KIRIM TATARLARININ 1917-1941 YILLARI ARASINDAKİ NÜFUSUNA DAİR BİR DENEME

Yazar: ,

KIRIM TATARLARININ 1917-1941 YILLARI ARASINDAKİ NÜFUSUNA DAİR BİR DENEME

 

Salavat M. İSHAKOV *

Çeviren: Bülent TANATAR

Şu veya bu etnik grubun haricî tesirlerle belirlenen şartlar altındaki siyasal itidal, sadakat veya itirazının tetkiki en temel genel sorunlardan birini meydana getirir. Halkın psikolojisindeki değişmeler, bildiğiniz gibi, farklı şekillerde vuku bulur, fakat besbelli ki bunlar bir bütün olarak siyaset, ekonomi, kültür ve toplum içindeki en dramatik değişmelerden çok daha yavaş cereyan eder. 20. yüzyılın ilk çeyreğindeki çok kavimli ve çok dinli nüfusuyla Kırım’da, olayların özgüllüğü büyük ölçüde Kırım Tatar faktörü, yarımadanın nüfusunun bu kesiminin ilgileri, ruh halleri, emelleri tarafından belirleniyordu. Kırım’da Tatarların bu dönem sırasındaki rolü hakkındaki tartışma yalnızca tarihyazımı ve özellikle siyaset bilimi ve siyaset gazeteciliği bakımından önemini korumakla kalmıyor, aynı zamanda giderek daha fazla kamuoyunun ilgisini çekiyor.

Sovyet döneminin sonunda, bir yanda, çok haklı olarak belirtildiği üzere, Kırım Tatarlarının tarih “tetkikinin topyekûn yokluğu”, diğer yanda, “çarpıtılmış bir tarihyazımı” vardı.[1] Bunun sonucu olarak, Kırım Tatarları peyderpey Kırım’ın tarihinden yok oldular. Kırım tarihyazımındaki değişmeler, tarihçilerin ilk kez Sovyet devletinin millet ve din/mezhep politikası pratiğinin bilinmeyen taraflarını, kurumlarını ve yöntemlerini açığa çıkartarak, iki savaş arası dönemdeki Kırım Tatar tarihinin bir dizi sorununa parmak basarak Kırım Tatarlarının tarihine ilgi göstermeye başladıkları SSCB’nin çöküşünden sonra başladı.

Aynı zamanda, bağımsız bir devlete sahip olma becerilerinin toptan inkârına varıncaya dek, onların Kırım’ın tarihindeki rollerine dair bir sürü bakış açısı ifade edildi. Burada, başka benzer durumlarda olduğu gibi, tıpkı ünlü etnolog R.G. Kuzeyev’in belirttiği üzere, “halkın bağrında yaşayan ruh hallerini, hatıraları, yönelimleri anlamak, ölçmek ve bunların belli bir amaca yönelik bir sürece dönüşmesine katkıda bulunmak” önemlidir. Komünistlerin “milliyetçiliğe” ve “milliyetçilere” karşı mücadelesi tarihsel veçhe içinde henüz tam olarak değerlendirilmedi. Bununla beraber, bu mücadelenin yalnızca halkların ve kültürlerin gelişmesine zarar verdiği açıktır. Uzunca bir süre için, insanların zihinlerinde millî hareketlerin fikir ve şiarlarını, “kendi kaderini tayin”, “özerklik”, “federasyon” kavramlarının anlamını tahrip etti. “Merkez” ve “çevre” arasındaki ilişki sorunu SSCB’nin siyasal tarihinin kilit sorunlarından biri haline geldi.[2] Günümüzde, Sovyet milliyet politikası ve onun etnik bilinç, şu veya bu bir başka halkın Sovyet devletinin hedeflerini benimseme düzeyine etkisi modern tarihyazımındaki tartışmaya açık konulardan biridir. Bu politikanın Kırım Tatarlarıyla ilişkisi bakımından, öncelikle onların iki savaş arası dönemdeki, bilhassa bu “çevre” bölgede devlet oluşturma dönemindeki sayılarını ölçmek zorunludur.

Söz konusu halkın modern tarihyazımındaki demografik göstergeleriyle ilgili olarak en bilindik tarih 1917 sayımıdır; buna göre Kırım nüfusunu oluşturan 808 bin kişiden yaklaşık 400 bini Rus ve Ukraynalılar, 217 bini[3] ya da nüfusun % 26’sı Kırım Tatarlarıydı. Sovyet ve Sovyet-sonrası tarihyazımının, Kırım Tatarlarının söz konusu dönemde Kırım nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturdukları ana tezi de buradan kaynaklanıyor; o dönemde alınan bazı siyasal kararlar da buna dayalı olarak alınmış ve sosyal bilimcilerin yayınlarındaki izleyen tefsirler de buna dayanarak yapılmıştı ve yapılmaya da devam ediyor.

Yine de, daha önce hesaba katılmayan çeşit türlü başka kaynaklar da var ki bunlar Kırım Tatarlarının o dönemdeki sayılarıyla ilgili başka bilgiler ihtiva ediyorlar. 1917’ye gelindiğinde, Kırım Tatarlarının sayısı, Rusya Müslümanlarının Paris Barış Konferansı’na sunulan beyannamelerinde belirtildiği üzere, yaklaşık yarım milyondu.[4] Kırım’da yaklaşık % 40 Müslüman var, diye bildiriyordu Kırım Mahallî Hükümetinin Başbakanı S. Sulkeviç 1918’de Azerbaycan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu Başkanı F.H. Hoyski’ye yazdığı bir mektupta.[5] Kırım’daki Gönüllü Ordu’nun komutanının kurmay başkanı General A.İ. Denikin’e Aralık 1918 gönderdiği bir raporda, Kırım’da çoğunluk Kırım Tatarlarda (nüfusun % 40-42’si), diye belirtiyordu. Aralık 1918-Nisan 1919 arasındaki dönem için Denikin komutanlığı için hazırlanan gizli bir raporda da Tatarların Kırım nüfusunun % 42’sini oluşturdukları belirtiliyordu.[6]  Tatar nüfus Kırım’da sayısal olarak baskın durumda, diye belirtiliyordu 1920 yazında yüksek mertebeden bir Wrangel hükümeti görevlisinin yayınladığı gazetede.[7] O tarihlerde Akyar’da bulunan Polonya konsolosu Polonya Dışişleri Bakanlığına gönderdiği raporunda Kırım’da 450 bin Kırım Tatarı olduğunu bildiriyordu.[8] Bir başka tanıklığa, 1920 yılında Kırım’ı ziyaret eden Britanyalı gazeteci C. E. Bechhofer’e göre, o sırada burada 800 bin kişi (kuzeyden gelen binlerce mülteci hariç) ikâmet ediyordu.[9] İç Savaş sırasında, eski Rusya imparatorluğunun her tarafından Kırım’a yığılan muazzam bir mülteci akını yarımadanın nüfusunda kayda değer bir artışa yol açmıştı. 

RKP (b) Kırım Vilâyet Komitesi, 1 Aralık 1920–1 Ocak 1921 tarihleri arasındaki dönem için, vilâyet komitesi mesul sekreteri R.S. Samoylova’nın imzasıyla RKP /b) Merkez Komitesine gönderdiği aylık bilgi raporunda, Tatarların yarımadanın nüfusunun yaklaşık yarısını meydana getirdiklerini bildiriyordu.[10] 1920 itibarıyla, C. Seydahmet’e (Bütün Rusya Kurucu Meclisi mebusu, Ocak 1918’de Kırım Tatar hükümetinin Başbakanı, S. Sulkeviç hükümetinin Dışişleri Bakanı) göre Kırım Tatarlarının sayısı 700 bindi. 1920 – 1921’de Milletler Cemiyeti’ne gönderilen belgelerde, buna dayanarak Tatarların Kırım nüfusunun ezici çoğunluğunu oluşturduklarını belirtiyordu.[11]

2004 yılındaki bir yayınımda, Kırım Tatarlarının nüfusuna dair verdiğim rakam, gözlemlediğim kadarıyla, bir istisna, o da ünlü Kırımlı akademisyen V.E. Vozgrin hariç, tarihyazımında görmezden gelinmişti. Vozgrin 1917 yılında Kırım’da yarımadanın toplam sakinlerinin % 42’sine denk gelen 450 bin Tatar yaşadığını belirtiyordu, bir başka deyişle, rakam istatistiklerde iki kattan daha düşük veriliyordu.[12] Onun Kırım’da devrimci değişiklikler şartlarında yapılan bu manipülasyona dair gözlemine katılmamazlık edemeyiz. Dolayısıyla, 1917-1920 yıllarındaki Kırım Tatarlarının sayısı bu verilere göre 450-700 bin civarındaydı.

Bolşevikler 1921 yılında Kırım’da bir nüfus sayımı gerçekleştirdiler, bundan sonra da burada 719,5 bin kişi ve 1923’te de 569,5 bin kişi yaşadığı kanaâti yerleşti. Toplam nüfus 1921-1922 açlığının tesiriyle % 21 (150 bin kişi) düşmüştü.[13] Sovyet tarihyazımında, bu sayımın verilerine atıfla, Kırım MSC’de 1921 yılında Rusların nüfusun yarısından fazlasına ve Tatarların da % 25’ine tekabül ettiği şeklinde bir aksiyom kanaât haline geldi.[14] Açıklamak gerekir ki, bu sayım Moskova tarafından Kırım’ın akıbetine ilişkin bir kararın kabulüyle bağlantılı olarak gerçekleştirilmişti ve rakamlar üzerinden Slav nüfusun Tatar nüfusu karşısındaki hâkimiyetini göstermek gibisinden pragmatik siyasal mülahazalar tarafından şartlandırılmıştı, ne de olsa kuruluşu ilan edilen bir Kırım SSC/MSSC idi, Tatar Cumhuriyeti değil. Kırım’daki daha ilk adımlardan itibaren, Sovyet hükümeti istatistikleri kendi amaçları için kullanmıştı ve değişik kaynaklar üzerinden denetlenebilecek nesnel bir demografik durumdan yola çıkmıyordu.   

 Öyleki, Temmuz 1921’de, Müslüman Tatarların toplam nüfusun %60’dan fazlasını oluşturdukları Balıklava ilçesindeki sayım görevlilerinden biri Balıklava Devrim Komitesi’ne gönderdiği bir raporda halkın sayıma şüpheyle yaklaştığını bildiriyordu.[15] “Yoklamalar [obsledovaniye] sırasında istatistiklerle karşılaşan halk bu çalışmalara güven duymuyor, sıklıkla istatistik sayımları [perepis] ile yoklamaların içeriğini saptırıyordu”…” Bir başka gözlemci, halk “bunlara karşı şüpheciydi, bu da elde edilen istatistiksel verilerin değerini düşürüyordu”, diye belirtiyordu.[16] Kırım MSC Merkezî İstatistik Dairesi Başkanı G.A. Kuşçenko “1921’de ülkemizde gerçekleştirilen sayım noksansız olmaktan uzaktır; birçok yerleşim bölgesine ulaşamamıştır”, diye bildirmişti.[17] Böylece, bir yandan, o tarihlerde gerçekleştirilen istatistiksel yoklamalar son derece düşük nitelikliyken, diğer yandan, Kırım Tatarlarının ne yetkililere ne de hatta nüfuslarına dair olan resmî verilere güvenmedikleri malumun ilâmıdır.

Kırım Tatarlarının güvensizliğiyle karşı karşıya kalan yerel yetkililer bu durumdan bir “çıkış yolu” buldular. “Kırım’daki nüfus istatistikleri feci durumda.” 1921 sayımına ilaveten, Kırım’ın nüfusu ve millî terkibine dair ikinci bir bilgi kaynağı da tek tek ilçe icra komiteleri ile şehir sovyetlerinden gelen verilerdi. “Çoğu durumda bu “veriler” tavandan gelen veya bilinçli olarak… uydurulan [vısosannıh iz paltsa] “verilerden” çok farklı değildi”, diye itiraf etmişti Kırım’da milliyetler politikasını yürütenlerden biri olan S.A. Gamalov.[18] Çeşitli düzeydeki yetkililer, kendi takdirleriyle, nüfusun etnik terkibi konusunda üstlerine verdikleri raporlarda bu tür bilgileri manipüle ettiler. Nüfus sayımı verileri ve her düzeydeki iktidar organları yerli Tatarların sayılarını düşük gösterdiler.

Kırım Tatarlarının sayısı aynı zamanda Kırım’ın her Tatar köyündeki mollalar tarafından da sayılıyordu. Kırım Müslümanları Diyanet İşleri İdaresi’nin başındaki Kırım Tatar Müftüsü İ. Tarpi bu türden bilgiler toplamış ve 1923’te Stalin’e sayılarının 250 bin olduğunu yazmıştı.[19] Sayılarındaki 2-3 kat düşüş yalnızca istatistiksel verilerin noksanlığına, yetkililere sunulan bilgilerin tashihine [korrektsiya] değil, aynı zamanda Tatarların kütlevî göçünün ve Kırım’daki büyük ölçekli açlığın sonucuna da bağlıydı. Mart 1922 ortasında toplanan RKP (b)’nin 6. Kırım Vilayet Konferansı’nda konuşan Kırım SSC Merkezî İcra Komitesi ile Kırım Açlık ve Sonuçlarıyla Savaş Merkezî Komisyonu Başkanı Yu.P. Gaven “Kırım Tatarları köyleriyle o kadar bütünleşmiş durumdalar ki açlık bile onları oradan ayıramıyor ve onlar köylerinde sessizce ölüyorlar… Pomgol [Açlara Yardım Komitesi] Merkezî Komisyonu’nun elinde açlık çekenlerin ve esasen de açlıktan ölenlerin sayılarına dair kesin veriler yok… Bizim kaba tahminlerimize göre Kırım’da açlık çeken yaklaşık 500.000 insan var ki bu da nüfusun % 65’ini oluşturuyor. Açlık başlıca olarak Kırım’ın tahıl yetiştirici olmayan güney bölgesini vurdu. Güney sahilleri boyunca sıralanan Kırım köylerinde temel olarak Tatarlar oturduğundan açlığın en yaman biçimde Tatar nüfusu etkilemesi doğaldır”, diye bildirmişti.[20] Gaven’in çok geçmeden yönetmekten aciz olduğu Kırım’ı terk etmesi şaşırtıcı değildir.

Moskova Kırım SSC’nin yeni Merkezî İcra Komitesi Başkanı olarak Kırım Tatarları arasından V. İbrahimov’u atamak zorunda kaldı. Böyle bir adımın onların daha rahat yönetilmelerini sağlayacağını umut ediyordu, ancak bu onun gücünün çok ötesinde çıktı. O da selefi gibi, açlıktan en çok Kırım’da açlıktan ölenlerin toplamının % 60’ını oluşturan Tatarların muzdarip olduğunu itiraf ediyordu.[21] Kırım Tatarları 1921-1922 açlığı sırasında on binlerce kişi kaybetmişti, bir başka deyişle, Kırım SSC’nin Sağlık Bakanı olan Kırım Tatarı H. Çapçakçı’nın (birkaç yıl sonra Sovyet-karşıtı karşı-devrimci faaliyetle suçlanıp zulme uğradı) 1925’te dosdoğru ifade ettiği gibi, bu halk açıkça imha olmuştu.[22] 

Kırım’daki açlığa dair verileri zikrederken Gaven açlığın yerli Tatarlar arasındaki dağılımının coğrafyasını küçültmüştü. Açlık en güçlü şekilde nüfusun büyük çoğunluğunu çok küçük toprak parçalarına sahip olan ve tahıl tarımı yapmayan Tatarların oluşturduğu Kırım’ın dağlık ve bayırlık bölgelerini vurmuştu.[23] Şehirli Tatarlar da açlıktan muzdarip olmuşlardı. Öyle ki, 1915 yılında 15 bini aşkın nüfusa sahip olan Bahçesaray’ın Tatar halkı, 1922 yılında, bir gazete makalesinde yazdığı üzere, “açlığın dehşeti sonucu insansızlaşarak” 2,5 kat azalıp 6 bine gerilemişti.[24] Sürgünde yaşayan Seydahmet 1930’larda Sovyet basınındaki verileri kullanarak Bahçesaray nüfusunun % 55’inin açlık çekerek öldüğünü yazmıştı.[25] Özgül bir duruma tekabül eden böylesi bir dinamik yukarıda anılan Kırım Tatar verilerinin 1917-1923 yılları arasındaki dönemde güçlü bir nüfus daralması gösterdiğini teyit eder.

Sayıları bilahare 17 Aralık 1925 tarihinde SSCB ile Türkiye arasında bir dostluk ve tarafsızlık antlaşmasının imzalanmasına yol açan Sovyet–Türk ilişkilerinin büründüğü hava içerisinde gelişen esasen dış kaynaklı bir akına, gerisin geriye göçe bağlı olarak artış gösterdi. Daha 1925 yazında, parti basını şöyle yazıyordu: “Bugün on binlerce Tatar göçmen Türkiye’den ve çevre bölgelerden Kırım’a geri dönüyor”.[26] Kırım İstatistik Dairesi’ne göre, bizzat Kırımlı bir istatistikçinin belirttiği üzere, Kırım’daki “muhtemel” nüfus 1 Ocak 1926 itibarıyla 624 bindi, Tatarların sayısı ise yalnızca 164,2 bin kişi olarak ya da toplam Kırım nüfusunun % 26,3’ü olarak belirlenmişti.[27]

Yerel istatistikçilerin bütün bu hesaplamaları, rakamlarla oynamaları yerel liderler, Kırım Tatarları arasından terfiyle yükselenler [vıdvejentsı] arasında samimî şüphelere sebep oldu. 1926 yılında, Kırım’daki etnik terkibe ilişkin istatistiksel veriler, parti organlarında anıldığı üzere, “farazî” ve “tahminî”dir, diyordu Kırım SSC Merkezî İstatistik Dairesi Başkan yardımcısı Kırım Tatarı R. Nogayev (1928’de Sovyet-karşıtı karşı-devrimci faaliyetlerde bulunmakla suçlandı ve Kırım’a Yahudilerin kitlesel ölçekte yerleştirilmesine kararlı biçimde karşı çıkan V. İbrahimov’la birlikte kurşuna dizildi).[28] Yerel istatistikler esas itibarıyla iktidarın siyasal bir aracına çevrilmişti.

Ukrayna SSC Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü’nün bir ortak çalışmasında belirtildiği üzere, 1930-1933 yıllarında, Kırım’daki Tatar nüfusunda, açlığa bağlı olan da dahil, kesif bir düşüş gözlendi.[29] 1937 nüfus sayımına göre, Kırım’da 206 bin Kırım Tatarı da dahil, 996,7 bin kişi vardı; 1939 nüfus sayımına göre ise, nüfus 1,1 milyon ve Tatarlar da 218,8 bin (%19) kişiydi. Her iki nüfus sayımının verileri de bir dizi çağdaş tarihçi arasında şüphe doğurdu, öyle ki sayımlar arasındaki iki yıl içinde, hiç de gerçek olamayacak şekilde, Kırım nüfusu 120 bin kişi artmıştı. Üstelik, Kırım Tatar nüfusunun hesaplanması 1939 sayımının Kırım Tatarlarını ayrı olarak hesaba katmaması yüzünden içinden çıkılmaz bir hale gelmişti. 1941 yılı başlarında Kırım Tatarlarının yerleşim coğrafyasının sadece Kırım toprağıyla sınırlı olmayışı gerçeği onların toplam sayıları sorununu çözümsüz bırakıyor.[30] Kırım Tatarlarının bu döneme ait istatistiklerinin güvenilmezliği, Kırım’ın siyasal tarihini çalışırken çoğu yazarın genel olarak kuvvetle altını çizdiği üzere, Sovyet iktidarının siyasal amaçlarını, onun Kırım Tatarlarına yönelik milliyet politikasının gerçek niteliğini gizliyor.

Batı tarihyazımında, Almanya 1941 güzünde Kırım’ı işgal ettiği sırada burada yarımada nüfusunun hemen hemen % 25’ine denk gelen 250 bin Kırım Tatarının yaşadığı sanılıyordu. Kırım’da çoğu Müslüman Sovyet hâkimiyetinin sonunu coşkuyla karşılamış ve Alman askerlerini iyi niyet ve umutla selâmlamıştı.[31]

Görüldüğü üzere, Kırım Tatarlarının 1917 ile 1930’lu yıllar arasındaki sayısı Sovyet nüfus sayımlarında, bir yandan Kırım Tatarlarının bu tarz taramalardan kitlesel ölçekte kaçınmaları yüzünden, diğer yandan da bu sayımlar yardımıyla Kırım Tatarlarının sayısını düşük gösterme amacıyla kendi milliyetler politikalarının çıkarları uğruna, söz konusu politikayı uygulamak için “geçerli” sebeplere sahip olma adına yarımadanın etnik terkibini “yeniden dağıtan” yetkililer eliyle önemli ölçüde çarpıtılmıştı. 1930’ların sonuna gelindiğinde, Kırım Tatarlarının sayısı, 1917’ye kıyasla sayılarının 2,5 kat düşmesi anlamına gelen, yaklaşık 200 bin kişiydi, bir başka deyişle, yaklaşık 20 yıl içinde Kırım Tatarları tekrar eden açlık, zulüm, göç ve 1929’da başlayan ve sonucunda on binlerce Kırım Tatarının Rusya’nın farklı bölgeleri ile Türkiye’ye doğru Kırım’ı terk etmek mecburiyetinde kaldığı birinci sürgün yüzünden yarımada nüfusu içinde bir etnik azınlığa indirgenmişti. Demografik sahadaki ve siyasal göç bilimindeki [migratsiologiya] bu veriler Sovyet devletinin Kırım Tatarlarına karşı izlediği “millî” politikanın sosyal, kültürel, siyasal ve diğer sahalarındaki bütün göstergelerinin üzerine fiilen bir çizik atar ve Kırım Tatarlarının çoğunluğunun 1941 yılı itibarıyla Sovyet iktidarına karşı olumsuz tutumunun sebebini açıklar.

* Başkurt asıllı tarihçi Salavat M. İshakov Moskova’daki Rusya Bilimler Akademisi’ne bağlı Maddî Kültür Tarihi Enstitüsü’nde emeritus profesördür. Çeviriye esas teşkil eden “K voprosu o çislennosti krımskih tatar v 1917-1941 gg.” adlı makalenin Rusça orijinali İstoriçeskiy Vestnik adlı derginin 2020 yılı, 34. cildinin 84-94. sayfaları arasında yayınlanmıştır. Çevirinin dergimizde yayınlanmasına izin verdiği için yazara ve ilgili derginin yayın kuruluna teşekkür ederiz.

[1]  G. Bekirova, Krım i krımskiye Tatarı v XIX-XX vekah. Sbornik statey, Moskova, 2005, s. 17, 32.

[2] R.G. Kuzeyev, “Traditsionnaya avtonomiya ili suverennaya respublika – alternativa politiçeskogo razvitiya”, Etniçnost. Natsionalnıye otnoşeniya. Sotsialnaya praktika içinde, St. Petersburg, Petropolis, 1995, s. 141, 144-145.

[3] Söz gelişi bkz. İstoriya Krıma s drevneyşih vremen do naşih dney (v oçerkah), Akmescit, 2007, 282 s.; R.İ. Hayali, Oçerki istorii obşçestvenno-politiçeskiy i kulturnoy jizni Krımskih Tatar v XX veke, Akmescit, 2008, s. 42.

[4] Grajdanskaya voyna v Rossii i Musulmane. Sbornik dokumentov i materialov, Moskova, 2014, s. 741, 782.

[5] Azerbaycanskaya Demokratiçeskaya Respublika. Vneşnaya politika. Dokumentı i materialı, Bakü, 1998, s. 102-103.

[6] Rossiyskiy gosudarstvennıy voyennıy arhiv (RGVA), F. 39660. Op. 1. D. 143. L. 141; D. 268. L. 29 ob. – 30.

[7] Yug Rossii (Akyar), 1920, 27 Haziran.

[8] S.M. İshakov, Rossiyskiye Musulmane i revolyutsiya (vesna 1917 g. – leto 1918 g.), Moskova, 2004, s. 112.

[9] C.E. Bechhofer Roberts, In Denikin’s Russia and the Caucasus, 1919-1920: Being the record of a journey to South Russia, the Crimea, Armenia, Georgia, and Baku in 1919 and 1920, Londra, 1921, s. 230.

[10] RGVA, F. 182, Op. 5, D. 6, L. 21 ob.

[11] Archives du ministère des Affaires étrangères de France. Ser. Z. Car. 651. Do. 2. F. 112, 127.

[12] V. Ye. Vozgrin, İstoriya Krımskih Tatar: Oçerki etniçeskiy istorii korennogo naroda Krıma, 4 cilt, 4. Baskı, Cilt 2, Akmescit, 2015, s. 852. Vozgrin burada, bunların askerî veriler olduğuna işaret ederken, Rusya Devlet Askerî-Tarih Arşivi’ne (F. 461-k. Op. 2. D. 130. L. 1. Fakat bu arşivde böyle bir fon yok) atıfta bulunuyordu. Kırım’daki Polonya Konsolosluğu tarafından kaleme alınan bu belge gerçekte Rusya Devlet Askerî Arşivi’nde muhafaza edilmektedir (F. 461-k. Op. 2. D. 130. L. 1) ve ilkin benim kitabımda kullanılmıştır (bkz. S.M. İshakov, a.g.e., s. 112).

[13] B.P. Vologdin, “Naseleniye Krıma”, Ves Krım. 1920-1925 içinde, Akmescit, 1926, s. 37.

[14] İstoria natsionalno-gosudarstennogo stroitelstva v SSSR, 1917-1918, 2 cilt, Cilt 1, 3. baskı, Moskova, 1979.

[15] Gosudartsvennıy Arhiv Rossiyskoy Federatsii (GARF), F. P.-1247. Op. 1. D. 32. L. 42.

[16] Krasnıy Krım (Akmescit), 1926, 21 Nisan.

[17] A.y., 6 Ocak.

[18] A.y., 2 Eylül.

[19] Tsk RKP (B)-VKP(B) i natsionalnıy vopros, Kniga 1. 1918-1933, Moskova, 2005, s. 129.

[20] İzvestiya Krımskogo oblastnogo komiteta RKP(B), 1922, No. 10, s. 33.

[21] V. İbraimov, “Pyat let sovetskoy vlasti v Krımu”, Ves Krım. 1920-1925 içinde, Akmescit, 1926, s. VI.

[22] Krasnıy Krım, (Akmescit) 1925, 19 Kasım.

[23] T. Bıkova, “Şço spriçinilo golod 1921-1923 rr. u Krımu?”, İstoriya Krımu u zapitannyah i vidpovidyah içinde, Kıyiv, 2015, s. 341.

[24] Krasnıy Krım, (Akmescit) 1922, 1 Eylül.

[25] C. Seydamet, Publististika: maloizvestnıye stati, Akmescit, 2012, s. 96.

[26] Krasnıy Krım, (Akmescit) 1925, 4 Haziran.

[27] V.P. Vologdin, a.g.e., s. 37, 39.

[28] Krasnıy Krım, (Akmescit) 1926, 13 Kasım.

[29] Krımskaya ASSR: 20-30-ıye godı, Kıyiv, 1989, s. 13.

[30] G. Bekirova, a.g.e., s. 235, 236.

[31] D. Motadel, İslam v politike natsiskoy Germanii (1939-1945), 2020, s. 184-185, 200 [İngilizce orijinali 2014 yılında yayınlanmış olan bu kitap 2015 yılında İslam ve Naziler adıyla Türkçeye çevrilmiştir].

TAVSİYELER

TÜRK DÜNYASI VE KIRIM’IN İŞGALİ KONFRANSI

TÜRK DÜNYASI VE KIRIM’IN İŞGALİ KONFRANSI Emel Kırım Vakfı Başkanı ve KTMM Türkiye Temsilcisi Zafer …