TÜRKİYE UKRAYNA-KIRIM-RUSYA SİYASETİNDE EL YÜKSELTTİ

TÜRKİYE UKRAYNA-KIRIM-RUSYA SİYASETİNDE EL YÜKSELTTİ

 

Zafer KARATAY

Türkiye’nin Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesinden beri izlediği istikrarlı siyasette el yükselttiğine, Ukrayna ve Kırım lehine çok önemli bir ileri adım attığına tanık oluyoruz. Kırım Türkleri açısından tarihî bir gelişme yaşandı desek yeridir. Kırım Türkleri açısından tarihî ve çok önemli olan adımı Türkiye, dünya kamuoyuna ve taraflara açık bir şekilde 7 Temmuz 2023 tarihinde İstanbul’da gösterdi ve Rusya Kırım Ukrayna üçgeninde kendisi için neyin daha önemli ve öncelikli olduğunu yeni ve çok daha güçlü mesajlarla en yetkili ağızdan açıkladı. Ukrayna Cumhurbaşkanı V. Zelenskıy, Rusya’nın 2022 yılı Şubat ayında Ukrayna’ya büyük bir güçle saldırmasıyla başlayan savaşın 18. ayında ilk defa Türkiye’ye geldi ve İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 2,5 saat süren bir görüşme yaptı.

Zelenskıy gelmeden evvela Mustafa A. Kırımoğlu Türkiye’ye gelerek çeşitli temaslarda bulundu ve son durum hakkında bilgilendirmeler yaptı. Erdoğan-Zelenskıy zirvesi öncesinde Kırım Tatarlarının millî yolbaşçısı, Ukrayna Milletvekili Mustafa A. Kırımoğlu, göreve yeni atanan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İstanbul’da görüştü. Kırımoğlu-Fidan görüşmesinde aralarında Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan yardımcısı Nariman Celal’in de olduğu, 130’u Kırım Tatarı, 170’den fazla siyasî tutsağın durumları, yapılabilecekler, Türkiye’nin Ukrayna’ya verdiği askerî ve insanî destek başta olmak üzere, pek çok konu ele alındı. Nariman Celal’in eşi Leviza Celal’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yazdığı mektubu da Hakan Fidan’a teslim eden Kırımoğlu görüşme ve gelişmelerden çok memnun olduğunu dile getirdi.

Erdoğan-Zelenskıy görüşmesinin hemen öncesinde gerçekleştirilen bu görüşmenin içeriği şüphesiz önemliydi. Çiçeği burnundaki Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın göreve gelmesiyle birlikte Türkiye’nin Kırım Türklerine verdiği desteği çok daha ileri seviyeye taşıdığını dünya kamuoyuna gösteren, basın mensuplarına verilen Hakan Fidan-Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu görüşmesinin fotoğrafıydı. Fotoğraf Anadolu Ajansı tarafından servis edilirken, T.C. Dışişleri Bakanlığının resmî Twitter hesabından da “Bakanımız @HakanFidan, Kırım Tatar Türklerinin lideri ve #Ukrayna Milletvekili Mustafa Kırımoğlu ile #İstanbul’da görüştü.” yazısıyla paylaşıldı.

Hakan Fidan Kırım’ı Kırım Türklerinin mücadelesini, Mustafa A. Kırımoğlu’nu çok yakından tanıyan, bilen biri. TİKA Başkanlığı döneminde Kırım’a gitmiş, TİKA’nın Kırım’a ve Kırım Türklerine yaptığı yardımları, yapılan projeleri yakından takip etmiş ve destek vermişti. Başbakanlık Müsteşar yardımcılığı döneminde de bu ilgi ve desteğini sürdürmüştü. 2010 yılında MİT Başkanı olunca zaten görevi gereği, bölgedeki gelişmeleri daha yakından takip etmiş, Rusya’nın 2014’teki Kırım işgalini, bu süreçte Kırım Türklerine karşı işgalci Rusya’nın yürüttüğü siyaseti, gelişmeleri ve nihayetinde Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının arka planını iyi bilmesi doğaldı. Bütün bu süreçte onun Türkiye’nin siyasetini belirleyici bir rolü olduğu da şüphesizdir. Böyle bir donanıma sahip bir yeni Dışişleri Bakanı olarak, Rusya’nın üç günde işgal hedefiyle başlattığı savaşta geldiği noktayı ve gidişatın nereye doğru evrildiğini daha iyi gördüğünü söylemek mümkündür. Bu da Türkiye’nin Ukrayna-Kırım-Rusya üçgenindeki siyasetine yansımıştır. O sebeple bu fotoğrafın Türkiye’nin Kırım siyasetinde el yükselttiğini ve Kırım Türklerine verdiği desteği daha da güçlendirdiğini, Zelenskıy’ın Türkiye ziyaretini dikkatle takip eden işgalci Rusya’ya ve Ukrayna yönetimine verildiğini göstermesi bakımından çok önemlidir. Bu görüşme ve fotoğrafta çarpıcı olan 1991 yılında Ukrayna’nın bağımsızlığını kazanmasından ve 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı işgal etmesinden beri ilk defa Kırım Tatarlarının Gökbayrağına Ukrayna bayrağının yanında yer verilmiş olmasıdır.

Türkiye’nin bu tavrının Hakan Fidan ile sınırlı kalmadığını Cumhurbaşkanı Erdoğan da aynı gün içinde teyit etti ve daha güçlü bir şekilde gösterdi. Türkiye’nin Kırım Türklerine ve Ukrayna’ya verdiği desteği daha ileri seviyeye taşıdığını anlamak için Zelenskıy-Erdoğan görüşmesinden sonraki basın toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı konuşmanın tamamını iyi okumak gerekir:

Sayın devlet başkanı değerli dostum Zelenskıy, kıymetli heyet üyeleri değerli basın mensupları sizleri en kalbi duygularımla saygıyla selamlıyorum. Sayın Zelenskıy ve heyetini İstanbul’da misafir etmekten memnuniyet duyuyorum. Bir kez de sizlerin huzurunda kendilerine hoş geldiniz diyorum. Kıymetli dostumla son yüz yüze görüşmemizi geçen sene ağustos ayında Lviv’de gerçekleştirmiştik. Tabi biliyorsunuz kendisiyle birçok kez telefon görüşmesi de yaptık, yapıyoruz. Yaşananlara karşın Türkiye Ukrayna dostluğu her bakımdan daha da güçlendi. 500. güne uyanacağımız savaşta Ukrayna halkı, ülkesinin toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını savunuyor. Çatışma tehlikesinin belirmeye başladığı andan itibaren savaşın önlenmesi için elimizden gelen çabayı sarf ettik. Gerilimin sıcak çatışmaya döndüğü günden beri de uluslararası hukuka ve hakkaniyete aykırı bu savaşı reddettiğimizi kayda geçirdik.

2014’te Kırım’ın uluslararası hukuka aykırı bir şekilde ilhakından bu yana Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve bağımsızlığına olan desteğimizi tüm platformlarda ifade ettik. Ukrayna ile olan dayanışmamızı siyasî ekonomik insanî ve teknik alanlarda verdiğimiz somut yardımlarla fiiliyatta da sergiledik. Diğer taraftan savaşın uluslararası hukuk temelinde müzakereler yoluyla sona erdirilmesi için en yoğun çabayı harcayan ülke olduk.

Geçen sene mart ayında iki ülke müzakere heyetleri arasında son derece önemli bir görüşmeye İstanbul’da ev sahipliği yaptık. Geçtiğimiz senenin temmuz ayında ise Birleşmiş Milletlerle yürüttüğümüz arabuluculuk girişimleri neticesinde İstanbul’da atılan imzalarla Karadeniz tahıl gelişini hayata geçirdik. Türk Boğazları’ndan dünyaya açılan bir nefes borusu misali bir yılda 33 milyon tona yakın tahılı ihtiyaç sahiplerine ulaştıran 17 Temmuz’da dolacak olan süresinin uzatılmasını temenni ediyorum. İlgili tüm tarafların bu maksatla küresel sorumluluk bilinciyle hareket edeceğine inanıyorum. Şüphesiz Ukrayna NATO’ya üyeliği hak ediyor. Her zaman ısrarla savunduğum bir hususu huzurlarınızda bir vesileyle tekrar vurgulamak istiyorum. Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Taraflar arasındaki anlayış farklılıklarına rağmen barış arayışlarına bir an evvel geri dönülmesi en samimi arzumuzdur. Ukrayna’nın yeniden ayağa kaldırılmasında her türlü desteği vereceğiz. Ukrayna’da lider konumda olan müteahhitlik şirketlerimiz ülkenin yeniden imarında da Ukraynalı dostlarına yardımcı olacaktır

Ukrayna’nın geleceğine güvenle bakmamızın en önemli sebeplerinden biri de Kırım Tatar Türklerinin ülkelerinin özgürlüğe kavuşması için canla başla mücadele etmesidir. Soydaşlarımızın haklarının hukuklarının garanti altına alınmasındaki, özerklik statülerinin tahkim edilmesindeki emeklerinden ötürü sayın Zelenskıy’e bir kez daha teşekkür ediyorum. Bu vesileyle hayatını kaybeden tüm Ukraynalılar için başsağlığı dileklerimi tekrarlıyorum. Ukrayna ile dayanışma içinde olurken savaşın müzakereler temelinde sona erdirilmesi için gayretlerimizi sürdüreceğiz. Görüşmelerimizin ülkemiz, bölgemiz ve uluslararası toplum için hayırlı olmasını diliyorum.

Cumhurbaşkanının yazılı bir metin üzerinden yaptığı bu konuşma hiç şüphesiz devletimizi yönetenlerce dikkatlice kaleme alınmıştır.  Batı basınının ve Türkiye’deki basının daha çok dikkatini çeken ise konuşmasının başında hiç beklenmedik bir şekilde “şüphesiz Ukrayna NATO üyeliğini hak ediyor” cümlesi oldu. Bu İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine, terör örgütü PKK ve destekçilerine verdiği destek sebebiyle çok haklı olarak çekince koyan Türkiye’yi “Rusya ile işbirliği yapıyor”, “Rusya’nın müttefiki” gibi eleştiriler yapanları şaşırttı. Dahası Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmak için sınırlara yığınak yapmaya başlamasından itibaren Türkiye’deki medyada, gazeteci, öğretim üyesi, kimi emekli general-amiral-albay vb, kendilerine stratejist diyen “her şeyin uzmanı” Putinist ve Rusya avanesini, Avrasyacıları da futbol tabiriyle ters köşeye yatırdı. Buna sosyal medyada, İslamcı, Turancı, sosyalist vb görünümlü, düpedüz ya da son tahlilde Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısını haklı gören, savaşın NATO’nun suçu olduğuna inandırılan ve aylardır yoğun propagandayla az çalıştırdıkları zihinleri yoğrulan saftirikleri de ekleyebiliriz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ukrayna’nın NATO üyeliğini hak ettiğini söylemesi şüphesiz Moskova’da da derin bir etki yaratmıştır. Ama Kremlin Türkiye’nin bu ve Kırım konusundaki açıklamalarına yüksek perdeden bir karşılık vermedi. Aslında veremedi demek daha gerçekçi olacaktır. Çünkü Rusya artık eski Rusya değil, Putin eski Putin değil. “Kral çıplak” diyen ve dünyanın ikinci büyük ve güçlü ordusunu rezil eden Ukrayna’ya, Rusya’nın Gürcistan’ı ve ardından Kırım’ı, Donetsk ve Luhansk’ı işgalinde olduğu gibi Batı’nın göstermelik tepkilerle bu işgali de geçiştireceğini hesaplayan Kremlin ve Putin, tek nefes alma yeri ve aynı zamanda NATO üyesi bir ülke olan Türkiye’ye muhtaç olduklarını gayet iyi biliyorlar. Kuyruğu dik tutmaya çalışsalar da, Türkiye ile dansı bitirmeye, köprüleri atmaya şimdilik cesaretleri ve çıkarları yok. Ancak bu demek değildir ki Rusya devleti bu yaşananları unutup sineye çekecektir. Kendini güçlü gördüğü ve fırsatını yakaladığı anda bunlara bir karşılık vermeye çalışacaktır. Kasım 2015’te Türk hava sahasını ihlal eden Rus uçağının vurulmasından, 2016 yılında Ankara’da Rusya büyükelçisinin öldürülmesinden sonra 2020 şubatında Suriye’deki Türk ordu karargahının Rus uçaklarınca bombalanarak 34 askerimizin şehit edilmesini, Cumhurbaşkanımızın ve heyetin Kremlin ziyaretinde bekletilmesi görüntülerinin Rus devlet televizyonu tarafından bütün dünyaya servis edilmesini hep akılda tutmak gerekir.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, yolbaşçımız Mustafa A. Kırımoğlu ile, Türkiye, Ukrayna ve Kırım Tatar Bayrakları önünde görüntü vermesini ve ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarını birlikte okumak, değerlendirmek gerekir. Aslında bu mesajlar Rusya’ya olduğu kadar Ukrayna yönetimine de yönelikti. Türkiye Rusya’nın 2014 yılından beri Kırım’ın işgali konusundaki “Kırım’ın ilhak ve işgalini tanımıyoruz. Sorunun Ukrayna’nın toprak bütünlüğü çerçevesinde barışçı yollarla çözülmesini destekliyoruz. Kırım Tatar-Türkü kardeşlerimizin haklarını korumaya, desteklemeye devam edeceğiz” tarzındaki çizgisini bir üst seviyeye taşıdığını Zelenskıy-Erdoğan zirvesi esnasında gösterdi. Erdoğan ve Türk yetkili makamları ilk defa “Ukrayna’nın geleceğine güvenle bakmamızın en önemli sebeplerinden biri de Kırım Tatar-Türklerinin ülkelerinin özgürlüğe kavuşması için canla başla mücadele etmesidir” diyerek Kırım Tatarlarının Rusya işgaline olan direnişlerini ve Kırım’ın Kırım Türklerinin vatanı olduğunu vurgulamışlardır. Bu Rusya’nın Kırım’ın tarihî Rus toprağı olduğu iddiasına karşı yeni bir cevaptır. Aynı zamanda Ukrayna’nın bu savaşı kazanacağına olan inancın vurgulanmasıdır. Ukrayna yönetimine ise “2014’ten beri Rusya işgaline direnen Kırım Tatarlarına haklarını teslim edin” çağrısıdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan devamla “Soydaşlarımızın haklarının, hukuklarının garanti altına alınmasındaki, özerklik statülerinin tahkim edilmesindeki emeklerinden ötürü sayın Zelenskıy’e bir kez daha teşekkür ediyorum” sözleriyle, Rusya’nın Kırım’ı işgalinden sonra Ukrayna yönetiminin Kırım Tatar Millî Meclisi ve Kurultayı’nın Kırım Tatar halkının temsil organı olarak tanımasını, 18 Mayıs 1944 sürgününü soykırım olarak tanımasını, Kırım Tatar dili ve kültürü ile  ilgili bir sıra kararlar almasını takdir ettiklerini, ancak işgal öncesinde Rus çoğunluğun kontrolünde ve idaresinde olan, işgalde bütün organlarıyla işbirliği yaparak Ukrayna’ya ihanet eden Kırım Özerk Cumhuriyetinin sürgün öncesinde olduğu gibi Kırım Tatar Muhtar Cumhuriyeti olması konusunda gerekli adımların atılıp anayasal güvenceye alınmasını beklediklerini vurgulamıştır.

Savaşı kazanmış bir Ukrayna Türkiye’nin yararınadır. Her iki ülke de SSCB dağılıp soğuk savaş bittikten sonraki süreçte AB ve ABD’nin iki yüzlü politikalarının mağduru olmuşlardır. Her iki ülkenin sahip olduğu potansiyel bir elmanın iki yarısına benzemektedir. Nitekim bu savaş esnasında özellikle Türkiye’nin savunma sanayisinde en büyük eksik parçayı samimiyetle ve kendi çıkarı içinde tamamlayacak ülkenin Ukrayna olduğu ortaya çıkmıştır. Bu işbirliğinin anahtarı ve katalizörü de Kırım Türkleridir. Muhtar Cumhuriyetlerinde özgürce yaşayacak, Çarlık ve Sovyet kisvesi altındaki Rus emperyalizminin mahvettiği medeniyetlerini, kendileri gibi Rus emperyalizminin gadrine uğramış Ukrayna ile birlikte asırlardır Rus emperyalizminin tehdidi altında olan Türkiye’nin desteğiyle çabucak canlandıracaklardır.

Dünya kamuoyu, Türkiye’nin Ukrayna-Kırım-Rusya siyasetinde Erdoğan-Zelenskıy zirvesi zamanında Türkiye’nin el yükseltmesinin adeta kutlama pastasına da ertesi günü şahit oldu. Bu pasta Azak alayı komutanları idi. Zelenskıy ülkesine dönerken, Türkiye’nin arabuluculuğuyla serbest bırakılan ve savaş bitene kadar Türkiye’de misafir edileceği açıklanan Mariupol direnişinin kahramanları Azak alayı komutanlarını ülkelerine beraberinde götürmesi, işgalci Rusya’ya karşı savaşan Ukrayna halkına çok büyük bir moral takviyesi oldu. Dünyada da şaşkınlık ve büyük yankı yarattı.

Bütün bu gelişmeler ve Azak alayı komutanlarının serbest bırakılması, Türkiye’deki Putinseverlerin, Rusçuların ve Avrasyacıların, ekranlardaki sopalı uzmancıkların boğazında kılçık oldu.

Elbette bu gelişmeler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle “ülkelerinin özgürlüğü için canla başla mücadele eden” Kırım Türklerinin umudunu artırmış, 2014’teki işgalden beri süre gelen Rusya’nın işgaline karşı direnişleri için taze bir kan olmuştur.

Kırım, Kırım Tatarlarının tarihî vatanıdır ve Kırım’da kendi kaderlerini belirleme hakları vardır. Bu da Rusya’nın işgalini kurtulmuş vatanları Kırım’da sürgün öncesi gibi millî muhtar devletlerine sahip olmaktır. Bu haklarını da Ukrayna bir an önce gerekli anayasal düzenlemeleri ve kanunları çıkararak işgal bitmeden vermelidir.

 

 

Emel 284, Temmuz-Ağustos-Eylül 2023.

 

TAVSİYELER

KIRIM VAKFI’NDA KIRIMOĞLU BİR HALKIN MÜCADELESİ KONFERANSI

Kırım Vakfı’nın “Tarih ve Kültür Konferansları” çerçevesinde Zafer Karatay ile düzenlediği “KIRIMOĞLU – Bir Halkın …