46 yıllık sürgünden sonra Vatan Kırım’a dönen Kırım Türklerinin sayısı yüz bini çoktan geçmiş bulunmaktadır. Bunların neredeyse tamamı kendi imkânlarıyla dönenlerdir. Ancak bunlar bile henüz ev ve iş bulamamışlardır. Kırım Türklerinin ev yeri verilmesi taleplerini kısmen cevaplayan ve çok az sayıda ev için yer veren mahallî Sovyet yönetiminin tutumu karşısında Kırım Türkleri Kırım’ın çeşitli bölgelerindeki boş arazilere çadır şehirler kurarak kendilerine ev kurmaya başlamışlardır.
[ihc-hide-content ihc_mb_type=”show” ihc_mb_who=”2,3″ ihc_mb_template=”1″ ]
2-5 Temmuz 1990 günlerinde yirmibeş kişilik bir grupla gittiğimiz Vatan Kırım’da Kırım Türklüğünün yeniden doğuşunu görmek, onların Vatan’da yaşamak uğruna katlandıkları sıkıntılara şahit olmak, yürüttükleri millî mücadelenin ruhunu hissetmek bizleri tarifsiz derecede etkiledi.
Kırım şu anda Kırım Türklerinin şantiye sahası. Hem maddî hem de manevî yönden herşeylerini ama herşeylerini yeni baştan kuruyorlar. Tamamen kendi imkanları ve gayretleriyle. Kırım’da çok sayıda çadırşehir kurulmuş. Geçen yıl Zuya kasabasında kurulan çadır şehirin 12 Eylül 1989’da, Değirmenköy’deki çadır şehrin 14 Aralık 1989’da polis tarafından basılıp yağmalanması ve sakinlerinin dövülmesi üzerine Kırım Tatar Millî Hareketi Teşkilatı hem buralarda hem de Kırım’ın başka yerlerinde yeni çadırşehirler kurulmasını kararlaştırmış ve bunu teşkilatlandırmış. Kırım Türkleri bu çadırşehirleri elbette rastgele kurmuyorlar. Öncelikle mahalli yetkililere başvurarak kendilerine arsa tahsisi yapılmasını istiyorlar. Eğer yönetim talepleri cevaplandırmazsa KTMHT mensupları o bölgedeki boş kullanılmayan araziyi tespit ederek buraya çadır şehir kurulmasını organize ediyorlar. Kırım’da kurulan her çadır şehri Kırım Tatar Millî Hareketi Teşkilatı’nın görevlendirdiği teşkilat mensubu bir başkan ve komitesi idare ediyor. Ev kurulacak arsanın büyüklüğüne göre yapılacak ev sayısı kararlaştırılıyor ve parsellenerek dağıtımı yapılıyor. Çadırşehirde mutfak yani Aşhane ortak. O gün görevli kadınların yaptığı yemek ortak olarak yeniyor. Çadırşehirde yaşayanlar evin temelini beraber yapıyorlar. Kurulacak her evin bir odası tamamlanıncaya ve içine aile girebilecek duruma gelinceye kadar yardımlaşılarak ev inşa ediliyor. Bu geçici odaların inşasından sonra yardımlaşma devam etmekle birlikte herkes kendi imkanları ile inşaatını sürdürüyor.
Kırım Türklerinin kendi imkanları ile kurduğu en büyük yerleşim yeri Bahçesaray şehri yakınlarındaki Zalanköy’de. Burada Kırım Türkleri 59 hanelik bir köy kurmuşlardı, ikişer katlı olan evlerin yapımı yardımlaşma ile gerçekleştirilmiş. Buranın başkanlığını aynı zamanda Kırım Tatar Millî Hareketi Teşkilatı Merkez Şura üyesi ve veznedarı Şevket Asan yapıyor. Şevket Asan, hemen hiç bir Sovyet hükümetinin yardımı olmaksızın yaptıkları bu evlerin Sovyet televizyonunda gösterildiğini, kendisiyle de röportaj yapıldığını ve televizyonda bu evlerin sanki Sovyet hükümetinin yardımlarıyla ve imkanlarıyla yapılmış gibi gösterildiğini belirtti. Kırım’dan ayrılacağımız günün sabahı erken saatte gittiğimiz bu yerde sokağın adı İsmail Gaspıralı idi ve halen Tarak Tamgalı Gökbayrağın dalgalandığı bir evin yanındaki boş arsada KTMHT’nın son genel kurulu yapılmıştı.
Kırım Türklerinin bir diğer çadır şehri Bahçesaray yakınlarındaki tarihi Mangupkale eteklerinde kurulmakta olan Hocasala köyünde idi. Bu köy sürgün öncesi 25 hane Kırım Tatarının yaşadığı bir yermiş ve sürgünden sonra tamamen yıkılmış. Burası şimdi yeşil alan sahasına alınmış ve yetkililer ev yapılmasına izin vermiyorlarmış. Buna rağmen burada da yine eskisi gibi 25 hanelik bir Kırım Türk köyü kurmak için çalışan 25 inançlı genç Kırım Türkü çalışıyor. Bir gece onların davetlisi olarak yanlarına gittik ve çadırda geceyi beraber geçirdik.
Kırım Türkleri bir çok köyde de sürgün öncesi sahip oldukları ev, yani kendi evlerini yeniden satın alarak yerleşmişler. Bazı köyler neredeyse tamamen Kırım Türklerinden oluşmakta.
Kırım Türkleri boş arazilerde kurdukları çadır şehirlerin yanısıra taleplerini yöneticilere ve kamuoyuna duyurmak için Yalta, Akmescit, Sudak ve Aluşta gibi Kırım’ın büyük şehirlerinin merkezlerinde genellikle de parti ve idare binalarının önünde çadırlar kurarak gösteri yapmaktalar.
Kırım’da bulunduğumuz süre içerisinde halen Kırım Millî Hareketinin lokomotifliğini yapmakta olan Kırım Tatar Millî Hareketi Teşkilatı’nın aktivistleri ile ve Merkez Şurası’nın mensupları ile tanışmak fırsatı oldu. Merkez Şura Başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, başkan yardımcısı ve Kırım tatarlarının meselesiyle ilgilenen devlet komisyonunda temsilci Refat Çubar, Merkez Şura üyeleri Şevket Asan, Reşat Kence, Sinaver Kadir, Abdürreşit Cappar, Bekir Ömer, İcra Komitesi üyeleri Hilmi Ömer, Server Kerim, Denetleme Kurulu üyesi Emir Mecit, İsmail Gaspıralı Cemiyeti Başkanı Nariman İbadullah, Millî Hareketin kültür cephesini yürütmekle görevlendirilen Kırım Türk kültürünü yeniden canlandırmak için Koordinasyon Merkezi başkanı tarihçi İsmet Zaat, başkan yardımcıları Ayder Emir, Rüstem Kanay, Millî hareketin aktivisitleri, Reşat Cemil, Cafer Veliyullah, Eldar Şabanoğlu, Reşat Osman, yazar ve şairler Rıza Fazıl, Yunus Kandımov, Şakir Selim ve daha bir çok milli hareket mensubu.
Yıllarca hakkında bir çok şey okuduğum, bir çok şey dinlediğim Kırım Tatar Millî Tatar Millî Hareketi’nin aktivistleri, yırcıları, yazar ve şairleri, KGB ile totaliter rejim ile yıllarca uğraşan, hapislere girip çıkanlarla ve bu mücadeleyi topyekün sürdüren Kırım Tatar halkıyla tanışmak, onların yüreklerindekini, gönüllerindekini hissetmekle Kırım Türklerinin Millî Mücadelesi’nin ruhunu, başarısının ardında yatanları daha iyi anlamak, idrak etmek mutluluğuna eriştim.
Bu insanlarla, bu müdadeleyi veren, ölümün eşiğinden yeniden dirilişe geçen Kırım Tatar halkıyla çadırlarda, mitinglerde bir arada olunca onların Kırım’da kendi bayrakları altında yaşamaya gerçekten layık gerçekten hakları olduğunu daha iyi anlıyabiliyor insan.
Sürgünden bu yana geçen 46 yıllık inanılmaz mücadelenin bugün ulaştığı başarının sebeplerinden en önemlisi Kırım Türklerinin birlik ve beraberlik içerisinde kendi hakkını gerçekten ama gerçekten samimiyetle ve şahsi menfaatlerinin üzerinde savunan yolbaşçılarına güvenmesi ve onlara her şart altında destek vermesidir.
Sovyetler Birliği’nde yumuşama neticesinde daha belirgin ortaya çıkan Kırım Tatar Millî Hareketi içerisindeki değişik akımlar inşallah Moskova’nın oyunlarına gelmez. Korkulan odur ki bu grupları Moskovanın kendi menfaatleri doğrultusunda, geçmişte örnekleri görüldüğü gibi kullanılması. Ama Kırım’a giden bizzat mücadele eden halkı tanıyanların kanaati Kırım Türklerinin Millî Hareketinde KTMHT’nın lokomotifliğini yapmakta olduğu.
Hayatını Kırım Millî Meselesi’ne adayan Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu başkanlığındaki Kırım Tatar Millî Hareketi Teşkilatı Kırım Türklerinin ezici bir çoğunluğu tarafından benimsenmiş ve mücadelelerinin siyasî bayraktarlığını yapan teşkilatıdır.
[/ihc-hide-content]Emel 179, Temmuz-Ağustos 1990. Sayfa 1-
Emel KIRIM VAKFI