Yeni Kitaplar

Yazar:

 Hazırlayan: Özgür KARAHAN

 

Bülbüller Ötmegen Dağlarda

Zera BEKİROVA

Akmescit, 2020.

ISBN: 978-5-907263-38-3

Kırım Tatarca, Rusça. 224 sf. 

1944 sürgün ve soykırımı esnasında Kırım Tatarları Sovyetler Birliğindeki çeşitli ülkelerin uzak köy ve kasabalarına sürgüne gönderildiler. Mari El Cumhuriyetine ise on bin civarında Kırım Tatarı sürüldü. Burada tel örgüler arkasındaki kamplarda tutularak kağıt sanayiinde çalıştırıldılar. Orada olan tüm Kırım Tatarlarına “Ben buraya ebediyen sürgün edildim ve Kırım’a dönme çabasında bulunmayacağım” diye imza attırıldı. Sürgün yerlerinden 3 kilometre uzaklaşanlar 2-3 ay ile 10-18 yıla kadar hapis cezasına çarptırıldılar. Sovyet hükumeti hakkında uygun olmayan sözler kullandıkları için cezalandırıldılar. Ağır çalışma koşullarına tahammül edemeyen çok insanımız öldü. Gazeteci yazar Zera Bekirova Mari El’de saha çalışması yaparak sürgünü yaşamış insanlar ve onların çocukları ile görüşüp bu facialı günleri kayda aldı. Kitapta sürgün hatıraları ve alimlerin sürgün hakkındaki ilmi makalelerinin yanı sıra dönemin devlet terörünün kurbanlarının bir listesi de yer alıyor.

Bir Zadekân Aileniñ Accı Taliyi

Zera BEKİROVA

Akmescit, 2020.

ISBN: 

Kırım Tatarca, Rusça. 96 sf. 

Nenkecan Dergisi Başeditörü, gazeteci, yazar Zera Bekirova bu eserinde 19. yüzyılın sonu 20. yüzyılın başında Kırım’da bir dizi okul açan, milleti için pek çok hayırlı işlerde bulunan İsmail Mufti Zade’nin kızı Meryem Mufti Zade ve torunu Ninkican’nın acı kaderi hakkında bizleri bilgilendiriyor. 

Meryem Mufti Zade, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kurucularından biri, 1920 yılında Gence İsyanının liderlerinden biri Cahangir Kazımbeyli ile evleniyor ve Ninkican isimli kızı dünyaya geliyor. Kazımbeyli, Türkiye’ye hicret etme kararı alıp eşi Meryem ile beraber gidiyor. Kızını ise Meryem hanımın annesi Sayde hanım Mufti Zade yanında Kırım’da bırakıyor, Türkiye’ye yerleştikten sonra gelip alırız diye.

1922-23 yıllarında Kırım’da güçlü açlık olduğunda Meryem hanım kızını alıp götürmek için Kırım’a geliyor ve gelir gelmez NKVD (Sovyetler Birliği İçişleri Halk Komiserliği) tarafından “Türk casusu” olarak yakalanıp hapse atılıyor. Onu hapisten Veli İbraimov (Kırım Muhtar Cumhuriyeti Başkanı) kurtarıyor ve ta Orkapı taraflarında bir uzak köyde gizlenmesini tavsiye ediyor. Ama bu da ona çare olmuyor…

1929-1930’larda Kırım’da zadeganları, din adamlarını, varlıklı insanları Ural’a sürgün ettiklerinde Meryem hanım kızıyla beraber Sibirya’ya sürgün ediliyor. Böyle bir soylu ailenin vekili olan, ama okuma imkanından mahrum olup, alfabeyi Sibirya dağlarında öğrenen Ninkican (ailede ona Niyar diyorlarmış) günlük tutmuş. 1948 yılında onlar annesiyle beraber Özbekistan’a, milletinin yanına gidiyorlar. Meryem hanım 1968 yılında Çirçik şehrinde vefat ediyor. Özbekistan’da Bosnyakovlar soyundan olan Celâl Bosnyakov ile evlenen Niyar hanım 1990’larda Kırım’a dönüyor.

2002 yılında Kırım Devlet Arşivinin Akmescit şehir yönetimi ile birlikte düzenlediği “Akmescit’in en kadim ve Kırım’ın inkişafı için en çok hizmet eden soyu” yarışını arşiv belgeleri esasında Muftizadeler ve Bulgakovlar kazandı. Muftizadelerin büyük ailesinden hayatta kalan tek kişi olan Niyar Hanım, Allah’ın iradesiyle Kırım’daki bütün yerleşimcilere Kırım’ın asıl sahiplerinin kim olduğunu tasdiklemek için geri döndü. 2011 yılında vefat eden Niyar Hanım, baştaşına Ninkican Muftizade diye yazmalarını vasiyet etti.

İmparatorluklar Arası Türkler (1856-1914)

James H. MEYER

Çevirmen: Renan AKMAN

Orijinal adı: Turks Across Empires

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2021.

ISBN: 9786254052187

336 sf. 15,5 x 23,5 cm

 

Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başında, özellikle de İttihat ve Terakki İstanbul’unda siyasi ve kültürel yaşamın önemli çekim merkezlerinden biri Pan-Türkçüler ve Türk Yurdu dergisi çevresiydi. İmparatorluklar Arası Türkler. Osmanlı-Rus Sınır Boylarında Müslüman Kimliği Pazarlama Stratejisi (1856-1914) bu çevrenin hikâyesini, imparatorluklar arası daha geniş bir bağlama oturtarak anlatıyor. James H. Meyer, Türk milliyetçiliğinin de kurucuları arasında sayılan Yusuf Akçura, İsmail Gaspıralı ve Ahmet Ağaoğlu’nun Çarlık Rusyası ve Osmanlı İmparatorluğu’ndaki dünyalarını mercek altına alırken, eşmerkezli üç çevreye odaklanıyor: En içerideki çemberde Türk Yurdu var; bir sonraki daha geniş çemberde, Rusya taşrasında eğitim reformu için idareyle olduğu kadar kendi cemaatleri içinde de mücadele veren “usul-i cedid” taraftarları yer alıyor; en geniş üçüncü çember ise, “imparatorluklar arası Müslümanlar”dan, yani imparatorluklar arasında gidip gelen, kâh birinde kâh diğerinde yaşayan tüccarlar, hacılar, mülteciler ve sayısız Müslümandan oluşuyor.
James H. Meyer, Akçura ve arkadaşlarının bu imparatorluklar arası cemaatin de ayrılmaz bir parçası olduklarını savunurken, arşivlerden kişisel mektuplara kadar geniş bir belge yelpazesinden yararlanıyor.
(Tanıtım bülteninden)

II. Viyana Kuşatması / Yedi Başlı Ejderin Fendi

Kahraman ŞAKUL 

Timaş Yayınları

İstanbul, 2021

ISBN: 9786050835663

560 sf. 13,5 x 21 cm.

 

1683 II. Viyana Kuşatması, Osmanlı Devleti’nin kara/nlık günlerinin önsözü…

Askerî tarihçi Kahraman Şakul, bozgunun Doğu-Batı arasında kalan imgesi üzerine arkeolojik kazı yapıyor, ‘bizim cephe’nin Alaman Dağı’ndaki acı saatlerini yeniden işletiyor. Akademik disiplinin satır aralarında, Kara Mustafa Paşa, Vânî Efendi, Evliya Çelebi, Murad Giray, İbrahim Paşa, IV. Mehmed, Sobieski, Lothringen Dükü Karl ve İmparator Leopold portreleri üzerinden kuşatan ve kuşatılanın ortak trajedisiyle karşılaşacak, 1526 Mohaç Zaferi’nin gölgesinde geçen 157 senelik filmin sonunda, yenilgiden dönen Osmanlı’yla ‘düşman’ın yengi naralarının iç içe geçtiği bir literatür okuyacaksınız. 

Viyana kapılarında bırakılan Türk Cihan Hakimiyeti Mefkûresi’nin Yedi Başlı Ejder’in sesinde eriyip gittiğine şahit olacak, bu mücadelenin nasıl Kızılelma ve İslamofobi mengenesine sıkışıp medeniyetler çatışması tezine malzeme edildiğini görecek, kuşatan ve kuşatılanların ortak kaderini objektif bir vizörden seyredeceksiniz.

Elinizdeki çalışma, muharebe odaklı eski askerî tarihçilik ile multidisipliner yeni askerî tarihçiliğin bir arada olduğu, sivillerin mağduriyetine yer verildiği bir tarih anlatısı.

 

Kahraman Şakul, “Viyana ya fethedilseydi?” sorusunun izinde, görsel malzemeyle zenginleştirdiği kitabında, dönemin panoramasını çiziyor, Viyana kapılarında kalan Osmanlı ütopyasının eskizlerini çıkarıyor. (Tanıtım Bülteninden)

*

Öte yandan Kahraman Şakul dillere pelesenk olmuş “ihanet” iddialarının taraflı, yanlış ve geçersiz olduğunu kaynak ve coğrafi kanıtları da kullanarak bu eserinde dile getiriyor.

 

Kırım Karaycası Türkçe Sözlük

Gulayhan Aqtay, Henry Jankowski

Çeviren: Tülay Çulha

Asos Yayınevi

Elazığ, 2020.

ISBN: 9786257813280

508 sf. 13,5 x 21 cm

 

2015 yılında İngilizce olarak yayınlanan eser 2019 sonlarında Türkçeye çevrilip Kesit Yayınları tarafından yayınlanmıştı. Gözden kaçmış ufak dizgi hataları ve alfabe farklılıklarının oluşturduğu hatalar bu baskıda giderilmiş.

Karaylar, başta Litvanya, Polonya, Ukrayna, Kırım ve İstanbul olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde dağınık olarak yaşamaktadırlar. Konuştukları dil olan Karayca ise Türk dilleri içinde Kuzeybatı Kıpçak grubunda kabul edilmekte ve yok olma tehlikesi altındaki diller arasında anılmaktadır. Haliç, Trakay ve Kırım olmak üzere üç diyalekti bulunmaktadır.

Karaycanın sözlükleri ise 20. yüzyılın başlarından itibaren farklı alfabelerde hazırlanmış, kimisi basılmış, kimisi daktilo baskısı olarak özel koleksiyonlarda yer alan sınırlı sayıda çalışmalar olmuştur. Son olarak Gulayhan Aqtay, Henryk Jankowski tarafından yayımlanmış ve bu çalışmaya konu olan A Crimean Karaim-English Dictionary, yaklaşık 10.000 maddenin yer aldığı Karaycaya ilişkin hazırlanmış en son ve en kapsamlı sözlüktür. Türkçeye aktarımı yapılmış olan bu çalışma, kendisinden önce yapılmış sözlük çalışmalarının bir değerlendirmesi olması bakımında bu dile ilişkin sözlük ihtiyacını karşılayacak niteliktedir. Sözlüğün çevirmeni Tülay Çulha ise 15 – 20 yıldır Karayca üzerine çalışmakta olup Türkiye’deki ilk Karayca sözlüğün yazarıdır (Karaycanın Kısa Sözvarlığı, Karayca – Türkçe Sözlük).

 

 

 

Emel 274. Ocak-Şubat-Mart 2021

TAVSİYELER

Bülent Tanatar ATR Televizyonunda

Emel Dergimizin editörü, Emel Kırım Vakfı yönetim Kurulu üyesi, yazar, çevirmen Bülent Tanatar, 11 Ekim …