2012 YILINDA TÜRKİYE ÜNİVERSİTELERİNDE KIRIM VE KIRIM TATARLARI HAKKINDA HAZIRLANMIŞ TEZ ÇALIŞMALARI [1]
The Crimean autonomous region and Ukraine’s relations with Russia in the Post-Soviet era (Kırım özerk bölgesi ve Sovyet Sonrası Döneminde Ukrayna’nın Rusya ile ilişkileri)
Yazar: Eldar Umerov
Danışman: Doç. Dr. Oktay F. Tanrısever
Yer Bilgisi: Orta Doğu Teknik Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı
Konu: Uluslararası İlişkiler
Yüksek Lisans, İngilizce, 2012, 165 s.
Bu tez, Ukrayna’daki Kırım bölgesinin özerkliğini Sovyet-sonrası dönemde Ukrayna’nın Rusya ile ilişkilerine etkisi açısından incelemektedir. Tez, aynı zamanda, Ukrayna ve Rusya arasındaki ilişkilerin Kırım bölgesinin özerkliği üzerindeki etkilerini de ele almaktadır. Kırım’ın özerkliğini nüfusu çoğunlukla etnik Rusların oluşturduğu Kırım bölgesi ile Kiev arasındaki ilişkilerin bir sonucu olarak gören görüşlere karşı, bu tezin öne sürdüğü ana görüşe göre; Ukrayna ve Rusya arasındaki devletlerarası ilişkilerin gelişimi ile Kırım Özerk Bölgesinin siyasal gelişimini çok yakından etkilemektedir.
Tez altı bölümden oluşmaktadır. Girişi oluşturan Birinci Bölümden sonra, İkinci Bölüm Kırım bölgesinin özerkliğinin tarihsel arka planını ele almaktadır. Üçüncü bölüm Kırım’ın Ukrayna’nın 1991’de bağımsızlığını kazanmasında Rusya ile dostluk antlaşması imzaladığı 1997 yılına kadar olan dönemdeki konumu incelemektedir. Dördüncü Bölüm 1997’den Turuncu devrimin ortaya çıktığı 2004’e kadar olan dönemi incelemektedir. Beşinci Bölüm Turuncu Devrim sonrasındaki gelişmeleri analiz etmektedir. Son Bölüm Sonuç bölümüdür.
Uriye Edemova’nın Aydın Gecede romanı esasında Kırım Tatar Türkçesinde edatlar
Yazar: Seval Can
Danışman: Yrd. Doç. Dr. Arzu Sema Ertane Baydar
Yer Bilgisi: Erzincan Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü
Konu: Türk Dili ve Edebiyatı
Yüksek Lisans, Türkçe, 2012, 192 s.
Kırım Tatar Türkçesindeki edatlar, Uriye Edemova’nın Aydın Gecede adlı romanındaki örnek cümlelerden hareketle incelemeye tabi tutulmuştur. Bu bağlamda, roman cümle cümle incelenmiş ve edatlar ortaya çıkarılmış; elde edilen malzeme önde gelen dil bilimcilerin teorik görüşleri doğrultusunda analiz edilmiştir. Tarama yoluyla şekillenen bu çalışmada edatlar, kullanılış ve işlevlerine göre incelenmiştir.
Eskişehir (Merkez) Kırım Türkleri folkloru
Yazar: Pelin Işık
Danışman: Prof. Dr. Ali Torun
Yer Bilgisi: Dumlupınar Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı
Konu: Halk Bilimi (Folklor); Türk Dili ve Edebiyatı
Yüksek Lisans, Türkçe, 2012, 216 s.
Gelenek ve görenekler bir toplumun geçmişten geleceğe taşıdığı önemli kültür miraslarıdır. Eskişehir (Merkez) Kırım Türkleri Folkloru adlı bu çalışma Eskişehir’de yaşayan Kırım Türklerinin Eskişehir’e göçleri, anonim halk edebiyatı ürünleri, gelenek ve görenekleri ile kültürel yapılarını konu almaktadır.
Çalışmanın ilk bölümünde yazılı kaynaklara dayalı olarak, Rumeli, Kafkasya ile ağırlıklı olarak Kırım göçleri, göç sonrası yerleşme durumları ve Kırım Türklerinin siyasi tarihi ve Kırım Türklerinin dili ve edebiyatı tarihi akış içinde dönemin şartlarının, hayat tarzının edebiyata etkisine göre ele alınmıştır.
İkinci bölümde yöreden derlenen anonim halk edebiyatı ürünlerinden örneklere yer verilmiştir. Manzum ürünlerden mane, şın, yır, ninni, tapmaca; mensur ürünlerden masal, destan, efsane, latife; kalıplaşmış sözlerden atasözü ve deyim yer almaktadır.
Daha sonraki bölümlerde hayatın geçiş dönemleri, yöre halkının sosyal yaşamları, toplumsal ilişkileri ve gelenekleri konu edilmiştir.
Avrupalı savaş muhabirlerinin eserlerinde Kırım Savaşı
Yazar: Doğu Aydın
Danışman: Prof. Dr. Mehmet Seyitdanlıoğlu
Yer Bilgisi: Hacettepe Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Tarih Anabilim Dalı
Konu: Tarih
Yüksek Lisans, Türkçe, 2012, 155 s.
XIX. yüzyılın en önemli savaşlarından birisi olan Kırım Savaşı (1853-56), Osmanlı İmparatorluğu ve Rusya arasında başlamış ve Fransa, İngiltere, Sardinya devletlerinin de Osmanlı’nın müttefiki olarak savaşa girmesiyle bir Avrupa savaşına dönüşmüştür. En yoğun çatışmaların Kırım Yarımadası’nda yaşandığı ancak Balkanlar, Kafkasya, Baltık Denizi, Beyaz Deniz ve Rus Uzak Doğusu’na kadar yayılan savaş, Kırım’daki Sivastopol Rus deniz üssünün düşmesiyle sona ermiştir. 30 Mart 1856’da imzalanan Paris Barış Antlaşması ile Rusya’nın bölgedeki etkinliği geri atılmıştır.
Bu savaşın en önemli özelliklerinden birisi de tarihte ilk kez profesyonel savaş muhabirliğinin ortaya çıkmasıdır. İngiltere’de kamuoyunun artan bilgi talebini karşılamak isteyen gazeteler, pek çok savaş muhabirini bölgeye göndermiştir. Bu çalışma, Kırım Savaşı’nı canlı yaşama fırsatı bulan savaş muhabirlerinin eserlerinin, Osmanlı bakış açısıyla incelenmesi maksadıyla yapılmıştır.
Çalışmanın ilk bölümünde savaş muhabirliğinin tanımı ve gelişimi anlatıldıktan sonra, Kırım Savaşı’na katılan muhabirler hakkında bilgiler verilmiştir. Yine aynı bölümde basının ve savaş muhabirlerinin Kırım Savaşı esnasında hareket tarzları ile savaş üzerine etkilerine vurgu yapılmıştır. İkinci bölümde savaşın arka planı ile birlikte savaşan ve savaşa dışarıdan etki eden devletlerle ilgili görüşler yansıtıldıktan sonra savaşın görünen nedeni olan Kutsal Yerler Meselesi ve doruğa çıkan krizden bahsedilmiştir. Üçüncü bölümde savaşın tüm muharip süreci ve barış antlaşması incelenmiştir. Son bölümde ise, yeniden yapılanma sürecinde olan Osmanlı ordusunun son geldiği durum, savaş muhabirlerinin tespitlerinden ortaya koyulmaya çalışılmıştır.
Kırım Karayları
Yazar: Seyyar Suleymanov
Danışman: Prof. Dr. Ahmet Güç
Yer Bilgisi: Uludağ Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı / Dinler Tarihi Bilim Dalı
Konu: Tarih
Doktora, Türkçe, 2012, 281 s.
Kırım Karayları dünyanın en küçük etnik gruplarından biridir. Nüfusları ciddi bir şekilde azalmış olmasına rağmen etnik kökenleri ve dini inanışları bakımından araştırmaya değer bir konumdadırlar. Köken itibariyle Hazarların bakiyesi olan Kırım Karayları’nı diğer Türk kavimlerinden ayıran özellik onların Yahudiliğin bir mezhebi olan Karailiği benimsemiş olmalarıdır. Bu durumun dikkat çeken bir diğer yönü de yüzyıllardan beri farklı ırklara mensup olanları dinlerine almayı reddeden Yahudilerin, İsrail ırkından olmayan bir milleti kendi dinlerine kabul etmiş olmalarıdır.
Kırım Karayları, Kırım Yarımadasının çeşitli bölgelerinde (Çufut-Kale, Mangup-Kale) yaşamlarını sürdürmüşler, bu süreçte de kendilerine has özelliklerini muhafaza etmişlerdir. Fakat farklı zaman dilimlerinde Litvanya, Polonya, Ukrayna (Haliç, Lutsk) ve Türkiye (İstanbul)’ye dağıldıklarından dolayı nüfuslarının azalması ile din, dil ve sosyo-kültürel unsurlarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalmışlardır. Özellikle siyasi, ekonomik, coğrafi ve kültürel sebeplerin yanı sıra modernleşme süreci ve karışık evlilikler ile dini unsurların ve sosyo-kültürel özelliklerinin yok olması ciddi boyutlara ulaşmıştır.
Bu çalışmadaki amacımız kaybolma tehlikesi ile karşı karşıya kalan Kırım Karayları’nın dini inanışlarını, bu inanışların Karai mezhebi ve Hazarların bakiyeleri olmaları hasebiyle Türk kültüründeki inanışlarla ortaklık, benzerlik ve farklılık arz eden yönlerini objektif bir şekilde tespit etmeye çalışmaktır. Tezimiz giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Karai mezhebi ve mensupları ile ilgili genel bilgiler, ikinci bölümde Kırım Karayları’nın inanç ve ibadetleri ile ilgili özellikler, üçüncü bölümde ise sosyo-kültürel özellikleri anlatılmaktadır. Bu çalışmada gözlem, mülakat ve kaynaklara dayanarak Kırım Karayları’nın ağırlıklı olarak günümüzdeki durumu ve yakın geçmişin genel bir resmi sunulmaya çalışılmıştır.
The historical roots of the fractioned nature of the contemporary Ukrainian society (Günümüz Ukrayna toplumunun bölünmüş yapısının tarihsel kökenleri)
Yazar: Tuna Gürsu
Danışman: Doç. Dr. S. Hakan Kırımlı
Yer Bilgisi: İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi / Ekonomi ve Sosyal Bilimler Enstitüsü / Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı
Konu: Uluslararası İlişkiler
Yüksek Lisans, İngilizce, 2012, 212 s.
Ukrayna’nın farklı bölgelerinin belirgin bölgesel oy farklılıkları, politik kültür farklılıkları, birbiriyle uyumsuz tarih yorumlamaları, çelişen dil tercihleri ve ülkenin dış politika yönelimi hakkında birbirine ters öncelikleri olması bölgesel farklılıkları olan bir Ukrayna toplumunun varlığını gözler önüne sermiştir. Bölünmüşlüklerin ağırlıklı olarak tarihi bölgelerle kesiştiği gerçeği, bu bölgeler farklı tarihsel dönemlerde farklı ülkelere ait olduklarından, bu durumun daha çok farklı tarihsel deneyimlerle, yani farklı tarihi miraslarla alakalı olduğu çıkarımına yol açmaktadır. Bu doğrultuda, bu tez günümüz Ukrayna toplumunda gözlemlenen yaygın ve kalıcı bölgesel farklılıkların tarihsel kökenlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Bu farklılıkların Ukrainlerin atalarının aynı anda farklı farklı siyasi egemenlikler altındaki deneyimlerinin, farklı ve hatta bazen çelişen politikalara maruz kalmış olmalarının bir yansıması olduğu iddia edilmektedir. Bu tez, Kiev Rusyası’ndan başlayıp modern Ukrayna’ya kadar uzanan bir analiz ile farklı tarihsel bölgelerdeki gelişmeleri karşılaştırarak Ukrainlerin farklı tarihsel deneyimlerinin nasıl farklı öz kimliklendirmelere sebep olduğunu gösteren kapsamlı bir resim sunmayı amaçlamaktadır. Bu tezde gerçekleştirilen farklı dönemlerin tarihsel analizi günümüz Ukrayna’sındaki bölgesel farklılıkların gelişiminde Ukrain nesillerinin yüzyıllar süren birbirinden farklı tarihsel deneyimlerinin ve bıraktıkları tarihi mirasın asli rolünü ortaya koymaktadır.
1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı
Yazar: Serhat Kuzucu
Danışman: Prof. Dr. Enver Çakar
Yer Bilgisi: Fırat Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Tarih Anabilim Dalı
Konu: Tarih
Doktora, Türkçe, 2012, 238 s.
XVIII. yüzyıl Osmanlı siyasi tarihinde Rusya ile olan ilişkiler önemli bir yere sahiptir. Özellikle bu yüzyılın ikinci yarısında Rusya ile yapılan mücadeleler Osmanlı Devleti için bir kırılmanın başladığı dönem olarak da ele alınabilir. Küçük Kaynarca Antlaşması ile başlayan bu süreç, 1787-1792 Osmanlı-Rus ve Osmanlı-Avusturya savaşı ile birlikte iyiden iyiye kendini hissettirerek, Osmanlı Devleti’ni hızlı bir şekilde bir gerileme ve dağılma süreci içine sürüklemiştir.
Bu dönemde Kırım Hanlığı hâkimiyeti için iki devlet arsında ciddi mücadeleler yaşanmış ve Kırım, Osmanlı Devleti egemenliğinden çıkarak, Rusya hâkimiyeti altına girmiştir. Bu şekilde Rusya Karadeniz’e tamamen yerleşerek, başta boğazlar olmak üzere, bu bölgedeki tehdidini iyice arttırmıştır. Bundan sonra, Rusların güneye inmesini istemeyen ve çıkarlarını korumak peşinde koşan İngiltere ve Fransa gibi batılı devletler bir yandan edindikleri siyasi ve ekonomik hakları daha da genişletmek isterken diğer taraftan da Rusya’nın bu bölgede daha fazla güçlenmesine engel olmak istiyorlardı. Bütün bu gelişmeler Osmanlı Devleti’nin güçlü devletler arasında bir denge siyaseti yürüterek varlığını devam ettirme zorunluluğunu doğurdu. Artık Osmanlı Devleti toprakları, başta Rusya olmak üzere, birçok Avrupa devletinin rekabet alanı haline geldi.
Azerbaycan siyasi tarihinde Nesip Bey Yusufbeyli: 1881-1920
Yazar: İbrahim Suslu
Danışman: Doç. Dr. Nesrin Sarıahmetoğlu
Yer Bilgisi: Marmara Üniversitesi / Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü / Türk Tarihi Anabilim Dalı / Genel Türk Tarihi Bilim Dalı
Konu: Siyasal Bilimler; Tarih
Yüksek Lisans, Türkçe, 2012, 208 s.
Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kurucularından Nesip Bey Yusufbeyli, 5 Temmuz 1881’de Gence’de doğdu. Siyaset adamı, aynı zamanda bir aydın olan Yusufbeyli’nin, babası Yusuf Bey, annesi ise Cemile Hanım’dır. Gence’de Usul-i Cedit mektebinden sonra 1900 yılında Gence Klasik Gimnaziyası’ndan mezun oldu. Yükseköğrenimine sırasıyla Petersburg Teknoloji Enstitüsü, Novorossiysk Üniversitesi (Tıp Fakültesi), Odessa Üniversitesi (Hukuk Fakültesi) ve Harkov Üniversitesi’nde devam etse de çeşitli nedenlerden dolayı bu okulları bitiremedi. Odessa’daki öğrenimini yarıda bırakıp İsmail Gaspıralı’nın kızı Şefika Gaspıralı ile evlenmiş ve bir süre Kırım’da yaşamıştır. Bu evlilikten Zühre ve Niyazi adında iki çocuk sahibi olan Nesip Bey, 1906-1912 yılları arasında Tercüman gazetesinde siyasi, ideolojik, sosyal ve kültürel içerikli yazılar yazdı. Onun Azerbaycan-Kırım edebi ilişkilerinin oluşmasında rolü büyüktür. Nesip Yusufbeyli, 1908 yılında bir müddet İstanbul’da yaşadı, “İttihat ve Terakki Partisi”nin ileri gelenleri ve Türkçülük akımının önderleri ile yakın ilişkide bulundu. Gence’de “Gayret Teşkilatı”, “Difai Teşkilatı” ve “Gence Millî Komitesi” gibi teşkilatların kuruculuğunda yer alarak aktif siyasi faaliyetlerde bulundu. Belediye İdaresi üyeliği, Müslüman Cemiyeti Hayriye, Müslümanlar Arasında Maarifi Yayan Cemiyet, Aktörler Cemiyeti ve Medrese-i Ruhaniye Yusufbeyli’nin Gence’de 1910 yılından itibaren yer aldığı önemli sosyal ve kültürel kurumlar arasındaydı. Onun, Azerbaycan gençliğinin dünyadaki gelişmelerden haberdar olmasında ve toplum hayatında bir millî uyanışın başlamasında büyük etkisi oldu. Rusya’daki 1917 Şubat İhtilali sonucunda mevcut koşullardan yararlanan Nesip Bey, yakın arkadaşlarıyla beraber Mart sonunda “Türk Âdem-i Merkeziyet Partisi”ni kurdu. Daha sonra Azerbaycan’ın muhtariyeti yolunda M. E. Resulzade’nin “Müslüman Demokratik Müsavat Partisi” ile partisini birleştirmiş ve Azerbaycan halkının kaderinde doğrudan söz sahibi olan “Müsavat Partisi”nin meydana gelmesini sağlamıştır. Yusufbeyli, Zakafkazya Seymi ve Cumhuriyeti’nde Maarif Bakanlığı’nda bulunduktan sonra bağımsız Azerbaycan Halk Cumhuriyeti döneminde Başbakan Fethali Han Hoyski kabinesinde; Başbakan Yardımcılığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Din İşleri Bakanlığı görevlerinde bulundu. Bu dönemde Bakü’nün düşman işgalinden kurtarılmasında Osmanlı yardımının sağlanmasında onun büyük rolü oldu. 14 Nisan 1919’da Başbakan olan Nesip Bey Yusufbeyli döneminde Azerbaycan, devlet kurumlarıyla kuruluşunu büyük ölçüde tamamladı. Azerbaycan, 12 Ocak 1920’de uluslararası alanda de-facto olarak tanındı. Yine bu dönemde eğitimden sosyal, ekonomik ve kültürel alanlara kadar köklü reformlar yapıldı. Nesip Bey Yusufbeyli, 27 Nisan 1920’de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin Sovyet-Rusya tarafından hâkimiyet altına alınmasından sonra kimliği belirsiz kişiler tarafından Kürdemir’de öldürüldü.
Bekir Sıdkı Çobanzade’nin Kumuk Dili ve Edebiyatı Tedkikleri adlı eseri; metin-inceleme-dizin
Yazar: Şerif Tiryaki
Danışman: Yrd. Doç. Dr. Şahin Baranoğlu
Yer Bilgisi: Adnan Menderes Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı / Türk Dili ve Edeb. Bilim Dalı
Konu: Türk Dili ve Edebiyatı
Yüksek Lisans, Türkçe, 2012, 261 s.
Bu çalışmada Kırımlı Dilci Bekir Sıdkı Çobanzade’nin “Kumuk Dili ve Edebiyatı Tedkikleri” adlı eseri incelenmiştir. Söz konusu eser Osmanlı Türkçesiyle yazılmış olup edebiyat, sarf, numuneler ve lügatçe ana bölümlerinden oluşmuştur. Amacımız eserin ikinci yarısını teşkil eden Kumuk edebiyatı numunelerinden hareketle Kumuk Türkçesinin kelime zenginliğini, ses ve şekil bilgisi özelliklerini tespit etmektir. Giriş bölümünde Kumuk halkının tarihi, dili ve edebiyatı, Bekir Sıdkı Çobazade’nin hayatı, eserleri ve edebi kişiliği hakkında genel bilgiler yer almaktadır. İnceleme bölümünde numunelerin imla, ses ve şekil bilgisi özellikleri üzerinde durulmuştur.
Metin bölümünde Arap harfleriyle yazılmış “Kumuk Dili ve Edebiyatı Tedkikleri” adlı eserin transkripsiyonu yapılmıştır.
Dizin bölümünde numunelerdeki bütün kelimeler anlamlarıyla birlikte verilmiştir.
Altın Ordu, Kırım ve Kazan sahası yarlık ve bitikler üzerine bir sentaks incelemesi
Yazar: Tuğba Salkım
Danışman: Yrd. Doç. Dr. Bilge Özkan Nalbant
Yer Bilgisi: Pamukkale Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı / Yeni Türk Dili Bilim Dalı
Konu: Türk Dili ve Edebiyatı
Yüksek Lisans, Türkçe, 2012, 286 s.
“Altın Ordu Sahası Yarlık ve Bitikleri Üzerine Bir Sentaks incelemesi” adlı çalışmada A. Melek Özyetgin’in “Altın Ordu, Kırım ve Kazan Sahasına Ait Yarlık ve Bitiklerin Dil ve Üslup İncelemesi” adlı yayınındaki cümleler sözdizimi açısından incelenmiştir. Söz öbekleri ve cümleler çeşitli yönleriyle değerlendirilmiştir. Araştırma giriş ve beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde “Altın Ordu, Kırım ve Kazan Sahasına Ait Yarlık ve Bitikler”e yer verilmiştir. İkinci bölümde söz öbeklerinin tanımı, özellikleri ve sınıflandırılması açıklanmıştır. Bu bölümdeki açıklamalar metinlerden örneklerle desteklenmiştir. Üçüncü bölümde çeşitli yönleriyle cümle, cümleyi oluşturan öğeler ve cümledeki öğelerin birbiri ile olan ilişkileri incelenmiştir. Bu bölümde de açıklamalar metinlerden örneklerle desteklenmiştir. Dördüncü bölümde yarlık ve bitikleri oluşturan cümleler, öğelerinin hangi öbeği oluşturduğu düşünülerek sınıflandırılmıştır. Beşinci bölümde istatistikî bilgiler ve grafikler yer almaktadır. Çalışma incelemelerden çıkan bilgilerin değerlendirildiği sonuç bölümüyle tamamlanmıştır. Daha sonra özgeçmiş ve kaynakça verilmiştir.
Kuzey-Batı (Kıpçak) grubu Türk lehçelerinde çokluk şekilleri (North-West (Kipchak) Turkish dialects plural forms)
Yazar: İlker Avcıoğlu
Danışman: Yrd. Doç. Dr. Salim Küçük
Yer Bilgisi: Ordu Üniversitesi / Sosyal Bilimler Enstitüsü / Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı / Çağdaş Türk Dilleri ve Edeb. Bilim Dalı
Konu: Türk Dili ve Edebiyatı
Yüksek Lisans, Türkçe, 2012, 244 s.
Çokluk kavramı, dünya dillerinde ve Türkçede bir kısım ekler, kelimeler, kelime grupları ve cümlelerle karşılanmaktadır. İnsanlar farklı dil ve kültür öğelerine sahip olsalar da yaratılış itibari ile benzerlikler göstermektedirler. İnsanın, yaratılıştan gelen temel özelliklerinden biri de varlık ya da nesneleri tasnif etme, sahip olduğu varlıkları sayma, nesneleri sahiplenme, ortak özellikleri olan bazı nesneleri bir grupta toplama; iş, oluş ve hareketi yapanları ya da bunlardan etkilenenleri bildirme, varlık ya da nesnelerin yerini, durumunu belirtme, abartma yoluyla olayın çokluğunu bildirme ve ortak yaratılış özelliklerini çokluk kavramlarıyla bildirmektir. Türkçenin, hakkında kayıtların bulunduğu en eski tarihlerden beri, iç Asya’dan Tuna boyuna, Kuzey Afrika’dan Doğu Türkistan’a kadar uzanan ve zaman içinde değişmiş bir yayılma alanı vardır. Çalışmamızda bu geniş alana yayılan Türkçenin üç büyük kolundan (Kıpçak, Karluk, Oğuz) biri olan Kıpçak grubu içinde (Başkurt Türkçesi, Karaçay-Malkar Türkçesi, Karaim Türkçesi, Karakalpak Türkçesi, Kazak Türkçesi, Kırgız Türkçesi, Kırım-Tatar Türkçesi, Kırımçak Türkçesi, Kumuk Türkçesi, Nogay Türkçesi ve Tatar Türkçesi) yer alan Türk Lehçelerinde çokluk şekilleri tespit edilmiş ve örneklerle açıklanmıştır.
[1] Bilgiler Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/ adresindeki Ulusal Tez Merkezi veritabanından sorgulanarak elde edilmiştir. Yazarlarının yayımına izin verdiği tezlerin PDF dosyaları erişime açık olup bu adresten indirilip okunabilmektedir.
Emel KIRIM VAKFI