko, “Політика терору: як Крим став великою російською в’язницею для цивільних та військовополонених” (Terör politikası: Kırım nasıl sivil ve savaş esirleri için büyük bir Rus hapishanesine dönüştü?), https://suspilne.media/crimea/924385-politika-teroru-ak-krim-stav-velikou-rosijskou-vazniceu-dla-civilnih-ta-vijskovopolonenih/

[25] Anastasiya Vorobiova, “How Russia destroys the identity of Ukrainian children in the occupied territories” (Rusya işgal altındaki topraklarda Ukraynalı çocukların kimliğini nasıl yok ediyor?), https://www.ukrainer.net/en/how-russia-destoys-identity-of-children/

[26] https://www.youtube.com/watch?v=F8eP9KkFaJA&ab_channel=RecoveryforAll

[27] Стало відомо, скільки людей покинули окупований росією Крим (Rusya tarafından işgal edilen Kırım’ı terk edenlerin sayısı belli oldu), https://vsviti.com.ua/news/147573

[28] Русифікація, переселення, заборона мови: Куришко розповіла, як Росія змінює Крим (Ruslaştırma, yerinden edilme, dil yasağı: Kurışko, Rusya’nın Kırım’ı nasıl değiştirdiğini anlattı), https://ua.krymr.com/a/news-kuryshko-yak-rosiya-zminiue-krym/33419225.html

[29] Уявний добробут у Криму та “лагідна” русифікація. Про що пишуть медіа окупованого півострова (Kırım’da hayalî refah ve “yumuşak” Ruslaştırma. İşgal altındaki yarımadanın medyası ne yazıyor?), https://imi.org.ua/monitorings/uyavne-blagopoluchchya-v-krymu-ta-lagidna-rusyfikatsiya-pro-shho-pyshut-media-okupovanogo-pivostrova-i58947

[30] Окупаційна «влада» Криму цілеспрямовано знищує українську мову в освіті (Kırım’ın işgalci “iktidarı” eğitimde Ukraynaca dilini kasıtlı olarak yok ediyor), https://ctrcenter.org/uk/okupaczijna-vlada-krymu-czilespryamovano-znyshhuye-ukrayinsku-movu-v-osviti

[31] Російський молодіжний рух “Юнармія”, який займається воєнною пропагандою, отримає 1 млрд рублів з держбюджету (Askerî propaganda yapan Rus gençlik hareketi “Yunarmiya”, devlet bütçesinden 1 milyar ruble alacak), https://zmina.info/news/rosijskyj-molodizhnyj-ruh-yunarmiya-yakyj-zajmayetsya-voyennoyu-propagandoyu-otrymaye-1-mlrd-rubliv-z-derzhbyudzhetu/

İçerik sitemize henüz aktarılmamıştır. EMEL

Bakınız

   18  MAYIS 1944 KIRIM SÜRGÜNÜ -2014 RUSYA İŞGALİ VE ZULÜMLERİ

                      BİLDİRİ          …